İçeriğe geç

5. sınıf · Türkçe · 7. hafta (26-30 Ekim 2026)

Mustafa: Hikâye Unsurları, Metnin Bölümleri, Söz Sanatları, Bağlantı İfadeleri ve Kesme İşareti

Atatürk’ü Tanımak teması · Konu özeti

Etkinlikler
Bu hafta

Beşinci haftada “Bir İp Bul, Oyuna Başla!” metniyle Oyun Dünyası temasını tamamlamış; akıcı okumayı, anahtar kelimeleri ve e-posta yazmayı çalışmıştın. Geçen hafta ise Atatürk’ü Tanımak temasına “Mustafa” adlı dinleme/izleme metniyle kısa bir giriş yaptın. Bu hafta, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutladığımız günlerde aynı metinle çalışmayı sürdüreceksin: dinleme materyalini ve stratejini seçmeyi, hikâye unsurlarını ve metnin bölümlerini bulmayı, çağrışım, ikileme ve pekiştirmeyle söz varlığını zenginleştirmeyi, şiirde biçimi ve söz sanatlarını tanımayı, konuşmayı başlatıp sürdürmeyi, ekleme bildiren bağlantı ifadelerini, büyük harf ve kesme işareti kurallarını öğreneceksin.

Dinlemeye hazırlan: materyal, strateji ve tahmin

Dinlemeye ya da izlemeye başlamadan önce neyi, niçin dinleyeceğine karar verirsin. Amacın Atatürk’ün çocukluğunu öğrenmekse kısa bir belgesel, sesli bir öykü ya da öğretmeninin okuyacağı metin işini görür; bayram töreninde okuyacağın şiiri öğrenmek istiyorsan bir şiir kaydı daha uygundur. Seçerken süreni de düşünürsün: On dakikan varsa bir saatlik belgesele başlamak doğru olmaz. Elindeki olanaklara da bakarsın: İnternet yoksa öğretmeninden ses kaydı isteyebilir ya da sınıf kitaplığındaki bir kitaptan yararlanabilirsin.

Dinleme iki biçimde olur. Etkileşimli dinlemede karşındaki kişiyle konuşursun, anlamadığın yeri hemen sorabilirsin; büyükannenin anlattığı bir anıyı dinlemek böyledir. Etkileşimsiz dinlemede ise bir kaydı ya da videoyu izlersin, soru soramazsın; bu yüzden not almak, önemli yerleri işaretlemek ve gerekirse kaydı başa sarmak gibi stratejilere ihtiyaç duyarsın. “Mustafa” adlı metni dinlerken de kişi adlarını, yer adlarını ve tarihleri kısa notlar hâlinde yazman, sonra soruları cevaplamanı kolaylaştırır.

Dinlemeden önce tahmin yürütmek de bir stratejidir. Metnin adı “Mustafa”, temanın adı ise Atatürk’ü Tanımak olduğuna göre metnin Atatürk’ün çocukluk yıllarıyla ilgili olabileceğini düşünebilirsin; çünkü Atatürk’ün ilk adı Mustafa’dır. Tahminini gerekçesiyle birlikte söylersin: “Bence metin Atatürk’ün çocukluğunu anlatıyor, çünkü başlıkta soyadı değil yalnızca ilk adı geçiyor.” Dinledikten sonra tahminin doğru çıkıp çıkmadığını kontrol edersin; tahminin tutmazsa bu bir hata değil, dinlerken daha dikkatli olmanı sağlayan bir ipucudur.

Hikâye unsurları ve metnin bölümleri

Olay anlatan metinlere öyküleyici metin denir; masal, hikâye ve anı bu türdendir. Böyle bir metni dinlerken dört unsuru ararsın: olayı yaşayan kişiler ve varlıklar (şahıs ve varlık kadrosu), olayın geçtiği yer (mekân), olayın geçtiği zaman ve olayların birbirine bağlanarak ilerleyişi (olay örgüsü). Bu unsurlar birbirinden bağımsız değildir: Zaman değişince mekân, mekân değişince kişilerin davranışları da değişebilir.

Kısa bir örnek üzerinde çalışalım: Ege, 29 Ekim sabahı okul bahçesindeki törende şiir okuyacaktır. Günlerce çalışmıştır ama sahneye çıkınca heyecandan ikinci dizeyi unutur. Ön sırada duran arkadaşı Lina dizeyi ona fısıldar; Ege toparlanıp şiiri tamamlar, bütün okul onu alkışlar. Bu öyküde şahıs kadrosu Ege ve Lina’dır; mekân okul bahçesi, zaman 29 Ekim sabahıdır. Olay örgüsü ise hazırlık, unutma, yardım ve tamamlama basamaklarından oluşur.

Öyküleyici metinler üç bölümden oluşur. Serim bölümünde kişiler, yer ve zaman tanıtılır, olay başlar. Düğüm bölümünde bir sorun ortaya çıkar, merak en yüksek noktaya ulaşır. Çözüm bölümünde sorun çözülür ve olay sona erer. Bilgi veren metinlerde bu bölümlere giriş, gelişme ve sonuç denir. Bölümleri bulduktan sonra aralarındaki bağı da görürsün: Düğümdeki sorun, serimde tanıtılan kişilerin başına gelir; çözüm, düğümdeki sorunu ortadan kaldırır.

BölümNe olur?Ege’nin öyküsünde
Serim (giriş)Kişiler, yer ve zaman tanıtılır; olay başlar.Ege törende şiir okumaya hazırlanır.
Düğüm (gelişme)Sorun ortaya çıkar, merak artar.Ege sahnede ikinci dizeyi unutur.
Çözüm (sonuç)Sorun çözülür, olay sona erer.Lina dizeyi fısıldar, Ege şiiri tamamlar.

Yüzey anlam ve bilinmeyen kelimeler

Yüzey anlam, metinde doğrudan söylenen bilgidir. “Mustafa 1881 yılında Selanik’te doğdu.” cümlesini dinlediysen “Mustafa nerede doğdu?” sorusunun cevabı metinde aynen vardır: Selanik’te. Buna karşılık “Mustafa nasıl bir çocuktu?” sorusunun cevabı metinde açıkça söylenmemişse kişinin davranışlarından yola çıkarak yorum yaparsın. Önce metnin açıkça verdiği bilgileri belirlemen, sonra yoruma geçmen gerekir.

Anlamını bilmediğin bir kelimeyle karşılaştığında dinlemeyi ya da okumayı kesmezsin; çevresindeki cümlelerden yararlanırsın. “Düşman çekilince köylüler bayram etti; vatan artık hürdü, millet bağımsızdı.” cümlesinde “hür” kelimesinin anlamını bilmesen bile yanındaki “bağımsız” kelimesi sana ipucu verir: hür, bağımsız ve özgür demektir. “Törende marşlar söylendi, nutuklar okundu.” cümlesinde “nutuk” kelimesini de bağlamdan çıkarabilirsin: Törende okunan bir şey olduğuna göre bir konuşma, bir söylev olmalıdır. Atatürk’ün Millî Mücadele’yi anlattığı ve 1927’de okuduğu eserine de bu yüzden Nutuk adı verilmiştir.

Tahmininle yetinmezsin; kelimeyi TDK’nin Güncel Türkçe Sözlüğü’nde arar, tahminini kontrol eder ve doğru anlamı not alırsın. Sözlük yoksa öğretmenine ya da ailene sorabilirsin. Üç sütunlu tablo yine işine yarar: kelime, tahminim, sözlük anlamı. Metni okuduktan sonra okuma sürecini de değerlendirirsin: Hangi kelimelerde takıldın? Tahminlerin tuttu mu? Dikkatin nerede dağıldı? Güçlü yönlerini bir sonraki okumaya taşır, zorlandığın noktalar için önlem alırsın; örneğin uzun kelimeleri hecelere ayırarak okumayı deneyebilirsin.

Söz varlığı: çağrışım alanı, ikileme ve pekiştirme

Bir kelimeyi duyduğunda aklına gelen diğer kelimeler o kelimenin çağrışım alanını oluşturur. “Bayram” deyince bayrak, tören, marş, şiir, kutlama, coşku ve sevinç; “cumhuriyet” deyince millet, seçim, meclis, egemenlik ve 29 Ekim aklına gelebilir. Metni dinlerken temayla ilgili kelimeleri böyle kümeler hâlinde toplarsın; aralarındaki anlam ilişkisini de incelersin: “bağımsızlık” ile “özgürlük” yakın anlamlıdır, “zafer” ile “yenilgi” zıt anlamlıdır, “Samsun” ile “Ankara” Millî Mücadele deyince akla gelen yer adlarıdır.

İkileme, anlamı güçlendirmek için iki kelimenin yan yana kullanılmasıdır. Aynı kelime tekrarlanabilir (adım adım, yavaş yavaş), yakın anlamlı kelimeler birleşebilir (ev bark, eş dost), zıt anlamlı kelimeler bir araya gelebilir (irili ufaklı, ileri geri) ya da ses taklidi kelimeler yinelenebilir (şırıl şırıl, pat pat). Törende bayraklar dalga dalga sallanır, çocuklar güle oynaya yürür, alkışlar gürül gürül yükselir. İkilemeler ayrı yazılır ve aralarına virgül ya da başka bir noktalama işareti konmaz.

Pekiştirme ise bir sıfatın ya da zarfın anlamını güçlendirmek için kelimenin ilk hecesinin önce söylenip ardına m, p, r, s harflerinden uygun olanın getirilmesiyle yapılır: bembeyaz, kıpkırmızı, tertemiz, masmavi. Bazı pekiştirmelerde araya bir hece daha girer: sapasağlam, yapayalnız, çepeçevre. Pekiştirmeli kelimeler bitişik yazılır. Konuşurken ve yazarken bu kelimeleri bilinçli seçersen anlatımın hem daha canlı hem daha etkili olur: “Kıpkırmızı bayraklar bembeyaz ay yıldızlarıyla masmavi gökte dalgalanıyordu.”

KelimePekiştirilmiş biçimiÖrnek cümle
beyazbembeyazBayrağın ay yıldızı bembeyazdı.
kırmızıkıpkırmızıBalkonlara kıpkırmızı bayraklar asıldı.
temiztertemizTören alanı sabah tertemizdi.
mavimasmavi29 Ekim sabahı gökyüzü masmaviydi.
sağlamsapasağlamBayrak direği sapasağlam duruyordu.

Şiirin biçimi ve söz sanatları

Şiir, duyguları ve düşünceleri ölçülü, ahenkli satırlarla anlatan metin türüdür. Şiirin her satırına dize, dört dizeden oluşan bölümüne dörtlük denir. Dizelerin sonundaki ses benzerliğine kafiye (uyak), dizelerdeki hece sayısının eşit olmasına hece ölçüsü denir. Bir şiirin biçimini incelerken kaç dörtlükten oluştuğuna, dizelerin hece sayısına ve kafiyelerin hangi düzende sıralandığına bakarsın.

Aşağıdaki dörtlüğü inceleyelim: “Al bayrağım göklerde dalgalanır, / Yıldızı gülümser, ayı ışıldar, / Bugün sokaklar sevince boyanır, / Cumhuriyet güneş gibi parıldar.” Dörtlük dört dizeden oluşur; her dize on bir hecelidir. Birinci ve üçüncü dizeler “dalgalanır” ve “boyanır” kelimeleriyle, ikinci ve dördüncü dizeler “ışıldar” ve “parıldar” kelimeleriyle kafiyelidir; bu düzene çapraz kafiye (abab) denir. Dize sonlarındaki ses benzerliği şiire ahenk verir, okurken müzik gibi duyulur.

Şiirde ve öykülerde anlatımı güçlendiren söz sanatları vardır. Benzetmede bir varlık, bir özelliği bakımından başka bir varlığa benzetilir ve çoğunlukla “gibi”, “kadar” kelimeleri kullanılır: “Cumhuriyet güneş gibi parıldar.” Kişileştirmede insana ait bir özellik insan dışı bir varlığa verilir: “Yıldızı gülümser.” Abartmada bir durum olduğundan çok büyük ya da çok küçük gösterilir: “Alkış sesi gökleri deldi.” Söz sanatını bulduktan sonra anlatıma ne kattığını da söylersin: Gülümseyen yıldız, bayramın sevincini okura hissettirir.

Şiiri sesli okurken akıcı okumanın kurallarını hatırlarsın: Dize sonlarında kısa durak verir, kafiyeli kelimeleri hafifçe vurgular, anlamın gerektirdiği yerde sesini yükseltip alçaltırsın. Hızlı okumak akıcı okumak değildir; dinleyen, dörtlükteki sevinci senin sesinden duymalıdır.

Konuş: başlat, sürdür, bitir; ekleme bildiren bağlantı ifadeleri

Bir konuşma selamla ve hitapla başlar: “Günaydın arkadaşlar, değerli öğretmenim.” Ardından ne anlatacağını kısaca söylersin: “Size bugün Cumhuriyet Bayramı’nın neden kutlandığını anlatacağım.” Konuşmayı sürdürürken dinleyenlerin yüzüne bakar, aralarda “Şimdi gelelim törene.” gibi geçiş cümleleri kurarsın. Bitirirken teşekkür eder, soru olup olmadığını sorarsın: “Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim, sorusu olan var mı?”

Sınıfta karşılıklı konuşurken söz sırasına uyarsın. Arkadaşın konuşurken sözünü kesmez, söz almak için el kaldırır ya da “Söz alabilir miyim?” dersin. Konuşman bitince sözü başkasına verebilirsin: “Lina, sen bu konuda ne düşünüyorsun?” Konuşmaya başlamadan önce amacını, konunu, türünü ve anlatım biçimini belirlersin. Amacın bilgi vermekse 29 Ekim 1923’te neler olduğunu açıklayıcı biçimde anlatırsın; amacın bir anını paylaşmaksa geçen yılki törende yaşadıklarını öyküleyici biçimde sıralarsın.

Konuşmanda tahminlerine de yer verebilirsin. Ön bilgilerinle konuyu birleştirir, mantıklı bir tahmin yapar ve gerekçesini söylersin: “Bu yıl törende bayrak taşımak isteyen çok kişi olacak sanırım; çünkü geçen yıl sıra uzundu.” Cümleleri birbirine bağlamak için bağlantı ifadeleri kullanırsın. Bu hafta ekleme bildirenleri öğreniyorsun: ayrıca, bir de, bundan başka, bunun dışında, hatta, hem … hem …, ile, üstelik, ve, ek olarak. Örneğin: “Törende şiir okuyacağım; ayrıca koroda marş söyleyeceğim. Üstelik sınıfımızın panosunu da ben hazırladım.”

Yazım ve noktalama: büyük harf, kesme işareti; yazını planla ve değerlendir

Büyük harf, özel adların işaretidir. Kişi adları ve soyadları (Mustafa Kemal Atatürk, Zübeyde Hanım), yer adları (Selanik, Samsun, Ankara, Türkiye), kurum adları (Türkiye Büyük Millet Meclisi), ulusal bayram ve tarihî olay adları (Cumhuriyet Bayramı, Millî Mücadele, Çanakkale Zaferi) büyük harfle başlar. Belirli bir tarih bildiren ay ve gün adları da büyük yazılır: 29 Ekim 1923, 23 Nisan 1920. Belirli bir tarih bildirmiyorsa küçük kalır: “Bayram her yıl ekim ayında kutlanır.” Tür adı olarak kullanılan kelime de küçüktür: “Türkiye Cumhuriyeti” devlet adıdır, büyük yazılır; “Türkiye bir cumhuriyettir.” cümlesinde cumhuriyet yönetim biçimidir, küçük yazılır.

Kesme işareti, özel adlara gelen çekim eklerini addan ayırır: Atatürk’ün, Samsun’a, Ankara’da, Türkiye’nin, Cumhuriyet Bayramı’nda. Sayılara gelen ekler de kesmeyle ayrılır: 1923’te, 19 Mayıs’ta, 29 Ekim’de. Buna karşılık özel adlara gelen yapım ekleri ve onlardan sonra gelen ekler ayrılmaz: Türkçe, Türkçenin, Atatürkçü. Kurum adlarına gelen ekler de ayrılmaz: Türkiye Büyük Millet Meclisine. Yanlış ve doğru biçimleri karşılaştır: “29 ekim 1923te ankarada cumhuriyet ilan edildi” yerine “29 Ekim 1923’te Ankara’da cumhuriyet ilan edildi.” yazılır.

Yazmaya başlamadan önce amacına uygun paragraf türünü ve metin yapısını seçersin. Cumhuriyet Bayramı’nda yaşadıklarını anlatacaksan öyküleyici bir paragraf kurar, olayları zaman sırasına göre dizersin. Cumhuriyetin ne olduğunu açıklayacaksan bilgilendirici bir paragraf yazar, önce tanımı verir sonra örnekleri sıralarsın. Her iki durumda da yazın giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur; gelişmede cümleleri ekleme bildiren bağlantı ifadeleriyle birbirine bağlarsın: “Törende şiir okudum. Ayrıca koroda marş söyledim. Bunun dışında bayrak taşıyanlar arasındaydım.”

Yazını bitirince değerlendirme sırası gelir. Kendine şu soruları sorarsın: Amacıma uygun paragraf türünü seçtim mi? Bölümler belli mi? Özel adları büyük harfle yazdım, kesme işaretini doğru koydum mu? İkilemelerin arasına virgül koymadım mı? Söz varlığımı zenginleştiren pekiştirme ve ikilemeler kullandım mı? Güçlü yönlerini not eder, geliştirmen gereken yönler için bir önlem belirlersin; örneğin her yazıdan sonra özel adları tek tek kontrol etmeyi alışkanlık edinirsin.

Örnekler

  1. Örnek 1Şu kısa öyküyü oku: “Bayramdan bir gün önce Defne, babasıyla balkona bayrak asmaya karar verdi. Bayrak direğinin ipi kopuktu. Defne ipi evdeki sağlam bir iple değiştirdi; bayrak akşam rüzgârında dalgalanmaya başladı.” Öykünün şahıs kadrosunu, mekânını, zamanını ve olay örgüsünü belirle.

    Cevabı göster

    Şahıs kadrosu Defne ve babasıdır. Mekân evin balkonu, zaman bayramdan bir gün öncesidir; olay akşam saatlerinde biter. Olay örgüsü üç basamaktan oluşur: bayrak asmaya karar verilir, direğin ipinin kopuk olduğu görülür, ip değiştirilip bayrak asılır. Olaylar neden-sonuç bağıyla birbirine bağlıdır: İp kopuk olduğu için değiştirilir.

  2. Örnek 2Aynı öyküde serim, düğüm ve çözüm bölümlerini bul; her bölüm için gerekçeni söyle.

    Cevabı göster

    Serim, Defne ile babasının bayrak asmaya karar vermesidir; kişiler, yer ve zaman burada tanıtılır, olay başlar. Düğüm, ipin kopuk olmasıdır; sorun ortaya çıkar, bayrağın asılıp asılamayacağını merak ederiz. Çözüm, ipin değiştirilip bayrağın asılmasıdır; sorun ortadan kalkar ve olay sona erer.

  3. Örnek 3Bir metinde şu cümleler geçiyor: “Mustafa 1881 yılında Selanik’te doğdu. Annesinin adı Zübeyde, babasının adı Ali Rıza’dır.” Aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı metinde doğrudan verilmiştir, hangisi yorum gerektirir? a) Mustafa nerede doğdu? b) Mustafa ailesine bağlı bir çocuk muydu?

    Cevabı göster

    Birinci sorunun cevabı metinde aynen vardır: Selanik’te doğdu; bu, yüzey anlamdır. İkinci sorunun cevabı metinde açıkça söylenmemiştir; cevaplamak için metnin başka yerlerindeki ipuçlarını kendi bilgilerinle birleştirmen, yani yorum yapman gerekir.

  4. Örnek 4“Çocuklar güle oynaya tören alanına yürüdü; alanda kıpkırmızı bayraklar, bembeyaz gömlekler vardı.” cümlesindeki ikilemeyi ve pekiştirmeli kelimeleri bul; nasıl oluştuklarını açıkla.

    Cevabı göster

    “Güle oynaya” ikilemedir; iki kelimenin yan yana kullanılmasıyla oluşmuştur, ayrı yazılır ve arasına virgül konmaz. “Kıpkırmızı” ve “bembeyaz” pekiştirmeli kelimelerdir: kırmızı kelimesinin ilk hecesi olan “kı” hecesine p, beyaz kelimesinin ilk hecesi olan “be” hecesine m harfi eklenip kelimenin başına bitişik yazılmıştır.

  5. Örnek 5Aşağıdaki dizelerde hangi söz sanatları kullanılmıştır? “Bayrak, al bir alev gibi dalgalandı.” / “Rüzgâr, bayrağı sevgiyle okşadı.” / “Sevincimiz bütün gökyüzünü doldurdu.”

    Cevabı göster

    Birincisinde benzetme vardır: Bayrak, “gibi” kelimesiyle aleve benzetilmiştir. İkincisinde kişileştirme vardır: Okşamak insana ait bir davranıştır, rüzgâra verilmiştir. Üçüncüsünde abartma vardır: Sevinç, gökyüzünü dolduracak kadar büyük gösterilmiştir.

  6. Örnek 6Aşağıdaki cümleyi yazım kurallarına göre düzelt ve her düzeltmenin nedenini söyle: “mustafa kemal 19 mayıs 1919da samsuna çıktı; cumhuriyet 29 ekim 1923te ankarada ilan edildi.”

    Cevabı göster

    Doğru yazım: “Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı; cumhuriyet 29 Ekim 1923’te Ankara’da ilan edildi.” Cümle büyük harfle başlar; Mustafa Kemal kişi adı, Samsun ve Ankara yer adı olduğu için büyük yazılır. Mayıs ve Ekim belirli bir tarih bildirdiği için büyük harfle başlar. 1919’da, Samsun’a, 1923’te ve Ankara’da kelimelerinde ekler sayıya ve özel ada geldiği için kesme işaretiyle ayrılır. Noktalı virgülden sonra gelen “cumhuriyet” yönetim biçimini bildiren tür adıdır, küçük kalır.

Etkinlikler

Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.

  1. 1Aşağıdaki cümlelerin hangisinde pekiştirmeli bir kelime vardır?

  2. 2“Törende şiir okudum; … koroda marş söyledim.” cümlesinde boşluğa ekleme bildiren hangi bağlantı ifadesi getirilmelidir?

  3. 3Hangi cümle yazım kurallarına uygundur?

  4. 4Aşağıdaki ifadeler doğru mu, yanlış mı?

    • Öyküleyici metinde sorunun ortaya çıktığı bölüm düğümdür.
    • İkilemelerin arasına virgül konur.
    • Etkileşimsiz dinlemede konuşmacıya hemen soru sorabilirsin.
    • “Cumhuriyet güneş gibi parıldar.” dizesinde benzetme vardır.
    • Türkçe kelimesine gelen ek kesme işaretiyle ayrılır.
  5. 5Kavramları örnekleriyle eşleştir.

    Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.

  6. 6Kelimeleri uygun boşluklara yerleştir. Bir kelime artacak.

    1. Dize sonlarındaki ses benzerliğine denir.
    2. Özel adlara gelen çekim ekleri ile ayrılır.
    3. Bir kelime duyulduğunda akla gelen kelimeler o kelimenin alanını oluşturur.
    4. Olayın sona erdiği, sorunun ortadan kalktığı bölüme denir.
  7. 7Şu üç cümleyi ekleme bildiren bağlantı ifadeleriyle birbirine bağlayarak tek bir paragraf yaz: Bayram sabahı törene katıldım. Koroda marş söyledim. Sınıf panosuna Atatürk’ün fotoğraflarını astım.

  8. 8Aşağıdaki paragrafı yazım ve noktalama kurallarına göre düzelt: “mustafa kemal 1881de selanikte doğdu. 23 nisan 1920de ankarada türkiye büyük millet meclisi açıldı. çocuklar bayramı güle, oynaya kutladı.”

Kısaca

  • Dinlemeden önce amacına, sürene ve olanaklarına göre materyal seçersin; etkileşimsiz dinlemede not alma ve işaretleme gibi stratejiler kullanır, başlık ve temadan hareketle gerekçeli tahmin yürütürsün.
  • Öyküleyici metinde şahıs ve varlık kadrosu, mekân, zaman ve olay örgüsü bulunur; metin serim, düğüm ve çözüm (giriş, gelişme, sonuç) bölümlerinden oluşur.
  • Yüzey anlam metinde doğrudan verilen bilgidir; bilinmeyen kelimenin anlamı bağlamdan tahmin edilip sözlükle kontrol edilir; çağrışım alanı, ikileme ve pekiştirme söz varlığını zenginleştirir.
  • Şiirde dize, dörtlük, hece sayısı ve kafiye biçimi oluşturur; benzetme, kişileştirme ve abartma anlatımı güçlendiren söz sanatlarıdır.
  • Konuşma selam ve hitapla başlar, söz sırasına uyularak sürer, teşekkürle biter; ekleme bildiren bağlantı ifadeleri (ayrıca, üstelik, bunun dışında) cümleleri bağlar; özel adlar ve belirli tarihlerdeki ay adları büyük harfle yazılır, özel adlara ve sayılara gelen ekler kesme işaretiyle ayrılır.

Bu dersin öteki kaynakları