Yeni yılın ilk haftasında «Duygularımı Tanıyorum» temamızın yeni metni Korkuluk ile tanışıyoruz. Tarlanın ortasında kollarını açmış bekleyen o saman adamın, aslında hepimizin içinde zaman zaman beliren korku duygusuyla ne kadar yakından ilgili olduğunu birlikte keşfedeceğiz. Bu hafta metne başlıktan tahminlerle hazırlanacak, «korkuluk» kelimesinin farklı anlamlarını ve korkuyu anlatan deyimleri öğrenecek, metnin yüzey ve derin anlamını çözecek, varlık kadrosu ve olay örgüsünü inceleyeceğiz. Haftanın sonunda bir korkuluğun gözünden yaratıcı yazılar yazacak, yazılarımızı de/da, ki, ünlem ve üç nokta kurallarıyla gözden geçireceğiz.
Korkuluk Metnine Hazırlık: Başlıktan Tahmin, Materyal ve Okuma Planı
Yeni bir metne başlarken ilk ipucumuz başlıktır. «Korkuluk» tek kelimelik bir başlık ama zihnimizde birçok kapı açıyor: Tarlanın ortasında eski bir ceket giymiş, şapkası yana yatmış saman bir adam mı? Balkonun ya da merdivenin kenarındaki demir parmaklık mı? Yoksa «korku» kelimesinden yola çıkarak içimizdeki bir duygu mu? Temamızın adı «Duygularımı Tanıyorum» olduğuna göre metnin bir şekilde korku duygusuyla ilgili olacağını tahmin edebiliriz. Başlığın yanındaki görsel de tahminimizi güçlendirir: Görselde bir tarla ve kargalar varsa metnin tarla korkuluğunu anlattığını, korkuluğun yüzündeki ifade hüzünlüyse onun duygularına da yer verileceğini düşünürüz (T.O.5.6 a).
Tahminlerimizi düzenlemek için bu hafta Bil-İste-Öğren tablosunu kullanıyoruz (T.O.5.3). Tablonun ilk sütununa konu hakkında bildiklerimizi (korkuluk tarlaya dikilir, kuşları ürkütür), ikinci sütununa öğrenmek istediklerimizi (korkuluk ne hisseder, kargalar ondan gerçekten korkar mı) yazarız; üçüncü sütunu ise okuma bittikten sonra öğrendiklerimizle doldururuz. Okuma sırasında tahmin et ve doğrula stratejisini uygularız: Her paragrafın sonunda kısa bir mola verir, «Şimdi ne olacak?» diye düşünür, okumayı sürdürünce tahminimizin tutup tutmadığına bakarız. Duygu bildiren kelimelerin altını çizer, bilmediğimiz kelimeleri işaretleriz. Materyal olarak sözlük, hikâye unsurları için bir hikâye haritası ve metindeki duygu değişimlerini göstermek için bir duygu çizelgesi seçeriz (T.O.5.1).
Metin sınıfta sesli okunarak dinletilecekse dinleme stratejimizi de belirleriz (T.D.5.2). Öğretmenimiz ara ara durup soru soruyorsa bu etkileşimli bir dinlemedir; konuşmaya katılabilir, tahminimizi paylaşabiliriz. Kayıttan dinlerken ise metni durduramayacağımız için kısa notlar almamız gerekir. Dinlerken yalnız kelimelere değil, okuyucunun sesine de dikkat ederiz: Korkulu bir anda ses alçalır, titrer ya da hızlanır; sevinçli bir anda yükselir. Bu ses değişimleri, duyguyu kelimelerden önce haber verir. Dinlemenin sonunda kendimizi değerlendiririz (T.D.5.20): «Tahminlerimi not ettim, bu güçlü yönüm. Ama ses tonundaki değişiklikleri kaçırdım; bir dahaki dinlemede duygu değişen yerlerin yanına küçük bir yüz çizeceğim.»
| Bil (Ne biliyorum?) | İste (Ne öğrenmek istiyorum?) | Öğren (Ne öğrendim?) - okumadan sonra |
|---|---|---|
| Korkuluk tarlaya dikilir. | Korkuluk ne hisseder, yalnız mıdır? | Metindeki korkuluğun duyguları ve yaşadıkları |
| Korkuluk kuşları ürkütmek içindir. | Kargalar ondan gerçekten korkar mı? | Kargaların korkulukla ilişkisinin nasıl değiştiği |
| Eski giysi ve samandan yapılır. | Başlık neden yalnız «Korkuluk»? | Başlığın ana fikirle bağlantısı |
| Korku bir duygudur. | Korkuyla nasıl baş edilir? | Metinden çıkardığım mesaj |
Söz Varlığı: Korkuluk Kelimesinin Anlamları ve Korku Kelime Ailesi
Metnimizin başlığı olan korkuluk kelimesi, bağlama göre farklı anlamlar kazanan çok anlamlı bir kelimedir (T.O.5.5, T.D.5.4). Birinci anlamı «Tarlaya, bahçeye dikilen, kuşları ürkütmek için insana benzetilerek yapılan nesne»dir: «Dedem buğday tarlasına yeni bir korkuluk dikti.» İkinci anlamı «Merdiven, balkon, köprü gibi yerlerin kenarında düşmeyi önleyen parmaklık»tır: «Balkonun korkuluğuna yaslanıp sokağı seyretti.» Üçüncü anlamı ise mecazdır: «Hiçbir işe yaramayan, yalnız görüntüden ibaret kişi»: «Kapının önünde korkuluk gibi dikilme, gel de yardım et!» Bu anlamlar arasında bir bağ vardır: Hepsi bir şeyden korumakla ya da yalnızca görüntüyle iş görmekle ilgilidir. Geçen hafta öğrendiğimiz gibi, anlamlar arasında ilgi bulunduğu için bu kelime eş sesli değil çok anlamlıdır. Hangi anlamda kullanıldığını bize cümlenin geri kalanı, yani bağlam söyler: «tarla, karga» kelimeleri birinci anlama; «balkon, merdiven, tutunmak» kelimeleri ikinci anlama işaret eder.
«Korkuluk» kelimesi, aslında bir kelime ailesinin üyesidir. Ailenin kökü «kork-» fiilidir; bu köke getirilen yapım ekleri her seferinde yeni bir kelime ve yeni bir anlam doğurur: kork-u → korku (duygunun adı), kork-ak → korkak (çabuk korkan), kork-unç → korkunç (korku veren), korku-suz → korkusuz (korkmayan), kork-ut-mak → korkutmak (birinin korkmasına yol açmak), korku-luk → korkuluk (korkutmaya yarayan nesne). Bir kelimenin kökünü ve ekini fark etmek, bilmediğimiz kelimelerin anlamını tahmin etmemizi kolaylaştırır. Örneğin «korkulu» kelimesini ilk kez görsek bile «korku» ile «-lu» ekinden «korku içeren» anlamını çıkarabiliriz: «Korkulu bir gece geçirdik.»
Korku duygusu Türkçede pek çok deyim ile anlatılır. «Ödü kopmak (patlamak)» çok korkmak, «yüreği ağzına gelmek» birdenbire çok korkmak, «tüyleri diken diken olmak» korku ya da heyecandan ürpermek, «dili tutulmak» korkudan ya da şaşkınlıktan konuşamamak, «beti benzi atmak» korkudan yüzü sararmak, «dizlerinin bağı çözülmek» korkudan güçsüz kalmak anlamındadır. Bir deyimin anlamını bilmiyorsak önce bağlamdaki ipuçlarına bakarız: «Karanlıkta bir ses duyunca ödü koptu, koşarak eve kaçtı.» cümlesinde «koşarak kaçmak» bize korkuyu anlatır. Tahminimizi yaptıktan sonra sözlükten ya da öğretmenimizden kontrol eder, yargıya varırız (T.O.5.5 c). Temanın söz varlığında anlam ilişkileri de vardır: korkak ile cesur (yürekli) zıt anlamlı; kaygı ile endişe eş anlamlı; ürkmek ile korkmak yakın anlamlıdır. Atasözlerinde de korku işlenir: «Korkunun ecele faydası yoktur.» sözü, korkmanın olacak bir şeyi engellemeyeceğini anlatır.
| Deyim | Anlamı | Bağlam İçinde Örnek |
|---|---|---|
| ödü kopmak | çok korkmak | Kapı birden çarpınca kardeşimin ödü koptu. |
| yüreği ağzına gelmek | birdenbire çok korkmak | Bisiklet kayınca yüreğim ağzıma geldi. |
| tüyleri diken diken olmak | korku ya da heyecandan ürpermek | Gece rüzgârın uğultusunu duyunca tüylerim diken diken oldu. |
| dili tutulmak | korkudan ya da şaşkınlıktan konuşamamak | Sahneye çıkınca bir an dili tutuldu. |
| beti benzi atmak | korkudan yüzü sararmak | Köpeği görünce çocuğun beti benzi attı. |
| dizlerinin bağı çözülmek | korkudan güçsüz kalmak | Yüksek köprüden aşağı bakınca dizlerinin bağı çözüldü. |
Yüzey Anlam, Derin Anlam ve Görselden İpucu Bulma
Bir metni anlamanın ilk katmanı yüzey anlamdır: Metinde açıkça, doğrudan söylenen bilgiler (T.O.5.6, T.D.5.5). Kim ne yaptı, olay nerede ve ne zaman oldu, hangi duygu adıyla söylendi? Bu soruların cevabı satırların içinde yazılıdır. Konuyu açmak için kendi yazdığımız kısa bir parçaya bakalım: «Güneş tarlanın üzerinden çekilirken korkuluk yine yalnız kaldı. Kargalar gün boyu onun omzuna konup gülüşmüş, şapkasından saman çekip götürmüşlerdi. Korkuluk, rüzgâr esmediği sürece kollarını kıpırdatamıyordu.» Bu parçanın yüzey anlamında şu bilgiler vardır: Akşam olmaktadır, korkuluk yalnızdır, kargalar omzuna konmuş ve şapkasından saman almışlardır, korkuluk rüzgâr olmadan kıpırdayamaz. Metnin yanındaki görseller de yüzey anlama ipucu verir: Turuncu bir gökyüzü zamanın akşam olduğunu, yırtık bir ceket ve dağınık samanlar korkuluğun eskidiğini gösterebilir.
İkinci katman derin anlamdır: Metinde açıkça söylenmeyen, ancak ipuçları ile ön bilgilerimizi birleştirerek ulaştığımız anlam (T.D.5.6). Aynı parçadan şu çıkarımları yapabiliriz: Kargalar omzuna konabildiğine göre artık korkuluktan korkmuyorlardır; çünkü bir varlıktan korkan kuş ona yaklaşmaz (ön bilgi). Korkuluğun «yine» yalnız kalması, bu durumun her akşam tekrarlandığını ve onun yalnızlıktan üzüldüğünü düşündürür. Rüzgâr olmadan kıpırdayamaması ise onun görünüşte korkutucu ama aslında çaresiz olduğunu gösterir. Buradan daha büyük bir mesaja da ulaşabiliriz: Uzaktan korkunç görünen birçok şey yaklaşınca samandan ibaret çıkar; korkularımızın çoğu da korkuluk gibidir. Metinde bu cümle hiç yazmaz ama okur onu satır aralarından örtük mesaj olarak çıkarır.
Bir parçadaki bilgileri ayırt etmenin iyi bir yolu onları sınıflandırmaktır (T.O.5.11). Ölçütümüz «Bilgi metinde açıkça yazıyor mu?» olsun. Metni bu ölçütle inceler, cümleleri iki gruba ayırırız: «Açıkça söylenenler (yüzey anlam)» ve «Çıkarım yaptıklarımız (derin anlam)». Başka bir ölçütle duygu ipuçlarını da gruplayabiliriz: söz ipuçları (kahramanın «Kimse yanıma yaklaşmıyor.» demesi), davranış ipuçları (başını öne eğmesi), çevre ipuçları (kararan gökyüzü, uğuldayan rüzgâr). Yazarlar duyguyu çoğu zaman adını söylemeden, bu ipuçlarıyla hissettirir; iyi okur da ipuçlarını toplayıp duyguya ad verir.
| Parçadaki İpucu | Yüzey Anlam (Açıkça Söylenen) | Derin Anlam (Çıkarım) |
|---|---|---|
| Güneş tarlanın üzerinden çekiliyor. | Gün batıyor. | Zaman akşamdır; yalnızlık duygusu güçlenir. |
| Kargalar omzuna konup gülüşüyor. | Kargalar korkuluğun omzundadır. | Kargalar artık korkuluktan korkmuyor. |
| Korkuluk yine yalnız kaldı. | Korkuluk yalnızdır. | Bu durum her gün tekrarlanıyor, korkuluk üzgündür. |
| Rüzgâr esmeden kıpırdayamıyor. | Kendi başına hareket edemez. | Görünüşü korkutucu ama kendisi çaresizdir. |
| Görselde yırtık ceket, dağınık saman | Korkuluk eskimiştir. | Uzun süredir tarladadır, ilgi görmemiştir. |
Hikâye Unsurları: Varlık Kadrosu, Mekân, Zaman ve Olay Örgüsü
Bir hikâyede olayları yaşayanlar her zaman insan olmayabilir. Masallarda, fabllarda ve birçok çocuk hikâyesinde hayvanlar, bitkiler ve eşyalar insan gibi düşünür, konuşur ve hisseder. Geçen haftalarda öğrendiğimiz kişileştirme sanatıyla canlandırılan bu varlıkların oluşturduğu kadroya varlık kadrosu denir (T.O.5.13 a). Bir korkuluğun anlatıldığı bir hikâyede korkuluğun kendisi, onun çevresindeki kargalar, serçeler ve hatta rüzgâr bile kişileştirilerek varlık kadrosuna girebilir; onları tarlaya diken çiftçi ise şahıs kadrosundandır. Hikâye unsurlarını belirlerken «Olayları kimler yaşıyor?», «Olay nerede geçiyor?», «Ne zaman geçiyor?», «Neler oluyor?» sorularını sırayla sorarız.
Unsurları ve aralarındaki ilişkiyi daha iyi görmek için kendi kurguladığımız bir örnek hikâyeyi inceleyelim. Serim: Yaz sonunda, sararmış bir buğday tarlasında (mekân, zaman) Hasan Amca'nın diktiği Saman Dede adlı korkuluk nöbet tutmaktadır. Görevi kargaları korkutmaktır ama bu yüzden hiçbir canlı ona yaklaşmaz; Saman Dede çok yalnızdır. Düğüm: Bir sabah küçük bir serçe, onun eski şapkasının altına yuva yapar. Öğleye doğru bir grup karga yuvaya saldırmak için yaklaşır; Saman Dede serçeyi korumak ister ama kıpırdayamaz. Merak doruktadır: Yuva kurtulacak mı? Çözüm: Tam o sırada rüzgâr çıkar, Saman Dede'nin kolları sallanır, ceketi dalgalanır ve kargalar kaçışır. Akşam serçe yavrularıyla şapkanın altında ötüşürken Saman Dede yalnızlığının bittiğini anlar.
Bu kurguda unsurlar birbirine sıkıca bağlıdır (T.O.5.13 b, T.O.5.16). Mekânın tarla olması kargaların gelişini, zamanın yaz sonu olması tarlada olgun ekinlerin bulunmasını ve kargaların ilgisini açıklar. Korkuluğun kıpırdayamaması düğümü doğurur; rüzgârın kişileştirilmesi çözümü getirir. Olayların neden-sonuç zinciriyle birbirine bağlanmasına olay örgüsü denir: yalnızlık → serçenin gelişi → kargaların saldırısı → rüzgârın yardımı → dostluk. Serim, okuru hikâyeye hazırlar; düğüm, serimde atılan sorunu büyütür; çözüm, düğümü açarak ana fikre ulaştırır. Bu kurgunun ana fikri «Görünüşü korkutucu olan herkes kötü değildir; dostluk yalnızlığı ve korkuyu yenebilir.» biçiminde ifade edilebilir. «Korkuluk» metnini okurken siz de aynı soruları metne sorun ve hikâye haritanızı doldurun.
| Unsur | Sorulacak Soru | Örnek Kurgudaki Karşılığı |
|---|---|---|
| Şahıs kadrosu | Olaylarda hangi insanlar var? | Korkuluğu diken çiftçi Hasan Amca |
| Varlık kadrosu | Kişileştirilen hayvan ve eşyalar hangileri? | Saman Dede (korkuluk), serçe, kargalar, rüzgâr |
| Mekân | Olay nerede geçiyor? | Sararmış bir buğday tarlası |
| Zaman | Olay ne zaman geçiyor? | Yaz sonu; bir sabahtan akşama |
| Olay örgüsü | Olaylar hangi sırayla, nasıl bağlanıyor? | Yalnızlık → yuva → saldırı → rüzgâr → dostluk |
| Ana fikir | Hikâye bize ne söylüyor? | Görünüşe aldanmamalı; dostluk korkuyu yener. |
Düşünceyi Geliştirme, Soru Sorma ve Bağlantı İfadeleri
Hikâyenin yanında korkuluk hakkında bilgilendirici bir paragraf da okuyabiliriz. Kendi yazdığımız şu paragrafa bakalım: «Korkuluk, tarladaki ürünü kuşlardan korumak için dikilen, insana benzetilerek yapılmış bir nesnedir. Genellikle çapraz bağlanmış sopalara eski bir ceket giydirilir, içine saman doldurulur ve başına bir şapka konur. Gerçek bir bekçi gibi kuşları kovalayamaz ama uzaktan insana benzediği için onları ürkütür. Tarlanın ortasında kollarını açmış, hiç uyumayan bir nöbetçi gibidir.» Bu paragrafta yazar dört düşünceyi geliştirme yolu kullanmıştır (T.O.5.18): İlk cümlede korkuluğun ne olduğunu açıkladığı için tanımlama, ikinci cümlede nasıl yapıldığını somut ayrıntılarla gösterdiği için örneklendirme, üçüncü cümlede korkuluğu gerçek bir bekçiyle benzer ve farklı yönleriyle ele aldığı için karşılaştırma, son cümlede onu bir nöbetçiye benzettiği için benzetme. Her yol içeriğe bir şey katar: Tanım konuyu tanıtır, örnek gözde canlandırır, karşılaştırma farkı gösterir, benzetme anlatımı güzelleştirir.
Konuşmada da bu yolları kullanırız (T.K.5.16). Bu hafta sınıfta bir korkuluk röportajı yapabiliriz: Bir arkadaşımız korkuluk rolüne girer, diğerleri ona sorular sorar. İletişimi sürdürmek için önce bağlamı belirleriz: Konuştuğumuz kişi tarlada yalnız yaşayan bir korkuluktur (T.K.5.4). Sonra bağlama ve karşımızdakine uygun sorular hazırlarız. «Korkuluk musun?» gibi cevabı belli, kapalı uçlu bir soru sohbeti bitirir; «Tarlada en çok neyden korkuyorsun?», «Kargalar omzuna konduğunda ne hissediyorsun?», «Bir gün tarladan ayrılabilsen nereye gitmek isterdin?» gibi açık uçlu sorular ise konuşmayı derinleştirir. Korkuluk rolündeki arkadaşımız yaratıcı konuşma yapar (T.K.5.6): Alışılmışın dışındaki bu varlığın dünyasını gözlemleriyle (gerçek bir tarla), deneyimleriyle (kendi korkuları) ve hayal gücüyle zenginleştirir.
Konuşmamızın ve yazımızın akıcı olması için cümleleri bağlantı ifadeleriyle birbirine bağlarız (T.K.5.19, T.Y.5.15). Her bağlantı ifadesinin bir işlevi vardır: «ve, ayrıca, üstelik» ekleme; «ama, fakat, oysa, buna rağmen» karşıtlık; «çünkü, bu yüzden, bu nedenle» neden-sonuç; «önce, ardından, o sırada, sonunda» zaman ve sıralama; «örneğin, mesela» örnekleme bildirir. Yanlış işlevde kullanılan bağlantı ifadesi anlamı bozar: «Korkuluk kargaları korkutmak için dikilmişti, çünkü kargalar onun omzunda oynuyordu.» cümlesinde neden-sonuç ilişkisi yoktur; doğrusu karşıtlık bildiren «oysa» ifadesidir. Konuşmanın sonunda kendimizi değerlendiririz (T.K.5.21): «Sorularım açık uçluydu ve sohbeti sürdürdü; ama bağlantı ifadesi olarak hep ‘sonra’ dedim. Bir dahaki konuşmada ‘ardından, o sırada, sonunda’ ifadelerini de kullanacağım.»
| İşlev | Bağlantı İfadeleri | Korkulukla İlgili Örnek |
|---|---|---|
| Ekleme | ve, ayrıca, üstelik | Korkuluğun şapkası yırtılmıştı, üstelik bir kolu da kopmuştu. |
| Karşıtlık | ama, fakat, oysa, buna rağmen | Korkunç görünüyordu, oysa kalbi çok yumuşaktı. |
| Neden-sonuç | çünkü, bu yüzden, bu nedenle | Rüzgâr çıktı, bu yüzden kargalar kaçıştı. |
| Zaman ve sıralama | önce, ardından, o sırada, sonunda | Önce serçe geldi, ardından yavrular yumurtadan çıktı. |
| Örnekleme | örneğin, mesela | Bazı kuşlar korkuluğa alışır; örneğin kargalar zamanla omzuna konar. |
Yaratıcı Yazma, Çoklu Ortam ve Yazım-Noktalama: De/Da, Ki, Ünlem ve Üç Nokta
Haftanın yazma çalışmasında alışılmışın dışında bir anlatıcı seçiyoruz: korkuluğun kendisi (T.Y.5.5). «Bir Korkuluğun Günlüğü» başlıklı bir metin yazdığımızı düşünelim. Önce metin yapısını belirleriz (T.Y.5.3): Olay anlatacağımız için öyküleyici bir yapı seçer, metni giriş (korkuluğun kendini tanıtması), gelişme (o gün yaşadığı korkulu olay) ve sonuç (olaydan çıkardığı ders) bölümlerine ayırırız. Anlatımı zenginleştirmek için bu hafta öğrendiğimiz söz varlığını kullanırız (T.Y.5.13): «ödüm koptu, tüylerim diken diken oldu» gibi deyimler korkuyu, «yüreğim ısındı» gibi ifadeler sevinci canlı biçimde anlatır. Yazımızı çoklu ortam ögeleriyle desteklemek de mümkündür (T.Y.5.4): Günlüğün yanına korkuluğun resmini çizersek görsel metinle eş anlam oluşturur; tarlanın bir haritasını ve kargaların geliş yönünü gösteren oklar eklersek metni destekler. Sınıfta sesli okurken arkadan karga sesi ve rüzgâr uğultusu çalmak da metnin duygusunu güçlendirir.
Yazımızı gözden geçirirken bu hafta iki önemli yazım kuralına odaklanıyoruz (T.Y.5.16). Birincisi de/dadır. «Dahi, bile, ayrıca» anlamı katan bağlaç olan de/da her zaman ayrı yazılır: «Serçe de yuvasına döndü.», «Korkuluk da korkmuştu.» Bağlaç olan de/da ünlü uyumuna uyar ama asla te/ta biçimine girmez. Bulunma bildiren ek olan -de/-da/-te/-ta ise kelimeye bitişik yazılır: «Korkuluk tarlada duruyordu.», «Kargalar ağaçta bekliyordu.» Ayırt etmek için çıkarma testi yaparız: «de/da» cümleden çıkarıldığında cümle bozulmuyorsa bağlaçtır ve ayrı yazılır (Serçe yuvasına döndü.); bozuluyorsa ektir ve bitişik yazılır (Korkuluk tarla duruyordu. ✗). İkinci kural kidir. Bağlaç olan ki ayrı yazılır: «Öyle korktum ki sesim çıkmadı.», «Anladım ki yalnız değilim.» «Tarladaki, dünkü, seninki» örneklerinde olduğu gibi ilgi bildiren ek olan -ki ise bitişik yazılır. «belki, çünkü, sanki» gibi kalıplaşmış kelimeler de bitişik yazılır.
Korku, sevinç, şaşkınlık ve heyecan gibi duyguları anlatan bir metinde noktalama işaretleri duygunun sesi gibidir. Ünlem işareti (!) korku, sevinç, şaşkınlık, heyecan gibi duyguları bildiren cümlelerin sonuna konur: «Eyvah, kargalar geliyor!», «Ne kadar korktum!» Seslenme ve uyarı sözlerinden sonra da kullanılır: «Hey, kargalar! Uzak durun!» Ancak bir cümlenin sonuna birden çok ünlem koymak («Korktum!!!») yazım kurallarına uygun değildir. Üç nokta (...) ise tamamlanmamış, yarım bırakılmış cümlelerin sonuna konur ve okurda bir bekleyiş, merak ya da duygu yoğunluğu yaratır: «Rüzgâr dindi, tarla sessizleşti ve sonra...» Ayrıca sayılabilecek örneklerin devam ettiğini göstermek için de kullanılır: «Kargalar, serçeler, sığırcıklar...» Cümle başlarının, özel adların ve tırnak içinde aktarılan sözlerin ilk harfinin büyük yazıldığını da unutmayalım: «Saman Dede fısıldadı: «Korkma, buradayım.»»
| Kural | Doğru Yazım | Yanlış Yazım |
|---|---|---|
| Bağlaç olan de/da ayrı yazılır | Kargalar da korkuluktan kaçtı. | Kargalarda korkuluktan kaçtı. |
| Bulunma eki -de/-da bitişik yazılır | Korkuluk tarlada yalnızdı. | Korkuluk tarla da yalnızdı. |
| Bağlaç olan de/da te/ta olmaz | Serçe de geldi. | Serçe te geldi. |
| Bağlaç olan ki ayrı yazılır | Öyle korktum ki dilim tutuldu. | Öyle korktumki dilim tutuldu. |
| İlgi eki -ki bitişik yazılır | Tarladaki korkuluk eskimişti. | Tarlada ki korkuluk eskimişti. |
| Duygu cümlesinin sonuna tek ünlem konur | Eyvah, şapkam uçtu! | Eyvah, şapkam uçtu!!! |
| Yarım bırakılan cümleye üç nokta konur | Gece yarısı bir ses duydum ve... | Gece yarısı bir ses duydum ve. |
Örnekler
Örnek 1Mert, «Korkuluk» metnini evde tek başına okuyacak ve ertesi gün sınıfta metnin ana fikrini anlatacak. Okumak için 25 dakikası var. Mert'in kullanabileceği materyalleri ve okuma öncesi, sırası ve sonrası için stratejileri Bil-İste-Öğren tablosundan yararlanarak planlayınız.
Cevabı göster
1. adım (Analiz): Amaç ana fikri bulup anlatmak; süre 25 dakika; metin öyküleyici; başlık çok anlamlı bir kelime. 2. adım (Materyal): Bil-İste-Öğren tablosu, sözlük ve hikâye haritası seçilir. 3. adım (Okuma öncesi): Başlık ve görsele bakılır; tablonun «Bil» sütununa «Korkuluk tarlaya dikilir, kuşları ürkütür.», «İste» sütununa «Korkuluk ne hisseder? Başlık neden tek kelime?» yazılır. 4. adım (Okuma sırası): Her paragraf sonunda «Şimdi ne olacak?» diye tahmin yürütülür; duygu kelimelerinin altı çizilir, bilinmeyen kelimeler işaretlenir. 5. adım (Okuma sonrası): Bilinmeyen kelimeler sözlükten kontrol edilir, hikâye haritası doldurulur ve «Öğren» sütununa öğrenilenler ile ana fikir tek cümleyle yazılır. Mert anlatımını bu cümleye dayandırır.
Örnek 2Aşağıdaki cümlelerde «korkuluk» kelimesinin hangi anlamda kullanıldığını bağlam ipuçlarıyla açıklayınız: a) Çocuklar balkonun korkuluğuna tırmanmamalı. b) Kargalar tarladaki korkuluğun şapkasına kondu. c) Herkes çalışırken sen orada korkuluk gibi bekleme!
Cevabı göster
a) İpucu «balkon, tırmanmak»: Korkuluk burada balkon kenarındaki, düşmeyi önleyen parmaklık anlamındadır. b) İpucu «kargalar, tarla, şapka»: Korkuluk burada kuşları ürkütmek için tarlaya dikilen insan biçimli nesne anlamındadır. c) İpucu «herkes çalışırken, bekleme»: Korkuluk burada mecaz anlamda, hiçbir işe yaramadan yalnızca görüntüden ibaret duran kişi anlamındadır. Üç anlam arasında korumak ve görüntüyle iş görmek bakımından bir bağ olduğu için kelime çok anlamlıdır.
Örnek 3«Gece tarladan geçerken karanlıkta kolları açık bir gölge gördü. Ödü koptu, dili tutuldu; bir adım bile atamadan olduğu yerde kaldı.» parçasındaki deyimlerin anlamlarını bağlamdan tahmin ediniz ve tahmininizi nasıl doğrulayacağınızı açıklayınız.
Cevabı göster
1. adım (İpuçlarını bulma): «Gece, karanlık, kolları açık bir gölge» korku uyandıran bir ortam olduğunu; «bir adım bile atamadan olduğu yerde kaldı» ise kişinin donakaldığını gösterir. 2. adım (Ön bilgiyle ilişkilendirme): Karanlıkta beklenmedik bir şey gören insan korkar; çok korkan insan bazen konuşamaz. 3. adım (Tahmin): «ödü kopmak» çok korkmak, «dili tutulmak» korkudan konuşamamak anlamında olmalıdır. 4. adım (Doğrulama): Tahminler sözlükten, deyimler sözlüğünden ya da öğretmenden kontrol edilir; sözlükte «ödü kopmak: çok korkmak», «dili tutulmak: korku, şaşkınlık gibi bir sebeple konuşamaz olmak» anlamları görülerek tahminin doğru olduğu yargısına varılır.
Örnek 4«Hasat bitince Hasan Amca bütün aletlerini topladı, korkuluğu ise tarlada bıraktı. Korkuluk ilk kez tarlayı bomboş gördü. O gece rüzgâr hiç dinmedi, korkuluğun ceketi sabaha kadar ıslıklar gibi öttü.» Bu parçanın yüzey anlamını ve derin anlamını ayrı ayrı yazınız.
Cevabı göster
1. adım (Yüzey anlam, açıkça söylenenler): Hasat bitmiştir; Hasan Amca aletlerini toplamış ama korkuluğu tarlada bırakmıştır; tarla boştur; o gece rüzgâr sürekli esmiş ve korkuluğun ceketi ses çıkarmıştır. 2. adım (İpuçları): «aletlerini topladı, korkuluğu ise bıraktı», «ilk kez bomboş», «sabaha kadar». 3. adım (Derin anlam, çıkarımlar): Hasat bittiği için korkuluğa artık ihtiyaç kalmamıştır; korkuluk unutulmuş ve yalnız bırakılmış hissetmektedir. Rüzgârın sabaha kadar esmesi ve ceketin ıslık çalar gibi ötmesi, korkuluğun uzun ve huzursuz bir gece geçirdiğini, belki de içindeki yalnızlık ve korkuyu yansıtır. Örtük mesaj: İşi biten varlıkların unutulması onları yalnızlaştırır.
Örnek 5«Ece, dedesinin köyündeki ilk gecesinde pencereden bahçeye baktı. Ay ışığında kolları açık, uzun bir gölge duruyordu. Ece korkudan yorganın altına girdi. Sabah olunca dedesiyle bahçeye çıktı ve gölgenin, dedesinin domatesleri korumak için yaptığı korkuluk olduğunu gördü. Ece güldü ve korkuluğa bir isim verdi.» Bu metinde hikâye unsurlarını ve serim, düğüm, çözüm bölümlerini belirleyiniz.
Cevabı göster
1. adım (Şahıs kadrosu): Ece ve dedesi. 2. adım (Mekân): Dedesinin köyündeki ev ve bahçe. 3. adım (Zaman): İlk gece ve ertesi sabah. 4. adım (Olay örgüsü): Ece gece bahçede bir gölge görür → korkup yorganın altına girer → sabah bahçeye çıkar → gölgenin korkuluk olduğunu anlar → güler ve ona isim verir. 5. adım (Bölümler): İlk iki cümle serimdir (kişi, mekân, zaman ve gölge tanıtılır); üçüncü cümle düğümdür (Ece'nin korkusu, merak: gölge nedir?); son iki cümle çözümdür (gölgenin korkuluk olduğu anlaşılır, korku gülümsemeye dönüşür). 6. adım (Unsurlar arası ilişki): Zamanın gece olması korkuyu doğurur; sabahın aydınlığı gerçeği gösterir. Ana fikir: Bilinmeyen şeyler karanlıkta büyür, gerçeği öğrendiğimizde korkularımız küçülür.
Örnek 6«Tarlada ki korkuluk öyle korktuki kolları titredi, serçede şapkasının altına saklandı ve bağırdı. eyvah fırtına geliyor!!!» parçasındaki yazım ve noktalama yanlışlarını bulup doğru yazılışını gösteriniz.
Cevabı göster
1. yanlış: «Tarlada ki» ifadesinde -ki ilgi ekidir (Hangi korkuluk? Tarladaki korkuluk.), bitişik yazılmalıdır: «Tarladaki». 2. yanlış: «korktuki» ifadesinde ki bağlaçtır, ayrı yazılmalıdır: «korktu ki». 3. yanlış: «serçede» ifadesinde de bağlaçtır (çıkarınca cümle bozulmuyor: serçe şapkasının altına saklandı), ayrı yazılmalıdır: «serçe de». 4. yanlış: «bağırdı» kelimesinden sonra aktarılacak söz geldiği için nokta yerine iki nokta konmalı, söz tırnak içine alınmalıdır. 5. yanlış: Tırnak içindeki söz cümle başı olduğu için büyük harfle başlamalıdır: «Eyvah». 6. yanlış: Ünlem işareti tek konmalıdır; «eyvah» ünleminden sonra virgül konabilir. Doğru yazılış: Tarladaki korkuluk öyle korktu ki kolları titredi, serçe de şapkasının altına saklandı ve bağırdı: «Eyvah, fırtına geliyor!»
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1«Merdivenden inerken düşmemek için korkuluğa sıkıca tutundu.» cümlesinde «korkuluk» kelimesi hangi anlamda kullanılmıştır?
Cümledeki «merdivenden inerken, düşmemek için, tutundu» ipuçları kelimenin merdiven kenarındaki parmaklık anlamında kullanıldığını gösterir. Tarla, karga gibi ipuçları olsaydı birinci anlam geçerli olurdu.
2Aşağıdaki cümlelerin hangisinde «de/da» yanlış yazılmıştır?
«Kargalarda» sözündeki da cümleden çıkarıldığında cümle bozulmaz (Kargalar korkuluğun kıpırdamadığını fark etti.); bu yüzden bağlaçtır ve ayrı yazılmalıdır: «Kargalar da». B seçeneğindeki «tarlada» ise bulunma ekidir ve doğru olarak bitişik yazılmıştır.
3«Kargalar sabah tarlaya geldiklerinde korkuluğa uzaktan baktılar, sonra yavaş yavaş yaklaşıp omzuna kondular.» Bu parçadan aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılabilir?
Kargaların önce uzaktan bakması temkinli olduklarını, sonra yaklaşıp omzuna konmaları ise korkuluğun zararsız olduğunu anladıklarını gösterir; korkan bir kuş korktuğu şeye konmaz. Diğer seçenekler parçadaki ipuçlarıyla desteklenmez.
4«Korkuluk kargaları korkutmak için dikilmişti, ___ kargalar her gün onun omzunda oyun oynuyordu.» cümlesinde boş bırakılan yere anlam bakımından hangi bağlantı ifadesi getirilmelidir?
Cümlenin iki bölümü arasında beklenenin tersi bir durum vardır: Korkuluk korkutmak için dikilmiş ama kargalar korkmamaktadır. Bu karşıtlık ilişkisini «oysa» kurar. «Çünkü» neden-sonuç, «örneğin» örnekleme, «ayrıca» ekleme bildirir.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- «Korkuluk» kelimesi yalnızca tarlaya dikilen nesneyi anlatır, başka bir anlamı yoktur.
Kelime çok anlamlıdır: tarla korkuluğu, merdiven ve balkon kenarındaki parmaklık ve mecaz olarak işe yaramayan, görüntüden ibaret kişi anlamlarında kullanılır.
- Bağlaç olan «de/da» cümleden çıkarıldığında cümle bozulmaz; bu nedenle ayrı yazılır.
«Serçe de geldi.» cümlesinden «de» çıkarılınca «Serçe geldi.» cümlesi anlamlı kalır; bu, de'nin bağlaç olduğunu gösterir.
- Derin anlam, metinde açıkça ve doğrudan söylenen bilgilerdir.
Açıkça söylenen bilgiler yüzey anlamdır. Derin anlam, ipuçları ile ön bilgilerin birleştirilmesiyle çıkarılan, metinde doğrudan yazmayan anlamdır.
- Hikâyede kişileştirilerek insan gibi düşünen ve konuşan korkuluk, karga, serçe gibi varlıklar varlık kadrosunu oluşturur.
İnsanlardan oluşan kadroya şahıs kadrosu, kişileştirilmiş hayvan ve eşyalardan oluşan kadroya varlık kadrosu denir.
- «Çünkü, bu yüzden, bu nedenle» neden-sonuç ilişkisi kuran bağlantı ifadeleridir.
Bu ifadeler bir olayın nedenini ya da sonucunu bildirir: «Rüzgâr çıktı, bu yüzden kargalar kaçıştı.»
- «Korkuluk» kelimesi yalnızca tarlaya dikilen nesneyi anlatır, başka bir anlamı yoktur.
6Aşağıdaki kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Metinde açıkça söylenmeyen, ipuçlarıyla çıkarılan anlama anlam denir.
- Hikâyede olayların neden-sonuç zinciriyle birbirine bağlanan sırasına olay denir.
- Korku, sevinç ve şaşkınlık bildiren cümlelerin sonuna işareti konur.
- Bir kavramın ne olduğunu açıklayan düşünceyi geliştirme yoluna denir.
- «korku» kelimesine -luk eki getirilerek kelimesi türetilmiştir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8«Bir Korkuluğun Günlüğü» başlıklı, korkuluğun ağzından anlatılan beş cümlelik yaratıcı bir paragraf yazınız. Paragrafınızda en az bir korku deyimi, bir bağlaç olan «de/da», bir bağlaç olan «ki», bir ünlem işareti, bir üç nokta, bir özel ad (kesme işaretiyle) ve en az iki bağlantı ifadesi bulunsun; paragraf giriş, gelişme ve sonuç düzeninde olsun.
1. ipucu: 1. adım (Giriş ve bakış açısı): Anlatıcı korkuluk olduğu için «ben» diliyle başlayın; kendinizi tanıtırken tarlanın sahibinin adını ekle birlikte yazın (Hasan Amca'nın, Ayşe Teyze'nin gibi).
2. ipucu: 2. adım (Gelişme): Korkuluğun yaşadığı korkulu bir olayı anlatın; korkuyu «ödüm koptu, tüylerim diken diken oldu» gibi bir deyimle verin, duygu cümlesini ünlemle bitirin ve «Öyle ... ki» kalıbıyla bağlaç olan ki'yi kullanın; olayları «ama, çünkü, bunun üzerine» gibi ifadelerle bağlayın.
3. ipucu: 3. adım (Sonuç ve kontrol): Olaydan çıkan dersi söyleyin, bir cümleyi üç noktayla yarım bırakarak merak uyandırın; ardından her de/da ve ki için çıkarma testini, ünlem sayısını ve kesme işaretini kontrol edin.
Cevap: Model paragraf: (Giriş) Ben, Hasan Amca'nın buğday tarlasında üç yazdır nöbet tutan eski bir korkuluğum. (Gelişme) Dün gece öyle bir fırtına çıktı ki şapkam uçup gitti, kollarım ileri geri savruldu; ödüm koptu! (Gelişme) Ama en çok korkan ben değildim, çünkü yırtık cebime sığınan küçük serçe de bütün gece titredi. (Gelişme) Bunun üzerine ona fısıldadım: «Korkma, ben buradayım.» (Sonuç) Sonunda anladım ki korkutmak için dikilen bir korkuluk da birini korumaya ve sevilmeye muhtaçtır; acaba bu gece serçem yine gelecek mi, yoksa... Kontrol: Korku deyimi «ödüm koptu»; bağlaç olan de «serçe de», «korkuluk da» (çıkarınca cümle bozulmuyor, ayrı yazıldı); bağlaç olan ki «öyle bir fırtına çıktı ki», «anladım ki» (ayrı yazıldı); tek ünlem «ödüm koptu!»; üç nokta yarım bırakılan son cümlede; özel ad «Hasan Amca'nın» kesmeyle ayrıldı; bağlantı ifadeleri «ama, çünkü, bunun üzerine, sonunda»; bakış açısı baştan sona korkuluğun «ben» dili olarak korundu.
Kısaca
- Hazırlık: Okumaya başlamadan önce başlıktan ve görselden tahmin yürütür, Bil-İste-Öğren tablosu ile ne bildiğimizi ve ne öğrenmek istediğimizi yazarız; okurken tahminlerimizi doğrular ya da düzeltiriz.
- Söz varlığı: «korkuluk» kelimesi korku + -luk ekinden türemiş çok anlamlı bir kelimedir (tarla korkuluğu, merdiven-balkon korkuluğu, mecazen işe yaramayan kişi); ödü kopmak, dili tutulmak, tüyleri diken diken olmak gibi deyimler korkuyu güçlü biçimde anlatır.
- Yüzey ve derin anlam: Metinde açıkça söylenen bilgiler yüzey anlamı, ipuçları ile ön bilgilerimizin birleşmesiyle ulaştığımız çıkarımlar derin anlamı oluşturur; korkuluk, görünüşe aldanmamanın ve korkularla yüzleşmenin sembolü olarak okunabilir.
- Varlık kadrosu ve olay örgüsü: Kişileştirilmiş korkuluk, karga, serçe gibi varlıklar hikâyenin varlık kadrosunu oluşturur; olaylar serimde başlar, düğümde merak doruğa çıkar, çözümde ana fikre bağlanır.
- Konuşma ve bağlantı: Açık uçlu sorularla iletişimi sürdürür; tanımlama, örneklendirme, karşılaştırma ve benzetmeyle düşüncemizi geliştirir; ama, çünkü, bu yüzden, örneğin, sonunda gibi bağlantı ifadeleriyle cümlelerimizi birbirine bağlarız.
- Yazım ve noktalama: Bağlaç olan de/da ve ki ayrı, ek olan -de/-da ve -ki bitişik yazılır; korku, şaşkınlık ve heyecan bildiren cümlelerin sonuna ünlem, yarım bırakılan cümlelerin sonuna üç nokta konur.
Bu dersin öteki kaynakları
- 5. Sınıf Türkçe Yıllık Planı (2026-2027) Yıllık plan
- Türkçe Dersi Öğretim Programı (ortaokul) Öğretim programı
- 5. Sınıf Türkçe Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- Türkçe 5.Sınıf Ders Kitabı (1.Kitap) Ders kitabı
- Türkçe 5.Sınıf Ders Kitabı (2.Kitap) Ders kitabı
- 5. Sınıf Türkçe Günlük Planları (2026-2027) Ders planı
- 5. Sınıf Türkçe 1. Hafta Çalışma Kâğıdı: Tahmin Etme, Yüzey Anlam ve Söz Varlığı Çalışma kâğıdı
- 5. Sınıf Türkçe 2. Hafta Çalışma Kâğıdı: Oyun Dünyası: İpuçlarından Anlama Ulaşalım Çalışma kâğıdı