Geçen haftalarda muhacirlerin hicret yolundaki fedakârlıklarını ve Peygamberimizi nasıl anlattıklarını öğrendik. Bu hafta zamanı biraz geri sarıp Peygamberimizin Mekke'deki yakın arkadaşlarına odaklanıyoruz: Vahyin ilk günlerinde ona ilk inanan Hz. Hatice, babasını bırakıp onu seçen Zeyd bin Harise, müşriklere karşı onu koruyan Hz. Hamza ve Hz. Ebu Bekir, İslam'a güç katan Hz. Ömer ile Hz. Osman ve imanı ile annesine iyilik arasında dengeyi kuran Sa'd bin Ebi Vakkas. Her bir dostun hikâyesinde, zor günlerde gösterilen bağlılığın farklı bir rengini göreceğiz.
Mekke'de İlk İnananlar: Sâbikûn-ı Evvelûn ve Daru'l-Erkam
Peygamberimize ilk vahiy geldiğinde onu ilk dinleyenler, en yakınındaki insanlardı. Siyer âlimleri ilk Müslümanları şöyle sıralar: Kadınlardan Hz. Hatice, çocuklardan Hz. Ali, azat edilmiş kölelerden Zeyd bin Harise ve hür erkeklerden Hz. Ebu Bekir. Bu sıralama bize önemli bir şey söyler: Peygamberimize ilk inananlar, onu en iyi tanıyan kişilerdi. Onunla aynı evde yaşayan eşi, evinde büyüttüğü amcasının oğlu, yanında yetiştirdiği Zeyd ve yıllardır dostu olan Ebu Bekir, onun bir kez bile yalan söylemediğini bildikleri için davetini tereddütsüz kabul ettiler.
Hz. Ebu Bekir Müslüman olur olmaz çevresindeki güvendiği gençleri İslam'a davet etti. Onun vesilesiyle Hz. Osman, Zübeyr bin Avvam, Abdurrahman bin Avf, Sa'd bin Ebi Vakkas ve Talha bin Ubeydullah Müslüman oldu. İslam'ı ilk kabul eden bu öncüler için Yüce Allah şöyle buyurur: 'İslam'ı ilk önce kabul eden muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır' (Tevbe, 100). Bu öncülere sâbikûn-ı evvelûn, yani 'ilk öne geçenler' denir.
Davetin ilk yaklaşık üç yılı gizli sürdü. Müslümanlar müşriklerin baskısından korunmak için Safa tepesi yakınındaki Erkam bin Ebi'l-Erkam'ın evinde toplanıyordu. Tarihe Daru'l-Erkam adıyla geçen bu ev, Mekke döneminin ilk eğitim yuvası oldu: Sahabiler burada Peygamberimizden yeni inen ayetleri öğreniyor, birlikte namaz kılıyor ve birbirlerine güç veriyordu. Genç bir sahabi olan Erkam'ın evini tehlikeye rağmen Müslümanlara açması da bağlılığın sessiz ama değerli bir örneğidir. Hz. Ömer de ileride Müslüman olmak için bu evin kapısını çalacaktı.
| Grup | İlk Müslüman | Peygamberimizle Yakınlığı |
|---|---|---|
| Kadınlardan | Hz. Hatice | Eşi; onu en yakından tanıyan kişi |
| Çocuklardan | Hz. Ali | Amcası Ebu Talib'in oğlu; Peygamberimizin evinde büyüdü |
| Azatlılardan | Zeyd bin Harise | Peygamberimizin yanında yetişti, evlatlığı oldu |
| Hür erkeklerden | Hz. Ebu Bekir | Gençlik yıllarından beri yakın dostu |
| Ebu Bekir'in davetiyle | Osman, Zübeyr, Abdurrahman bin Avf, Sa'd, Talha | Ebu Bekir'e güvenen, onun dürüstlüğünü bilen gençler |
Hz. Hatice: İlk İnanan ve En Büyük Destekçi
Hira Mağarası'nda ilk vahyi alan Peygamberimiz, yaşadığı olayın ağırlığıyla titreyerek evine döndü ve 'Beni örtün, beni örtün' dedi. Korkusu geçince başından geçenleri eşi Hz. Hatice'ye anlattı. Hz. Hatice ona şu unutulmaz sözlerle güven verdi: 'Hayır, vallahi Allah seni hiçbir zaman utandırmaz. Çünkü sen akrabanı gözetirsin, düşkünlerin yükünü taşırsın, yoksula verirsin, misafiri ağırlarsın, hak yolunda karşılaşılan sıkıntılarda insanlara yardım edersin' (Buhârî). Ardından Peygamberimizi amcasının oğlu Varaka bin Nevfel'e götürdü. Bu tavır, Hz. Hatice'nin bağlılığının hem sevgiye hem de Peygamberimizin ahlakını yakından tanımaya dayandığını gösterir.
Hz. Hatice'nin desteği tek bir günle sınırlı kalmadı. Mekke'nin saygın ve varlıklı bir tüccarı olan Hz. Hatice, servetini İslam'ın yayılması ve Müslümanların ihtiyaçları için harcadı. Müşrikler Haşimoğullarına yaklaşık üç yıl süren boykotu uyguladığında, rahat yaşayabileceği hâlde eşinin yanında kalmayı seçti ve bu ağır şartlar sağlığını yıprattı. Boykotun bitmesinden kısa süre sonra, nübüvvetin 10. yılında vefat etti. Aynı yıl Peygamberimizi koruyan amcası Ebu Talib de vefat ettiği için bu yıla Hüzün Yılı (Âmü'l-hüzn) denmiştir.
Peygamberimiz onun vefasını hiç unutmadı. Yıllar sonra onu şöyle anmıştır: 'İnsanlar beni inkâr ettiğinde o bana iman etti; insanlar beni yalanladığında o beni tasdik etti; insanlar beni mahrum bıraktığında o malıyla bana destek oldu' (Ahmed bin Hanbel). Peygamberimiz koyun kestiğinde bir kısmını Hz. Hatice'nin dostlarına gönderirdi (Buhârî). Hadislerde Cebrail'in, Hz. Hatice'ye Rabbinden selam iletilmesini ve ona cennette bir köşk müjdelenmesini istediği de bildirilir (Buhârî). Bu ilişki bize bağlılığın karşılıklı olduğunu öğretir: Hz. Hatice Peygamberimize sadakat göstermiş, Peygamberimiz de ona ömür boyu vefa göstermiştir.
| Zaman | Hz. Hatice'nin Tavrı | Bağlılığın Rengi |
|---|---|---|
| İlk vahiy günü | 'Allah seni asla utandırmaz' diyerek teselli etti | Güven ve moral desteği |
| Vahyin hemen ardından | Peygamberimizi Varaka bin Nevfel'e götürdü | Akıl ve çözüm arayışı |
| Davet yılları | Malını İslam'ın hizmetine sundu | Maddi fedakârlık |
| Boykot yılları | Ağır şartlara rağmen eşinin yanında kaldı | Sabır ve sadakat |
| Vefatından sonra | Peygamberimiz onu ve dostlarını hep andı | Karşılıklı vefa |
Zeyd bin Harise: Babasına Değil Peygamberimize
Zeyd bin Harise (r.a.) küçük yaşta bir yağma sırasında esir alınıp Mekke'de köle olarak satılmıştı. Hz. Hatice'nin akrabası Hakim bin Hizam onu satın alıp halasına vermiş, Hz. Hatice de evlendikten sonra Zeyd'i Peygamberimize hediye etmişti. Zeyd, Peygamberimizin yanında bir köle gibi değil, evin bir çocuğu gibi şefkatle büyüdü. Yıllar sonra oğlunun Mekke'de olduğunu öğrenen babası Harise ve amcası Kâ'b, fidye verip onu geri almak için Mekke'ye geldiler.
Peygamberimiz onlara şaşırtıcı bir teklifte bulundu: 'Onu çağırın ve seçimi ona bırakın. Sizi seçerse fidyesiz alıp götürün; beni seçerse, beni seçeni bırakacak biri değilim.' Zeyd çağrıldı ve babasıyla amcasını tanıdı. Peygamberimiz onu serbest bıraktığında Zeyd şöyle dedi: 'Ben senin yerine hiç kimseyi seçmem. Sen benim için hem baba hem amcasın.' Babası 'Hürriyeti bırakıp köleliği mi seçiyorsun?' diye hayret edince Zeyd, Peygamberimizde gördüğü güzel ahlakı hiçbir şeye değişmeyeceğini söyledi. Bunun üzerine Peygamberimiz onu Kâbe'nin yanına götürüp azat ettiğini ve evlat edindiğini ilan etti. Bu olay peygamberlikten önce yaşanmıştır; Zeyd'in seçimi, Peygamberimizin ahlakının ne kadar etkileyici olduğunu gösterir. Babası ve amcası da bu sevgiyi görünce gönül rahatlığıyla dönmüştür.
Vahiy gelince Zeyd ilk Müslümanlardan oldu. Bir süre 'Zeyd bin Muhammed' diye anıldı; ancak 'Onları babalarının adıyla çağırın' (Ahzâb, 5) ayeti inince yeniden Zeyd bin Harise denmeye başlandı (Buhârî). Zeyd, adı Kur'an'da geçen tek sahabidir (Ahzâb, 37). Sahabiler ona 'Resulullah'ın sevgilisi' derdi. Bağlılığı en zor günlerde de sürdü: Hüzün Yılı'nda Peygamberimiz Taif'e davete gittiğinde yanında Zeyd vardı. Taiflilerin taşlarına karşı Zeyd kendini Peygamberimize siper etmiş, başından yaralanmıştır. Zeyd daha sonra Mûte Savaşı'nda (629) ordu komutanı olarak şehit düşmüştür.
| Olay | Zeyd'in Tavrı | Çıkarılacak Değer |
|---|---|---|
| Babası ve amcası fidyeyle gelir | Peygamberimizin yanında kalmayı seçer | Sevgi ve güzel ahlaka bağlılık |
| Peygamberimiz seçimi ona bırakır | Özgür iradesiyle karar verir | Bağlılık zorla değil gönülden olur |
| Vahyin gelişi | İlk Müslümanlardan olur | Tanıdığına güvenmek |
| Taif yolculuğu | Taşlara karşı kendini siper eder | Zor anda yanında durmak |
| Ahzâb 5. ayet | Yeniden 'Zeyd bin Harise' diye anılır | Hakikate ve vahye teslimiyet |
Peygamberimizi Koruyan Dostlar: Hz. Hamza ve Hz. Ebu Bekir
Açık davet başladıktan sonra müşrikler Peygamberimize sözlü ve fiilî saldırılarda bulunmaya başladı. Bir gün Ebu Cehil, Safa tepesi yakınında Peygamberimize ağır hakaretler etti; Peygamberimiz ise karşılık vermeden yoluna devam etti. O gün avdan dönen Peygamberimizin amcası ve süt kardeşi Hz. Hamza, olanları öğrenince öfkeyle Kâbe'ye gitti. Kureyş'in ileri gelenleri arasında oturan Ebu Cehil'in başına yayıyla vurup 'Ben de onun dinindeyken mi ona sövüyorsun? Ben de onun söylediğini söylüyorum!' dedi (İbn Hişam). Nübüvvetin 6. yılında Müslüman olan Hz. Hamza'nın bu tavrı, Müslümanlara büyük güç verdi. Ona 'Allah'ın arslanı' (Esedullah) denmiştir; Uhud'da (625) şehit olunca da 'şehitlerin efendisi' diye anılmıştır.
Peygamberimizi koruyanlardan biri de Hz. Ebu Bekirdir. Abdullah bin Amr'ın anlattığına göre Peygamberimiz Kâbe'nin yanında namaz kılarken müşriklerden Ukbe bin Ebu Muayt gelip elbisesini Peygamberimizin boynuna dolayarak onu şiddetle sıktı. Hz. Ebu Bekir koşarak gelip Ukbe'yi omzundan tutup itti ve 'Rabbim Allah'tır dediği için bir adamı mı öldüreceksiniz?' (Mü'min, 28) ayetini okudu (Buhârî). Tek başına Kureyş'in ileri gelenlerinin karşısına çıkmak, kendi canını tehlikeye atmak demekti.
Siyer kaynaklarında anlatıldığına göre Hz. Ebu Bekir, Kâbe'de insanları İslam'a davet ederken müşriklerce baygın düşene kadar dövülmüştü. Akşam kendine geldiğinde ilk sözü 'Resulullah ne yaptı, nasıl oldu?' olmuş; Peygamberimizi kendi gözüyle görmeden yemek yememeye karar vermiştir. Annesi ve bir arkadaşı onu gizlice Daru'l-Erkam'a götürdüğünde Peygamberimizi sağ salim görünce rahatlamış, o gün annesi Ümmü'l-Hayr da Müslüman olmuştur. Hz. Hamza'nın cesur müdahalesi ile Hz. Ebu Bekir'in kendini unutacak kadar derin sevgisi, bağlılığın iki farklı yüzünü gösterir: Biri güçle korur, diğeri canından çok sever.
| Dost | Olay | Söz veya Davranış | Kaynak |
|---|---|---|---|
| Hz. Hamza | Ebu Cehil'in Peygamberimize hakareti | Ebu Cehil'e karşılık verip Müslüman olduğunu ilan etti | İbn Hişam |
| Hz. Ebu Bekir | Ukbe'nin Peygamberimizi boğmaya çalışması | 'Rabbim Allah'tır diyen bir adamı mı öldüreceksiniz?' | Buhârî; Mü'min, 28 |
| Hz. Ebu Bekir | Kâbe'de davet ederken dövülmesi | Ayılınca ilk olarak Peygamberimizi sordu | Siyer rivayetleri |
| Erkam bin Ebi'l-Erkam | Baskıların arttığı gizli dönem | Evini Müslümanlara açtı | Siyer rivayetleri |
İslam'a Güç Katan İki Dost: Hz. Ömer ve Hz. Osman
Hz. Ömer, başlangıçta İslam'a karşı sert davranan biriydi. Rivayete göre bir gün öfkeyle yola çıktığında kız kardeşi Fatıma ile eşi Said bin Zeyd'in Müslüman olduğunu öğrendi. Evlerine gidip onlarla tartıştı; ancak okudukları Tâhâ suresinin ayetlerini dinleyince kalbi yumuşadı. Doğruca Daru'l-Erkam'a giderek nübüvvetin 6. yılında Müslüman oldu. Peygamberimiz daha önce 'Allah'ım! İslam'ı şu iki adamdan, Ebu Cehil veya Ömer bin Hattab'tan sana daha sevimli olanıyla güçlendir' diye dua etmişti (Tirmizî). Abdullah bin Mes'ud 'Ömer Müslüman olduğundan beri hep güçlü (izzetli) olduk' demiştir (Buhârî). Rivayete göre Müslümanlar o gün Hz. Hamza ve Hz. Ömer'in önderliğinde iki saf hâlinde Kâbe'ye çıkmış; Peygamberimiz de Hz. Ömer'e hakla batılı ayıran anlamında Faruk demiştir.
Hz. Osman, Hz. Ebu Bekir'in davetiyle Müslüman olan Mekkeli zengin bir tüccardı. Yumuşak huyu, cömertliği ve hayasıyla tanınırdı. Rivayete göre Müslüman olduğunu duyan amcası onu bağlayarak dininden döndürmeye çalışmış, fakat Hz. Osman imanından vazgeçmemiştir. Peygamberimizin kızı Hz. Rukiyye ile evlenmiş, müşriklerin baskıları artınca nübüvvetin 5. yılında eşiyle birlikte Habeşistan'a ilk hicret eden kafileye katılmıştır. Rukiyye'nin vefatından sonra Peygamberimizin diğer kızı Ümmü Gülsüm ile evlendiği için Zinnureyn (iki nur sahibi) diye anılır.
Peygamberimiz Hz. Osman'ın hayasını överek 'Meleklerin kendisinden haya ettiği bir kimseden ben haya etmeyeyim mi?' buyurmuştur (Müslim). Bu iki sahabinin hikâyesi, bağlılığın farklı kişiliklerde farklı biçimlerde ortaya çıktığını gösterir: Hz. Ömer güçlü ve kararlı kişiliğini Müslümanları korumak ve hakkı açıkça söylemek için kullanmış; Hz. Osman ise sakin, hayalı ve cömert yapısıyla sıkıntılara sabretmiş, servetini ve yurdunu Allah yolunda feda etmiştir. Demek ki her insan Peygamberimize kendi yetenek ve karakteriyle hizmet edebilir.
| Özellik | Hz. Ömer | Hz. Osman |
|---|---|---|
| Müslüman oluşu | Tâhâ suresini dinleyip Daru'l-Erkam'da (nübüvvetin 6. yılı) | Hz. Ebu Bekir'in davetiyle, ilk yıllarda |
| Öne çıkan kişiliği | Güçlü, kararlı, adaletli | Yumuşak huylu, hayalı, cömert |
| Mekke'deki katkısı | Müslümanların Kâbe'de açıkça ibadet etmesine güç verdi | Baskılara direndi, eşiyle Habeşistan'a hicret etti |
| Unvanı | Faruk (hakla batılı ayıran) | Zinnureyn (iki nur sahibi) |
| İlgili rivayet | 'Ömer Müslüman olduğundan beri izzetli olduk' (Buhârî) | 'Meleklerin haya ettiği kimse' (Müslim) |
Sa'd bin Ebi Vakkas: İmana Bağlılık ve Anneye İyilik Dengesi
Sa'd bin Ebi Vakkas (r.a.), Hz. Ebu Bekir'in davetiyle on yedi yaşlarında Müslüman olan genç bir sahabiydi. Annesine çok düşkündü ve ona iyilik eden bir evlattı. Oğlunun Müslüman olduğunu öğrenen annesi, onu dininden döndürmek için 'Dinini bırakmadıkça seninle konuşmayacağım, yemeyeceğim, içmeyeceğim' diye yemin etti ve günlerce aç kaldı (Müslim). Rivayete göre Sa'd annesine sevgiyle ama kararlılıkla şöyle demiştir: 'Anneciğim, yüz canın olsa ve birer birer çıksa yine de bu dinimi bırakmam. İster ye ister yeme.' Annesi oğlunun kararlılığını görünce yemek yemeye başladı.
Bu olay üzerine şu ayet indi: 'Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy' (Lokman, 15). Ayet çok dengeli bir ölçü koyar: Anne baba, inancından vazgeçmen için zorlasa bile onlara kaba davranılmaz; dünyada onlara iyilik ve saygı sürer. Ancak Allah'a ortak koşmak gibi dinin temelinden taviz vermek konusunda itaat edilmez. Sa'd da tam bunu yapmış; annesine sert söz söylemeden, imanında ise hiç tereddüt etmeden durmuştur.
Sa'd'ın Peygamberimize bağlılığı hayatı boyunca sürdü. O, Allah yolunda ok atan ilk Arap olduğunu söylemiştir (Buhârî). Uhud'da Peygamberimizi korumak için ok atarken Peygamberimiz ona 'At Sa'd, anam babam sana feda olsun!' diyerek dua etmiştir (Buhârî). Bu olayı bugüne taşırken bağlamı doğru anlamalıyız: Sa'd'ın annesi onu putlara dönmeye zorluyordu; bu, sıradan bir fikir ayrılığı değildi. Bizim için çıkan ders, anne babamıza her durumda saygılı, sabırlı ve iyi davranmak, inandığımız doğrulardan ise kırıcı olmadan vazgeçmemektir. Görüş ayrılığı yaşadığımızda bile ses yükseltmeden, sevgiyle konuşmak Sa'd'ın gösterdiği dengenin günümüzdeki karşılığıdır.
| Mekkeli Dost | Tarihsel Bağlam | Arkasındaki Değer | Benim Hayatımdaki Karşılığı |
|---|---|---|---|
| Sa'd bin Ebi Vakkas | Annesinin onu dininden döndürmek için aç kalması | İmanda kararlılık ve anneye saygı | Ailemle görüş ayrılığında bile saygılı ve yumuşak konuşmak |
| Hz. Hatice | İlk vahiyde Peygamberimizi teselli etmesi | Güven verme ve destek | Zorlanan bir arkadaşıma moral vermek |
| Zeyd bin Harise | Peygamberimizi ailesine tercih etmesi | Güzel ahlaka değer verme | Arkadaşlarımı ahlaklarına göre seçmek |
| Hz. Hamza ve Hz. Ebu Bekir | Peygamberimizi saldırılardan korumaları | Haksızlığa karşı durmak | Zorbalığa uğrayan bir arkadaşımın yanında olmak, büyüklere haber vermek |
| Erkam bin Ebi'l-Erkam | Evini Müslümanlara açması | Paylaşma ve hizmet | Evimi veya imkânımı ortak iyilik için kullanmak |
Örnekler
Örnek 1İlk Müslümanların (Hz. Hatice, Hz. Ali, Zeyd bin Harise, Hz. Ebu Bekir) Peygamberimizin en yakın çevresinden olması, onun şahsiyeti hakkında ne gösterir?
Cevabı göster
1. adım – Yakınlığı belirleyelim: Hz. Hatice eşi, Hz. Ali evinde büyüttüğü amcasının oğlu, Zeyd yanında yetişen evlatlığı, Hz. Ebu Bekir ise yıllardır dostuydu. 2. adım – Tanıklıklarını düşünelim: Bu kişiler Peygamberimizi her gün, her durumda görmüş; onun yalan söylemediğini, emanete hıyanet etmediğini biliyorlardı. 3. adım – Çıkarım yapalım: Bir insanı en iyi tanıyanların ona ilk inanması, onun peygamberlikten önce de güvenilir (el-Emin) ve tutarlı bir kişi olduğunu gösterir. Sonuç: İlk Müslümanların bağlılığı, Peygamberimizin güzel ahlakını yakından tanımalarına dayanır.
Örnek 2Hz. Hatice'nin ilk vahiy gününde söylediği 'Allah seni asla utandırmaz...' sözü, bağlılığın hangi yönünü gösterir? Açıklayınız.
Cevabı göster
1. adım – Durum: Peygamberimiz ilk vahyin ağırlığıyla korkmuş ve endişelenmişti. 2. adım – Hz. Hatice'nin tavrı: Ona akrabayı gözetmesini, düşkünlere yardım etmesini, yoksula vermesini, misafir ağırlamasını hatırlatarak güven verdi; ardından onu Varaka bin Nevfel'e götürdü (Buhârî). 3. adım – Bağlılığın yönü: Bu tavır; zor anda moral verme, güven duyma ve çözüm arama yönlerini gösterir. Hz. Hatice'nin güveni, Peygamberimizin ahlakını yakından tanımasına dayanır. Sonuç: Hz. Hatice'nin bağlılığı, zor anda sevdiğine güç veren ve onun iyi yönlerini hatırlatan bir destektir.
Örnek 3Zeyd bin Harise'nin babası ve amcası yerine Peygamberimizi seçmesinden hangi sonuçlar çıkarılabilir? İki sonuç yazınız.
Cevabı göster
1. adım – Olayı hatırlayalım: Babası Harise ve amcası Kâ'b onu fidyeyle almaya gelmiş, Peygamberimiz seçimi Zeyd'e bırakmış, Zeyd de 'Sen benim için hem baba hem amcasın' diyerek Peygamberimizin yanında kalmıştır. 2. adım – Birinci sonuç: Peygamberimiz yanındakilere öyle şefkatli davranıyordu ki Zeyd, yanında kalmayı kendi ailesine dönmeye tercih etti. Bu, Peygamberimizin güzel ahlakını gösterir. 3. adım – İkinci sonuç: Peygamberimiz Zeyd'i zorla tutmamış, seçimi ona bırakmıştır. Demek ki gerçek bağlılık baskıyla değil, gönülden ve özgür iradeyle oluşur. Sonuç: Zeyd'in seçimi, sevginin güzel ahlakla kazanıldığını ve bağlılığın gönüllü olduğunu öğretir.
Örnek 4Hz. Hamza'nın Ebu Cehil'e karşı tavrı ile Hz. Ebu Bekir'in Ukbe bin Ebu Muayt'a karşı tavrını karşılaştırınız.
Cevabı göster
1. adım – Hz. Hamza: Ebu Cehil Peygamberimize hakaret edince Kâbe'de ona yayıyla vurmuş ve 'Ben de onun dinindeyim' diyerek Müslüman olduğunu ilan etmiştir (İbn Hişam). 2. adım – Hz. Ebu Bekir: Ukbe namaz kılan Peygamberimizi boğmaya çalışınca onu itmiş ve 'Rabbim Allah'tır diyen bir adamı mı öldüreceksiniz?' (Mü'min, 28) ayetini okumuştur (Buhârî). 3. adım – Benzerlik: İkisi de kendi güvenliklerini düşünmeden Peygamberimizi korumuş, haksızlık karşısında susmamıştır. 4. adım – Farklılık: Hz. Hamza'nın tavrı güç ve öfkeyle yapılan bir karşılıktır; Hz. Ebu Bekir ise müşrikleri bir ayetle vicdanlarına çağırmıştır. Sonuç: Her iki dost da bağlılığını cesaretle göstermiş, ancak bunu kendi kişiliklerine uygun farklı yollarla yapmıştır.
Örnek 5Hz. Ömer'in Müslüman olmasının Mekke'deki Müslümanlar için önemi nedir? Abdullah bin Mes'ud'un sözüyle destekleyiniz.
Cevabı göster
1. adım – Önceki durum: Müslümanlar müşriklerin baskısı nedeniyle ibadetlerini çoğunlukla gizlice, Daru'l-Erkam gibi yerlerde yapıyordu. 2. adım – Değişim: Güçlü ve kararlı bir kişiliğe sahip Hz. Ömer'in nübüvvetin 6. yılında Müslüman olmasıyla Müslümanlar Kâbe'de daha açık ibadet edebilmiştir. 3. adım – Destek: Abdullah bin Mes'ud 'Ömer Müslüman olduğundan beri hep güçlü (izzetli) olduk' demiştir (Buhârî). Ayrıca Peygamberimizin İslam'ın güçlenmesi için yaptığı dua (Tirmizî) bu olayla kabul olmuştur. Sonuç: Hz. Ömer'in Müslüman olması Mekkeli Müslümanlara cesaret ve güç kazandırmış, ona 'Faruk' denmiştir.
Örnek 6Sa'd bin Ebi Vakkas'ın annesiyle yaşadığı olay ve Lokman suresi 15. ayet, bir Müslümanın ailesiyle ilişkisinde nasıl bir denge kurması gerektiğini öğretir?
Cevabı göster
1. adım – Bağlam: Sa'd'ın annesi, oğlu dininden dönsün diye yemeyip içmemeye yemin etmişti (Müslim). Bu, onu putlara dönmeye zorlamaktı. 2. adım – Sa'd'ın tavrı: Annesine kaba davranmadan, sevgiyle ama kararlılıkla imanından vazgeçmeyeceğini söyledi. 3. adım – Ayetin ölçüsü: 'Seni bana ortak koşman için zorlarlarsa onlara itaat etme. Dünyada onlarla iyi geçin' (Lokman, 15). Yani şirke itaat yok, ama iyilik ve saygı her zaman var. 4. adım – Günümüze taşıma: Ailemizle görüş ayrılığı yaşadığımızda bile ses yükseltmeden, saygıyla konuşmalı; ayet şirke zorlama durumunu anlattığı için anne babanın diğer isteklerinde saygı ve itaati sürdürmeliyiz. Sonuç: Müslüman, imanında kararlı, anne babasına karşı ise her durumda iyiliksever ve saygılıdır.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Babası ve amcası fidye vererek onu almaya geldiğinde, Peygamberimizin kendisine seçim hakkı vermesi üzerine 'Sen benim için hem baba hem amcasın' diyerek Peygamberimizin yanında kalmayı tercih eden sahabi kimdir?
Zeyd bin Harise, babası Harise ve amcası Kâ'b yerine Peygamberimizi seçmiştir. Peygamberimiz de onu azat edip evlat edindiğini Kâbe'nin yanında ilan etmiştir.
2Kâbe'nin yanında namaz kılan Peygamberimizi elbisesiyle boğmaya çalışan Ukbe bin Ebu Muayt'ı iterek 'Rabbim Allah'tır diyen bir adamı mı öldüreceksiniz?' diyen sahabi aşağıdakilerden hangisidir?
Bu olayı Abdullah bin Amr anlatmıştır (Buhârî). Hz. Ebu Bekir, Mü'min suresi 28. ayeti okuyarak Peygamberimizi korumuştur.
3Peygamberimizin 'İnsanlar beni inkâr ettiğinde o bana iman etti; insanlar beni yalanladığında o beni tasdik etti; insanlar beni mahrum bıraktığında o malıyla bana destek oldu' sözleriyle andığı kişi kimdir?
Peygamberimiz bu sözlerle ilk inanan ve en büyük destekçisi olan eşi Hz. Hatice'yi anmıştır (Ahmed bin Hanbel).
4Sa'd bin Ebi Vakkas'ın annesiyle yaşadığı olay üzerine inen Lokman suresi 15. ayetten aşağıdaki sonuçlardan hangisi çıkarılabilir?
Ayet 'Onlara itaat etme. Dünyada onlarla iyi geçin' buyurarak dengeyi kurar: Şirke itaat yoktur, ama anne babaya iyilik ve saygı her durumda sürer.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Gizli davet döneminde Müslümanlar, Safa tepesi yakınındaki Erkam bin Ebi'l-Erkam'ın evinde toplanırdı.
Bu eve Daru'l-Erkam denir; Müslümanlar burada Kur'an öğrenip birlikte ibadet ederdi.
- Hz. Hatice ile Ebu Talib'in aynı yıl vefat etmesi nedeniyle bu yıla Hüzün Yılı denmiştir.
Nübüvvetin 10. yılında (619) ikisi de vefat etmiş, Peygamberimiz en büyük destekçisini ve koruyucusunu kaybetmiştir.
- Hz. Osman, Hz. Ömer'in davetiyle Müslüman olmuş ve Mekke'den hiç ayrılmamıştır.
Hz. Osman, Hz. Ebu Bekir'in davetiyle Müslüman olmuş ve eşi Rukiyye ile Habeşistan'a hicret etmiştir.
- Taif yolculuğunda Peygamberimizin yanında bulunan ve taşlara karşı ona siper olan sahabi Zeyd bin Harise'dir.
Zeyd, Taiflilerin taşlarına karşı kendini Peygamberimize siper etmiş ve başından yaralanmıştır.
- Hz. Hamza, Peygamberimizin vefatından sonra Müslüman olmuştur.
Hz. Hamza nübüvvetin 6. yılında, Ebu Cehil'in Peygamberimize hakaret etmesi üzerine Müslüman olmuştur ve Uhud'da (625) şehit düşmüştür.
- Gizli davet döneminde Müslümanlar, Safa tepesi yakınındaki Erkam bin Ebi'l-Erkam'ın evinde toplanırdı.
6Aşağıdaki Mekkeli sahabileri, Peygamberimize bağlılıklarını gösteren olaylarla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Gizli davet döneminde Müslümanların toplanıp Kur'an öğrendiği eve denir.
- Hz. Hatice ile Ebu Talib'in vefat ettiği nübüvvetin 10. yılına Yılı adı verilmiştir.
- Hz. Ömer'e hakla batılı ayıran kişi anlamında unvanı verilmiştir.
- Peygamberimizin iki kızıyla evlendiği için Hz. Osman'a denir.
- Tevbe suresi 100. ayette övülen, İslam'ı ilk kabul eden öncülere -ı evvelûn denir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Sınıfınızda 'Mekke'nin Zor Günlerinde Peygamberimizin Dostları' başlıklı bir bağlılık haritası hazırlanacak. Senden Hz. Hatice, Zeyd bin Harise ve Hz. Hamza'yı seçerek her birinin Peygamberimize bağlılığını bir olayla açıklaman, bu bağlılığın türünü belirlemen ve günümüzdeki bir karşılığını yazman isteniyor. Haritayı adım adım hazırlayınız.
1. ipucu: 1. adım: Her sahabi için Mekke döneminden bir olayı bağlamıyla kısaca yazınız (ne oldu, ne dedi, kaynağı ne?).
2. ipucu: 2. adım: Her olayda bağlılığın türünü belirleyiniz (destek ve teselli, tercih ve sevgi, koruma ve cesaret gibi).
3. ipucu: 3. adım: Her değeri bir öğrencinin bugün yapabileceği somut bir davranışa dönüştürünüz ve ortak bir sonuç cümlesi yazınız.
Cevap: 1. adım – Olaylar: • Hz. Hatice: İlk vahiy gününde korkan Peygamberimize 'Allah seni asla utandırmaz; çünkü sen akrabanı gözetirsin, düşkünlerin yükünü taşırsın...' diyerek güven vermiş, onu Varaka bin Nevfel'e götürmüştür (Buhârî). • Zeyd bin Harise: Babası ve amcası onu almaya geldiğinde Peygamberimiz seçimi ona bırakmış; Zeyd 'Sen benim için hem baba hem amcasın' diyerek Peygamberimizi seçmiştir. • Hz. Hamza: Ebu Cehil Peygamberimize hakaret edince Kâbe'de ona karşılık vermiş ve 'Ben de onun dinindeyim' diyerek Müslüman olduğunu ilan etmiştir (İbn Hişam). 2. adım – Bağlılığın türü: Hz. Hatice'de destek ve teselli; Zeyd'de gönülden tercih ve sevgi; Hz. Hamza'da koruma ve cesaret öne çıkar. 3. adım – Günümüzdeki karşılığı: Zorlanan bir arkadaşa iyi yönlerini hatırlatıp moral vermek (Hz. Hatice); arkadaşlarımızı çıkar için değil güzel ahlakları için seçmek (Zeyd); zorbalığa uğrayan bir arkadaşın yanında durmak ve durumu öğretmene bildirmek (Hz. Hamza). Bunları yaparken kimseye zarar vermemeli, haklıyken bile ölçülü davranmalıyız. Ortak sonuç cümlesi: 'Mekkeli dostlar Peygamberimizi zor günlerinde yalnız bırakmadılar; kimi teselli etti, kimi onu seçti, kimi onu korudu. Biz de sevdiklerimizin zor anında yanlarında durarak bu bağlılığı yaşatabiliriz.'
Kısaca
- İlk İnananlar: Kadınlardan Hz. Hatice, çocuklardan Hz. Ali, azatlılardan Zeyd bin Harise ve hür erkeklerden Hz. Ebu Bekir ilk Müslümanlardır; Tevbe suresi 100. ayette bu öncülere sâbikûn-ı evvelûn denir.
- Hz. Hatice: Vahyin ilk gününde Peygamberimizi 'Allah seni asla utandırmaz' diyerek teselli etmiş, insanlar onu yalanladığında onu tasdik etmiş ve malıyla davayı desteklemiştir.
- Zeyd bin Harise: Babası ve amcası onu almaya geldiğinde özgürce seçme hakkı verilmiş, ailesine dönmek yerine Peygamberimizin yanında kalmayı seçmiş ve Taif yolculuğunda ona siper olmuştur.
- Koruyan Dostlar: Hz. Hamza, Ebu Cehil'in hakaretine karşı Peygamberimizi savunup Müslüman olduğunu ilan etmiş; Hz. Ebu Bekir ise Kâbe'de saldırıya uğrayan Peygamberimizi 'Rabbim Allah'tır diyen bir adamı mı öldüreceksiniz?' diyerek korumuştur (Buhârî).
- Güç ve Fedakârlık: Hz. Ömer'in Müslüman olmasıyla Müslümanlar Kâbe'de açıkça ibadet edebilmiş, Hz. Osman ise ailesinin baskısına rağmen imanından vazgeçmeyip eşi Rukiyye ile Habeşistan'a hicret etmiştir.
- Dengeli Bağlılık: Sa'd bin Ebi Vakkas'ın olayında inen Lokman suresi 15. ayet, imanından taviz vermeden anne babaya iyilik etmenin gerektiğini öğretir.