İnsan doğası gereği toplumsal bir varlıktır; barınma, beslenme, güvenlik ve eğitim gibi temel ihtiyaçlarını ancak diğer insanlarla bir arada yaşayarak karşılayabilir. İslam dini, bireyin yalnızca Allah’a karşı ibadet sorumluluklarını değil, içinde yaşadığı topluma karşı ahlaki görevlerini de ayrıntılı ilkelerle düzenlemiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.) “Müslüman, elinden ve dilinden diğer insanların güvende (emin) olduğu kimsedir.” buyurarak iyi bir müminin toplumsal kimliğini tanımlamıştır. Bu haftaki dersimizde toplumsal barışın temel taşları olan kul hakkı, adalet, yardımlaşma, komşuluk hukuku ve emanet bilincini öğreneceğiz.
1. Kul Hakkı, Kamu Hakkı ve Adalet İlkesi
İslam ahlakında topluma karşı en temel sorumluluk kul hakkına riayet etmektir. Bir insanın canı, malı, emeği, şerefi ve mahremiyeti dokunulmazdır. Hırsızlık yapmak, borcunu zamanında ödememek, işçinin ücretini geciktirmek veya eksik vermek maddi kul hakkı ihlalleridir. Bunun yanında bir kimsenin arkasından konuşmak (gıybet), iftira atmak, alay etmek, lakap takmak veya kalbini kırmak da manevi kul hakkına girer. Kul hakkı o kadar ağırdır ki Hz. Peygamber (s.a.v.) kıyamet gününde namaz, oruç ve zekât ibadetleriyle gelen ancak insanlara söven, iftira atan ve mallarını yiyen kimsenin sevaplarının hak sahiplerine dağıtılacağını, sevapları yetmezse onların günahlarının kendi üzerine yükleneceğini bildirerek bu kişiyi müflis (iflas etmiş kimse) olarak nitelendirmiştir. Kul hakkından kurtulmanın yolu; haksızlığa son vermek, varsa maddi zararı ödeyip hak sahibiyle dünyada helalleşmek ve ardından Allah’a tövbe etmektir.
Kul hakkının en geniş ve tehlikeli boyutu ise kamu hakkı (amme hukuku / beytülmal) ihlalidir. Okuldaki sıralara ve akıllı tahtaya zarar vermek, parklardaki bankları kırmak, sokakları kirletmek, kaçak su-elektrik kullanmak, trafikte emniyet şeridini ihlal etmek veya rüşvet ve torpille hak etmediği bir makama gelmek milyonlarca insanın ortak hakkını gasp etmektir. Tek bir kişiyle helalleşmek mümkünken milyonlarca vatandaşla tek tek helalleşmek imkânsızdır. Toplumsal düzenin ikinci büyük direği ise adalettir. Kur’an-ı Kerim’de “Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı (ihsanı) ve yakınlara yardım etmeyi emreder...” (Nahl, 90) ve “Ey iman edenler! Kendinizin, anne babanızın ve yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun.” (Nisâ, 135) buyrulmuştur.
2. Yardımlaşma, Komşuluk Hukuku ve Emanet Bilinci
İslam ahlakı bireyciliği ve bencilliği reddeder; müminleri birbirine kenetlenmiş bir binanın tuğlalarına veya bir vücudun organlarına benzetir. Mâide suresi 2. ayette “İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın.” buyrularak dayanışmanın sınırı çizilmiştir. Zenginlerin mallarından zekât ve sadaka vermesi, darda kalanlara karşılıksız güzel borç (karz-ı hasen) sunması toplumdaki gelir uçurumunu azaltır ve sevgi bağlarını güçlendirir. Özellikle komşuluk hakkı İslam’da çok özel bir yere sahiptir. Hz. Muhammed (s.a.v.) “Cebrail bana komşu hakkını o kadar çok tavsiye etti ki komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.” ve “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” buyurmuştur. Komşunun sevincini ve üzüntüsünü paylaşmak, hastalandığında ziyaret etmek ve onu gürültü veya çöp gibi şeylerle rahatsız etmemek temel ahlaki görevimizdir.
Toplumsal güveni sağlayan bir diğer temel ilke emanet bilinci ve ahde vefadır (sözünde durmak). Nisâ suresi 58. ayette “Allah size emanetleri mutlaka ehline (layık ve uzman olanlara) vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” buyrulmaktadır. Emanet yalnızca birine bırakılan eşya değildir; kamu görevi, meslek sorumluluğu, arkadaşımızın sırrı ve doğadaki canlılar da birer emanettir. Aynı şekilde ticarette dürüst olmak, kusurlu malı gizlememek, ölçü ve tartıda hile yapmamak (Mutaffifîn suresi) İslam’ın iş ve toplum ahlakının vazgeçilmez kurallarıdır. Hz. Peygamber “Bizi aldatan bizden değildir.” sözüyle toplumsal hayatta her türlü hile ve sahtekârlığı kesin biçimde yasaklamıştır.
Örnekler
Örnek 1Hz. Muhammed’in (s.a.v.) “Bizi aldatan bizden değildir.” hadisini ortaya çıkaran olayı ve bu hadisin toplumsal ahlak açısından verdiği mesajı açıklayınız.
Cevabı göster
Peygamberimiz (s.a.v.) Medine çarşısında denetim yaparken bir buğday yığınına elini daldırmış ve parmaklarına ıslaklık gelmiştir. Satıcıya bunun sebebini sorduğunda satıcı yağmurdan ıslandığını söylemiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber: “İnsanların görmesi için ıslak kısmı üste koysaydın ya! Bizi aldatan bizden değildir.” buyurmuştur. Bu olay, ticarette ve tüm toplumsal ilişkilerde şeffaflığın, dürüstlüğün ve tüketici hakkını korumanın dini bir zorunluluk olduğunu gösterir.
Örnek 2Aşağıdaki davranışlardan hangileri 'bireysel kul hakkı', hangileri 'kamu hakkı (beytülmal)' ihlalidir? Sınıflandırınız: a) Sınıf arkadaşının silgisini izinsiz alıp geri vermemek, b) Toplu taşıma otobüsünün koltuğunu kesici aletle çizmek, c) Kırmızı ışıkta geçerek trafiği tehlikeye atmak, d) Komşunun bahçesinden izinsiz meyve koparmak.
Cevabı göster
a) Arkadaşın silgisini izinsiz almak -> Bireysel kul hakkı ihlalidir (sahibi belirlidir). b) Otobüs koltuğunu çizmek -> Kamu hakkı ihlalidir (tüm halkın vergileriyle alınmıştır). c) Kırmızı ışıkta geçmek -> Kamu hakkı ve can güvenliği ihlalidir. d) Komşunun bahçesinden izinsiz meyve koparmak -> Bireysel kul hakkı ihlalidir.
Örnek 3Mâide suresi 2. ayette geçen “İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın.” ilkesini okul hayatından bir örnekle açıklayınız.
Cevabı göster
Okulda hasta olduğu için derse gelemeyen bir arkadaşımıza ders notlarımızı paylaşmak ve anlamadığı konuları anlatmak 'iyilik üzerinde yardımlaşmak'tır. Ancak sınavda kopya çekmek isteyen bir arkadaşımıza cevapları göstermek veya okul kurallarını çiğneyen birini gizlemek 'günah ve haksızlık üzerinde yardımlaşmak' olduğu için İslam ahlakına aykırıdır.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Hz. Muhammed (s.a.v.) bir hadisinde; kıyamet gününde namaz, oruç ve zekât sevabıyla geldiği hâlde dünyada insanlara hakaret ettiği, iftira attığı ve mallarını haksız yere yediği için sevapları hak sahiplerine dağıtılan ve sonunda eli boş kalan kimseyi hangi kavramla nitelendirmiştir?
Peygamberimiz (s.a.v.) kul hakkı ihlalleri yüzünden ahirette tüm ibadet sevaplarını kaybeden kimseyi 'ümmetimin müflisi (iflas edeni)' olarak tanımlamıştır.
2Aşağıdakilerden hangisi 'kamu hakkı (beytülmal)' ihlaline örnek olarak gösterilemez?
Sıra arkadaşının defterine zarar vermek bireysel bir haktır ve zararı tazmin edilip helallik alınarak telafi edilmiştir; diğer seçenekler tüm toplumun ortak hakkı olan kamu hakkı ihlalidir.
3“Ey iman edenler! Kendinizin, anne babanızın ve yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun...” (Nisâ, 135) ayeti toplumsal ahlak ilkelerinden hangisini doğrudan vurgulamaktadır?
Nisâ suresi 135. ayet, akrabalık veya çıkar gözetmeksizin her durumda adaleti ve doğru şahitliği ayakta tutmayı emretmektedir.
4Bir kimsenin işlediği 'kul hakkı' günahından kurtulabilmesi için öncelikle yapması gereken temel şart aşağıdakilerden hangisidir?
Kul hakkı, hak sahibi hakkını helal etmedikçe affedilmez; bu yüzden önce haksızlık giderilmeli, zarar ödenmeli ve hak sahibinden helallik alınmalıdır.
5Nisâ suresi 58. ayette geçen “Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi... emreder.” ilkesine göre, bir kurumda görevlendirme yapılırken aşağıdakilerden hangisi esas alınmalıdır?
Emaneti ehline vermek, görev ve sorumlulukları o işi en iyi ve dürüst şekilde yapabilecek liyakat sahibi kişilere teslim etmektir.
6Topluma karşı ahlaki sorumluluklarımızla ilgili aşağıdaki ifadelerin Doğru (D) mu yoksa Yanlış (Y) mı olduğunu belirleyiniz.
- Hz. Muhammed (s.a.v.) “Müslüman, elinden ve dilinden diğer insanların emin (güvende) olduğu kimsedir.” buyurmuştur.
Gıybet, iftira ve alay etmek manevi kul hakkı ihlalidir. Malın kusurunu gizlemek ise 'Bizi aldatan bizden değildir' hadisiyle kesin olarak yasaklanmıştır.
- Kul hakkı yalnızca para veya eşya çalmak gibi maddi konularda oluşur; gıybet ve iftira kul hakkına girmez.
Gıybet, iftira ve alay etmek manevi kul hakkı ihlalidir. Malın kusurunu gizlemek ise 'Bizi aldatan bizden değildir' hadisiyle kesin olarak yasaklanmıştır.
- Mâide suresi 2. ayete göre müminler iyilik ve takva konusunda yardımlaşmalı, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmamalıdır.
Gıybet, iftira ve alay etmek manevi kul hakkı ihlalidir. Malın kusurunu gizlemek ise 'Bizi aldatan bizden değildir' hadisiyle kesin olarak yasaklanmıştır.
- Okul sıralarına ve toplu taşıma araçlarına zarar vermek kamu hakkı (beytülmal) ihlalidir.
Gıybet, iftira ve alay etmek manevi kul hakkı ihlalidir. Malın kusurunu gizlemek ise 'Bizi aldatan bizden değildir' hadisiyle kesin olarak yasaklanmıştır.
- Ticarette malın kusurunu gizleyerek satmak İslam ahlakında ticari zekâ olarak övülmüştür.
Gıybet, iftira ve alay etmek manevi kul hakkı ihlalidir. Malın kusurunu gizlemek ise 'Bizi aldatan bizden değildir' hadisiyle kesin olarak yasaklanmıştır.
- Hz. Muhammed (s.a.v.) “Müslüman, elinden ve dilinden diğer insanların emin (güvende) olduğu kimsedir.” buyurmuştur.
7Aşağıdaki İslami ahlak kavramlarını açıklamalarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
8Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Hz. Peygamber (s.a.v.) “Komşusu açken yatan bizden değildir.” buyurarak sosyal duyarlılığı emretmiştir.
- Bir kimsenin arkasından hoşlanmayacağı şekilde konuşarak onurunu zedelemeye denir ve bu davranış manevi kul hakkına girer.
- Nahl suresi 90. ayette “Şüphesiz Allah , iyilik yapmayı ve yakınlara yardım etmeyi emreder...” buyrulmaktadır.
- Ticarette ölçü ve tartıda hile yapanlar Kur’an-ı Kerim’de suresinde şiddetle uyarılmıştır.
- Allah’ın rızasını kazanmak için sahip olunan maldan muhtaçlara harcama yapmaya denir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
9Okulda ve mahallede bir hafta boyunca 'kul hakkı ve kamu hakkı duyarlılığı' oluşturmak için uygulayabileceğiniz 4 somut davranış kuralı yazınız.
1. ipucu: 1. Okul ve sınıf eşyaları (sıra, tahta, musluk, elektrik anahtarı) ile ilgili sorumluluklarımızı düşününüz.
2. ipucu: 2. Arkadaşlık ve komşuluk ilişkilerinde dilimize ve sözlerimize nasıl dikkat etmemiz gerektiğini belirtiniz.
Cevap: 1) Okulda boş sınıfların lambalarını ve açık unutulan muslukları kapatarak kamu malını (suyu ve elektriği) israf etmemek. 2) Kantin, yemekhane ve otobüs duraklarında sıraya girerek kimsenin önüne geçmemek. 3) Arkadaşlarımızın eşyalarını mutlaka izin alarak kullanmak ve söz verdiğimiz saatte sağlam olarak teslim etmek. 4) Sosyal medyada veya sınıfta hiçbir arkadaşımız hakkında gıybet yapmamak, alaycı lakap takmamak ve mahallede yüksek sesle komşuları rahatsız etmemek.
Kısaca
- İslam’da insanların birbirleri üzerindeki maddi ve manevi haklarına 'kul hakkı' denir; Allah kendisine karşı işlenen günahları tövbeyle affedebilirken kul hakkını, hak sahibi helal etmedikçe bağışlamaz.
- Okul, park, hastane, toplu taşıma araçları, su ve elektrik gibi kamuya ait mallara (beytülmal) zarar vermek veya vergi kaçırmak, toplumun tamamının kul hakkına girmek demektir.
- Adalet, her hak sahibine hakkını eksiksiz vermek, insanlar arasında ayrım yapmamak ve kendimiz ya da yakınlarımız aleyhine bile olsa doğruluktan şaşmamaktır (Nisâ, 135).
- İslam toplumu yardımlaşma ve dayanışma (infak, zekât, sadaka, karz-ı hasen) üzerine kuruludur; Mâide suresi 2. ayette 'İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın.' buyrulmuştur.
- Emaneti korumak, verilen sözde durmak (ahde vefa), komşu haklarını gözetmek ve ticarette ölçü-tartıyı doğru yapmak toplumsal güveni ayakta tutan temel ahlaki sorumluluklarımızdır.