Geçen hafta selamlaşma kalıplarını, to be ile kendimizi tanıtmayı, zamirleri ve okuldaki kişileri, yerleri, dersleri hatırladık. Bu hafta Ready to Revise bölümünün ikinci yarısındayız: sevdiğimiz şeyleri ve yapabildiklerimizi söylemeyi, ailemizi ve kıyafetlerimizi anlatmayı, hafta sonu etkinliklerimizi ve kantinde yiyecek istemeyi tekrar edeceğiz. Gelecek hafta ilk tema School Life'a bu bilgilerle başlayacağız.
Likes and dislikes
Sevdiğimiz ve sevmediğimiz şeyleri like (sevmek), love (çok sevmek), don't like (sevmemek) ve hate (hiç sevmemek) ile söyleriz. Ardından bir ad gelebilir: “I like football.” “I love chocolate.” “I don't like winter.” Bir eylemden söz ediyorsak fiil -ing alır: “I like playing chess.” “I love swimming.” “I hate getting up early.”
Soru sorarken Do you like …? kalıbı kullanılır; kısa cevap Yes, I do. ya da No, I don't. olur: “Do you like drawing? — Yes, I do. I love it!” En sevdiğimiz şeyi favourite ile söyleriz: “What's your favourite sport? — My favourite sport is basketball.” “What's your favourite school club? — The science club.”
Özne he ya da she olduğunda fiil değişir: likes, loves, doesn't like, hates. “My sister likes reading.” “Efe doesn't like maths.” “Does she like music? — Yes, she does.” Ne sevdiğimizi söyledikten sonra nedenini because ile ekleyebiliriz: “I like the drama club because I like acting.”
| Fiil | -ing biçimi | Yazım kuralı |
|---|---|---|
| play | playing | Doğrudan -ing eklenir. |
| draw | drawing | Doğrudan -ing eklenir. |
| dance | dancing | Sondaki -e düşer. |
| make | making | Sondaki -e düşer. |
| swim | swimming | Son ünsüz çift yazılır. |
| run | running | Son ünsüz çift yazılır. |
Abilities: can and can't
Yapabildiğimiz şeyleri can, yapamadıklarımızı can't (cannot) ile söyleriz. can'den sonra fiil yalın hâldedir; özne he / she olsa bile -s almaz: “I can swim.” “My brother can ride a bike.” “Our cat can't fly, but it can climb trees.” Türkçeye -ebilmek olarak çevrilir.
Soru: Can you …? / Can she …? Kısa cevap: Yes, I can. / No, I can't. “Can you play the guitar? — No, I can't, but I can play the piano.” “Can Elif speak English? — Yes, she can. She can speak a little German, too.” Bir şeyi ne kadar iyi yapabildiğimizi well ile söyleriz: “I can draw well.” “He can't sing very well.”
Hayvanların yapabildiklerini anlatırken de can kullanırız: “A cheetah can run very fast.” “Penguins can swim, but they can't fly.” “Parrots can talk.” “Elephants can't jump.” can ayrıca izin istemek için de kullanılır: “Can I go to the toilet, please?” “Can I open the window?”
| Soru | Olumlu kısa cevap | Olumsuz kısa cevap |
|---|---|---|
| Can you swim? | Yes, I can. | No, I can't. |
| Can she dance? | Yes, she can. | No, she can't. |
| Can they speak English? | Yes, they can. | No, they can't. |
| Can a parrot talk? | Yes, it can. | No, it can't. |
Family, jobs and appearance
Aile bireyleri: mother / mum (anne), father / dad (baba), parents (anne-baba), sister (kız kardeş), brother (erkek kardeş), grandmother / grandma (büyükanne), grandfather / grandpa (büyükbaba), aunt (teyze, hala), uncle (amca, dayı), cousin (kuzen). “Have you got any brothers or sisters? — I've got one brother and one sister.” “I get on well with my cousins.” (get on well: iyi anlaşmak)
Ailemizdekilerin mesleklerini to be ile söyleriz: “My mother is a nurse.” “My father is a farmer.” “My uncle is a police officer.” Meslek adından önce a / an gelir: a teacher, an engineer, a doctor, a cook, a waiter, a dentist, a pilot, a bus driver. Soru: “What's your mum's job? — She's an engineer.” “Is your dad a teacher? — No, he isn't. He's a cook.”
Bir kişinin görünüşünü to be ve have got ile anlatırız: boy ve yaş için is, saç ve göz için has got. “My grandfather is old and short. He has got grey hair.” “My sister is tall and slim. She has got long, curly, dark hair and green eyes.” Saç için short / long, straight / curly / wavy, dark / fair / blonde; boy için tall / short / of medium height sözcükleri kullanılır.
| Aile bireyi | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| parents | anne ve baba | My parents are teachers. |
| grandmother | büyükanne | My grandmother is seventy. |
| aunt | teyze, hala, yenge | My aunt is a dentist. |
| uncle | amca, dayı, enişte | My uncle has got a farm. |
| cousin | kuzen | I get on well with my cousin. |
Clothes, weather and seasons
Dört mevsim: spring (ilkbahar), summer (yaz), autumn (sonbahar), winter (kış). Havayı sorarken “What's the weather like today?” deriz; cevap it's ile verilir: “It's sunny.” (güneşli) “It's rainy.” (yağmurlu) “It's windy.” (rüzgârlı) “It's snowy.” (karlı) “It's cloudy.” (bulutlu) “It's hot / warm / cold.” (sıcak / ılık / soğuk)
Kıyafetler: a T-shirt, a shirt (gömlek), a jumper (kazak), a jacket (ceket, mont), a coat (palto), a dress (elbise), a skirt (etek), trousers (pantolon), jeans, shorts, socks (çorap), shoes, boots (bot), a scarf (atkı), gloves (eldiven), a hat (şapka), a raincoat (yağmurluk), an umbrella (şemsiye), sunglasses (güneş gözlüğü). Bazı kıyafetler çoğuldur ve a almaz: trousers, jeans, shorts, socks, shoes, gloves.
Mevsime ve havaya göre ne giydiğimizi wear ile söyleriz: “In winter, I wear a coat, a scarf and gloves.” “It's rainy today, so I wear my raincoat and take my umbrella.” “In summer, we wear T-shirts, shorts and sunglasses.” Sevdiğimiz mevsimi de nedeniyle söyleriz: “My favourite season is summer because I love swimming.”
| Mevsim | Hava | Kıyafet |
|---|---|---|
| spring | warm, rainy | a jacket, a raincoat |
| summer | hot, sunny | a T-shirt, shorts, sunglasses |
| autumn | cool, windy | a jumper, boots |
| winter | cold, snowy | a coat, a scarf, gloves |
Free time and weekend activities
Boş zamanımızda ve hafta sonunda yaptıklarımızı Present Simple ile anlatırız; I, you, we, they ile fiil yalındır: “What do you do at the weekend? — I go cycling with my dad. We have a picnic in the park.” Hafta sonu etkinlikleri: go camping (kampa gitmek), go fishing (balığa gitmek), go swimming, have a picnic (piknik yapmak), play board games (kutu oyunu oynamak), take photos (fotoğraf çekmek), visit my grandparents (büyükanne ve büyükbabamı ziyaret etmek), tidy up my room (odamı toplamak), ride a bike (bisiklete binmek).
Özne he ya da she olduğunda fiil -s alır: “My brother plays basketball on Saturdays.” “My mum takes photos of the flowers.” Soru ve olumsuz cümlede do / does yardımcı fiili gelir: “Do you go camping? — Yes, we do. We go camping in summer.” “Does your sister play chess? — No, she doesn't.” “I don't play computer games at the weekend.”
Hobimizi My hobby is … ile söyleriz: “My hobby is taking photos.” “Her hobby is collecting stickers.” Bir etkinliği ne zaman yaptığımızı on Saturdays, on Sunday mornings, at the weekend, in the evening gibi ifadelerle belirtiriz: “We visit my grandparents on Sundays.” “I read a book in the evening.” Gelecek hafta okul rutinlerini ve bir işi ne sıklıkla yaptığımızı anlatan sözcükleri öğreneceğiz.
| Etkinlik | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| go camping | kampa gitmek | We go camping in July. |
| have a picnic | piknik yapmak | They have a picnic by the lake. |
| take photos | fotoğraf çekmek | My dad takes photos of birds. |
| play board games | kutu oyunu oynamak | I play board games with my sister. |
| tidy up my room | odamı toplamak | I tidy up my room on Saturdays. |
| visit my grandparents | büyükanne ve büyükbabamı ziyaret etmek | We visit our grandparents on Sundays. |
At the canteen: food and drinks
Kantinde ve yemekte sık kullanılan sözcükler: a sandwich, toast (kızarmış ekmek), soup (çorba), salad, pasta (makarna), rice (pilav), chicken (tavuk), cheese (peynir), an egg, bread (ekmek), a biscuit, a pancake, jam (reçel), honey (bal), an apple, a banana, fruit (meyve), vegetables (sebze); içecekler: water, milk, fruit juice (meyve suyu), tea, ayran, lemonade. Öğünler: breakfast (kahvaltı), lunch (öğle yemeği), dinner (akşam yemeği).
Bir şey isterken Can I have …, please? ya da I'd like …, please. kalıbını kullanırız: “Can I have a cheese sandwich and a glass of milk, please?” “I'd like some soup, please.” Kantin görevlisi “Here you are.” (Buyurun.) der; biz de “Thank you.” deriz. Birine ikram ederken Would you like …? sorulur; cevap “Yes, please.” ya da “No, thank you.” olur: “Would you like some fruit juice? — Yes, please.”
Sağlıklı ve sağlıksız yiyecekleri ayırt ederiz: fruit, vegetables, milk, eggs ve soup healthy (sağlıklı); chips, cola ve çok fazla chocolate unhealthy (sağlıksız) sayılır. Tercihimizi söyleriz: “I like fruit juice but I don't like cola.” “My favourite food is pancakes with honey.” Yemeğin tadı için delicious (çok lezzetli), tasty (lezzetli), sweet (tatlı) kullanılır: “This soup is delicious!”
| Durum | Kalıp | Örnek |
|---|---|---|
| Bir şey isteme | Can I have …, please? | Can I have a sandwich, please? |
| Nazik isteme | I'd like …, please. | I'd like some salad, please. |
| İkram etme | Would you like …? | Would you like a biscuit? |
| Kabul / ret | Yes, please. / No, thank you. | No, thank you. I'm full. |
| Verirken | Here you are. | Here you are. Enjoy your meal! |
Örnekler
Örnek 1“I like swim.” ve “She like reading.” cümlelerindeki hataları düzeltiniz ve nedenini açıklayınız.
Cevabı göster
“I like swimming.” ve “She likes reading.” like'tan sonra gelen fiil -ing alır (swim → swimming; son ünsüz çift yazılır). Özne she olduğunda like fiili -s alır: likes.
Örnek 2Bir arkadaşınız bisiklete binebiliyor fakat yüzemiyor. Bunu can / can't ile tek cümlede anlatınız; sonra ona yüzmeyi bilip bilmediğini soran soruyu ve kısa cevabını yazınız.
Cevabı göster
“He can ride a bike, but he can't swim.” Soru: “Can you swim?” Cevap: “No, I can't.” can ve can't'ten sonra fiil yalın kalır; kısa cevapta yalnız can / can't kullanılır.
Örnek 3Bir öğrenci “My father is farmer. He has got tall.” yazıyor. Cümleleri değerlendiriniz.
Cevabı göster
İki hata var. Meslek adından önce a / an gelir: “My father is a farmer.” Boy, has got ile değil to be ile söylenir: “He is tall.” has got saç ve göz gibi özellikler için kullanılır: “He has got short, dark hair.”
Örnek 4Hava karlı ve çok soğuk. “What's the weather like?” sorusunu cevaplayınız ve bu havada ne giydiğinizi üç kıyafet adıyla söyleyiniz.
Cevabı göster
“It's snowy and very cold.” “I wear a coat, a scarf and gloves.” Hava it's ile anlatılır; gloves çoğul olduğu için a almaz, coat ve scarf tekil olduğu için a alır.
Örnek 5Tabloda Selin için şu notlar var: Saturday – play board games; Sunday – visit grandparents; hobby – taking photos. Selin'i üç cümleyle anlatınız.
Cevabı göster
“Selin plays board games on Saturdays.” “She visits her grandparents on Sundays.” “Her hobby is taking photos.” Selin üçüncü tekil kişi olduğu için fiiller -s alır (plays, visits); hobi, Her hobby is + fiil-ing ile söylenir.
Örnek 6Kantindesiniz; peynirli sandviç ve bir bardak süt istiyorsunuz. Görevliye isteğinizi nazikçe söyleyiniz, görevlinin cevabını ve teşekkürünüzü de yazınız. Görevli size bir de bisküvi ikram ederse hangi soruyu sorar?
Cevabı göster
“Can I have a cheese sandwich and a glass of milk, please?” — “Here you are.” — “Thank you.” İkram sorusu: “Would you like a biscuit?” Cevabı “Yes, please.” ya da “No, thank you.” olur. Bir şey isterken Can I have …, please?, ikram ederken Would you like …? kullanılır.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1“Does your brother like football?” sorusunun doğru cevabı hangisidir?
Does ile sorulan sorunun kısa cevabı Yes, he does. / No, he doesn't. biçimindedir; ana fiil kısa cevapta tekrar edilmez.
2“A penguin ___ swim, but it ___ fly.” Boşluklara sırasıyla hangisi gelir?
Penguenler yüzebilir ama uçamaz: can yapabilmeyi, can't yapamamayı anlatır; but bağlacı iki zıt bilgiyi birleştirir.
3Hangi cümle doğru kurulmuştur?
Meslek adından önce a / an gelir ve tekil özne (my aunt) ile is kullanılır; meslek has got ile söylenmez.
4Aşağıdaki ifadeler doğru mu, yanlış mı?
- “I hate get up early.” cümlesi doğru kurulmuştur.
hate'ten sonra gelen fiil -ing alır: I hate getting up early.
- trousers ve jeans sözcükleri çoğuldur ve a almaz.
Bu kıyafetler iki parçalı sayıldığı için çoğuldur: a trousers denmez.
- “Would you like some soup?” sorusuna “Yes, please.” cevabı verilebilir.
Would you like …? ikram sorusudur; kabul etmek için Yes, please. denir.
- “What's the weather like?” sorusu birinin görünüşünü sorar.
Bu soru havayı sorar; cevabı It's sunny. gibi olur.
- “I hate get up early.” cümlesi doğru kurulmuştur.
5Soruları uygun cevaplarla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
6Kelimeleri uygun boşluklara yerleştiriniz. Bir kelime artacak.
- In winter, I a coat and gloves.
- My cousin swim very well.
- We a picnic by the lake on Sundays.
- I'd some soup, please.
Önce bütün boşlukları doldurun.
7Ailenizden bir kişiyi tanıtan dört cümle yazınız: kim olduğu, mesleği, görünüşü ve sevdiği bir şey.
1. ipucu: Meslek için to be + a / an: She is a nurse.
2. ipucu: Saç ve göz için has got, boy için is; sevdiği şey için likes + fiil-ing.
Cevap: Örneğin: This is my aunt, Ayşe. She is a nurse. She is tall and she has got short, wavy hair. She likes cooking and she can make delicious pancakes.
8Arkadaşınız “What do you do at the weekend?” diye sordu. Hafta sonu yaptığınız iki etkinliği ve henüz yapamadığınız bir şeyi söyleyen üç cümlelik bir cevap yazınız.
1. ipucu: Etkinlikleri I + yalın fiil ile söyleyin: I go …, I play …
2. ipucu: Yapamadığınız şey için can't + yalın fiil kullanın.
Cevap: Örneğin: I go cycling with my friends on Saturdays. On Sundays, I play board games with my family. I can't swim yet, so I don't go to the pool.
Kısaca
- like / love / don't like / hate + ad ya da fiil-ing: I like playing chess. he / she ile likes, doesn't like; soru Do you like …? — Yes, I do. / No, I don't.
- Yapabildiklerimiz can, yapamadıklarımız can't ile söylenir; fiil hep yalın kalır: She can swim. Can you …? — Yes, I can. / No, I can't.
- Aile bireyleri ve meslekler to be ile anlatılır (My mother is a nurse.); görünüşte boy ve yaş is, saç ve göz has got ile söylenir.
- Hava It's sunny / rainy / cold ile, mevsime uygun kıyafet wear ile anlatılır: In winter, I wear a coat and gloves. trousers, jeans, gloves çoğuldur, a almaz.
- Hafta sonu etkinlikleri Present Simple ile anlatılır: We go camping. My brother plays basketball on Saturdays. Kantinde Can I have …, please? ve Would you like …? — Yes, please. / No, thank you.
Bu dersin öteki kaynakları
- 6. Sınıf İngilizce Yıllık Planı (2026-2027) Yıllık plan
- İngilizce Dersi Öğretim Programı (ortaokul) Öğretim programı
- 6. Sınıf İngilizce Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- İngilizce Dersi 6.Sınıf Çalışma Kitabı Ders kitabı
- İngilizce Dersi 6.Sınıf Ders Kitabı Ders kitabı
- 6. Sınıf İngilizce Günlük Planları (2026-2027) Ders planı
- 6. Sınıf İngilizce 4. Hafta Çalışma Kâğıdı: Roles, Responsibilities and School Routines Çalışma kâğıdı
- 6. Sınıf İngilizce 2. Hafta Çalışma Kâğıdı: Revision 1: School, Family, Routines and Clothes Çalışma kâğıdı
- 6. Sınıf İngilizce 3. Hafta Çalışma Kâğıdı: Revision 2: Places, Food, Animals and Holiday Plans Çalışma kâğıdı
- 6. Sınıf İngilizce Kelime Çalışması Kelime çalışması
- 6. Sınıf İngilizce 1. Hafta Çalışma Kâğıdı: Orientation: Kitabımı Tanıyorum Çalışma kâğıdı