Geçen hafta okulumuzun bölümlerini, eşyalarını, katlarını ve yer-yön zarflarını tanıdık. Bu hafta bu kelimeleri kullanma zamanı: Kendimizi ve ortaokulumuzu Arapça tanıtacak, sınıfımızdaki eşyaların yerini anlatacak, birinciden onuncuya kadar sıra sayılarını nasıl türettiğimizi keşfedecek ve bir kroki üzerinde مَاذَا يُوجَدُ؟ (Ne var?) ile أَيْنَ يُوجَدُ؟ (Nerede?) sorularını sorup cevaplayacağız. Haftayı مُمْتَازٌ (Mükemmel!) ve طَبْعًا (Elbette!) ifadeleriyle, ilmin değerini anlatan güzel bir veciz sözle tamamlayacağız.
Kendimi ve Okulumu Tanıtıyorum: Ortaokul ve Sınıfım
Bir okulu tanıtmaya önce kendimizden başlarız. Erkek bir öğrenci أَنَا طَالِبٌ فِي الصَّفِّ السَّادِسِ (Ene tâlibun fi's-saffi's-sâdisi - Ben altıncı sınıf öğrencisiyim) derken kız bir öğrenci أَنَا طَالِبَةٌ فِي الصَّفِّ السَّادِسِ (Ene tâlibetun fi's-saffi's-sâdisi) der. طَالِبٌ (öğrenci) kelimesinin sonuna ـَةٌ eklenince kelime dişil olur. Cümledeki فِي harf-i ceri yüzünden الصَّفِّ ve onun sıfatı olan السَّادِسِ esreli okunur.
Türkiye'de 5, 6, 7 ve 8. sınıflar ortaokulda okunur. Arapçada ortaokul اَلْمَدْرَسَةُ الْمُتَوَسِّطَةُ (el-medresetü'l-mutevassıtatu) demektir; مُتَوَسِّطَةٌ kelimesi «ortadaki, orta» anlamındadır. Diğer kademeler اَلْمَدْرَسَةُ الِابْتِدَائِيَّةُ (ilkokul) ve اَلْمَدْرَسَةُ الثَّانَوِيَّةُ (lise) şeklindedir. Bunlar sıfat tamlamasıdır: مَدْرَسَةٌ müennes olduğu için sıfatlar da ة ile biter. «Ortaokulda okuyorum» demek için أَدْرُسُ فِي الْمَدْرَسَةِ الْمُتَوَسِّطَةِ cümlesi kurulur.
Kısa bir tanıtım metni dört adımdan oluşur: ad, sınıf, okul türü ve sınıfın yeri. Örnek model şöyledir: اِسْمِي زَيْنَبُ. أَنَا طَالِبَةٌ فِي الصَّفِّ السَّادِسِ. أَدْرُسُ فِي الْمَدْرَسَةِ الْمُتَوَسِّطَةِ. صَفِّي فِي الطَّابِقِ الثَّانِي. (Adım Zeynep. Altıncı sınıf öğrencisiyim. Ortaokulda okuyorum. Sınıfım ikinci kattadır.) Bu modeldeki صَفِّي (sınıfım) ve مَدْرَسَتِي (okulum) kelimelerinin sonundaki ـِي eki Türkçedeki «-ım, -im» iyelik ekinin karşılığıdır. Okulumuzu bir sıfatla da anlatabiliriz: مَدْرَسَتِي كَبِيرَةٌ وَجَمِيلَةٌ (Okulum büyük ve güzeldir).
| Arapça İfade | Okunuşu | Türkçe Anlamı |
|---|---|---|
| أَنَا طَالِبٌ فِي الصَّفِّ السَّادِسِ | Ene tâlibun fi's-saffi's-sâdisi | Altıncı sınıf öğrencisiyim (erkek) |
| أَنَا طَالِبَةٌ فِي الصَّفِّ السَّادِسِ | Ene tâlibetun fi's-saffi's-sâdisi | Altıncı sınıf öğrencisiyim (kız) |
| اَلْمَدْرَسَةُ الِابْتِدَائِيَّةُ | El-medresetü'l-ibtidâiyyetü | İlkokul |
| اَلْمَدْرَسَةُ الْمُتَوَسِّطَةُ | El-medresetü'l-mutevassıtatu | Ortaokul |
| اَلْمَدْرَسَةُ الثَّانَوِيَّةُ | El-medresetü's-sânaviyyetü | Lise |
| صَفِّي فِي الطَّابِقِ الثَّانِي | Saffî fi't-tâbiki's-sânî | Sınıfım ikinci kattadır |
Bir Kelime İki Anlam: Kütüphane mi Kitaplık mı? Sınıf Eşyalarının Yeri
Bu ünite kapsamında مَكْتَبَةٌ kelimesi iki ayrı listede karşımıza çıkar: okulun bölümleri arasında kütüphane, okulda bulunan eşyalar arasında ise kitaplık (kitap dolabı) anlamında. Kelime كِتَابٌ (kitap), كُتُبٌ (kitaplar) ve كَاتِبٌ (yazar) kelimeleriyle aynı ك ت ب kökünden gelir ve «kitapların bulunduğu yer» demektir. Hangi anlamın kastedildiğini cümlenin bağlamından anlarız: أَذْهَبُ إِلَى الْمَكْتَبَةِ (Kütüphaneye gidiyorum) cümlesinde bir mekân, تُوجَدُ فِي الصَّفِّ مَكْتَبَةٌ صَغِيرَةٌ (Sınıfta küçük bir kitaplık vardır) cümlesinde ise bir eşya söz konusudur.
Okulda bulunan hedef eşyalar şunlardır: خَرِيطَةٌ (harita), مَقْعَدٌ (sıra, oturak; çoğulu مَقَاعِدُ), سَبُّورَةٌ ذَكِيَّةٌ (akıllı tahta), مَكْتَبَةٌ (kitaplık), سَاعَةٌ (saat) ve حَاسُوبٌ (bilgisayar). Bu kelimelerin cinsiyetini şimdiden bilmek, bir sonraki bölümde «vardır» fiilini seçerken işimizi kolaylaştırır: مَقْعَدٌ ve حَاسُوبٌ müzekker (eril); sonu ة ile biten خَرِيطَةٌ، سَبُّورَةٌ، مَكْتَبَةٌ ve سَاعَةٌ müennes (dişil) kelimelerdir.
Eşyaların yerini anlatırken geçen hafta öğrendiğimiz zarfları kullanırız. Krokiye bakan kişiye göre sınıfımızı şöyle anlatabiliriz: اَلسَّاعَةُ فَوْقَ السَّبُّورَةِ (Saat tahtanın üstündedir), اَلْخَرِيطَةُ يَسَارَ السَّبُّورَةِ (Harita tahtanın solundadır), اَلْمَكْتَبَةُ يَمِينَ السَّبُّورَةِ (Kitaplık tahtanın sağındadır), اَلْحَاسُوبُ أَمَامَ السَّبُّورَةِ (Bilgisayar tahtanın önündedir) ve اَلْحَقِيبَةُ تَحْتَ الْمَقْعَدِ (Çanta sıranın altındadır). Tersinden bakınca اَلسَّبُّورَةُ خَلْفَ الْحَاسُوبِ (Tahta bilgisayarın arkasındadır) da denebilir. Zarftan sonra gelen her isim esreli okunur.
| Eşya | Okunuşu | Türkçe Anlamı | Cinsiyeti |
|---|---|---|---|
| خَرِيطَةٌ | Harîtatun | Harita | Müennes |
| مَقْعَدٌ / مَقَاعِدُ | Mak'adun / Mekâidu | Sıra / Sıralar | Müzekker |
| سَبُّورَةٌ ذَكِيَّةٌ | Sebbûratun zekiyyetun | Akıllı tahta | Müennes |
| مَكْتَبَةٌ | Mektebetun | Kitaplık (eşya) / Kütüphane (bölüm) | Müennes |
| سَاعَةٌ | Sâ'atun | Saat | Müennes |
| حَاسُوبٌ | Hâsûbun | Bilgisayar | Müzekker |
Birinciden Onuncuya: Sıra Sayılarının Türetilmesi ve Sınıf Kademeleri
Sıra sayılarını ezberlemenin en kolay yolu, onların sayma sayılarından nasıl türediğini görmektir. Üçten ona kadar sayıların kökü fâil kalıbına (فَاعِلٌ) dökülür: ثَلَاثَةٌ (üç) → ثَالِثٌ (üçüncü), أَرْبَعَةٌ (dört) → رَابِعٌ (dördüncü), خَمْسَةٌ (beş) → خَامِسٌ (beşinci), سَبْعَةٌ (yedi) → سَابِعٌ (yedinci), ثَمَانِيَةٌ (sekiz) → ثَامِنٌ (sekizinci), تِسْعَةٌ (dokuz) → تَاسِعٌ (dokuzuncu), عَشَرَةٌ (on) → عَاشِرٌ (onuncu). سِتَّةٌ (altı) kelimesinin sıra sayısı ise asıl kökünden gelen سَادِسٌ (altıncı) biçimidir.
Bu kalıba uymayan iki özel sıra sayısı vardır: وَاحِدٌ (bir) için اَلْأَوَّلُ (birinci), اِثْنَانِ (iki) için اَلثَّانِي (ikinci) kullanılır. Sıra sayıları belirli bir isimden sonra geldiğinde ال takısını alır: اَلصَّفُّ الْخَامِسُ (beşinci sınıf), اَلصَّفُّ السَّابِعُ (yedinci sınıf), اَلصَّفُّ الثَّامِنُ (sekizinci sınıf). Ortaokulun dört sınıfı böylece beşinciden sekizinciye kadar sıralanır; lisenin ilk iki sınıfı ise اَلصَّفُّ التَّاسِعُ (dokuzuncu sınıf) ve اَلصَّفُّ الْعَاشِرُ (onuncu sınıf) olur.
Okul binasında katları anlatırken giriş katı için اَلطَّابِقُ الْأَرْضِيُّ (zemin kat) ifadesi kullanılır; onun üstündeki katlar اَلطَّابِقُ الْأَوَّلُ، اَلطَّابِقُ الثَّانِي diye devam eder. فِي ile kullanıldığında sıra sayısı da esreli okunur: فِي الصَّفِّ السَّابِعِ (yedinci sınıfta), فِي الطَّابِقِ الْأَوَّلِ (birinci katta). Yalnızca الثَّانِي kelimesinin sonundaki harf ي olduğu için esre görünmez: فِي الطَّابِقِ الثَّانِي.
| Sayı | Sayma Sayısı | Sıra Sayısı | Okunuşu | Örnek Kullanım |
|---|---|---|---|---|
| 1 | وَاحِدٌ | اَلْأَوَّلُ | El-evvelü | اَلطَّابِقُ الْأَوَّلُ (1. kat) |
| 2 | اِثْنَانِ | اَلثَّانِي | Es-sânî | اَلطَّابِقُ الثَّانِي (2. kat) |
| 3 | ثَلَاثَةٌ | اَلثَّالِثُ | Es-sâlisü | اَلطَّابِقُ الثَّالِثُ (3. kat) |
| 4 | أَرْبَعَةٌ | اَلرَّابِعُ | Er-râbi'u | اَلصَّفُّ الرَّابِعُ (4. sınıf) |
| 5 | خَمْسَةٌ | اَلْخَامِسُ | El-hâmisü | اَلصَّفُّ الْخَامِسُ (5. sınıf) |
| 6 | سِتَّةٌ | اَلسَّادِسُ | Es-sâdisü | اَلصَّفُّ السَّادِسُ (6. sınıf) |
| 7 | سَبْعَةٌ | اَلسَّابِعُ | Es-sâbi'u | اَلصَّفُّ السَّابِعُ (7. sınıf) |
| 8 | ثَمَانِيَةٌ | اَلثَّامِنُ | Es-sâminü | اَلصَّفُّ الثَّامِنُ (8. sınıf) |
| 9 | تِسْعَةٌ | اَلتَّاسِعُ | Et-tâsi'u | اَلصَّفُّ التَّاسِعُ (9. sınıf) |
| 10 | عَشَرَةٌ | اَلْعَاشِرُ | El-âşirü | اَلصَّفُّ الْعَاشِرُ (10. sınıf) |
Ne Var? Sorusu: Bir Mekânda ve Bir Eşyanın Yanında Bulunanlar
Bir yerde neler olduğunu öğrenmek için مَاذَا (ne) soru kelimesini يُوجَدُ (bulunur, vardır) fiiliyle birlikte kullanırız: مَاذَا يُوجَدُ فِي الصَّفِّ؟ (Sınıfta ne var?). Soruda henüz ne bulunduğunu bilmediğimiz için genellikle يُوجَدُ tercih edilir; aklımızda müennes bir eşya varsa مَاذَا تُوجَدُ ...؟ biçimi de duyulabilir. Asıl dikkat edilmesi gereken yer cevaptır: Cevapta fiil, bulunan eşyanın cinsiyetine uyar. Müzekker eşya için يُوجَدُ فِي الصَّفِّ حَاسُوبٌ (Sınıfta bilgisayar vardır), müennes eşya için تُوجَدُ فِي الصَّفِّ خَرِيطَةٌ (Sınıfta harita vardır) denir.
Bu soru kalıbı yer-yön zarflarıyla da kurulabilir. O zaman فِي yerine zarf gelir: مَاذَا يُوجَدُ يَمِينَ السَّبُّورَةِ؟ (Tahtanın sağında ne var?) → تُوجَدُ يَمِينَ السَّبُّورَةِ مَكْتَبَةٌ (Tahtanın sağında bir kitaplık vardır). مَاذَا يُوجَدُ فَوْقَ السَّبُّورَةِ؟ → تُوجَدُ فَوْقَ السَّبُّورَةِ سَاعَةٌ (Tahtanın üstünde saat vardır). مَاذَا يُوجَدُ أَمَامَ الْمَدْرَسَةِ؟ → يُوجَدُ أَمَامَ الْمَدْرَسَةِ فِنَاءٌ كَبِيرٌ (Okulun önünde büyük bir avlu vardır). Cevaplarda bulunan eşya belirsiz (tenvinli) gelir; çünkü «bir harita, bir saat» gibi yeni bir bilgi verilmektedir.
Cevapta birden fazla eşya sayıldığında fiil, kendinden hemen sonra gelen ilk isme uyar: يُوجَدُ فِي الْمُخْتَبَرِ حَاسُوبٌ وَسَاعَةٌ (Laboratuvarda bilgisayar ve saat vardır) cümlesinde ilk isim حَاسُوبٌ müzekker olduğu için يُوجَدُ; تُوجَدُ فِي الْمَكْتَبَةِ خَرِيطَةٌ وَحَاسُوبٌ cümlesinde ise ilk isim خَرِيطَةٌ müennes olduğu için تُوجَدُ kullanılmıştır. Akıcı konuşmak isteyen öğrenci, cevabı soru cümlesindeki sözcükleri tekrar ederek kurar; böylece hem yapıyı pekiştirir hem de dinleyene tam bilgi verir.
| Soru | Cevap | Türkçe Anlamı |
|---|---|---|
| مَاذَا يُوجَدُ فِي الصَّفِّ؟ | تُوجَدُ فِي الصَّفِّ سَبُّورَةٌ ذَكِيَّةٌ. | Sınıfta akıllı tahta vardır. |
| مَاذَا يُوجَدُ فِي الْمُخْتَبَرِ؟ | يُوجَدُ فِي الْمُخْتَبَرِ حَاسُوبٌ. | Laboratuvarda bilgisayar vardır. |
| مَاذَا يُوجَدُ يَمِينَ السَّبُّورَةِ؟ | تُوجَدُ يَمِينَ السَّبُّورَةِ مَكْتَبَةٌ. | Tahtanın sağında kitaplık vardır. |
| مَاذَا يُوجَدُ يَسَارَ السَّبُّورَةِ؟ | تُوجَدُ يَسَارَ السَّبُّورَةِ خَرِيطَةٌ. | Tahtanın solunda harita vardır. |
| مَاذَا يُوجَدُ تَحْتَ الْمَقْعَدِ؟ | تُوجَدُ تَحْتَ الْمَقْعَدِ حَقِيبَةٌ. | Sıranın altında çanta vardır. |
| مَاذَا يُوجَدُ خَلْفَ الْمَقَاعِدِ؟ | يُوجَدُ خَلْفَ الْمَقَاعِدِ بَابٌ. | Sıraların arkasında kapı vardır. |
Nerede? Sorusu: Okul Krokisi Üzerinden Konum Bulma
Bir bölümün veya eşyanın nerede olduğunu sormak için أَيْنَ (nerede) soru kelimesi kullanılır. Bu kalıpta yer sorulan şey bellidir; bu yüzden fiil daha soruda o isme uyar: أَيْنَ يُوجَدُ الْمُخْتَبَرُ؟ (Laboratuvar nerede bulunur?), أَيْنَ تُوجَدُ الْمَكْتَبَةُ؟ (Kütüphane nerede bulunur?). Cevapta aynı fiil tekrarlanır, ardından mekân ve konum bilgisi gelir: يُوجَدُ الْمُخْتَبَرُ فِي الطَّابِقِ الثَّانِي (Laboratuvar ikinci kattadır), تُوجَدُ الْمَكْتَبَةُ فِي الطَّابِقِ الثَّانِي (Kütüphane ikinci kattadır).
Görseldeki üç katlı okul krokisini birlikte okuyalım. Zemin katta soldan sağa اَلْمَسْجِدُ (mescit), اَلْمَقْصِفُ (kantin) ve فِنَاءُ الْمَدْرَسَةِ (okul avlusu); birinci katta غُرْفَةُ الْمُدِيرِ (müdür odası), غُرْفَةُ الْمُعَلِّمِينَ (öğretmenler odası) ve اَلصَّفُّ السَّادِسُ; ikinci katta اَلْمَكْتَبَةُ، اَلْمُخْتَبَرُ ve اَلصَّفُّ السَّابِعُ bulunur. Buna göre: تُوجَدُ غُرْفَةُ الْمُعَلِّمِينَ يَمِينَ غُرْفَةِ الْمُدِيرِ (Öğretmenler odası müdür odasının sağındadır), يُوجَدُ الْمَقْصِفُ يَمِينَ الْمَسْجِدِ (Kantin mescidin sağındadır), تُوجَدُ الْمَكْتَبَةُ فَوْقَ غُرْفَةِ الْمُدِيرِ (Kütüphane müdür odasının üstündedir) ve يُوجَدُ الْمَسْجِدُ تَحْتَ غُرْفَةِ الْمُدِيرِ (Mescit müdür odasının altındadır).
Günlük konuşmada cevabı kısaltmak da mümkündür. Uzun cevap yerine yalnızca konum söylenebilir: أَيْنَ يُوجَدُ الْمُخْتَبَرُ؟ → فِي الطَّابِقِ الثَّانِي، يَمِينَ الْمَكْتَبَةِ (İkinci katta, kütüphanenin sağında). Mekânın adını tekrar etmek istemezsek zamir kullanırız: müzekker mekân için هُوَ، müennes mekân için هِيَ: أَيْنَ تُوجَدُ غُرْفَةُ الْمُعَلِّمِينَ؟ → هِيَ فِي الطَّابِقِ الْأَوَّلِ (O, birinci kattadır). Bir yeri tarif ederken önce katı, sonra yanındaki mekânı söylemek dinleyenin işini kolaylaştırır.
| Mekân | Kat | Konumu | Arapça Cevap |
|---|---|---|---|
| Laboratuvar | İkinci kat | Kütüphanenin sağında | يُوجَدُ الْمُخْتَبَرُ فِي الطَّابِقِ الثَّانِي، يَمِينَ الْمَكْتَبَةِ. |
| Kütüphane | İkinci kat | Müdür odasının üstünde | تُوجَدُ الْمَكْتَبَةُ فَوْقَ غُرْفَةِ الْمُدِيرِ. |
| Öğretmenler odası | Birinci kat | Müdür odasının sağında | تُوجَدُ غُرْفَةُ الْمُعَلِّمِينَ يَمِينَ غُرْفَةِ الْمُدِيرِ. |
| Mescit | Zemin kat | Müdür odasının altında | يُوجَدُ الْمَسْجِدُ تَحْتَ غُرْفَةِ الْمُدِيرِ. |
| Kantin | Zemin kat | Mescidin sağında | يُوجَدُ الْمَقْصِفُ يَمِينَ الْمَسْجِدِ. |
| Okul avlusu | Zemin kat | Kantinin sağında | يُوجَدُ فِنَاءُ الْمَدْرَسَةِ يَمِينَ الْمَقْصِفِ. |
Mümtaz ve Tab'an ile İlmin Mertebesi Üzerine Veciz Söz
Bu haftanın ilk sosyal ifadesi مُمْتَازٌ (mümtâzun) kelimesidir ve «mükemmel, harika, çok iyi» anlamına gelir. Öğretmen doğru cevap veren öğrenciye tek kelimeyle مُمْتَازٌ! (Mükemmel!) diyebilir ya da cümle içinde kullanabilir: إِجَابَتُكَ صَحِيحَةٌ، مُمْتَازٌ! (Cevabın doğru, harika!). Kelime bir kişiyi nitelediğinde cinsiyete uyar: أَنْتَ طَالِبٌ مُمْتَازٌ (Sen mükemmel bir öğrencisin - erkek), أَنْتِ طَالِبَةٌ مُمْتَازَةٌ (Sen mükemmel bir öğrencisin - kız).
İkinci ifade طَبْعًا (tab'an) «tabii ki, elbette» demektir; sonundaki iki üstün (tenvin) yüzünden «-an» diye okunur. Bir soruya güçlü ve içten bir «evet» demek için kullanılır: هَلْ تُحِبُّ مَدْرَسَتَكَ؟ (Okulunu seviyor musun?) → طَبْعًا، أُحِبُّ مَدْرَسَتِي كَثِيرًا (Elbette, okulumu çok seviyorum). Bir arkadaşın yardım istediğinde de طَبْعًا! diyerek isteğini memnuniyetle kabul ettiğini gösterirsin. Unutma: مُمْتَازٌ övgü bildirir, طَبْعًا ise onay bildirir.
Haftanın veciz sözü رُتْبَةُ الْعِلْمِ أَعْلَى الرُّتَبِ (Rutbetü'l-ilmi a'le'r-ruteb) şeklindedir ve «İlmin derecesi, derecelerin en yücesidir.» anlamına gelir. Sözdeki رُتْبَةٌ derece, mertebe; çoğulu رُتَبٌ dereceler; اَلْعِلْمُ ilim, bilgi; أَعْلَى ise en yüksek, en yüce demektir. Bu söz, Kur'an-ı Kerim'deki «يَرْفَعِ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَالَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ دَرَجَاتٍ» (Allah sizden iman edenleri ve kendilerine ilim verilenleri derece derece yükseltir. Mücâdele Suresi, 11. ayet) mesajıyla uyum içindedir. Kütüphanede okuduğumuz her sayfa, laboratuvarda yaptığımız her deney bizi bu yüce dereceye bir basamak daha yaklaştırır.
| İfade | Okunuşu | Anlamı | Ne Zaman Kullanılır? |
|---|---|---|---|
| مُمْتَازٌ | Mümtâzun | Mükemmel, harika | Bir başarıyı, doğru cevabı övmek için |
| مُمْتَازَةٌ | Mümtâzetun | Mükemmel (dişil) | Bir kız öğrenciyi veya müennes ismi nitelemek için |
| طَبْعًا | Tab'an | Tabii ki, elbette | Güçlü bir onay veya kabul bildirmek için |
| رُتْبَةٌ / رُتَبٌ | Rutbetun / Rutebun | Derece, mertebe / Dereceler | Veciz sözdeki anahtar kelime |
| أَعْلَى | A'lâ | En yüksek, en yüce | Üstünlük ve karşılaştırma bildirmek için |
Örnekler
Örnek 1Elif adında bir kız öğrencisin. Altıncı sınıftasın, ortaokulda okuyorsun ve sınıfın birinci kattadır. Bu bilgilerle kendini tanıtan dört cümlelik Arapça bir metin yazınız.
Cevabı göster
1. adım (ad): اِسْمِي إِلِيفُ. (Adım Elif.) 2. adım (sınıf): Kız öğrenci olduğun için طَالِبَةٌ seçilir: أَنَا طَالِبَةٌ فِي الصَّفِّ السَّادِسِ. (Altıncı sınıf öğrencisiyim.) 3. adım (okul türü): أَدْرُسُ فِي الْمَدْرَسَةِ الْمُتَوَسِّطَةِ. (Ortaokulda okuyorum.) 4. adım (sınıfın yeri): صَفِّي فِي الطَّابِقِ الْأَوَّلِ. (Sınıfım birinci kattadır.) Tüm cümlelerde فِي harf-i cerinden sonra gelen isimler ve sıfatları esreli okunur.
Örnek 2Aşağıdaki iki cümleyi Arapçaya çeviriniz ve hangi fiili neden seçtiğinizi açıklayınız: a) Sınıfta harita vardır. b) Sınıfta bilgisayar vardır.
Cevabı göster
a) Harita خَرِيطَةٌ kelimesidir; sonunda ة olduğu için müennestir. Bu yüzden تُوجَدُ seçilir: تُوجَدُ فِي الصَّفِّ خَرِيطَةٌ. b) Bilgisayar حَاسُوبٌ kelimesidir; sonunda ة yoktur, müzekkerdir. Bu yüzden يُوجَدُ seçilir: يُوجَدُ فِي الصَّفِّ حَاسُوبٌ. İki cümlede de فِي الصَّفِّ (sınıfta) ortak, yalnızca fiil eşyanın cinsiyetine göre değişmektedir.
Örnek 3İkinci bölümdeki sınıf krokisine göre «مَاذَا يُوجَدُ يَسَارَ السَّبُّورَةِ؟» ve «مَاذَا يُوجَدُ فَوْقَ السَّبُّورَةِ؟» sorularını Arapça tam cümleyle cevaplayınız.
Cevabı göster
1. soru: Krokiye bakan kişiye göre tahtanın solunda harita vardır. Harita müennes olduğu için: تُوجَدُ يَسَارَ السَّبُّورَةِ خَرِيطَةٌ. (Tahtanın solunda harita vardır.) 2. soru: Tahtanın üstünde saat vardır. سَاعَةٌ da müennestir: تُوجَدُ فَوْقَ السَّبُّورَةِ سَاعَةٌ. (Tahtanın üstünde saat vardır.) Her iki cevapta مَاذَا silinip yerine تُوجَدُ getirilmiş, bulunan eşya cümlenin sonuna eklenmiştir.
Örnek 4Beşinci bölümdeki okul krokisine göre «أَيْنَ تُوجَدُ غُرْفَةُ الْمُعَلِّمِينَ؟» sorusunu kat ve konum bilgisi vererek cevaplayınız.
Cevabı göster
1. adım: Krokide öğretmenler odası birinci kattadır: فِي الطَّابِقِ الْأَوَّلِ. 2. adım: Aynı katta soldaki oda müdür odasıdır; öğretmenler odası onun sağındadır: يَمِينَ غُرْفَةِ الْمُدِيرِ. 3. adım: غُرْفَةٌ müennes olduğundan soruda olduğu gibi cevapta da تُوجَدُ kullanılır. Cevap: تُوجَدُ غُرْفَةُ الْمُعَلِّمِينَ فِي الطَّابِقِ الْأَوَّلِ، يَمِينَ غُرْفَةِ الْمُدِيرِ. (Öğretmenler odası birinci katta, müdür odasının sağındadır.)
Örnek 5«Sekiz» sayısının Arapçası ثَمَانِيَةٌ kelimesidir. Bu sayıdan sıra sayısını türetiniz ve «Ben sekizinci sınıftayım» (erkek öğrenci) cümlesini kurunuz.
Cevabı göster
1. adım: ثَمَانِيَةٌ kelimesinin kök harfleri ث م ن harfleridir. 2. adım: Kök fâil kalıbına dökülür: birinci harften sonra uzatma, ikinci harfe esre → ثَامِنٌ; ال ile اَلثَّامِنُ (sekizinci). 3. adım: Sıra sayısı الصَّفِّ kelimesinden sonra gelir ve فِي yüzünden esre alır. Cevap: أَنَا طَالِبٌ فِي الصَّفِّ الثَّامِنِ. (Ben sekizinci sınıf öğrencisiyim / sekizinci sınıftayım.)
Örnek 6Öğretmen sorar: «هَلْ تُحِبُّ الْعِلْمَ؟» (İlmi sever misin?) Öğrenci güçlü bir onayla cevap verir ve öğretmen onu över. Bu kısa diyaloğu Arapça tamamlayınız ve öğretmenin sonunda söyleyebileceği veciz sözü anlamıyla yazınız.
Cevabı göster
Öğrenci (onay): طَبْعًا، أُحِبُّ الْعِلْمَ كَثِيرًا. (Elbette, ilmi çok seviyorum.) Öğretmen (övgü): مُمْتَازٌ! (Mükemmel!) - öğrenci kız ise أَنْتِ طَالِبَةٌ مُمْتَازَةٌ (Sen mükemmel bir öğrencisin) de denebilir. Veciz söz: رُتْبَةُ الْعِلْمِ أَعْلَى الرُّتَبِ. (İlmin derecesi, derecelerin en yücesidir.) Diyalogda طَبْعًا onay, مُمْتَازٌ övgü görevi üstlenmiştir.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1«Ortaokulda okuyorum.» cümlesindeki «ortaokul» kelimesinin Arapça karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?
اَلْمَدْرَسَةُ الْمُتَوَسِّطَةُ ortaokul demektir. اَلْمَدْرَسَةُ الِابْتِدَائِيَّةُ ilkokul, اَلْمَدْرَسَةُ الثَّانَوِيَّةُ lise, غُرْفَةُ الْمُدِيرِ ise müdür odasıdır.
2«............... فِي الصَّفِّ سَاعَةٌ.» (Sınıfta saat vardır.) cümlesinde boşluğa hangi kelime gelmelidir?
سَاعَةٌ kelimesinin sonunda ة bulunduğu için müennestir; bu nedenle «vardır» anlamında تُوجَدُ kullanılır. أَيْنَ ve مَاذَا soru kelimeleridir.
3«Sekizinci» sıra sayısının Arapça karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?
ثَمَانِيَةٌ (sekiz) kelimesinden türeyen sıra sayısı اَلثَّامِنُ (sekizinci) kelimesidir. اَلثَّالِثُ üçüncü, اَلسَّابِعُ yedinci, اَلتَّاسِعُ dokuzuncu demektir.
4Öğretmen, soruya doğru cevap veren öğrencisini övmek istiyor. Öğretmenin kullanacağı en uygun ifade hangisidir?
مُمْتَازٌ «Mükemmel, harika!» anlamında bir övgü ifadesidir. Diğer seçenekler soru kalıbı ve konum bildiren ifadelerdir.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- مَكْتَبَةٌ kelimesi bağlama göre hem kütüphane hem de kitaplık (kitap dolabı) anlamına gelebilir.
Kelime okulun bölümü olarak kütüphane, sınıf eşyası olarak kitaplık anlamında kullanılır.
- حَاسُوبٌ kelimesi müennes olduğu için «vardır» anlamında تُوجَدُ ile kullanılır.
حَاسُوبٌ müzekkerdir, sonunda ة yoktur; doğru kullanım يُوجَدُ فِي الصَّفِّ حَاسُوبٌ şeklindedir.
- Onuncu sıra sayısı اَلْعَاشِرُ kelimesidir ve عَشَرَةٌ (on) sayısından türetilmiştir.
ع ش ر kökü fâil kalıbına dökülerek عَاشِرٌ (onuncu) elde edilir.
- طَبْعًا ifadesi «Mükemmel!» anlamında bir övgü sözüdür.
طَبْعًا «Tabii ki, elbette» anlamında onay bildirir; «Mükemmel!» anlamındaki övgü ifadesi مُمْتَازٌ kelimesidir.
- رُتْبَةُ الْعِلْمِ أَعْلَى الرُّتَبِ sözündeki أَعْلَى kelimesi «en yüksek, en yüce» anlamındadır.
Söz «İlmin derecesi, derecelerin en yücesidir.» anlamına gelir; أَعْلَى en yüce demektir.
- مَكْتَبَةٌ kelimesi bağlama göre hem kütüphane hem de kitaplık (kitap dolabı) anlamına gelebilir.
6Aşağıdaki Arapça kelime ve ifadeleri Türkçe karşılıklarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Erkek bir öğrenci kendini tanıtırken «أَنَا فِي الصَّفِّ السَّادِسِ» cümlesini kurar.
- Sonunda ة bulunan خَرِيطَةٌ kelimesiyle «vardır» anlamında fiili kullanılır.
- Bir mekânın veya eşyanın nerede olduğunu sormak için soru kelimesi kullanılır.
- Bir mekânda ne bulunduğunu sormak için soru kelimesi kullanılır.
- Kantinin mescidin sağında olduğunu söylerken «يُوجَدُ الْمَقْصِفُ الْمَسْجِدِ» denir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Yusuf adında altıncı sınıf öğrencisisin. Aşağıdaki bilgileri kullanarak okulunu ve sınıfını tanıtan beş cümlelik Arapça bir paragraf yazınız: Ortaokulda okuyorsun; sınıfın ikinci kattadır; sınıfta akıllı tahta ve bilgisayar vardır; saat tahtanın üstündedir; kütüphane laboratuvarın solundadır.
1. ipucu: 1. adım: Kendini tanıt: ad, sınıf ve okul türü. Erkek olduğun için طَالِبٌ kelimesini, okul türü için اَلْمَدْرَسَةُ الْمُتَوَسِّطَةُ tamlamasını kullan.
2. ipucu: 2. adım: Sınıfın yerini صَفِّي فِي الطَّابِقِ ... kalıbıyla belirt; ikinci kat için الثَّانِي sıra sayısını seç.
3. ipucu: 3. adım: Sınıftaki eşyaları يُوجَدُ / تُوجَدُ ile anlat; ilk sayılan eşya سَبُّورَةٌ müennes olduğundan تُوجَدُ kullan. Konumlar için فَوْقَ ve يَسَارَ zarflarından sonraki ismi esreli oku.
Cevap: اِسْمِي يُوسُفُ. أَنَا طَالِبٌ فِي الصَّفِّ السَّادِسِ، وَأَدْرُسُ فِي الْمَدْرَسَةِ الْمُتَوَسِّطَةِ. صَفِّي فِي الطَّابِقِ الثَّانِي. تُوجَدُ فِي صَفِّي سَبُّورَةٌ ذَكِيَّةٌ وَحَاسُوبٌ، وَالسَّاعَةُ فَوْقَ السَّبُّورَةِ. تُوجَدُ الْمَكْتَبَةُ يَسَارَ الْمُخْتَبَرِ. Türkçesi: Adım Yusuf. Altıncı sınıf öğrencisiyim ve ortaokulda okuyorum. Sınıfım ikinci kattadır. Sınıfımda akıllı tahta ve bilgisayar vardır; saat tahtanın üstündedir. Kütüphane laboratuvarın solundadır. Açıklama: طَالِبٌ erkek öğrenci için seçildi; فِي harf-i cerinden sonra الصَّفِّ، الْمَدْرَسَةِ ve الطَّابِقِ esreli okundu; ilk eşya سَبُّورَةٌ müennes olduğundan fiil تُوجَدُ oldu; الْمَكْتَبَةُ müennes olduğu için son cümlede de تُوجَدُ kullanıldı; فَوْقَ ve يَسَارَ zarflarından sonra gelen السَّبُّورَةِ ve الْمُخْتَبَرِ esre aldı.
Kısaca
- Kendini Tanıtma: Erkek öğrenci أَنَا طَالِبٌ فِي الصَّفِّ السَّادِسِ, kız öğrenci أَنَا طَالِبَةٌ فِي الصَّفِّ السَّادِسِ der; ortaokul اَلْمَدْرَسَةُ الْمُتَوَسِّطَةُ tamlamasıyla ifade edilir.
- Bir Kelime İki Anlam: مَكْتَبَةٌ kelimesi okulun bölümü olarak kütüphane, sınıf eşyası olarak kitaplık anlamına gelir; doğru anlamı cümlenin bağlamı belirler.
- Sıra Sayılarının Türetilmesi: ثَلَاثَةٌ → ثَالِثٌ, سَبْعَةٌ → سَابِعٌ örneklerindeki gibi sıra sayıları sayı kökünden fâil kalıbıyla türetilir; اَلْأَوَّلُ ve اَلثَّانِي özel biçimlerdir.
- Ne Var Sorusu: مَاذَا يُوجَدُ فِي ...؟ ve مَاذَا يُوجَدُ يَمِينَ ...؟ sorularına müzekker eşyalarla يُوجَدُ, müennes eşyalarla تُوجَدُ kullanılarak cevap verilir.
- Nerede Sorusu: أَيْنَ يُوجَدُ / تُوجَدُ ...؟ sorusunda fiil sorulan mekâna uyar; cevapta kat bilgisi (فِي الطَّابِقِ الْأَوَّلِ) ve yer zarfı (يَمِينَ، فَوْقَ...) birlikte verilebilir.
- Sosyal İfadeler ve Veciz Söz: مُمْتَازٌ (Mükemmel!) övgü, طَبْعًا (Elbette!) güçlü onay bildirir; رُتْبَةُ الْعِلْمِ أَعْلَى الرُّتَبِ sözü ilmin derecesinin derecelerin en yücesi olduğunu anlatır.