Son iki haftamızda muhacirlerin hicret yolundaki fedakârlıklarını ve işkencelere karşı direnişlerini öğrendik. Bu hafta Muhacirlerin Dilinden Peygamberimiz konusunu tamamlarken, bu bağlılığın sevgi, saygı ve ona uyma (ittiba) olmak üzere üç yönünü; Hz. Ali'nin ve Hz. Aişe'nin Peygamberimizi anlatışını, hanım muhacirlerin vefasını, Abdullah bin Mes'ud'un Kur'an hatıralarını ve Peygamberimizin vefatından sonra da süren sünnete bağlılığı inceleyeceğiz. Son bölümde de bu güzel örnekleri kendi hayatımıza nasıl taşıyabileceğimizi birlikte düşüneceğiz.
Bağlılığın Ölçüsü: Sevgi, Saygı ve Ona Uymak
Mekkeli muhacirlerin Peygamberimize olan bağlılığı yalnızca bir duygu değildi; onların hayatında üç yönlü bir ilişki olarak görülür. Birincisi muhabbet (sevgi), yani Peygamberimizi ailesinden, malından ve hatta kendi canından daha çok sevmektir. Peygamberimiz 'Sizden biriniz, ben kendisine babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevimli olmadıkça (gerçek anlamda) iman etmiş olmaz' buyurmuştur (Buhârî, Müslim). Bir gün Hz. Ömer 'Ey Allah'ın Resulü! Sen bana canım dışındaki her şeyden daha sevimlisin' deyince Peygamberimiz 'Hayır, canımı kudretiyle elinde tutana yemin ederim ki ben sana canından da sevimli olmadıkça (olmaz)' buyurmuş; Hz. Ömer biraz düşündükten sonra 'Şimdi, vallahi sen bana canımdan da sevimlisin' demiş, Peygamberimiz de 'Şimdi oldu ey Ömer' karşılığını vermiştir (Buhârî).
İkinci yön ta'zim (saygı)dır. Sahabiler Peygamberimizin huzurunda sesini yükseltmez, sözünü kesmez, onu dikkatle dinlerdi. Bu saygıyı en iyi anlatanlardan biri, Hudeybiye'de Mekkelilerin elçisi olarak gelen ve o sırada henüz Müslüman olmayan Urve bin Mes'ud'dur. Urve, kavmine dönünce 'Ben Kayser'in, Kisra'nın ve Necaşi'nin huzuruna elçi olarak girdim. Vallahi hiçbir hükümdarın adamlarının, Muhammed'in arkadaşlarının ona gösterdiği saygıyı gösterdiğini görmedim' demiştir (Buhârî). Dışarıdan bir gözün bu tanıklığı, muhacirlerin bağlılığının ne kadar derin olduğunu açıkça gösterir.
Üçüncü ve en önemli yön ise ittiba, yani Peygamberimize uymak ve onun sünnetini yaşamaktır. Yüce Allah 'De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın' (Âl-i İmrân, 31) buyurur. Ancak Peygamberimiz bu sevginin sınırını da çizmiştir: 'Hristiyanların Meryem oğlu İsa'yı aşırı övdükleri gibi siz de beni aşırı övmeyin. Ben ancak bir kulum. Bana Allah'ın kulu ve Resulü deyin' (Buhârî). Bu hadisi bize nakleden de bir muhacir olan Hz. Ömer'dir. Demek ki muhacirlerin sevgisi, Peygamberimizi ilahlaştıran bir aşırılık değil; onu 'güzel örnek' (üsve-i hasene) kabul edip izinden giden ölçülü bir sevgidir (Ahzâb, 21).
| Bağlılığın Yönü | Anlamı | Muhacirlerin Hayatından Örnek | Dayanağı |
|---|---|---|---|
| Muhabbet (Sevgi) | Peygamberimizi her şeyden ve canından çok sevmek | Hz. Ömer'in 'Şimdi canımdan da sevimlisin' demesi | Buhârî, Müslim |
| Ta'zim (Saygı) | Huzurunda edepli olmak, sözünü dikkatle dinlemek | Urve bin Mes'ud'un Hudeybiye'deki tanıklığı | Buhârî |
| İttiba (Uyma) | Sözünü, davranışını ve sünnetini hayata geçirmek | Muhacirlerin her işte onun yolunu izlemesi | Âl-i İmrân, 31 |
| Ölçülülük | Sevgide aşırıya gitmemek, onu kul ve elçi bilmek | Hz. Ömer'in naklettiği 'Beni aşırı övmeyin' hadisi | Buhârî |
Hz. Ali ve Hz. Aişe'nin Anlatımıyla Peygamberimizin Şahsiyeti
Bir insanı en iyi tanıyanlar, onunla aynı evde yaşayan ve uzun yıllar yanında bulunanlardır. Peygamberimizin evinde büyüyen ve Medine'ye hicret eden Hz. Ali (r.a.), onun dış görünüşünü ve huyunu anlatan en önemli tanıklardandır. Peygamberimizin dış görünüşünü ve güzel vasıflarını anlatan bu tür rivayetlere şemail denir. Hz. Ali'nin anlatımına göre Peygamberimiz ne aşırı uzun ne de kısa boyluydu; insanların en cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak huylusu ve en iyi arkadaşıydı. 'Onu ansızın gören heybetinden çekinir; onunla tanışıp kaynaşan ise onu severdi. Onu anlatan kişi: Ne ondan önce ne de ondan sonra onun gibisini görmedim, derdi' (Tirmizî).
Hz. Ebu Bekir'in kızı ve Peygamberimizin eşi Hz. Aişe (r.a.) de ailesiyle birlikte Mekke'den Medine'ye hicret etmiş bir muhacirdir. O, Peygamberimizin ev hayatını en yakından bilen kişidir. Kendisine Peygamberimizin evde neler yaptığı sorulunca 'Ailesinin işlerine yardım ederdi; namaz vakti gelince namaza çıkardı' cevabını vermiştir (Buhârî). Yine onun anlatımına göre Peygamberimiz kötü söz söylemez, çarşıda bağırıp çağırmaz, kötülüğe kötülükle karşılık vermez; affeder ve bağışlardı (Tirmizî). İki iş arasında serbest bırakıldığında, günah olmadıkça kolay olanı seçerdi (Buhârî).
Bu iki anlatımı birlikte düşündüğümüzde, muhacirlerin bağlılığının sebebi daha iyi anlaşılır: Peygamberimiz uzaktan heybetli görünen ama yakından tanındıkça sevilen, toplum içinde nasılsa evinde de öyle olan, sözü ile davranışı birbirini tutan bir insandı. Muhacirler onun bu tutarlı ve samimi şahsiyetini her gün kendi gözleriyle gördükleri için ona yürekten bağlanmışlardı. Bizim için çıkarılacak ders de şudur: Güzel ahlak yalnızca dışarıda gösterilen bir davranış değil; evde, ailede ve kimsenin görmediği yerde de sürdürülen bir hayat biçimidir.
| Anlatan Muhacir | Peygamberimizin Hangi Yönünü Anlatır? | Rivayetin Özü |
|---|---|---|
| Hz. Ali (r.a.) | Dış görünüşü ve toplum içindeki ahlakı (şemail) | Ansızın görenin çekindiği, tanıyanın sevdiği eşsiz insan |
| Hz. Ali (r.a.) | Cömertliği ve doğruluğu | İnsanların en cömert gönüllüsü ve en doğru sözlüsü |
| Hz. Aişe (r.a.) | Ev ve aile hayatı | Ailesinin işlerine yardım eder, vakit gelince namaza çıkardı |
| Hz. Aişe (r.a.) | Affediciliği ve kolaylaştırıcılığı | Kötülüğe kötülükle karşılık vermez, günah olmayan kolay işi seçerdi |
Hanım Muhacirlerin Vefası: Ümmü Seleme, Esma ve Ümmü Eymen
Hicret yalnızca erkeklerin değil, aynı zamanda büyük sıkıntılara göğüs geren hanım sahabilerin de hikâyesidir. Hz. Ümmü Seleme (r.a.) hem Habeşistan'a hem Medine'ye hicret etmiş bir muhacirdir. Kendi anlatımına göre eşi Ebu Seleme ile Medine'ye yola çıkmak istediklerinde ailesi onu eşinden ayırmış, eşinin ailesi de küçük oğlu Seleme'yi elinden almıştır. Ümmü Seleme bir yıla yakın her gün Mekke'nin dışına çıkıp ağlamış, sonunda ailesi ona acıyıp izin verince oğlunu alarak yalnız başına Medine yoluna düşmüştür. Bu sabrı, Peygamberimizin davetine ne kadar bağlı olduğunu gösterir. Daha sonra Peygamberimizle evlenen Ümmü Seleme, Hudeybiye'de sahabiler kurban kesip tıraş olmakta tereddüt edince Peygamberimize 'Dışarı çık, kimseyle konuşmadan kurbanını kes ve tıraş ol' diye öneride bulunmuş; Peygamberimiz böyle yapınca sahabiler hemen onu örnek almıştır (Buhârî).
Hz. Esma bint Ebu Bekir (r.a.), hicret sırasında Sevr Mağarası'na gizlice yiyecek taşıyan cesur bir genç kızdı. Azık torbasını bağlayacak ip bulamayınca bel kuşağını ikiye bölüp torbayı onunla bağlamış; bu yüzden Peygamberimiz ona 'Zâtü'n-nitâkayn' (iki kuşaklı) demiştir (Buhârî). Müşrikler Peygamberimizin ve babasının nerede olduğunu sorduğunda bir şey söylememiş, bu yüzden tokat yemiştir. Babası bütün parasını yanına alıp gidince, gözleri görmeyen dedesi Ebu Kuhafe'yi üzmemek için bir oyuğa taş koyup üzerini örtmüş, dedesinin elini üzerine koyarak 'Babam bize bunu bıraktı' diyerek onu teselli etmiştir. Esma'nın davranışı sır tutmanın, cesaretin ve aileye şefkatin güzel bir örneğidir.
Hz. Ümmü Eymen (r.a.), asıl adı Bereke olan ve Peygamberimizi çocukluğunda büyüten dadısıdır. Annesi Hz. Âmine vefat ettiğinde küçük Muhammed'in yanında o vardı. Peygamberimiz ona 'Ümmü Eymen, annemden sonra annemdir' diyerek iltifat eder, onu ziyaret ederdi. Medine'ye hicret eden Ümmü Eymen'in vefası Peygamberimizin vefatından sonra da sürmüştür: Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer onu ziyarete gittiklerinde ağladığını görmüş, sebebini sormuşlardır. O da 'Allah katındakinin Resulü için daha hayırlı olduğunu bilmiyor değilim; ama gökten gelen vahyin kesildiğine ağlıyorum' demiş ve onları da ağlatmıştır (Müslim).
| Hanım Muhacir | Zorluk veya Görev | Bağlılığının Göstergesi | Öne Çıkan Değer |
|---|---|---|---|
| Hz. Ümmü Seleme | Eşinden ve oğlundan ayrı düşmesi | Bir yıla yakın sabredip yalnız başına hicret etmesi | Sabır ve feraset |
| Hz. Ümmü Seleme | Hudeybiye'de sahabilerin tereddüdü | Peygamberimize isabetli bir görüş sunması | İstişare ve akıl |
| Hz. Esma bint Ebu Bekir | Sevr'e gizlice azık taşımak | Kuşağını bölmesi, müşriklere sır vermemesi | Cesaret ve sır tutma |
| Hz. Ümmü Eymen (Bereke) | Peygamberimizi çocukluğunda büyütmek | Vefattan sonra vahyin kesilmesine ağlaması | Şefkat ve vefa |
Kur'an'la Gelen Bağlılık: Abdullah bin Mes'ud'un Hatıraları
Abdullah bin Mes'ud (r.a.), İslam'ı ilk kabul edenlerden biridir. Mekke'de kabilesi güçlü olmayan, zayıf yapılı, genç bir çobandı. Ancak Kur'an'a olan sevgisi onu Mekke'nin en cesur Müslümanlarından biri yaptı. Rivayete göre sahabiler 'Kureyş henüz Kur'an'ı açıktan okunurken duymadı, kim onlara okuyacak?' diye konuştuklarında, onu korumasız diye endişe etmelerine rağmen Abdullah bin Mes'ud gönüllü olmuş; Kâbe'nin yanında Rahman suresini yüksek sesle okumaya başlamıştır. Müşrikler onu yüzünden yaralayana kadar dövmüş, o ise arkadaşlarının yanına dönünce 'Allah'ın düşmanları gözümde hiç bu kadar değersiz olmamıştı; isterseniz yarın da okurum' demiştir (İbn İshak).
Abdullah bin Mes'ud önce Habeşistan'a, daha sonra Medine'ye hicret ederek iki hicrete de katılmıştır. Medine'de Peygamberimizin yanından neredeyse hiç ayrılmamış, onun ayakkabılarını, misvakını ve abdest suyunu taşıyan yakın hizmetçisi olmuştur. Bu yakınlık sayesinde Peygamberimizin hayatını en iyi bilenlerden biri olmuştur. Peygamberimiz de onun Kur'an bilgisine şahitlik ederek 'Kur'an'ı dört kişiden öğrenin: Abdullah bin Mes'ud, Salim, Muaz ve Übey bin Kâ'b' buyurmuş ve saydığı kişilerin ilki olarak onu anmıştır (Buhârî).
Abdullah bin Mes'ud'un en dokunaklı hatırası şudur: Peygamberimiz bir gün ona 'Bana Kur'an oku' demiş; o da 'Kur'an sana indirilmişken ben mi sana okuyayım?' diye şaşırmıştır. Peygamberimiz 'Ben onu başkasından dinlemeyi severim' buyurunca Nisâ suresini okumaya başlamış, 'Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de bunlara şahit getirdiğimiz zaman halleri nasıl olacak?' (Nisâ, 41) ayetine gelince Peygamberimiz 'Yeter' demiştir. Abdullah dönüp baktığında Peygamberimizin gözlerinden yaşlar aktığını görmüştür (Buhârî). Bu hatıra, muhacirlerin Peygamberimize bağlılığının özünde Kur'an'a bağlılık olduğunu ve Peygamberimizin ashabıyla kurduğu öğretmen-öğrenci sıcaklığını gösterir.
| Hayatından Durak | Ne Yaşadı? | Bağlılığa Dair Ders |
|---|---|---|
| İlk Müslümanlardan | Genç ve korumasız bir çobanken iman etti | Bağlılık güçle değil, imanla ilgilidir |
| Kâbe'de Rahman suresi | Kur'an'ı açıktan okudu, dövüldü ama yılmadı | Hakkı söylemekte cesaret |
| İki hicret | Önce Habeşistan'a, sonra Medine'ye göç etti | İnanç uğruna yurdunu bırakmak |
| Yakın hizmet | Ayakkabı, misvak ve abdest suyu taşıdı | Sevdiğine hizmet etmekten onur duymak |
| Nisâ 41 hatırası | Peygamberimize Kur'an okudu, onun ağladığını gördü | Kur'an'ı anlayarak ve hissederek okumak |
Peygamberimizden Sonra da Süren Sadakat: Sünnete Bağlılık
Bağlılığın en büyük sınavı, Peygamberimizin 632 yılında Medine'de vefat etmesiyle yaşandı. Haberi duyan sahabiler derin bir üzüntüye kapıldı; Hz. Ömer bile bu acı gerçeği kabul etmekte zorlandı. O sırada Hz. Ebu Bekir (r.a.) gelip Peygamberimizin mübarek yüzünü açtı, onu öptü ve ardından halka şöyle seslendi: 'Kim Muhammed'e tapıyorduysa bilsin ki Muhammed ölmüştür. Kim de Allah'a ibadet ediyorsa bilsin ki Allah diridir, ölmez.' Sonra şu ayeti okudu: 'Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geri mi döneceksiniz?' (Âl-i İmrân, 144). Sahabiler bu ayeti sanki ilk kez duyuyormuş gibi dinleyip teselli buldular (Buhârî).
Bu olay, muhacirlerin bağlılığının bir kişiye duyulan sıradan bir hayranlık olmadığını gösterir. Onlar Peygamberimizi Allah'ın elçisi olarak sevmiş, bu yüzden onun vefatından sonra da getirdiği mesaja, Kur'an'a ve sünnete bağlı kalmışlardır. Hz. Ebu Bekir halifeliği sırasında 'Resulullah'ın yapmakta olduğu hiçbir şeyi terk etmem; onun emrinden bir şeyi bırakırsam doğru yoldan sapmaktan korkarım' demiştir (Buhârî). Bu söz, sevginin sünnete uymakla devam ettiğinin açık bir ifadesidir.
Hz. Ömer'in Hacerülesved karşısındaki tavrı da aynı anlayışı yansıtır. O, Kâbe'yi tavaf ederken Hacerülesved'e yönelip 'Biliyorum ki sen fayda da zarar da veremeyen bir taşsın. Eğer Resulullah'ın seni öptüğünü görmeseydim seni öpmezdim' demiştir (Buhârî). Hz. Ömer burada iki önemli ilkeyi birlikte öğretir: Birincisi, hiçbir varlığa Allah'ın dışında güç ve kutsallık yüklenmemelidir; ikincisi, Müslüman ibadetlerini kendi aklına göre değil, Peygamberimizden gördüğü şekilde yapar. Böylece muhacirler hem tevhidi korumuş hem de sünnete bağlılığı sonraki nesillere aktarmıştır.
| Muhacir | Söz veya Davranış | Bağlılık Açısından Anlamı |
|---|---|---|
| Hz. Ebu Bekir | Vefat günü Âl-i İmrân 144. ayeti okuması | Bağlılık, kişiye değil Allah'ın gönderdiği mesaja ve dine bağlılıktır |
| Hz. Ebu Bekir | 'Resulullah'ın yaptığı hiçbir şeyi terk etmem' | Sevgi, sünneti sürdürmekle kalıcı olur |
| Hz. Ömer | Hacerülesved'i yalnızca Peygamberimizi örnek alarak öpmesi | İbadette ölçü Peygamberimizin uygulamasıdır; tevhit korunur |
| Hz. Ümmü Eymen | Vahyin kesilmesine ağlaması | Asıl kaybın, vahiyle gelen rehberlik olduğunu kavramak |
Muhacirlerin Bağlılığını Bugüne Taşımak
Muhacirlerin yaşadığı olaylar yaklaşık on dört asır önce, bambaşka şartlarda gerçekleşti. Bugün kimse bizden yurdumuzu terk etmemizi ya da işkenceye katlanmamızı beklemiyor. Bu yüzden bu örnekleri günümüze taşırken onları bağlamından koparmadan okumalıyız: Önce olayın hangi şartlarda yaşandığını anlamalı, ardından o davranışın arkasındaki değeri bulmalı, en son da bu değeri kendi hayatımızda nasıl yaşayabileceğimizi düşünmeliyiz. Örneğin Hz. Esma'nın kuşağını bölmesini taklit etmek değil; onun gösterdiği sır tutma, yardımlaşma ve cesaret değerini yaşamak önemlidir.
Bu yöntemle düşündüğümüzde muhacirlerin bağlılığı, bir yedinci sınıf öğrencisinin hayatında pek çok somut davranışa dönüşebilir. Hz. Ali'nin emanetleri sahiplerine teslim etmesi, bize ödünç aldığımız eşyayı zamanında ve sağlam geri vermeyi; Abdullah bin Mes'ud'un Kur'an sevgisi, her gün birkaç ayeti anlamıyla okumayı; Hz. Aişe'nin anlattığı ev hayatı, evde ailemize yardım etmeyi; Ümmü Seleme'nin sabrı ve isabetli görüşü, zorluklar karşısında sabırlı olmayı ve fikrimizi edeple söylemeyi hatırlatır. Hz. Ömer'in sünnete bağlılığı ise selamlaşma, güler yüz, temizlik ve doğruluk gibi sünnetleri hayatımıza yerleştirmeye bizi teşvik eder.
Peygamberimize bağlılığın bir başka güzel ifadesi de onu sık sık anmak ve ona salavat getirmektir. Yüce Allah 'Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salat ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle selam verin' buyurur (Ahzâb, 56). Ayrıca onun hayatını doğru kaynaklardan öğrenmek, hakkında bilgi verirken uydurma veya abartılı sözlerden kaçınmak da sevginin gereğidir. Çünkü muhacirler Peygamberimizi anlatırken gördüklerini olduğu gibi aktarmış, onu ne eksik ne de aşırı anlatmışlardır. Bizim de onun hakkındaki bilgileri doğru, ölçülü ve kaynağına dayanarak ifade etmemiz gerekir.
| Muhacirin Davranışı (Tarihsel Bağlam) | Arkasındaki Değer | Benim Hayatımdaki Karşılığı |
|---|---|---|
| Hz. Ali'nin emanetleri sahiplerine vermesi | Emanete riayet | Ödünç aldığım eşyayı zamanında ve sağlam iade etmek |
| Hz. Esma'nın müşriklere sır vermemesi | Sır tutma ve cesaret | Arkadaşımın bana güvenerek anlattığını saklamak |
| Abdullah bin Mes'ud'un Kur'an'ı öğrenip okuması | İlme ve Kur'an'a bağlılık | Her gün birkaç ayeti anlamıyla okumak |
| Ümmü Seleme'nin sabrı ve görüş bildirmesi | Sabır ve istişare | Zorlukta sabretmek, fikrimi edeple söylemek |
| Hz. Ömer'in sünnete uyması | İttiba | Selam, güler yüz, temizlik gibi sünnetleri yaşamak |
Örnekler
Örnek 1Muhacirlerin Peygamberimize bağlılığının üç yönünü (sevgi, saygı, uyma) birer örnekle açıklayınız.
Cevabı göster
1. adım – Sevgi (muhabbet): Hz. Ömer'in 'Şimdi vallahi sen bana canımdan da sevimlisin' demesi, sahabilerin Peygamberimizi canlarından çok sevdiğini gösterir. 2. adım – Saygı (ta'zim): Hudeybiye'de Urve bin Mes'ud'un 'Hiçbir hükümdarın adamlarının, Muhammed'in arkadaşlarının ona gösterdiği saygıyı gösterdiğini görmedim' demesi sahabilerin ona saygısını anlatır. 3. adım – Uyma (ittiba): Hz. Ömer'in Hacerülesved'i yalnızca Peygamberimizi öyle yaparken gördüğü için öpmesi, onun sünnetine uymanın örneğidir. Sonuç: Muhacirlerin bağlılığı yalnız bir duygu değil; sevgi, saygı ve davranışla uyma birleşimidir.
Örnek 2Peygamberimizin 'Beni aşırı övmeyin; ben ancak bir kulum. Bana Allah'ın kulu ve Resulü deyin' hadisi, Peygamber sevgisi konusunda bize neyi öğretir?
Cevabı göster
1. adım – Hadisin söyleniş amacı: Peygamberimiz, Hristiyanların Hz. İsa'yı aşırı yücelttikleri gibi kendisinin de aşırı övülmesini yasaklamıştır. 2. adım – Öğrettiği ilke: Peygamberimiz Allah'ın kulu ve elçisidir; ona ilahlık vasfı yüklenemez. 3. adım – Sevgiyle ilişkisi: Ona duyulan sevgi ölçülü olmalı, onu yüceltip ilahlaştırmak yerine örnek alıp izinden gitmek şeklinde olmalıdır (Ahzâb, 21). Sonuç: Doğru Peygamber sevgisi, tevhidi koruyan ve onun yolunu takip eden ölçülü sevgidir.
Örnek 3Hz. Ali'nin 'Onu ansızın gören heybetinden çekinir; onunla tanışıp kaynaşan ise onu severdi' sözünden Peygamberimizin şahsiyetiyle ilgili hangi sonuçlar çıkarılabilir?
Cevabı göster
1. adım – İlk izlenim: Peygamberimiz uzaktan bakanlara ağırbaşlı ve saygı uyandıran (heybetli) biri olarak görünürdü. 2. adım – Yakın tanışıklık: Onu yakından tanıyanlar ise yumuşak huyunu, cömertliğini ve doğruluğunu görerek ona sevgiyle bağlanırdı. 3. adım – Çıkarım: Onun dış görünüşü ile iç dünyası arasında bir uyum vardı; yakından tanındıkça değeri daha çok anlaşılan biriydi. Sonuç: Muhacirlerin ona derin bir sevgiyle bağlanmasının sebebi, onu her gün yakından tanımaları ve bu güzel ahlakı bizzat görmeleridir.
Örnek 4Hz. Ümmü Seleme'nin hicret hikâyesi ile Hudeybiye'deki önerisi, onun Peygamberimize bağlılığını hangi yönlerden gösterir?
Cevabı göster
1. adım – Hicretteki sabrı: Eşinden ve oğlundan ayrı bırakılmasına rağmen inancından vazgeçmemiş, bir yıla yakın sabretmiş ve yalnız başına Medine'ye hicret etmiştir. Bu, davaya bağlılığını gösterir. 2. adım – Hudeybiye'deki önerisi: Sahabiler kurban kesip tıraş olmakta tereddüt edince Peygamberimize 'Kimseyle konuşmadan çık, kurbanını kes ve tıraş ol' demiştir. Peygamberimiz öyle yapınca sahabiler hemen ona uymuştur. 3. adım – Çıkarım: Ümmü Seleme hem sabrıyla hem de aklı ve ferasetiyle Peygamberimize destek olmuştur; olay ayrıca sahabilerin Peygamberimizi davranışıyla örnek aldığını gösterir. Sonuç: Bağlılık; sabır, sadakat ve doğru zamanda doğru görüşü edeple söylemekle de ortaya çıkar.
Örnek 5Peygamberimizin vefatı üzerine Hz. Ebu Bekir'in Âl-i İmrân suresi 144. ayeti okuması, muhacirlerin bağlılığının asıl neye yönelik olduğunu nasıl ortaya koyar?
Cevabı göster
1. adım – Durum: Peygamberimizin vefatıyla sahabiler büyük bir sarsıntı yaşamış, Hz. Ömer bile bu gerçeği kabullenmekte zorlanmıştır. 2. adım – Hz. Ebu Bekir'in sözü: 'Kim Muhammed'e tapıyorduysa bilsin ki Muhammed ölmüştür; kim de Allah'a ibadet ediyorsa bilsin ki Allah diridir, ölmez' demiş ve 'Muhammed ancak bir peygamberdir...' ayetini okumuştur. 3. adım – Çıkarım: Muhacirler Peygamberimizi Allah'ın elçisi olarak sevmiş; bağlılıkları onun getirdiği dine, Kur'an'a ve sünnete yöneliktir. Bu yüzden vefatından sonra da bu bağlılık devam etmiştir. Sonuç: Gerçek bağlılık kişiye tapınmak değil, Allah'ın elçisinin getirdiği mesaja sadık kalmaktır.
Örnek 6Hz. Esma bint Ebu Bekir'in hicret sırasındaki davranışlarını bağlamından koparmadan günümüze nasıl taşıyabiliriz? Üç adımda açıklayınız.
Cevabı göster
1. adım – Bağlam: Hicret sırasında Peygamberimiz ve Hz. Ebu Bekir Sevr Mağarası'nda saklanıyordu. Esma onlara gizlice azık taşıdı, kuşağını bölüp torbayı bağladı ve müşrikler sorduğunda yerlerini söylemedi. 2. adım – Değer: Bu davranışlarda yardımlaşma, cesaret, sır tutma ve güvenilir olma değerleri öne çıkar. 3. adım – Günümüzdeki karşılığı: Bugün bir arkadaşımızın bize güvenerek anlattığı bir sırrı saklamak, ihtiyaç içindeki birine elimizdeki imkânla yardım etmek ve doğru olanı savunmaktan çekinmemek bu değerlerin karşılığıdır. Sonuç: Önemli olan davranışı aynen taklit etmek değil, arkasındaki değeri kendi şartlarımızda yaşamaktır.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Kâbe'yi tavaf ederken Hacerülesved'e yönelip 'Biliyorum ki sen fayda da zarar da veremeyen bir taşsın. Resulullah'ın seni öptüğünü görmeseydim seni öpmezdim' diyen sahabi kimdir?
Bu sözü Hz. Ömer söylemiştir (Buhârî). Söz, hem tevhidi korumanın hem de ibadette Peygamberimizin uygulamasına (sünnete) bağlı kalmanın güzel bir örneğidir.
2Peygamberimizin 'Bana Kur'an oku' dediği, Nisâ suresi 41. ayete gelince Peygamberimizin gözlerinden yaşlar aktığını gören ve Mekke'de Kur'an'ı Kâbe'nin yanında açıktan okuyan sahabi aşağıdakilerden hangisidir?
Abdullah bin Mes'ud (r.a.), Kâbe'de Rahman suresini açıktan okumuş; Medine'de de Peygamberimize Nisâ suresini okuduğu hatırayı bize nakletmiştir (Buhârî).
3Hicret sırasında Sevr Mağarası'na azık taşıyan, azık torbasını bağlamak için kuşağını ikiye böldüğü için 'Zâtü'n-nitâkayn' diye anılan hanım sahabi kimdir?
'İki kuşaklı' anlamındaki Zâtü'n-nitâkayn unvanı, Hz. Ebu Bekir'in kızı Hz. Esma'ya Peygamberimiz tarafından verilmiştir (Buhârî).
4Mekkeli muhacirlerin Peygamberimize bağlılık örneklerini günümüze taşıyan bir öğrencinin aşağıdaki davranışlarından hangisi bu bağlılığın ölçüsüne UYGUN DEĞİLDİR?
Peygamberimiz 'Beni aşırı övmeyin; bana Allah'ın kulu ve Resulü deyin' buyurmuştur (Buhârî). Ona Allah'a ait sıfatlar yüklemek, muhacirlerin ölçülü ve tevhidi koruyan sevgisiyle bağdaşmaz.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Hz. Aişe'nin anlatımına göre Peygamberimiz evinde ailesinin işlerine yardım eder, namaz vakti gelince namaza çıkardı.
Bu bilgi Hz. Aişe'den nakledilmiştir (Buhârî) ve Peygamberimizin ev hayatındaki örnekliğini gösterir.
- Peygamberimiz vefat edince Hz. Ebu Bekir, sahabileri teselli etmek için Nisâ suresi 41. ayeti okumuştur.
Hz. Ebu Bekir vefat günü Âl-i İmrân suresi 144. ayeti okumuştur. Nisâ 41. ayet, Abdullah bin Mes'ud'un Peygamberimize okuduğu ayettir.
- Peygamberimiz, dadısı Ümmü Eymen için 'Annemden sonra annemdir' diyerek ona değer verdiğini göstermiştir.
Ümmü Eymen (Bereke), Peygamberimizi çocukluğunda büyütmüş ve onun büyük sevgisini kazanmıştır.
- Hudeybiye'de Mekkelilerin elçisi Urve bin Mes'ud, sahabilerin Peygamberimize gösterdiği saygının hükümdarlara gösterilen saygıdan daha fazla olduğunu söylemiştir.
Urve, Kayser, Kisra ve Necaşi'nin huzurunda bile böyle bir saygı görmediğini ifade etmiştir (Buhârî).
- Muhacirlere göre Peygamber sevgisi yalnızca kalpte bulunan bir duygudur; onun sünnetine uymak bu sevginin bir parçası sayılmaz.
Âl-i İmrân 31. ayette 'Allah'ı seviyorsanız bana uyun' buyrulur. Muhacirler için sevgi; saygı ve sünnete uyma (ittiba) ile birlikte anlam kazanır.
- Hz. Aişe'nin anlatımına göre Peygamberimiz evinde ailesinin işlerine yardım eder, namaz vakti gelince namaza çıkardı.
6Aşağıdaki muhacir sahabileri, Peygamberimize bağlılıklarını gösteren söz veya davranışlarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Peygamberimizin izinden gitmek, onu örnek alıp sünnetine uymak anlamına gelen kavrama denir.
- Peygamberimizin dış görünüşünü ve güzel vasıflarını anlatan rivayetlerin genel adı olarak bilinir.
- Kuşağını ikiye bölüp azık torbasını bağladığı için Hz. Esma'ya unvanı verilmiştir.
- Hz. Ömer, Peygamberimizi örnek almasaydı adlı taşı öpmeyeceğini söylemiştir.
- Ahzâb suresi 56. ayette müminlere Peygamberimize getirmeleri, yani ona salat ve selam etmeleri emredilir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Sınıfınızda 'Muhacirlerin Dilinden Peygamberimiz' konulu bir pano hazırlanacak. Senden; Abdullah bin Mes'ud'un 'Bana Kur'an oku' hatırası ile Hz. Ömer'in Hacerülesved sözünü kullanarak muhacirlerin Peygamberimize bağlılığını açıklayan ve bu bağlılığı bugüne taşıyan kısa bir pano yazısı oluşturman isteniyor. Bu yazıyı adım adım hazırlayınız.
1. ipucu: 1. adım: Her iki olayı bağlamıyla kısaca anlatınız (kim, nerede, ne oldu; hangi ayet veya söz geçti).
2. ipucu: 2. adım: Her olaydan bağlılığın hangi yönünün (sevgi, saygı, ittiba) ve hangi değerin çıktığını belirleyiniz.
3. ipucu: 3. adım: Bu değerleri bir öğrencinin bugün yapabileceği somut davranışlara dönüştürüp ölçülü sevgi uyarısıyla bitiriniz.
Cevap: 1. adım – Olaylar: Peygamberimiz Abdullah bin Mes'ud'a 'Bana Kur'an oku' demiş; o, Nisâ suresini okurken 'Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de bunlara şahit getirdiğimiz zaman halleri nasıl olacak?' (Nisâ, 41) ayetine gelince Peygamberimiz 'Yeter' demiş, gözlerinden yaşlar akmıştır (Buhârî). Hz. Ömer ise Kâbe'de Hacerülesved'e 'Biliyorum ki sen fayda da zarar da veremeyen bir taşsın; Resulullah'ın seni öptüğünü görmeseydim seni öpmezdim' demiştir (Buhârî). 2. adım – Değerler: İlk olay, Peygamberimizle ashabı arasındaki sevgiyi ve öğretmen-öğrenci yakınlığını, ayrıca bağlılığın özünde Kur'an'a bağlılık olduğunu gösterir (sevgi ve saygı). İkinci olay, ibadette Peygamberimizi örnek almayı (ittiba) ve hiçbir varlığa Allah'tan başka güç yüklememeyi (tevhit) öğretir. 3. adım – Bugüne taşıma: Bir öğrenci her gün birkaç ayeti anlamıyla okuyarak, ibadetlerini Peygamberimizden öğrenildiği şekilde yapmaya özen göstererek ve selam, güler yüz, doğruluk gibi sünnetleri yaşayarak bu bağlılığı sürdürebilir. Pano yazısı örneği: 'Muhacirler Peygamberimizi canlarından çok sevdiler; bu sevgiyi onun okuduğu Kur'an'ı dinleyip anlayarak ve onun yaptığı gibi yaparak gösterdiler. Biz de Kur'an'ı anlamaya çalışarak ve onun güzel ahlakını yaşayarak bu sevgiyi sürdürebiliriz. Unutmayalım: O, Allah'ın kulu ve Resulüdür; onu sevmek, onu örnek alıp izinden gitmektir.'
Kısaca
- Bağlılığın Üç Yönü: Muhacirlerin Peygamberimize bağlılığı; onu canlarından çok sevmek, huzurunda edepli davranıp ona saygı göstermek ve sünnetine uymak (ittiba) şeklinde ortaya çıkmıştır (Âl-i İmrân, 31).
- Ölçülü Sevgi: Peygamberimiz 'Beni aşırı övmeyin; Allah'ın kulu ve Resulü deyin' buyurarak sevginin onu ilahlaştırmak değil, örnek almak olduğunu öğretmiştir (Ahzâb, 21).
- Muhacirlerin Tasviri: Hz. Ali Peygamberimizi en cömert, en doğru sözlü ve en yumuşak huylu insan olarak; Hz. Aişe ise evinde ailesine yardım eden, kötülüğe kötülükle karşılık vermeyen biri olarak anlatmıştır.
- Hanım Muhacirler: Hz. Ümmü Seleme hicretteki sabrı ve Hudeybiye'deki isabetli görüşüyle, Hz. Esma Sevr'e azık taşıması ve sır tutmasıyla, Hz. Ümmü Eymen ise şefkati ve vefasıyla öne çıkmıştır.
- Kur'an'la Bağlılık: Abdullah bin Mes'ud Kâbe'de Kur'an'ı açıktan okuyacak kadar cesur, Peygamberimizin 'Bana Kur'an oku' dediği yakın bir öğrencisiydi.
- Vefattan Sonra Sadakat: Hz. Ebu Bekir'in Âl-i İmrân 144. ayeti okuması ve Hz. Ömer'in Hacerülesved'i yalnız Peygamberimizi örnek aldığı için öpmesi, bağlılığın sünnete uymakla sürdüğünü gösterir.