İçeriğe geç

12. sınıf · Mesleki Arapça · 7. hafta (2026-10-26)

en-Nübüvvetü ve'r-Risâle (النبوة والرسالة): Ulu'l-Azm Peygamberler ve Mücerred-Mezîd Fiiller

Kur'an Kıssaları (الوحدة الثانية: قصص القرآن الكريم) teması · Konu özeti

Etkinlikler
Bu hafta

Kur'an Kıssaları (قصص القرآن الكريم) ünitesinin ilk konusu olan 'en-Nübüvvetü ve'r-Risâle' (النبوة والرسالة), Yüce Allah'ın insanlığı hidayete ulaştırmak üzere seçtiği peygamberleri, nübüvvet ve risalet makamlarının mahiyetini ve Ulu'l-Azm peygamberleri ele almaktadır. Dil bilgisi (القواعد) bölümünde ise Arapçada fiillerin kök harflerine ziyade (ek) harf alıp almamasına göre 'el-Fi'lü'l-Mücerred' (الفعل المجرد) ve 'el-Fi'lü'l-Mezîd' (الفعل المزيد) olarak ikiye ayrılması incelenmektedir.

en-Nübüvvetü ve'r-Risâle (النبوة والرسالة — Peygamberlik ve Elçilik Kavramları)

Allah Teâlâ insanları ve cinleri kendisine kulluk etmeleri için yaratmış (Zâriyât, 56: وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنْسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ) ve insanlığın hidayeti (لِهِدَايَةِ البَشَرِ) için nebîler ve resuller (الأَنْبِيَاءُ وَالرُّسُلُ) göndermiştir:

en-Nübüvvetü ve'r-Risâle (النُّبُوَّةُ وَالرِّسَالَةُ): Arapça tanımıyla nübüvvet: «النُّبُوَّةُ اخْتِيَارُ اللَّهِ لِعَبْدٍ مِنْ عِبَادِهِ بِإِنْزَالِ الوَحْيِ عَلَيْهِ؛ لِيُبَيِّنَ لَهُ الشَّرِيعَةَ الَّتِي يَجِبُ عَلَيْهِ اتِّبَاعُهَا» (Nübüvvet, Allah'ın kullarından birini, uyması gereken şeriatı açıklamak üzere kendisine vahiy indirerek seçmesidir). Eğer Allah bu nebiye söz konusu şeriatı insanlara tebliğ etmesini emrederse o kişi resul (رَسُول) olur (فَإِذَا أَمَرَ اللَّهُ هَذَا النَّبِيَّ بِتَبْلِيغِ تِلْكَ الشَّرِيعَةِ لِلنَّاسِ كَانَ رَسُولًا).

Vehbî Oluşu (İlahi Lütuf): Risalet ve nübüvvet insanın kendi çabasıyla veya çok ibadet etmesiyle kazanılmaz (لَا تُكْتَسَبُ بِجُهْدٍ، وَلَيْسَتِ اكْتِسَابًا اكْتَسَبَهُ); Allah'ın dilediği kuluna bağışladığı büyük bir lütuftur (فَالرِّسَالَةُ فَضْلٌ عَظِيمٌ مِنَ اللَّهِ يَهَبُهُ لِمَنْ أَرَادَ). Nitekim En'âm suresi 124. ayette «اللَّهُ أَعْلَمُ حَيْثُ يَجْعَلُ رِسَالَتَهُ» (Allah elçilik görevini kime vereceğini çok daha iyi bilir) buyrulmuştur.

Kur'an'da Peygamberlerin Sayısı ve Ortak Çağrısı: Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen peygamberlerin sayısı 25'tir: «وَعَدَدُ الرُّسُلِ فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ خَمْسَةٌ وَعِشْرُونَ رَسُولًا» (En'âm suresi 83-86. ayetlerde Hz. İbrahim, İshak, Yakub, Nuh, Davud, Süleyman, Eyyub, Yusuf, Musa, Harun, Zekeriyya, Yahya, İsa, İlyas, İsmail, Elyesa, Yunus ve Lut olmak üzere 18 peygamberin ismi bir arada zikredilir). Bütün peygamberlerin ortak tebliğ çağrısı tevhiddir: «اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُ» ("Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur").

النُّبُوَّةُ وَالرِّسَالَةُ (PEYGAMBERLİK, ELÇİLİK VE 25 PEYGAMBER) 1. NÜBÜVVET VE RİSALET KAVRAMLARI • Yaratılış Gayesi (Zâriyât, 56): «وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنْسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ» • النُّبُوَّة (en-Nübüvvetü): اختيارُ اللَّهِ لِعَبْدٍ مِنْ عِبَادِهِ بِإِنْزَالِ الوَحْيِ عَلَيْهِ (Allah'ın kullarından birini vahiy indirerek seçmesidir.) • الرَّسُول وَالرِّسَالَة (er-Resûl ve'r-Risâle): فَإِذَا أَمَرَ اللَّهُ هَذَا النَّبِيَّ بِتَبْلِيغِ الشَّرِيعَةِ كَانَ رَسُولًا Risalet çabayla kazanılmaz (لَا تُكْتَسَبُ بِجُهْدٍ); Allah'ın dilediğine verdiği büyük bir lütuftur (فَضْلٌ عَظِيمٌ). «اللَّهُ أَعْلَمُ حَيْثُ يَجْعَلُ رِسَالَتَهُ» (En'âm, 124) 2. KUR'AN'DA PEYGAMBERLER VE TEVHİD • Kur'an'da Zikredilen Peygamber Sayısı: عَدَدُ الرُّسُلِ فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ خَمْسَةٌ وَعِشْرُونَ (25) رَسُولًا (Kur'an-ı Kerim'de 25 peygamberin ismi geçmektedir.) • En'âm Suresi 83-86. Ayetler: Hz. İbrahim, İshak, Yakub, Nuh, Davud, Süleyman, Eyyub, Yusuf, Musa, Harun, Zekeriyya, Yahya, İsa, İlyas, İsmail, Elyesa, Yunus ve Lut (18 peygamber). • Ortak Tevhid Çağrısı: «اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُ» ("Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur.")

Ulu'l-Azm Peygamberler (أُولُو العَزْمِ مِنَ الرُّسُلِ) ve Peygamberlerin Görevleri

Yüce Allah peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden derece bakımından üstün kılmıştır (Bakara, 253: تِلْكَ الرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ). Tebliğ sürecinde karşılaştıkları ağır zorluklara büyük bir sabır, azim ve kararlılıkla göğüs geren 5 büyük peygambere Ulu'l-Azm (أُولُو العَزْمِ مِنَ الرُّسُلِ) adı verilir (Ahzâb, 7 ve Şûrâ, 13):

Beş Ulu'l-Azm Peygamber: Arapça metindeki sıralamayla: «وَهُمْ: نُوحٌ، وَإِبْرَاهِيمُ، وَمُوسَى، وَعِيسَى، وَمُحَمَّدٌ عَلَيْهِمُ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ» — 1) Hz. Nuh (نُوح), 2) Hz. İbrahim (إِبْرَاهِيم), 3) Hz. Musa (مُوسَى), 4) Hz. İsa (عِيسَى) ve 5) Hz. Muhammed (مُحَمَّد ﷺ). Peygamberlerin en faziletlisi ve yaratılmışların en hayırlısı ise Hz. Muhammed'dir: «وَأَفْضَلُهُمْ رَسُولُ اللَّهِ مُحَمَّدٌ ﷺ، وَهُوَ خَيْرُ خَلْقِ اللَّهِ كَافَّةً».

Peygamberlerin Görevleri ve Mucizeler: Bütün ilahi risaletler insanlığın hidayeti için gelmiştir (جَاءَتِ الرِّسَالَاتُ السَّمَاوِيَّةُ كُلُّهَا لِهِدَايَةِ البَشَرِ). Peygamberlerin başlıca görevleri; Allah'ın vahyini ve şeriatını insanlara eksiksiz tebliğ etmek (تَبْلِيغُ الشَّرِيعَةِ لِلنَّاسِ), müjdeleyici ve uyarıcı olmak (مُبَشِّرِينَ وَمُنْذِرِينَ), insanları şirkten arındırmak ve güzel ahlakta en güzel örnek (أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ) olmaktır. Allah Teâlâ, elçilerinin doğruluğunu kanıtlamak (مَا يُبَرْهِنُ عَلَى صِدْقِهِمْ) üzere onlarla birlikte açık mucizeler (المُعْجِزَات / البَيِّنَات) göndermiştir.

أُولُو العَزْمِ مِنَ الرُّسُلِ (ULU'L-AZM PEYGAMBERLER VE GÖREVLERİ) BEŞ BÜYÜK ULU'L-AZM PEYGAMBER (أُولُو العَزْمِ مِنَ الرُّسُلِ الخَمْسَةُ — Ahzâb, 7 / Şûrâ, 13) ١. نُوحٌ (ع) Hz. Nuh (as) ٢. إِبْرَاهِيمُ (ع) Hz. İbrahim (as) ٣. مُوسَى (ع) Hz. Musa (as) ٤. عِيسَى (ع) Hz. İsa (as) ٥. مُحَمَّدٌ (ﷺ) أَفْضَلُ الرُّسُلِ (En Faziletlisi) PEYGAMBERLERİN TEMEL GÖREVLERİ (وَظَائِفُ الأَنْبِيَاءِ وَالرُّسُلِ) • التَّبْلِيغ (et-Teblîğ): İlahi vahyi ve şeriatı insanlara eksiksiz ulaştırmak. • مُبَشِّرِينَ وَمُنْذِرِينَ (Tebşîr ve İnzâr): Müminleri cennetle müjdeleyici, inkârcıları uyarıcı olmak. • هِدَايَةُ البَشَرِ وَأُسْوَةٌ حَسَنَةٌ: İnsanlığın hidayetine rehberlik etmek ve güzel ahlakta en güzel örnek olmak.

Kavâid: el-Fi'lü'l-Mücerred ve'l-Mezîd (الفعل المجرد والفعل المزيد)

Arapçada fiiller, kök harflerine ilave (ziyade) harf alıp almamaları bakımından (مِنْ حَيْثُ الزِّيَادَةُ وَالتَّجَرُّدُ) iki ana kısma ayrılır:

1. el-Fi'lü'l-Mücerred (الفِعْلُ المُجَرَّدُ — Yalın Fiil): Bütün harfleri asli (kök) harf olan ve yapısında ziyade (ek) harf bulunmayan fiildir: «هُوَ مَا كَانَتْ جَمِيعُ أَحْرُفِهِ أَصْلِيَّةً، وَلَيْسَ مَعَهَا حَرْفٌ زَائِدٌ». İki kısma ayrılır:

— Sülâsî Mücerred (المُجَرَّدُ الثُّلَاثِيُّ): 3 asli harften oluşan fiillerdir: كَتَبَ، قَامَ، كَسَبَ، وَهَبَ، سَعَى، شَرَعَ، خَتَمَ، كَفَرَ، خَلَقَ، بَعَثَ، عَبَدَ، ذَكَرَ، جَعَلَ، أَخَذَ (يَأْخُذُ - خُذْ)، أَكَلَ (يَأْكُلُ - كُلْ)، حَفِظَ (يَحْفَظُ - اِحْفَظْ)، دَرَسَ (يَدْرُسُ - اُدْرُسْ)، سَأَلَ (يَسْأَلُ - اِسْأَلْ)، بَدَأَ (يَبْدَأُ - اِبْدَأْ)، سَقَطَ، قَطَفَ، نَصَحَ.

— Rubâî Mücerred (المُجَرَّدُ الرُّبَاعِيُّ): 4 asli harften oluşan fiillerdir: بَعْثَرَ، وَسْوَسَ، زَلْزَلَ، دَحْرَجَ، طَمْأَنَ.

2. el-Fi'lü'l-Mezîd (الفِعْلُ المَزِيدُ — Türemiş/Ekli Fiil): Asli harflerinin yanında 1, 2 veya 3 ziyade harf (سَأَلْتُمُونِيهَا harflerinden) bulunan ve 4, 5 veya 6 harfli (fûka's-sülâsî / رُبَاعِيٌّ أَوْ خُمَاسِيٌّ أَوْ سُدَاسِيٌّ) olan fiildir:

— Sülâsî Mezîd (1 Harf Ekli): أَفْعَلَ kalıbı (أَرْسَلَ، أَنْزَلَ، أَنْذَرَ، أَكْرَمَ، أَعْطَى، أَحْسَنَ، أَقَامَ/يُقِيمُ، أَبْعَدَ/يُبْعِدُ، أَعَانَ); فَعَّلَ kalıbı (عَلَّمَ، بَشَّرَ، كَلَّمَ، وَصَّى، فَضَّلَ); فَاعَلَ kalıbı (كَاتَبَ، سَاعَدَ، شَاهَدَ/يُشَاهِدُ، جَاهَدَ، حَاسَبَ).

— Sülâsî Mezîd (2 Harf Ekli): اِنْفَعَلَ kalıbı (اِنْطَلَقَ، اِنْكَسَرَ); اِفْتَعَلَ kalıbı (اِكْتَسَبَ، اِجْتَمَعَ، اِتَّخَذَ، اِقْتَصَرَ/يَقْتَصِرُ، اِحْتَاجَ/يَحْتَاجُ); تَفَعَّلَ kalıbı (تَعَلَّمَ); تَفَاعَلَ kalıbı (تَعَاوَنَ).

— Sülâsî Mezîd (3 Harf Ekli): اِسْتَفْعَلَ kalıbı (اِسْتَقَامَ، اِسْتَغْفَرَ، اِسْتَخْرَجَ، اِسْتَقْبَلَ).

— Rubâî Mezîd: 1 harf ekli تَفَعْلَلَ (تَدَحْرَجَ، تَزَلْزَلَ); 2 harf ekli اِفْعَلَلَّ (اِطْمَأَنَّ، اِقْشَعَرَّ).

القَوَاعِدُ: الفِعْلُ المُجَرَّدُ وَالفِعْلُ المَزِيدُ (YALIN VE TÜREMİŞ/EKLİ FİİLLER) ١. الفِعْلُ المُجَرَّدُ (YALIN / KÖK FİİL) مَا كَانَتْ جَمِيعُ أَحْرُفِهِ أَصْلِيَّةً وَلَيْسَ مَعَهَا حَرْفٌ زَائِدٌ (Bütün harfleri asli/kök olan, ziyade harf bulunmayan fiil) • المُجَرَّدُ الثُّلَاثِيُّ (3 Kök Harfli - Sülâsî Mücerred): كَتَبَ ، قَامَ ، كَسَبَ ، وَهَبَ ، سَعَى ، شَرَعَ خَتَمَ ، كَفَرَ ، خَلَقَ ، بَعَثَ ، عَبَدَ ، أَخَذَ ، حَفِظَ • المُجَرَّدُ الرُّبَاعِيُّ (4 Kök Harfli - Rubâî Mücerred): بَعْثَرَ ، وَسْوَسَ ، زَلْزَلَ ، دَحْرَجَ ، طَمْأَنَ * Emir çekimi örnekleri: أَخَذَ -> يَأْخُذُ -> خُذْ | حَفِظَ -> يَحْفَظُ -> اِحْفَظْ ٢. الفِعْلُ المَزِيدُ (ZİYADE HARFLİ / TÜREMİŞ FİİL) مَا كَانَ مَعَ أَحْرُفِهِ الأَصْلِيَّةِ أَحْرُفٌ زَائِدَةٌ (سَأَلْتُمُونِيهَا) • Sülâsî Mezîd (1 Harf Ekli / الرُّبَاعِيّ): أَفْعَلَ (أَرْسَلَ، أَنْزَلَ، أَنْذَرَ، أَكْرَمَ، أَعْطَى) | فَعَّلَ (عَلَّمَ، بَشَّرَ، وَصَّى، فَضَّلَ) فَاعَلَ (كَاتَبَ، سَاعَدَ، شَاهَدَ، جَاهَدَ، حَاسَبَ) • Sülâsî Mezîd (2 Harf Ekli / الخُمَاسِيّ): اِفْتَعَلَ (اِكْتَسَبَ، اِجْتَمَعَ، اِقْتَصَرَ، اِحْتَاجَ) | اِنْفَعَلَ (اِنْطَلَقَ، اِنْكَسَرَ) تَفَعَّلَ (تَعَلَّمَ) | تَفَاعَلَ (تَعَاوَنَ) • Sülâsî Mezîd (3 Harf Ekli / السُّدَاسِيّ) & Rubâî Mezîd: اِسْتَفْعَلَ (اِسْتَقَامَ، اِسْتَغْفَرَ، اِسْتَخْرَجَ) تَفَعْلَلَ (تَدَحْرَجَ، تَزَلْزَلَ) | اِفْعَلَلَّ (اِطْمَأَنَّ، اِقْشَعَرَّ)

Örnekler

  1. Örnek 1Arapçada 'en-Nübüvvetü' (النُّبُوَّة) ve 'er-Resûl' (الرَّسُول) kavramları nasıl tanımlanır ve aralarındaki fark nedir?

    Cevabı göster

    Nübüvvet, Allah'ın kullarından birini kendisine vahiy indirerek seçmesidir (النُّبُوَّةُ اخْتِيَارُ اللَّهِ لِعَبْدٍ مِنْ عِبَادِهِ بِإِنْزَالِ الوَحْيِ عَلَيْهِ). Eğer Allah bu nebiye indirilen şeriatı insanlara tebliğ etmesini emrederse o kişi 'resul' olur (فَإِذَا أَمَرَ اللَّهُ هَذَا النَّبِيَّ بِتَبْلِيغِ تِلْكَ الشَّرِيعَةِ لِلنَّاسِ كَانَ رَسُولًا).

  2. Örnek 2İnsan çok ibadet ederek ve çaba göstererek nübüvvet makamına ulaşabilir mi? Arapça gerekçesiyle açıklayınız.

    Cevabı göster

    Hayır, ulaşamaz (لَا يُمْكِنُ لِلْإِنْسَانِ أَنْ يَصِلَ إِلَى النُّبُوَّةِ بِكَثْرَةِ عِبَادَتِهِ). Çünkü risalet ve nübüvvet çabayla kazanılmaz (لَا تُكْتَسَبُ بِجُهْدٍ); Allah'ın dilediğine verdiği büyük bir lütuftur (فَضْلٌ عَظِيمٌ مِنَ اللَّهِ يَهَبُهُ لِمَنْ أَرَادَ — اللَّهُ أَعْلَمُ حَيْثُ يَجْعَلُ رِسَالَتَهُ).

  3. Örnek 3Kur'an-ı Kerim'de kaç peygamberin ismi geçmektedir ve Ulu'l-Azm peygamberler (أُولُو العَزْمِ مِنَ الرُّسُلِ) kimlerdir?

    Cevabı göster

    Kur'an-ı Kerim'de 25 peygamberin ismi geçmektedir (خَمْسَةٌ وَعِشْرُونَ رَسُولًا). Beş büyük Ulu'l-Azm peygamber ise şunlardır: Hz. Nuh (نُوح), Hz. İbrahim (إِبْرَاهِيم), Hz. Musa (مُوسَى), Hz. İsa (عِيسَى) ve en faziletlileri olan Hz. Muhammed (مُحَمَّد ﷺ).

  4. Örnek 4«الرِّسَالَةُ فَضْلٌ عَظِيمٌ وَهَبَهُ اللَّهُ لِمَنِ اسْتَقَامَ مِنْ عِبَادِهِ، وَلَيْسَتِ اكْتِسَابًا اكْتَسَبَهُ» cümlesinde geçen «وَهَبَ», «اِسْتَقَامَ» ve «اِكْتَسَبَ» fiillerini mücerred ve mezîd bakımından inceleyiniz.

    Cevabı göster

    1) «وَهَبَ»: Bütün harfleri asli (3 kök harfli) olduğu için sülâsî mücerred (فِعْلٌ مُجَرَّدٌ ثُلَاثِيٌّ) fiildir. 2) «اِسْتَقَامَ»: «قَامَ» köküne 3 harf (ا-س-ت) eklenerek «اِسْتَفْعَلَ» kalıbında türetilmiş sülâsî mezîd (سُدَاسِيّ) fiildir. 3) «اِكْتَسَبَ»: «كَسَبَ» köküne 2 harf (ا-ت) eklenerek «اِفْتَعَلَ» kalıbında türetilmiş sülâsî mezîd (خُمَاسِيّ) fiildir.

  5. Örnek 5Sülâsî mücerred olan «أَخَذَ», «حَفِظَ» ve «دَرَسَ» fiillerinin muzâri (المُضَارِع) ve emir (الأَمْر) çekimlerini yazınız.

    Cevabı göster

    1) أَخَذَ (Mazi) -> يَأْخُذُ (Muzâri) -> خُذْ (Emir). 2) حَفِظَ (Mazi) -> يَحْفَظُ (Muzâri) -> اِحْفَظْ (Emir). 3) دَرَسَ (Mazi) -> يَدْرُسُ (Muzâri) -> اُدْرُسْ (Emir).

  6. Örnek 6En'âm suresi 83-86. ayetlerde geçen «آتَيْنَا», «وَهَبْنَا», «هَدَيْنَا» ve «فَضَّلْنَا» fiillerini mücerred ve mezîd olarak sınıflandırınız.

    Cevabı göster

    1) «وَهَبْنَا» (kökü وَهَبَ) ve «هَدَيْنَا» (kökü هَدَى): Yapılarında ziyade harf bulunmadığı için sülâsî mücerred (الفِعْلُ المُجَرَّدُ) fiillerdir. 2) «آتَيْنَا» (kökü آتَى / أَفْعَلَ vezninde) ve «فَضَّلْنَا» (kökü فَضَّلَ / فَعَّلَ vezninde): Köklerine birer ziyade harf eklendiği için sülâsî mezîd (الفِعْلُ المَزِيدُ) fiillerdir.

Etkinlikler

Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.

  1. 1«عَدَدُ الرُّسُلِ المَذْكُورِينَ فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ .................... رَسُولًا» cümlesinde boş bırakılan yere Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen peygamber sayısını ifade eden hangi Arapça ibare gelmelidir?

  2. 2Aşağıdaki peygamberlerden hangisi beş büyük Ulu'l-Azm peygamber (أُولُو العَزْمِ مِنَ الرُّسُلِ) arasında yer almaz?

  3. 3Aşağıdaki Arapça fiillerden hangisi bütün harfleri asli olan bir 'Fi'l-i Mücerred' (فِعْلٌ مُجَرَّدٌ) örneğidir?

  4. 4«المُسْلِمُ .................... الصَّلَاةَ فِي وَقْتِهَا» (Müslüman namazı vaktinde kılar/ikame eder) cümlesinde boş bırakılan yere anlam ve gramer bakımından en uygun fiil aşağıdakilerden hangisidir?

  5. 5Aşağıdaki ifadelerin doğru (D) ya da yanlış (Y) olduğunu belirleyiniz.

    • «الرِّسَالَةُ فَضْلٌ عَظِيمٌ مِنَ اللَّهِ، لَا تُكْتَسَبُ بِجُهْدٍ» ifadesi, peygamberliğin çabayla kazanılamayacağını ve Allah'ın bir lütfu olduğunu belirtir.
    • «آدَمُ عَلَيْهِ السَّلَامُ مِنْ أُولِي العَزْمِ مِنَ الرُّسُلِ» (Hz. Âdem Ulu'l-Azm peygamberlerdendir) cümlesi doğru bir bilgidir.
    • «كَتَبَ، وَهَبَ، خَتَمَ، كَفَرَ» fiillerinin tamamı üç kök harften oluşan sülâsî mücerred (المُجَرَّدُ الثُّلَاثِيُّ) fiillerdir.
    • «بَعْثَرَ، وَسْوَسَ، زَلْزَلَ، دَحْرَجَ» fiilleri dört asli harften oluşan rubâî mücerred (المُجَرَّدُ الرُّبَاعِيُّ) fiillerdir.
    • «أَكْرَمَ، أَعْطَى، وَصَّى، سَاعَدَ» fiilleri yapılarında hiçbir ek harf bulunmayan mücerred fiillerdir.
  6. 6Aşağıdaki Arapça kavram ve fiil kalıplarını Türkçe karşılıklarıyla eşleştiriniz.

    Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.

  7. 7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.

    1. En'âm suresi 124. ayette «اللَّهُ أَعْلَمُ حَيْثُ يَجْعَلُ » (Allah elçilik görevini nereye/kime vereceğini çok iyi bilir) buyrulmaktadır.
    2. Bütün ilahi risaletler insanlığın hidayeti için gelmiştir: «جَاءَتِ الرِّسَالَاتُ السَّمَاوِيَّةُ كُلُّهَا لِـ البَشَرِ».
    3. Yüce Allah peygamberlerin doğruluğunu kanıtlamak üzere onlarla birlikte (المُعْجِزَات) göndermiştir.
    4. Arapçada «اِسْتَقَامَ» ve «اِسْتَغْفَرَ» fiilleri, sülâsî köklerine üç ziyade harf eklenmiş (سُدَاسِيّ) fiillerdir.
    5. «سَقَطَتِ الزُّجَاجَةُ عَلَى الأَرْضِ فَـ » (Cam şişe yere düştü ve kırıldı) cümlesinde mutavaat anlamlı mezîd fiil kullanılmıştır.
  8. 8Arapça bir metinde geçen fiillerin 'Mücerred' (المُجَرَّد) mi yoksa 'Mezîd' (المَزِيد) mi olduğunu belirleme yöntemini üç adımda açıklayınız.

Kısaca

  • Nübüvvet (النُّبُوَّة), Allah'ın kullarından birini vahiy indirerek seçmesidir; eğer Allah o nebiye şeriatı insanlara tebliğ etmesini emrederse o kişi resul (رَسُول) olur ve bu makam çabayla kazanılmaz (لَا تُكْتَسَبُ بِجُهْدٍ).
  • Kur'an-ı Kerim'de 25 peygamberin ismi geçmektedir (خَمْسَةٌ وَعِشْرُونَ رَسُولًا); En'âm suresi 83-86. ayetlerde ise 18 peygamberin ismi bir arada zikredilmiştir.
  • Tebliğ sürecinde büyük sabır ve kararlılık gösteren 5 büyük Ulu'l-Azm peygamber (أُولُو العَزْمِ مِنَ الرُّسُلِ): Hz. Nuh (نُوح), Hz. İbrahim (إِبْرَاهِيم), Hz. Musa (مُوسَى), Hz. İsa (عِيسَى) ve en faziletlileri olan Hz. Muhammed'dir (مُحَمَّد ﷺ).
  • Arapçada bütün harfleri asli (kök) olan ve yapısında ziyade harf bulunmayan fiillere 'el-Fi'lü'l-Mücerred' (الفِعْلُ المُجَرَّدُ) denir; sülâsî mücerred (كَتَبَ، وَهَبَ، شَرَعَ، خَتَمَ، كَفَرَ) ve rubâî mücerred (بَعْثَرَ، وَسْوَسَ، زَلْزَلَ) olarak ikiye ayrılır.
  • Asli harflerine 1, 2 veya 3 ziyade harf eklenmiş fiillere ise 'el-Fi'lü'l-Mezîd' (الفِعْلُ المَزِيدُ) denir; أَنْذَرَ، أَكْرَمَ، وَصَّى، فَضَّلَ، سَاعَدَ (1 harf ekli), اِكْتَسَبَ، اِحْتَاجَ، اِنْكَسَرَ (2 harf ekli) ve اِسْتَقَامَ، اِسْتَغْفَرَ (3 harf ekli) başlıca örnekleridir.

Bu dersin öteki kaynakları