İslam'da dinin en önemli gayelerinden biri, insanın nefsini kötü huylardan arındırarak (تَزْكِيَةُ النَّفْسِ) onu güzel ahlakla (مَكَارِمُ الْأَخْلَاقِ) süslemektir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de Şems Suresi 9. ayette قَدْ أَفْلَحَ مَنْ زَكَّاهَا (Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir), Hz. Peygamber'in (s.a.v.) hadis-i şerifinde ise إِنَّمَا بُعِثْتُ لِأُتَمِّمَ مَكَارِمَ الْأَخْلَاقِ (Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim) buyurulmaktadır. Bu dersimizde nefis tezkiyesi, takva ve ahlak metinlerinde geçen temel Arapça ıstılahları öğrenecek; bu kavramların türetildiği Sülâsî Mezîd Fiil bâblarını (4, 5 ve 6 harfli fiil ve mastar kalıplarını) inceleyeceğiz.
1. Nefis Tezkiyesi ve Ahlak Temel Kavramları (التَّزْكِيَةُ وَالْأَخْلَاقُ)
Arapçada التَّزْكِيَةُ (tezkiye) kelimesi, زَكَى (temiz olmak, artmak, bereketlenmek) kökünden tef'îl bâbında bir mastar olup "arındırmak, temizlemek ve geliştirmek" anlamına gelir. Dini bir ıstılah olarak تَزْكِيَةُ النَّفْسِ (nefis tezkiyesi); nefsi şirk, inkâr, kibir, haset ve riya gibi manevi kirlerden (الْأَمْرَاضُ الْقَلْبِيَّةُ) temizleyip iman, ihlas ve güzel ahlakla donatmaktır.
Kur'an-ı Kerim'de nefsin üç temel mertebesine işaret edilir: 1. النَّفْسُ الْأَمَّارَةُ بِالسُّوءِ (Nefs-i Emmâre): Kötülüğü çokça emreden, şehvet ve arzularının peşinden giden nefis (Yûsuf, 53). 2. النَّفْسُ اللَّوَّامَةُ (Nefs-i Levvâme): Yaptığı hatalardan pişmanlık duyup kendini kınayan, مُحَاسَبَةُ النَّفْسِ (nefis muhasebesi) yapan uyanık nefis (Kıyâme, 2). 3. النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ (Nefs-i Mutmainne): İman, zikir ve salih amelle huzura kavuşmuş, Allah'tan razı olmuş ve Allah'ın da kendisinden razı olduğu arınmış nefis (Fecr, 27-28).
Ahlak (الْأَخْلَاقُ) kelimesi ise خُلُقٌ (huy, seciye, karakter) kelimesinin çoğuludur. İslam ahlak literatüründe övülen güzel huylara الْأَخْلَاقُ الْحَمِيدَةُ veya مَكَارِمُ الْأَخْلَاقِ, sakınılması gereken kötü huylara ise الْأَخْلَاقُ الذَّمِيمَةُ (yerilen huylar) denir.
2. Sülâsî Mezîd Fiiller (I): Rubâî (4 Harfli) Bâblar (إِفْعَالٌ - تَفْعِيلٌ - مُفَاعَلَةٌ)
Arapçada üç harfli kök fiillere (الْفِعْلُ الثُّلَاثِيُّ الْمُجَرَّدُ) bir, iki veya üç harf eklenerek türetilen fiillere Sülâsî Mezîd Fiiller (الْفِعْلُ الثُّلَاثِيُّ الْمَزِيدُ) denir. Ahlak ve tezkiye metinlerinde geçen kavramların büyük çoğunluğu bu mezîd bâbların mastarları veya ismi fâilleridir. Kök fiile 1 harf eklenerek oluşturulan 3 temel bâb şunlardır:
1. İf'âl Bâbı (أَفْعَلَ - يُفْعِلُ - إِفْعَالٌ): Kökün başına hemze (أَ) eklenir; geçişlilik (tadiye) katar. • أَحْسَنَ - يُحْسِنُ - أَحْسِنْ - إِحْسَانٌ - مُحْسِنٌ (İyilik yaptı / İhsan / Muhsin) • أَخْلَصَ - يُخْلِصُ - أَخْلِصْ - إِخْلَاصٌ - مُخْلِصٌ (Samimi kıldı / İhlas / Muhlis) • أَفْلَحَ - يُفْلِحُ - أَفْلِحْ - إِفْلَاحٌ - مُفْلِحٌ (Kurtuluşa erdi / Müflih)
2. Tef'îl Bâbı (فَعَّلَ - يُفَعِّلُ - تَفْعِيلٌ / تَفْعِلَةٌ): Ortadaki harf şeddelenir; çokluk (teksîr) ve geçişlilik katar. Sonu illetli (nakıs) fiillerde mastarı تَفْعِلَةٌ vezninde gelir: • طَهَّرَ - يُطَهِّرُ - طَهِّرْ - تَطْهِيرٌ (Temizledi / Tathîr) • زَكَّى - يُزَكِّي - زَكِّ - تَزْكِيَةٌ (Arındırdı / Tezkiye) • 3. Müfâale Bâbı (فَاعَلَ - يُفَاعِلُ - مُفَاعَلَةٌ / فِعَالٌ): İlk harften sonra elif (ا) eklenir; karşılıklı yapma (işteşlik) ve gayret bildirir: • حَاسَبَ - يُحَاسِبُ - حَاسِبْ - مُحَاسَبَةٌ (Hesaba çekti / Muhasebe) • جَاهَدَ - يُجَاهِدُ - جَاهِدْ - مُجَاهَدَةٌ / جِهَادٌ (Mücadele etti / Mücahede)
3. Sülâsî Mezîd Fiiller (II): Humâsî (5 Harfli) ve Südâsî (6 Harfli) Bâblar
Üç harfli kök fiile 2 harf eklenerek yapılan Humâsî (5 harfli) bâblar genellikle mutâvaat (dönüşlülük), gayret veya karşılıklı eylem bildirir: • Tefe''ul Bâbı (تَفَعَّلَ - يَتَفَعَّلُ - تَفَعُّلٌ): تَخَلَّقَ - يَتَخَلَّقُ - تَخَلُّقٌ (Ahlaklandı), تَكَبَّرَ - يَتَكَبَّرُ - تَكَبُّرٌ (Kibirlendi), تَذَكَّرَ - يَتَذَكَّرُ - تَذَكُّرٌ (Öğüt aldı / Hatırladı). • Tefâ'ul Bâbı (تَفَاعَلَ - يَتَفَاعَلُ - تَفَاعُلٌ): تَوَاضَعَ - يَتَوَاضَعُ - تَوَاضُعٌ (Alçakgönüllü oldu / Tevazu), تَعَاوَنَ - يَتَعَاوَنُ - تَعَاوُنٌ (Yardımlaştı), تَسَامَحَ - يَتَسَامَحُ - تَسَامُحٌ (Hoşgörülü oldu).
• İfti'âl Bâbı (اِفْتَعَلَ - يَفْتَعِلُ - اِفْتِعَالٌ): اِجْتَنَبَ - يَجْتَنِبُ - اِجْتِنَابٌ (Kaçındı / Uzak durdu), اِكْتَسَبَ - يَكْتَسِبُ - اِكْتِسَابٌ (Kazandı), اِتَّقَى - يَتَّقِي - اِتِّقَاءٌ (Aslı اِوْتَقَى; Allah'tan sakındı / Takva sahibi oldu). • İnfi'âl Bâbı (اِنْفَعَلَ - يَنْفَعِلُ - اِنْفِعَالٌ): اِنْقَادَ - يَنْقَادُ - اِنْقِيَادٌ (Boyun eğdi / İtaat etti).
Üç harfli köke 3 harf (اِسْتَـ) eklenerek yapılan Südâsî (6 harfli) bâb ise İstif'âl Bâbı (اِسْتَفْعَلَ - يَسْتَفْعِلُ - اِسْتِفْعَالٌ) olup temel olarak talep (isteme) bildirir: • اِسْتَغْفَرَ - يَسْتَغْفِرُ - اِسْتَغْفِرْ - اِسْتِغْفَارٌ (Allah'tan bağışlanma / mağfiret diledi) • اِسْتَقَامَ - يَسْتَقِيمُ - اِسْتَقِمْ - اِسْتِقَامَةٌ (Dosdoğru oldu / İstikamet üzere yaşadı) • اِسْتَعَاذَ - يَسْتَعِيذُ - اِسْتَعِذْ - اِسْتِعَاذَةٌ (Allah'a sığındı).
4. Kur'an-ı Kerim'de Nefis Tezkiyesi ve Takva Ayetleri
Kur'an-ı Kerim'de nefis tezkiyesini en açık biçimde konu edinen ayetler Şems Suresi 7-10. ayetlerdir: وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا (7) فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا (8) قَدْ أَفْلَحَ مَنْ زَكَّاهَا (9) وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسَّاهَا (10) Anlamı: "Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirene (سَوَّى: Tef'îl bâbı), sonra da ona kötülüğünü (فُجُورَهَا) ve takvasını (تَقْوَاهَا) ilham edene (أَلْهَمَ: İf'âl bâbı) yemin olsun ki; nefsini arındıran (زَكَّى: Tef'îl bâbı) kesinlikle kurtuluşa ermiştir (أَفْلَحَ: İf'âl bâbı). Onu (günahla) örtüp kirleten ise ziyana uğramıştır."
Bir diğer temel ayet, A'lâ Suresi 14-15. ayetlerdir: قَدْ أَفْلَحَ مَنْ تَزَكَّى (14) وَذَكَرَ اسْمَ رَبِّهِ فَصَلَّى (15) Anlamı: "Arınan (تَزَكَّى: Tefe''ul bâbı) ve Rabbinin adını anıp namaz kılan (صَلَّى: Tef'îl bâbı) kimse kesinlikle kurtuluşa ermiştir."
Toplumsal ahlak ve yardımlaşma konusunda ise Mâide Suresi 2. ayette tefâ'ul bâbının emir kalıbı kullanılmıştır: وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوَى وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُوا اللَّهَ Anlamı: "İyilik (الْبِرِّ) ve takva (التَّقْوَى) üzerinde yardımlaşın (تَعَاوَنُوا); günah (الْإِثْمِ) ve düşmanlık (الْعُدْوَانِ) üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan sakının (وَاتَّقُوا اللَّهَ)!"
5. Hadis-i Şeriflerde Güzel Ahlak ve Nefis Muhasebesi Metinleri
Hz. Peygamber (s.a.v.) güzel ahlakın İslam'daki yerini şu cümlelerle ifade etmiştir: 1. إِنَّمَا بُعِثْتُ لِأُتَمِّمَ مَكَارِمَ الْأَخْلَاقِ — "Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak (أُتَمِّمَ: تَمَّمَ tef'îl bâbı muzari) için gönderildim." 2. إِنَّ مِنْ أَحَبِّكُمْ إِلَيَّ وَأَقْرَبِكُمْ مِنِّي مَجْلِسًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَحَاسِنَكُمْ أَخْلَاقًا — "Şüphesiz sizin bana en sevimli olanınız ve kıyamet günü meclis bakımından bana en yakın olanınız, ahlakça en güzel olanınızdır."
Muâz bin Cebel'e (r.a.) hitaben buyurulan meşhur hadis-i şerif ise takva, tezkiye ve ahlakın üç altın kuralını mezîd emir fiillerle özetler: اِتَّقِ اللَّهَ حَيْثُمَا كُنْتَ، وَأَتْبِعِ السَّيِّئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا، وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ (Tirmizî, Birr, 55). Anlamı: "Nerede olursan ol Allah'tan sakın (اِتَّقِ: İfti'âl emir); kötülüğün (السَّيِّئَةَ) ardından hemen bir iyilik (الْحَسَنَةَ) yap (أَتْبِعْ: İf'âl emir) ki onu silip yok etsin (تَمْحُهَا); insanlara da güzel ahlakla muamele et (خَالِقْ: Müfâale emir)!"
Nefis muhasebesi hakkında ise Hz. Ömer'in (r.a.) meşhur hikmetli sözü şöyledir: حَاسِبُوا أَنْفُسَكُمْ قَبْلَ أَنْ تُحَاسَبُوا، وَزِنُوا أَعْمَالَكُمْ قَبْلَ أَنْ تُوزَنَ عَلَيْكُمْ Anlamı: "Hesaba çekilmeden (تُحَاسَبُوا: Müfâale meçhul muzari) önce nefislerinizi hesaba çekin (حَاسِبُوا: Müfâale emir); amelleriniz tartılmadan önce onları tartın!"
6. Mesleki Uygulama: Tezkiye ve Ahlak Duaları ve Hitabet Cümleleri
Hz. Peygamber'in (s.a.v.) nefis tezkiyesi ve güzel ahlak için yaptığı ve ümmetine öğrettiği iki meşhur nebevi dua, hutbe ve vaazlarda en çok okunan metinlerdendir: 1. Tezkiye Duası (Müslim, Zikir, 73): اللَّهُمَّ آتِ نَفْسِي تَقْوَاهَا، وَزَكِّهَا أَنْتَ خَيْرُ مَنْ زَكَّاهَا، أَنْتَ وَلِيُّهَا وَمَوْلَاهَا Anlamı: "Allah'ım! Nefsime takvasını ver (آتِ) ve onu arındır/temizle (زَكِّهَا); sen onu arındıranların en hayırlısısın (خَيْرُ مَنْ زَكَّاهَا). Sen onun velisi (sahibi) ve mevlasısın."
2. Güzel Ahlak Duası (Müslim, Müsâfirîn, 201): اللَّهُمَّ اهْدِنِي لِأَحْسَنِ الْأَخْلَاقِ لَا يَهْدِي لِأَحْسَنِهَا إِلَّا أَنْتَ، وَاصْرِفْ عَنِّي سَيِّئَهَا لَا يَصْرِفُ عَنِّي سَيِّئَهَا إِلَّا أَنْتَ Anlamı: "Allah'ım! Beni ahlakın en güzeline ilet (اهْدِنِي); onun en güzeline senden başka iletecek yoktur. Kötü ahlakı da benden uzaklaştır (اصْرِفْ عَنِّي); kötüsünü benden senden başka uzaklaştıracak yoktur."
Dini hitabet ve metin yazarlığında bir Müslümanın ahlaki sorumluluğu özetlenirken şu kalıp cümleler kullanılır: • يَجِبُ عَلَى الْمُسْلِمِ أَنْ يُزَكِّيَ نَفْسَهُ وَيَتَخَلَّقَ بِأَخْلَاقِ الْقُرْآنِ. (Müslümanın nefsini arındırması ve Kur'an ahlakıyla ahlaklanması gerekir.) • عَلَيْنَا أَنْ نَجْتَنِبَ الْكِبْرَ وَالْحَسَدَ وَالنِّفَاقَ. (Kibirden, hasetten ve münafıklıktan kaçınmamız gerekir.)
Örnekler
Örnek 1Şems Suresi 9-10. ayetlerde geçen 'قَدْ أَفْلَحَ مَنْ زَكَّاهَا وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسَّاهَا' ifadesini Türkçeye çevirerek 'أَفْلَحَ' ve 'زَكَّى' fiillerinin hangi mezîd bâbdan olduğunu belirtiniz.
Cevabı göster
Anlamı: 'Nefsini arındıran (temizleyen) kesinlikle kurtuluşa ermiştir; onu (günaha ve kötülüğe) gömüp kirleten ise kesinlikle ziyan etmiştir.' 'أَفْلَحَ' fiili İf'âl bâbından (أَفْعَلَ - يُفْعِلُ - إِفْلَاحٌ) mazi fiildir. 'زَكَّى' fiili ise Tef'îl bâbından (فَعَّلَ - يُفَعِّلُ - تَزْكِيَةٌ) nakıs mazi fiildir.
Örnek 2Aşağıdaki mezîd mastarların mazi ve muzari fiillerini ve Türkçe anlamlarını yazınız: 1) إِحْسَانٌ, 2) مُحَاسَبَةٌ, 3) تَوَاضُعٌ, 4) اِسْتِغْفَارٌ.
Cevabı göster
1) إِحْسَانٌ (İf'âl bâbı): أَحْسَنَ - يُحْسِنُ (İyilik yapmak, güzel davranmak). 2) مُحَاسَبَةٌ (Müfâale bâbı): حَاسَبَ - يُحَاسِبُ (Hesaba çekmek, muhasebe yapmak). 3) تَوَاضُعٌ (Tefâ'ul bâbı): تَوَاضَعَ - يَتَوَاضَعُ (Alçakgönüllü olmak, tevazu göstermek). 4) اِسْتِغْفَارٌ (İstif'âl bâbı): اِسْتَغْفَرَ - يَسْتَغْفِرُ (Allah'tan bağışlanma/mağfiret dilemek).
Örnek 3Hadis-i şerifte geçen 'اِتَّقِ اللَّهَ حَيْثُمَا كُنْتَ، وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ' cümlesini tercüme ederek 'اِتَّقِ' ve 'خَالِقْ' fiillerinin bâbını ve kipini açıklayınız.
Cevabı göster
Tercümesi: 'Nerede olursan ol Allah'tan sakın (takva sahibi ol) ve insanlara güzel ahlakla muamele et!' 'اِتَّقِ' fiili, وَقَى kökünden İfti'âl bâbının (اِتَّقَى - يَتَّقِي) müfred müzekker emir kipidir (sonundaki illet harfi düşmüştür). 'خَالِقْ' fiili ise خَلَقَ kökünden Müfâale bâbının (خَالَقَ - يُخَالِقُ - مُخَالَقَةٌ) emir kipidir.
Örnek 4İslam ahlakında 'الْأَخْلَاقُ الْحَمِيدَةُ' (Övülen Güzel Huylar) ve 'الْأَخْلَاقُ الذَّمِيمَةُ' (Yerilen Kötü Huylar) kavramlarına dörder Arapça örnek veriniz.
Cevabı göster
الْأَخْلَاقُ الْحَمِيدَةُ (Övülen Huylar): 1) الصِّدْقُ (Doğruluk), 2) التَّوَاضُعُ (Tevazu), 3) الْإِخْلَاصُ (İhlas/Samimiyet), 4) الصَّبْرُ وَالْحِلْمُ (Sabır ve yumuşak huyluluk). الْأَخْلَاقُ الذَّمِيمَةُ (Yerilen Huylar): 1) الْكِبْرُ (Kibir), 2) الْحَسَدُ (Haset/Kıskançlık), 3) الرِّيَاءُ (Gösteriş), 4) الْغِيبَةُ وَالنَّمِيمَةُ (Gıybet ve koğuculuk).
Örnek 5Hz. Peygamber'in (s.a.v.) 'اللَّهُمَّ آتِ نَفْسِي تَقْوَاهَا، وَزَكِّهَا أَنْتَ خَيْرُ مَنْ زَكَّاهَا' duasını Türkçeye çeviriniz.
Cevabı göster
'Allah'ım! Nefsime takvasını (sorumluluk ve sakınma bilincini) ver ve onu (kötülüklerden) arındır; şüphesiz Sen onu arındıranların en hayırlısısın.'
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Aşağıdaki Arapça kavramlardan hangisi 'الْأَخْلَاقُ الْحَمِيدَةُ' (Övülen Güzel Ahlak) kapsamında yer almaz?
الْحَسَدُ (haset / kıskançlık), الْأَخْلَاقُ الذَّمِيمَةُ (yerilen kötü huylar) arasında yer alır; diğer dört seçenek övülen güzel ahlak erdemleridir.
2Aşağıdaki fiil - mastar eşleştirmelerinden hangisinde Sülâsî Mezîd bâbın mastarı yanlış verilmiştir?
تَوَاضَعَ fiili Tefâ'ul bâbındandır ve mastarı تَفَاعُلٌ vezninde 'تَوَاضُعٌ' olarak gelir.
3'حَاسِبُوا أَنْفُسَكُمْ قَبْلَ أَنْ تُحَاسَبُوا' hikmetli sözünün doğru Türkçe karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?
حَاسِبُوا أَنْفُسَكُمْ (Nefislerinizi hesaba çekin) قَبْلَ أَنْ تُحَاسَبُوا (hesaba çekilmenizden önce) anlamına gelen Hz. Ömer'in (r.a.) meşhur sözüdür.
4Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- 'قَدْ أَفْلَحَ مَنْ زَكَّاهَا' ayetinde geçen 'زَكَّى' fiili, Tef'îl bâbından olup 'arındırdı, temizledi' anlamına gelir.
Doğrudur; زَكَّى - يُزَكِّي - تَزْكِيَةٌ Tef'îl bâbından nakıs bir fiildir.
- Kur'an-ı Kerim'de iman ve zikirle huzura kavuşmuş, arınmış nefse 'النَّفْسُ الْأَمَّارَةُ بِالسُّوءِ' (Nefs-i Emmâre) denir.
Yanlıştır; kötülüğü emreden nefse Nefs-i Emmâre, imanla huzura kavuşmuş nefse ise 'النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ' (Nefs-i Mutmainne) denir.
- 'وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوَى' ayetinde geçen 'تَعَاوَنُوا' emir fiili, karşılıklı yardımlaşma (işteşlik) bildiren Tefâ'ul (تَفَاعَلَ) bâbındandır.
Doğrudur; تَعَاوَنَ - يَتَعَاوَنُ - تَعَاوُنٌ Tefâ'ul bâbından olup karşılıklı yardımlaşmayı ifade eder.
- 'اِسْتَغْفَرَ' fiili dört harfli (Rubâî Mezîd) bir fiil olup İf'âl bâbındandır.
Yanlıştır; اِسْتَغْفَرَ fiili غَفَرَ köküne 3 harf (اِسْتَـ) eklenerek yapılan altı harfli (Südâsî Mezîd) İstif'âl bâbındandır.
- 'قَدْ أَفْلَحَ مَنْ زَكَّاهَا' ayetinde geçen 'زَكَّى' fiili, Tef'îl bâbından olup 'arındırdı, temizledi' anlamına gelir.
5Aşağıdaki Sülâsî Mezîd fiil ve mastarları ait oldukları bâblarla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
6Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun Arapça kelimelerle tamamlayınız.
- إِنَّمَا بُعِثْتُ لِأُتَمِّمَ الْأَخْلَاقِ. (Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.)
- قَدْ مَنْ زَكَّاهَا وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسَّاهَا. (Nefsini arındıran kesinlikle kurtuluşa ermiştir.)
- اِتَّقِ اللَّهَ حَيْثُمَا كُنْتَ، وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ . (İnsanlara güzel ahlakla muamele et!)
- وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَ وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ. (İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın.)
Önce bütün boşlukları doldurun.
7Arapçada aynı üç harfli kökten (خ - ل - ق) türeyen şu üç fiilin bâblarını ve anlam farklarını karşılaştırınız: 1) خَلَقَ اللَّهُ الْإِنْسَانَ, 2) تَخَلَّقَ الْمُؤْمِنُ بِأَخْلَاقِ الْقُرْآنِ, 3) خَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ.
1. ipucu: 1. İpucu: Birinci cümledeki fiilin sülâsî mücerred (yalın 3 harfli) olduğunu düşününüz.
2. ipucu: 2. İpucu: İkinci cümlede Tefe''ul bâbının dönüşlülük/kazanma, üçüncü cümlede ise Müfâale bâbının karşılıklı muamele anlamı kattığını inceleyiniz.
Cevap: 1) خَلَقَ اللَّهُ الْإِنْسَانَ: 'خَلَقَ' sülâsî mücerred (3 harfli yalın) fiildir ve 'Allah insanı yarattı' anlamına gelir. 2) تَخَلَّقَ الْمُؤْمِنُ بِأَخْلَاقِ الْقُرْآنِ: 'تَخَلَّقَ' (تَفَعَّلَ - Tefe''ul bâbı) bir niteliği kazanmak ve içselleştirmek anlamı taşır; 'Mümin Kur'an ahlakıyla ahlaklandı' demektir. 3) خَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ: 'خَالِقْ' (فَاعَلَ - Müfâale bâbı emir) başkalarıyla karşılıklı ilişkide bir tutum sergilemek anlamı taşır; 'İnsanlara güzel bir ahlakla muamele et / geçin' demektir.
Kısaca
- تَزْكِيَةُ النَّفْسِ (nefsi arındırma ve geliştirme), مُحَاسَبَةُ النَّفْسِ (nefis muhasebesi), مُجَاهَدَةُ النَّفْسِ (nefisle mücadele) ve التَّقْوَى (Allah'a karşı sorumluluk bilinci) İslam ahlakının temel kavramlarıdır.
- Güzel ahlak (الْأَخْلَاقُ الْحَمِيدَةُ / الْفَضَائِلُ) kapsamında الصِّدْقُ (doğruluk), التَّوَاضُعُ (tevazu), الصَّبْرُ (sabır), الْإِخْلَاصُ (ihlas), الْإِحْسَانُ (ihsan), الْعَفْوُ (affedicilik) ve الْحَيَاءُ (haya) yer alır.
- Kötü huylar (الْأَخْلَاقُ الذَّمِيمَةُ / الرَّذَائِلُ) ise الْكِبْرُ (kibir), الْحَسَدُ (haset), الرِّيَاءُ (gösteriş), الْغِيبَةُ (gıybet), النَّمِيمَةُ (koğuculuk) ve الْبُخْلُ (cimrilik) gibi kalbi hastalıklardır.
- Üç harfli kök fiillere 1 harf eklenerek yapılan Rubâî Mezîd (4 harfli) bâblar şunlardır: إِفْعَالٌ (أَحْسَنَ - يُحْسِنُ - إِحْسَانٌ), تَفْعِيلٌ (زَكَّى - يُزَكِّي - تَزْكِيَةٌ) ve مُفَاعَلَةٌ (حَاسَبَ - يُحَاسِبُ - مُحَاسَبَةٌ).
- Kök fiile 2 harf eklenen Humâsî Mezîd (5 harfli) bâblar: تَفَعُّلٌ (تَخَلَّقَ / تَكَبَّرَ), تَفَاعُلٌ (تَوَاضَعَ / تَسَامَحَ), اِفْتِعَالٌ (اِجْتَنَبَ / اِتَّقَى) ve اِنْفِعَالٌ (اِنْطَلَقَ) bâblarıdır.
- Kök fiile 3 harf eklenen Südâsî Mezîd (6 harfli) bâb ise talep/isteme bildiren اِسْتِفْعَالٌ (اِسْتَغْفَرَ - يَسْتَغْفِرُ - اِسْتِغْفَارٌ) kalıbıdır.