'Akrabalarım' (أَقارِبي) ünitemizin dördüncü ve son haftasında, Arapçada isimleri belirli yapan 'Harf-i Tarif' (اَلْ) takısını ve bu takının okunuşunu belirleyen 'Şemsî ve Kamerî Harfler' kuralını öğreneceğiz. Ayrıca akrabalarımızın mesleklerini anlatırken kullandığımız 'becerikli/usta' (ماهِر) ve 'çalışkan' (نَشيط) sıfatlarını, olumsuz çalışma cümlelerini ve akrabaya iyiliği öğütleyen ünite vecizemizi birlikte inceleyeceğiz.
1. Harf-i Tarif (حَرْفُ التَّعْرِيفِ: اَلْ) Nedir?
Arapçada bir ismin başına getirilen اَلْ (el-) ekine Harf-i Tarif (Belirlilik Takısı) denir (İngilizcedeki 'the' gibidir). Başına اَلْ gelmeyen belirsiz (nekra) bir ismin sonunda tenvin (-un, -in, -an) bulunur: Örneğin مُعَلِّمٌ (herhangi bir öğretmen), مَدْرَسَةٌ (herhangi bir okul).
Bu kelimelerin başına اَلْ takısı geldiğinde isim belirli (marife) olur ve kelimenin sonundaki çift hareke (tenvin) düşerek tek harekeye dönüşür: مُعَلِّمٌ -> اَلْمُعَلِّمُ (o bilinen öğretmen), مَدْرَسَةٌ -> اَلْمَدْرَسَةُ (o bilinen okul). Bir kelimede اَلْ takısı ile tenvin asla aynı anda bulunamaz!
2. Şemsî Harfler (الْحُرُوفُ الشَّمْسِيَّةُ) ve Kamerî Harfler (الْحُرُوفُ الْقَمَرِيَّةُ)
Arap alfabesindeki 28 harf, اَلْ takısındaki ل (Lâm) harfinin okunup okunmamasına göre 14 Şemsî Harf ve 14 Kamerî Harf olmak üzere iki eşit gruba ayrılır: 1) Şemsî Harfler (الْحُرُوفُ الشَّمْسِيَّةُ): Adını 'Güneş' anlamındaki اَلشَّمْسُ (eş-şemsü) kelimesinden alır. Bu 14 harf şunlardır: ت، ث، د، ذ، ر، ز، س، ش، ص، ض، ط، ظ، ل، ن. Şemsî bir harfle başlayan kelimenin başına اَلْ geldiğinde ل harfi yazılır fakat okunmaz; şemsî harf şeddeli okunur: اَلطَّبّاخُ (et-tabbâhu), اَلسّائِقُ (es-sâiku), اَلشُّرْطِيُّ (eş-şurtıyyü), اَلضّابِطُ (ed-dâbıtu).
2) Kamerî Harfler (الْحُرُوفُ الْقَمَرِيَّةُ): Adını 'Ay' anlamındaki اَلْقَمَرُ (el-kameru) kelimesinden alır. Bu 14 harf şunlardır: ا، ب، ج، ح، خ، ع، غ، ف، ق، ك، م، هـ، و، ي. Kamerî bir harfle başlayan kelimenin başına اَلْ geldiğinde ل harfi cezimli olarak açıkça okunur ve sonraki harfe şedde konulmaz: اَلْمُعَلِّمُ (el-muallimü), اَلْمُمَرِّضَةُ (el-mümerridatü), اَلْفَلّاحُ (el-fellâhu), اَلْبَيْطَرِيُّ (el-beytarıyyü), اَلْمُحامِي (el-muhâmî).
3. Nitelik Sıfatları: مَاهِرٌ (Usta/Becerikli) ve نَشِيطٌ (Çalışkan)
Akrabalarımızın mesleklerini tanıtırken onların işlerinde ne kadar başarılı veya çalışkan olduklarını belirtmek için sıfat kullanırız: ماهِرٌ (usta, yetenekli, becerikli) ve نَشيطٌ (çalışkan, gayretli, enerjik).
Arapçada sıfat, nitelediği ismin cinsiyetine (eril/dişil) uyar. Erkek bir akrabamızın mesleğini nitelerken sıfat yalın hâlde gelir: عَمّي طَبّاخٌ ماهِرٌ (Amcam becerikli bir aşçıdır), جَدّي فَلّاحٌ نَشيطٌ (Dedem çalışkan bir çiftçidir). Bayan bir akrabamızın mesleğini nitelerken ise hem mesleğin hem de sıfatın sonuna ة (tâ-i merbûta) eklenir: عَمَّتي مُمَرِّضَةٌ نَشيطَةٌ (Halam çalışkan bir hemşiredir), خالَتي مُحامِيَةٌ ماهِرَةٌ (Teyzem başarılı bir avukattır).
4. Olumlu-Olumsuz Çalışma Cümleleri ve Ünite Veciz Sözü
Bir kişinin nerede çalıştığını söylerken erkeğe يَعْمَلُ في... (...da çalışıyor), bayana تَعْمَلُ في... (...da çalışıyor) kalıbını kullanırız. Bir yerde çalışmadığını (olumsuz) ifade etmek için ise fiilin başına لا olumsuzluk edatı getirilir: لا يَعْمَلُ خالي في الْمَطْعَمِ، هُوَ يَعْمَلُ في الْمَزْرَعَةِ. (Dayım lokantada çalışmıyor; o çiftlikte çalışıyor.) | لا تَعْمَلُ عَمَّتي في الْمَدْرَسَةِ، هِيَ تَعْمَلُ في الْمُسْتَشْفى. (Halam okulda çalışmıyor; o hastanede çalışıyor.)
Ünitemizin sonunda akrabalarımıza karşı görevimizi hatırlatan çok anlamlı bir veciz söz yer almaktadır: اَلْأَقْرَبُونَ أَوْلَى بِالْمَعْرُوفِ (el-Akrabûne evlâ bi'l-ma'rûf). Anlamı: 'İyilik yapmaya en layık (öncelikli) olanlar en yakın akrabalardır.' Buradaki اَلْأَقْرَبُونَ 'en yakınlar / akrabalar', أَوْلَى 'daha layık / öncelikli', اَلْمَعْرُوفُ ise 'iyilik ve güzel davranış' demektir.
5. 1. Ünite Meslek ve Akraba Kelimeleriyle Şemsî-Kamerî Uygulaması
1. ünitede öğrendiğimiz akraba ve meslek isimlerini Şemsî ve Kamerî oluşlarına göre ayırdığımızda okuma becerimiz çok gelişir: Kamerî olanlar ('el-' diye okunanlar): اَلْأَبُ (baba), اَلْأُمُّ (anne), اَلْجَدُّ (dede), اَلْحَفيدُ (torun), اَلْعَمُّ (amca), اَلْخالُ (dayı), اَلْوَلَدُ (erkek çocuk), اَلْبِنْتُ (kız çocuk), اَلْمُعَلِّمُ (öğretmen), اَلْمُمَرِّضُ (hemşire), اَلْفَلّاحُ (çiftçi), اَلْمُحامِي (avukat), اَلْبَيْطَرِيُّ (veteriner).
Şemsî olanlar ('l' okunmayıp şeddelenenler): اَلسّائِقُ (es-sâiku: şoför), اَلطَّبّاخُ (et-tabbâhu: aşçı), اَلشُّرْطِيُّ (eş-şurtıyyü: polis), اَلضّابِطُ (ed-dâbıtu: subay).
6. Aile ve Akrabalarımızı Tanıtan Kısa Paragraf Yazma
Öğrendiğimiz tüm yapıları birleştirerek geniş ailemizi tanıtan kısa bir Arapça metin yazabiliriz: هٰذِهِ عائِلَتي. والِدي مُعَلِّمٌ نَشيطٌ، هُوَ يَعْمَلُ في الْمَدْرَسَةِ. (Bu benim ailemdir. Babam çalışkan bir öğretmendir, o okulda çalışıyor.)
وَوالِدَتي مُمَرِّضَةٌ ماهِرَةٌ، هِيَ تَعْمَلُ في الْمُسْتَشْفى. لي عَمٌّ واحِدٌ، هُوَ طَبّاخٌ ماهِرٌ. أَنا أُحِبُّ أَقارِبي كَثيرًا. (Annem ise becerikli bir hemşiredir, o hastanede çalışıyor. Benim bir amcam var, o usta bir aşçıdır. Ben akrabalarımı çok seviyorum.)
Örnekler
Örnek 1Şemsî harfler ve Kamerî harfler kuralını birer örnekle açıklayınız.
Cevabı göster
- Şemsî Harfler (14 harf): Kelimenin başına 'اَلْ' takısı geldiğinde 'ل' harfi okunmaz, şemsî harf şeddeli okunur. Örnek: اَلشَّمْسُ (eş-şemsü - güneş), اَلطَّبّاخُ (et-tabbâhu - aşçı). - Kamerî Harfler (14 harf): Kelimenin başına 'اَلْ' takısı geldiğinde 'ل' harfi cezimli olarak açıkça okunur ve sonraki harf şeddelenmez. Örnek: اَلْقَمَرُ (el-kameru - ay), اَلْمُعَلِّمُ (el-muallimü - öğretmen).
Örnek 2Aşağıdaki kelimelerin başına 'اَلْ' (Harf-i Tarif) getirerek harekeleriyle birlikte yeniden yazınız ve Şemsî mi Kamerî mi olduklarını belirtiniz: 1. مُمَرِّضٌ 2. سائِقٌ 3. عَمٌّ 4. شُرْطِيٌّ
Cevabı göster
1. مُمَرِّضٌ -> اَلْمُمَرِّضُ (Mîm harfi Kamerîdir, tenvin tek ötreye düşer). 2. سائِقٌ -> اَلسّائِقُ (Sîn harfi Şemsîdir, şeddelenir ve tenvin tek ötreye düşer). 3. عَمٌّ -> اَلْعَمُّ (Ayn harfi Kamerîdir). 4. شُرْطِيٌّ -> اَلشُّرْطِيُّ (Şîn harfi Şemsîdir, şeddelenir).
Örnek 3Aşağıdaki Arapça cümleleri Türkçeye çeviriniz: 1. عَمّي مُحامٍ ماهِرٌ. 2. خالَتي فَلّاحَةٌ نَشيطَةٌ. 3. لا يَعْمَلُ جَدّي في الْمَخْفَرِ.
Cevabı göster
1. Amcam becerikli (başarılı) bir avukattır. 2. Teyzem çalışkan bir çiftçidir. 3. Dedem karakolda çalışmıyor.
Örnek 4'اَلْأَقْرَبُونَ أَوْلَى بِالْمَعْرُوفِ' veciz sözünün okunuşunu ve Türkçe anlamını yazınız.
Cevabı göster
Okunuşu: 'el-Akrabûne evlâ bi'l-ma'rûf.' Anlamı: 'İyilik yapmaya en layık (öncelikli) olanlar en yakın akrabalardır.'
Örnek 5'عَمّي فَلّاحٌ نَشيطٌ' (Amcam çalışkan bir çiftçidir) cümlesini 'Halam' (عَمَّتي) öznesine göre dişil (müennes) olarak yeniden yazınız.
Cevabı göster
'عَمَّتي فَلّاحَةٌ نَشيطَةٌ.' (Halam çalışkan bir çiftçidir — hem meslek hem de sıfat kelimesinin sonuna 'ة' eklenir).
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Aşağıdaki kelimelerden hangisi 'Şemsî harf' ile başlamaktadır (yani başındaki 'اَلْ' takısının 'ل' harfi okunmaz)?
'اَلطَّبّاخُ' (et-tabbâhu) kelimesi 'ط' (Tı) harfiyle başlar; 'ط' şemsî bir harf olduğu için 'ل' okunmaz ve 'ط' şeddeli okunur. Diğer seçenekler kamerî harflerle (م، ع، خ، ج) başlamaktadır.
2'خالَتي مُمَرِّضَةٌ ___.' (Teyzem çalışkan bir hemşiredir.) cümlesinde boş bırakılan yere dil bilgisi uyumuna göre aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
'خالَتي مُمَرِّضَةٌ' dişil (müennes) olduğu için onu niteleyen sıfat da sonunda 'ة' bulunan 'نَشيطَةٌ' (çalışkan) olmalıdır.
3Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Bir ismin başına 'اَلْ' (Harf-i Tarif) geldiğinde kelimenin sonundaki tenvin (-un) düşerek tek harekeye (-u) dönüşür.
Arapçada 'اَلْ' takısı ile tenvin aynı kelimede bir arada bulunamaz (مُعَلِّمٌ -> اَلْمُعَلِّمُ).
- Kamerî harflerle başlayan kelimelerde 'اَلْ' takısındaki 'ل' harfi cezimli olarak açıkça okunur.
Örneğin اَلْقَمَرُ (el-kameru) ve اَلْمَدْرَسَةُ (el-medresetü) kelimelerinde 'ل' sesi net biçimde duyulur.
- 'لا يَعْمَلُ عَمّي في الْمَطْعَمِ' cümlesi 'Amcam lokantada çalışıyor' anlamına gelir.
Cümlenin başında 'لا' olumsuzluk edatı bulunduğu için anlamı 'Amcam lokantada çalışmıyor' demektir.
- Bir ismin başına 'اَلْ' (Harf-i Tarif) geldiğinde kelimenin sonundaki tenvin (-un) düşerek tek harekeye (-u) dönüşür.
4Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- 'ماهِرٌ / ماهِرَةٌ' sıfatı 'becerikli, usta, yetenekli' anlamına gelir.
Mesleklerdeki ustalığı ve başarıyı anlatmak için kullanılır.
- 'اَلْأَقْرَبُونَ أَوْلَى بِالْمَعْرُوفِ' vecizesi 'İyilik yapmaya en layık olanlar en yakın akrabalardır' demektir.
Bu söz akrabalara yardım ve iyilikte öncelik verilmesini öğütler.
- Arap alfabesindeki 28 harfin 20 tanesi Şemsî, 8 tanesi Kamerî harftir.
28 harfin tam yarısı (14'ü) Şemsî, diğer yarısı (14'ü) ise Kamerî harftir.
- 'ماهِرٌ / ماهِرَةٌ' sıfatı 'becerikli, usta, yetenekli' anlamına gelir.
5Aşağıdaki Arapça kelime ve ifadeleri doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
6Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Arapçada isimlerin başına gelerek onları belirli yapan 'اَلْ' takısına denir.
- Başına 'اَلْ' geldiğinde 'ل' harfinin okunmadığı ve kendisinin şeddeli okunduğu 14 harfe harfler denir.
- 'Çalışkan' anlamına gelen 'نَشيطٌ' sıfatının bayanlar (müennes) için kullanılan şekli kelimesidir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- 'والِدي في ' cümlesi 'Babam işte (iş yerinde)' anlamına gelir.
- Muzâri fiilin başına edatı getirildiğinde fiil olumsuz ('yapmıyor / çalışmıyor') anlam kazanır.
- 'اَلْأَقْرَبُونَ أَوْلَى بِالْمَعْرُوفِ' sözündeki 'اَلْأَقْرَبُونَ' kelimesi en yakın anlamına gelir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Harekelenmiş bir Arapça metin okurken başında 'اَل' bulunan bir kelimenin Şemsî mi yoksa Kamerî mi olduğunu 28 harfi tek tek saymadan bir bakışta nasıl anlarsınız ve nasıl okursunuz?
1. ipucu: 1. İpucu: 'اَل' takısındaki 'ل' harfinin üzerindeki işarete (cezim var mı yok mu?) bakınız.
2. ipucu: 2. İpucu: 'اَل' takısından hemen sonra gelen harfin üzerindeki işarete (şedde var mı yok mu?) dikkat ediniz.
3. ipucu: 3. İpucu: 'اَلشَّمْسُ' ve 'اَلْقَمَرُ' kelimelerini model olarak karşılaştırınız.
Cevap: Harekeli bir metinde bunu anlamak çok kolaydır: 1. Eğer 'اَل' takısından hemen sonra gelen harfin üzerinde ŞEDDE ( ّ ) varsa (ve 'ل' üzerinde cezim yoksa), o harf Şemsî harftir; 'ل' harfini hiç okumadan doğrudan şeddeli harfe geçeriz (Örn: اَلطَّبّاخُ -> et-tabbâhu). 2. Eğer 'ل' harfinin üzerinde CEZİM ( ْ ) varsa ve sonraki harfte şedde yoksa, o harf Kamerî harftir; 'ل' harfini 'el-' diye açıkça okuyarak geçeriz (Örn: اَلْمُعَلِّمُ -> el-muallimü).
Kısaca
- İsimlerin başına gelen اَلْ (el-) takısına 'Harf-i Tarif' (belirlilik takısı) denir; eklendiği kelimenin sonundaki tenvin (-un/-ün) düşerek tek harekeye (-u/-ü) dönüşür.
- Arap alfabesindeki 28 harfin 14'ü Şemsî harf (ت، ث، د، ذ، ر، ز، س، ش، ص، ض، ط، ظ، ل، ن), 14'ü ise Kamerî harftir (ا، ب، ج، ح، خ، ع، غ، ف، ق، ك، م، هـ، و، ي).
- Şemsî harfle başlayan kelimelerin başına اَلْ geldiğinde 'ل' harfi okunmaz, şemsî harf şeddeli okunur (اَلشَّمْسُ - eş-şemsü, اَلطَّبّاخُ - et-tabbâhu).
- Kamerî harfle başlayan kelimelerin başına اَلْ geldiğinde ise 'ل' harfi cezimli olarak açıkça okunur (اَلْقَمَرُ - el-kameru, اَلْمُعَلِّمُ - el-muallimü).
- Meslekleri nitelerken eril için ماهِرٌ (becerikli) ve نَشيطٌ (çalışkan); dişil için ماهِرَةٌ ve نَشيطَةٌ sıfatları kullanılır.
- Ünite veciz sözü: اَلْأَقْرَبُونَ أَوْلَى بِالْمَعْرُوفِ ('İyiliğe en layık olanlar en yakınlardır.').