Kur'an-ı Kerim'in üçte birine yakınını oluşturan kıssalar; geçmiş peygamberlerin ve salih toplulukların tevhid mücadelesini en beliğ Arapça üslupla aktararak müminlere ibret ve manevi sebat kazandırır. Bu kapsamda Kehf suresinde anlatılan Ashâb-ı Kehf gençlerinin iman mücadelesi, kıssaların genel özellikleri ve metinlerde geçen mücerred-mezîd fiiller ile şart yapıları incelenmektedir.
Ashâb-ı Kehf Kıssası (قِصَّةُ أَصْحَابِ الْكَهْفِ) ve Temel Kavramlar
Kehf suresinin 9-26. ayetlerinde anlatılan Ashâb-ı Kehf (أَصْحَابُ الْكَهْفِ — Mağara Arkadaşları) kıssası, putperest ve zalim bir hükümdarın baskısına boyun eğmeyerek tevhid inancını koruyan imanlı gençlerin (فِتْيَةٌ آمَنُوا بِرَبِّهِمْ) hakikat mücadelesini konu alır. Kur'an'da bu gençler إِنَّهُمْ فِتْيَةٌ آمَنُوا بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَاهُمْ هُدًى ('Şüphesiz onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi; biz de onların hidayetini artırdık' — Kehf, 13) ayetiyle övülmüştür.
İmanlarını kurtarmak için şehirden ayrılıp bir mağaraya (الْكَهْف) sığınan gençler, رَبَّنَا آتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا ('Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve işimizde bize doğruyu kolaylaştır' — Kehf, 10) diye dua etmişlerdir. Yanlarında sadık köpekleri (كَلْبُهُمْ بَاسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِالْوَصِيدِ) olduğu hâlde mağarada ilahi mucizeyle 309 yıl (ثَلَاثَ مِائَةٍ سِنِينَ وَازْدَادُوا تِسْعًا) uyutulmuşlardır.
Kıssanın temel mesajı; Allah'ın vaatlerinin hak olduğunu ve ölümden sonra yeniden dirilişin (الْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ) gerçekleşeceğini insanlara somut bir mucizeyle göstermektir.
Kur'an Kıssalarının Genel Özellikleri ve Ulü'l-Azm Peygamberler
Kur'an kıssaları (قَصَصُ الْقُرْآنِ) hayal ürünü efsaneler değil, tarihte bilfiil yaşanmış en doğru ve gerçek haberlerdir (الْقَصَصُ الْحَقُّ — Âl-i İmrân, 62; Yûsuf, 3: أَحْسَنَ الْقَصَصِ). Kıssalarda zaman, mekân ve kişi ayrıntılarından ziyade akıl sahipleri için ibret ve öğüt (عِبْرَةٌ لِأُولِي الْأَلْبَابِ — Yûsuf, 111) ön plandadır.
Kur'an kıssalarının temel amaçları; 1) Tevhid inancını yerleştirmek (الدَّعْوَةُ إِلَى التَّوْحِيدِ), 2) Hz. Peygamber'in ve müminlerin kalbini sağlamlaştırmak / teselli etmek (تَثْبِيتُ فُؤَادِ النَّبِيِّ وَالْمُؤْمِنِينَ — Hûd, 120) ve 3) Geçmiş kavimlerin akıbetinden ders çıkarmaktır.
Kıssalarda tevhid mücadelesinde en büyük zorluklara sabreden beş büyük peygamber Ulü'l-Azm Peygamberler (أُولُو الْعَزْمِ مِنَ الرُّسُلِ — Ahkâf, 35; Ahzâb, 7) olarak anılır: Hz. Nûh (نُوحٌ), Hz. İbrâhîm (إِبْرَاهِيمُ), Hz. Mûsâ (مُوسَى), Hz. Îsâ (عِيسَى) ve Hz. Muhammed (s.a.v.) (مُحَمَّدٌ).
Dil Bilgisi: Kıssalarda Mücerred-Mezîd Fiiller ve Şart Edatları (أَدَوَاتُ الشَّرْطِ)
Ashâb-ı Kehf ve peygamber kıssalarında geçen sülâsî mücerred (üç kök harfli yalın) fiillere لَبِثَ (kaldı), رَقَدَ (uyudu), بَعَثَ (uyandırdı/diriltti), قَالَ (dedi) ve عَبَدَ (kulluk etti) örnek verilir. Kök harflerine ek yapılarak türetilen mezîd fiillere ise آمَنَ (iman etti — İf'âl babı), أَوَى (sığındı), هَيَّأَ (hazırladı/kolaylaştırdı — Tef'îl babı), أَعْثَرَ (haberdar etti) ve اِزْدَادَ (arttı — İfti'âl babı) fiilleri örnektir.
Arapçada bir eylemin gerçekleşmesini başka bir eylemin şartına bağlayan yapıya şart üslubu (أُسْلُوبُ الشَّرْطِ) denir ve üç unsurdan oluşur: 1) Şart edatı (أَدَاةُ الشَّرْطِ), 2) Şart fiili (فِعْلُ الشَّرْطِ) ve 3) Cevap/ceza fiili (جَوَابُ الشَّرْطِ).
Başlıca şart edatları iki gruba ayrılır: • İki muzâri fiili cezmeden şart edatları: إِنْ (eğer - şayet) ve مَنْ (kim ... ise). Örnek: مَنْ يَعْمَلْ صَالِحًا يُفْلِحْ (Kim salih amel işlerse kurtuluşa erer) ve Kehf suresi 20. ayetteki إِنْ يَظْهَرُوا عَلَيْكُمْ يَرْجُمُوكُمْ (Eğer sizi ele geçirirlerse taşlayarak öldürürler). • Cezmetmeyen şart edatları: إِذَا (-dığı zaman / eğer) ve لَوْ (eğer ... olsaydı — gerçekleşmemiş şart). Örnek: لَوِ اطَّلَعْتَ عَلَيْهِمْ لَوَلَّيْتَ مِنْهُمْ فِرَارًا (Eğer onları görseydin dönüp kaçardın — Kehf, 18).
Örnekler
Örnek 1Kehf suresi 13. ayette geçen إِنَّهُمْ فِتْيَةٌ آمَنُوا بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَاهُمْ هُدًى cümlesini Türkçeye çevirerek ayetteki آمَنُوا ve زِدْنَا fiillerinin mücerred mi mezîd mi olduğunu belirtiniz.
Cevabı göster
Anlamı: 'Şüphesiz onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi; biz de onların hidayetini artırdık.' آمَنُوا fiili أَمِنَ kökünden İf'âl babında türetilmiş sülâsî mezîd bir fiildir; زِدْنَا (زَادَ) fiili ise üç kök harfli sülâsî mücerred (ecvef) bir fiildir.
Örnek 2Ashâb-ı Kehf gençlerinin mağaraya sığındıklarında yaptıkları رَبَّنَا آتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا (Kehf, 10) duasının anlamını yazınız.
Cevabı göster
'Ey Rabbimiz! Bize kendi katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu işte bize doğruluk ve kurtuluş yolu kolaylaştır (hazırla).' Bu dua, zorluk anında müminin Allah'a sığınmasını ve istikamet istemesini ifade eder.
Örnek 3Kur'an-ı Kerim'de 'Ulü'l-Azm' (أُولُو الْعَزْمِ مِنَ الرُّسُلِ) olarak adlandırılan beş büyük peygamber kimlerdir ve bu unvanla anılmalarının sebebi nedir?
Cevabı göster
Ulü'l-azm peygamberler; Hz. Nûh (نُوح), Hz. İbrâhîm (إِبْرَاهِيم), Hz. Mûsâ (مُوسَى), Hz. Îsâ (عِيسَى) ve Hz. Muhammed'dir (مُحَمَّد). Tevhid davetinde karşılaştıkları en ağır eziyetlere karşı büyük bir azim, kararlılık ve sabır gösterdikleri için bu unvanla anılmışlardır.
Örnek 4مَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًا (Talâk, 2) ayetindeki şart üslubunun öğelerini (şart edatı, şart fiili, cevap fiili) gösterip anlamını açıklayınız.
Cevabı göster
Şart edatı: مَنْ (Kim), şart fiili: يَتَّقِ (sakınırsa / takva sahibi olursa), cevap fiili: يَجْعَلْ (kılar / açar). Anlamı: 'Kim Allah'tan sakınırsa (takva sahibi olursa), Allah ona bir çıkış yolu açar.'
Örnek 5Kur'an kıssalarının anlatılış gayesini Yûsuf suresi 111. ayette geçen لَقَدْ كَانَ فِي قَصَصِهِمْ عِبْرَةٌ لِأُولِي الْأَلْبَابِ ifadesi çerçevesinde açıklayınız.
Cevabı göster
Ayette 'Andolsun onların kıssalarında akıl ve sağduyu sahipleri için büyük bir ibret vardır' buyrulmaktadır. Buna göre Kur'an kıssalarının amacı tarihsel merakı gidermek değil, akıl sahiplerinin geçmiş ümmetlerin doğru ve yanlışlarından ibret (عِبْرَة) alarak hayatlarını düzeltmeleridir.
Örnek 6Kehf suresi 18. ayette geçen لَوِ اطَّلَعْتَ عَلَيْهِمْ لَوَلَّيْتَ مِنْهُمْ فِرَارًا cümlesinde kullanılan لَوْ şart edatının dil bilgisi özelliğini ve cümlenin anlamını açıklayınız.
Cevabı göster
لَوْ edatı cezmetmeyen şart edatlarından olup geçmişte gerçekleşmemiş varsayımsal bir şartı bildirir. Cümlenin anlamı: 'Eğer onları (mağarada uyurlarken) görseydin, dönüp onlardan kaçardın.' Cevap fiili olan وَلَّيْتَ kelimesinin başına tekit için لَ harfi (لَوَلَّيْتَ) gelmiştir.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Kehf suresi 10. ayette Ashâb-ı Kehf gençlerinin mağaraya sığındıklarında yaptıkları رَبَّنَا آتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا ___ duasında boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Ayetin tamamı رَبَّنَا آتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا ('Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve işimizde bize doğruluk/kurtuluş yolu kolaylaştır') şeklindedir.
2Aşağıdaki peygamberlerden hangisi Kur'an-ı Kerim'de 'Ulü'l-Azm' (أُولُو الْعَزْمِ مِنَ الرُّسُلِ) olarak nitelendirilen beş büyük peygamber arasında yer alır?
Ulü'l-azm peygamberler; Hz. Nûh, Hz. İbrâhîm, Hz. Mûsâ, Hz. Îsâ ve Hz. Muhammed'dir (s.a.v.).
3Ashâb-ı Kehf ve peygamber kıssalarında geçen aşağıdaki fiillerden hangisi kök harflerine ilave yapılmış 'sülâsî mezîd' (فِعْلٌ مَزِيدٌ) bir fiildir?
أَرْسَلَ fiili, رَسَلَ sülâsî kökünün başına hemze eklenerek İf'âl babında türetilmiş sülâsî mezîd bir fiildir; diğer dört fiil ise üç harfli sülâsî mücerreddir.
4مَنْ يَصْبِرْ عَلَى الشَّدَائِدِ يَنْجَحْ فِي حَيَاتِهِ (Zorluklara kim sabrederse hayatında başarılı olur) şart cümlesinde 'cevap/ceza fiili' (جَوَابُ الشَّرْطِ) aşağıdakilerden hangisidir?
Cümlede مَنْ şart edatı, يَصْبِرْ şart fiili, şartın sonucunda gerçekleşen يَنْجَحْ (başarılı olur) ise cevap/ceza fiilidir.
5
- Kehf suresinde anlatılan أَصْحَابُ الْكَهْفِ (Mağara Arkadaşları), putperestliğe karşı tevhid inancını koruyan imanlı gençlerdir.
Kehf suresi 13. ayette onların Rablerine iman etmiş gençler (فِتْيَةٌ آمَنُوا بِرَبِّهِمْ) olduğu bildirilir.
- Kur'an kıssalarının temel amacı tarihsel yer ve tarih ayrıntılarını sıralamak olup ibret (الْعِبْرَة) amacı taşımaz.
Kur'an kıssalarının asıl gayesi yer ve zaman ayrıntısı vermek değil, akıl sahiplerine ibret ve hidayet rehberi sunmaktır.
- Arapçada إِنْ ve مَنْ edatları iki muzâri fiili cezmeden şart edatlarındandır.
Bu iki edat hem şart fiilini hem de cevap fiilini cezmeder.
- هَيَّأَ (hazırladı/kolaylaştırdı) fiili ortadaki harfi şeddelenerek Tef'îl babında türetilmiş mezîd bir fiildir.
Kehf suresi 10. ayette emir kipi هَيِّئْ olarak geçen bu fiil Tef'îl babındandır.
- Ulü'l-azm peygamberler kavimlerini Allah'a değil, kendi kabile liderlerine itaat etmeye çağırmışlardır.
Bütün peygamberler kavimlerini yalnızca bir olan Allah'a ibadet etmeye (tevhide) davet etmişlerdir.
- Kehf suresinde anlatılan أَصْحَابُ الْكَهْفِ (Mağara Arkadaşları), putperestliğe karşı tevhid inancını koruyan imanlı gençlerdir.
6
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7
- İmanlarını korumak amacıyla mağaraya sığınan gençler Kur'an-ı Kerim'de أَصْحَابُ olarak adlandırılır.
- Kehf suresi 13. ayette إِنَّهُمْ آمَنُوا بِرَبِّهِمْ buyrularak onların imanlı gençler olduğu vurgulanır.
- Yûsuf suresi 111. ayette geçmiş peygamber kıssalarında akıl sahipleri için (لِأُولِي الْأَلْبَابِ) bulunduğu bildirilir.
- Arapçada geçmişte gerçekleşmemiş varsayımsal şart cümleleri kurmak için cezmetmeyen şart edatı kullanılır.
- Kehf suresi 10. ayetteki رَبَّنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً duasında Allah'tan rahmet bahşetmesi istenir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Kur'an-ı Kerim kıssalarının genel özelliklerini, Ashâb-ı Kehf kıssasının verdiği temel mesajı ve kıssalarda geçen mücerred-mezîd fiillerin anlatıma katkısını Arapça kavramlarla açıklayınız.
1. ipucu: Kur'an kıssalarının الْقَصَصُ الْحَقُّ (gerçek haber) olduğunu ve الْعِبْرَةُ (ibret) ile تَثْبِيتُ الْفُؤَادِ (kalpleri sağlamlaştırma) amacı taşıdığını belirtiniz.
2. ipucu: Ashâb-ı Kehf (أَصْحَابُ الْكَهْفِ) gençlerinin tevhid uğrunda mağaraya sığınmalarını ve 309 yıl sonra uyandırılarak haşir/ba's gerçeğini kanıtladıklarını açıklayınız.
3. ipucu: Kıssada geçen لَبِثَ، بَعَثَ gibi mücerred fiiller ile آمَنَ، هَيَّأَ، اِزْدَادَ gibi mezîd fiillerin anlam zenginliği sağladığını değerlendiriniz.
Cevap: Kur'an kıssaları (قَصَصُ الْقُرْآنِ), yaşanmış gerçek olayları (الْقَصَصُ الْحَقُّ) en güzel üslupla (أَحْسَنُ الْقَصَصِ) anlatarak müminlerin kalplerini imanda sabit kılmayı (تَثْبِيتُ الْفُؤَادِ) ve akıl sahiplerine ibret (عِبْرَةٌ لِأُولِي الْأَلْبَابِ) vermeyi hedefler. Kehf suresindeki Ashâb-ı Kehf (أَصْحَابُ الْكَهْفِ) kıssası, zalim hükümdara karşı tevhid inancını koruyan gençlerin (فِتْيَةٌ) mağarada 309 yıl uyutulup yeniden uyandırılmasıyla ölümden sonra dirilişin (الْبَعْثُ) hak olduğunu kanıtlar. Metinde لَبِثَ ve بَعَثَ gibi mücerred fiillerin yanında آمَنُوا, آتِنَا, هَيِّئْ ve ازْدَادُوا gibi mezîd fiillerin kullanılması anlamı pekiştirip derinleştirmiştir.
Kısaca
- Ashâb-ı Kehf (أَصْحَابُ الْكَهْفِ) kıssası, putperest baskısına karşı tevhid inancını koruyarak mağaraya sığınan ve 309 yıl uyutulan imanlı gençleri (فِتْيَةٌ) konu alır.
- Gençlerin رَبَّنَا آتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا duası (Kehf, 10), müminin zorlukta Allah'ın rahmet ve hidayetine sığınmasını öğretir.
- Kur'an kıssaları tamamen gerçek haberler (الْقَصَصُ الْحَقُّ) olup amacı tevhidi yerleştirmek, kalpleri sağlamlaştırmak ve akıl sahiplerine ibret (عِبْرَةٌ) vermektir.
- Hz. Nûh, Hz. İbrâhîm, Hz. Mûsâ, Hz. Îsâ ve Hz. Muhammed (s.a.v.), tebliğde gösterdikleri büyük sabır ve kararlılıkla 'Ulü'l-Azm' (أُولُو الْعَزْمِ) peygamberler olarak anılır.
- Arapçada şart üslubu; şart edatı (إِنْ، مَنْ، إِذَا، لَوْ), şart fiili ve cevap fiilinden oluşur; إِنْ ve مَنْ iki muzâri fiili cezmeder.