Geçen hafta yağmurlu havaları konuştuk; bu hafta pencereden bakınca her yerin bembeyaz olduğu günlere geçiyoruz: Hava Karlı (الْجَوُّ مُثْلِجٌ). Haftamızda kar yağışını anlatan cümleleri, kardan adam ve kızak gibi kış etkinliklerini, مَا أَجْمَلَ الثَّلْجَ! (Kar ne güzel!) gibi hayranlık cümleleriyle betimleme yapmayı öğreneceğiz. Ardından karlı bir günü anlatan kısa bir hikâyeyi okuyup ana fikrini bulacak, kendi kış mesajımızı yazacak ve kâinattaki ölçü ile dengeyi anlatan ayetleri tanıyacağız.
Karlı Hava İfadeleri ve Kar Yağışını Anlatan Cümleler
Arapçada ثَلْجٌ (selcun) kelimesi kar demektir; çoğulu ثُلُوجٌ (sulûcun) şeklindedir. Bu isimden türeyen مُثْلِجٌ (muslicun) sıfatı ise karlı anlamına gelir. Havanın karlı olduğunu söylemek için isim cümlesi olarak الْجَوُّ مُثْلِجٌ (Hava karlıdır), fiil cümlesi olarak ise يَنْزِلُ الثَّلْجُ veya يَتَسَاقَطُ الثَّلْجُ (Kar yağıyor) denir. يَتَسَاقَطُ fiili karın tane tane, art arda düşmesini anlattığı için kar yağışını betimlemede çok sık tercih edilir.
Kar yağışının şiddeti de sıfatlarla anlatılır: الثَّلْجُ كَثِيفٌ (Kar yoğundur), الثَّلْجُ خَفِيفٌ (Kar hafiftir). Gökyüzünden süzülen her bir kar tanesine نُدْفَةُ الثَّلْجِ (nudfetu es-selci) denir. Kar yağışının ardından yollarda جَلِيدٌ (buz) oluşur ve الطَّرِيقُ زَلِقٌ (Yol kaygandır) uyarısı yapılır. Rüzgârla birlikte şiddetli kar yağdığında ise bu durum عَاصِفَةٌ ثَلْجِيَّةٌ (kar fırtınası / tipi) olarak adlandırılır.
Aşağıdaki kısa diyalog, karlı bir sabah iki arkadaş arasında geçen konuşmayı gösterir. Selma: كَيْفَ الْجَوُّ الْيَوْمَ يَا عَلِيُّ؟ (Bugün hava nasıl Ali?) Ali: الْجَوُّ مُثْلِجٌ، يَنْزِلُ الثَّلْجُ مُنْذُ الصَّبَاحِ. (Hava karlı, sabahtan beri kar yağıyor.) Selma: كَمْ دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ الْآنَ؟ (Şu an sıcaklık kaç derece?) Ali: دَرَجَتَانِ تَحْتَ الصِّفْرِ. (Sıfırın altında iki derece.) Selma: مَا أَجْمَلَ الثَّلْجَ! هَيَّا نَلْعَبْ فِي الْحَدِيقَةِ. (Kar ne güzel! Haydi bahçede oynayalım.)
| Arapça İfade | Okunuşu | Türkçe Anlamı |
|---|---|---|
| الْجَوُّ مُثْلِجٌ | El-cevvu muslicun | Hava karlıdır |
| يَتَسَاقَطُ الثَّلْجُ | Yetesâkatu es-selcu | Kar (tane tane) yağıyor |
| نُدْفَةُ الثَّلْجِ | Nudfetu es-selci | Kar tanesi |
| الثَّلْجُ كَثِيفٌ | Es-selcu kesîfun | Kar yoğundur |
| جَلِيدٌ | Celîdun | Buz |
| الطَّرِيقُ زَلِقٌ | Et-tarîku zelikun | Yol kaygandır |
| عَاصِفَةٌ ثَلْجِيَّةٌ | Âsifetun selciyyetun | Kar fırtınası / Tipi |
| بَرْدٌ قَارِسٌ | Berdun kârisun | Dondurucu soğuk |
Karlı Günde Oyunlar ve Kış Etkinlikleri
Kar yağdığında çocukların en sevdiği etkinlik رَجُلُ الثَّلْجِ (kardan adam) yapmaktır. Bunu anlatmak için نَصْنَعُ رَجُلَ الثَّلْجِ (Kardan adam yapıyoruz) cümlesi kurulur. Kartopu oynamak نَلْعَبُ بِكُرَاتِ الثَّلْجِ (Kartopu oynuyoruz) şeklinde ifade edilir; burada كُرَةٌ 'top', كُرَاتُ الثَّلْجِ ise 'kar topları' anlamındadır. Kayak sporu التَّزَلُّجُ kelimesiyle, kayak yapmak ise أَتَزَلَّجُ (kayak yapıyorum) fiiliyle anlatılır. Kızak زَلَّاجَةٌ kelimesiyle karşılanır: نَرْكَبُ الزَّلَّاجَةَ (Kızağa biniyoruz).
Karlı ve soğuk günlerde ev içi etkinlikler de önemlidir. Soba veya ısıtıcı مِدْفَأَةٌ (midfeetun) kelimesiyle ifade edilir: نَجْلِسُ بِجَانِبِ الْمِدْفَأَةِ (Sobanın yanında oturuyoruz). Sıcak içecekler soğukta içimizi ısıtır: نَشْرَبُ الشَّايَ السَّاخِنَ (Sıcak çay içiyoruz), نَأْكُلُ الْحَسَاءَ السَّاخِنَ (Sıcak çorba yiyoruz). Bazı günler yoğun kar nedeniyle okullar tatil edilir; bu durum تُعَطَّلُ الْمَدَارِسُ بِسَبَبِ الثَّلْجِ (Okullar kar nedeniyle tatil ediliyor) cümlesiyle anlatılır.
Bu cümlelerde بِسَبَبِ (...nedeniyle, ...yüzünden) ifadesi, لِأَنَّ bağlacına benzer şekilde sebep bildirir; ancak لِأَنَّ bir cümleyi, بِسَبَبِ ise tek bir ismi bağlar. Karşılaştırınız: لَا نَذْهَبُ إِلَى الْمَدْرَسَةِ لِأَنَّ الثَّلْجَ كَثِيفٌ (Okula gitmiyoruz çünkü kar yoğun) ve لَا نَذْهَبُ إِلَى الْمَدْرَسَةِ بِسَبَبِ الثَّلْجِ (Kar nedeniyle okula gitmiyoruz).
| Etkinlik Cümlesi | Okunuşu | Türkçe Anlamı |
|---|---|---|
| نَصْنَعُ رَجُلَ الثَّلْجِ | Nasneu racule es-selci | Kardan adam yapıyoruz |
| نَلْعَبُ بِكُرَاتِ الثَّلْجِ | Nel'abu bi-kurâti es-selci | Kartopu oynuyoruz |
| أَتَزَلَّجُ عَلَى الْجَبَلِ | Etezellecu ale el-cebeli | Dağda kayak yapıyorum |
| نَرْكَبُ الزَّلَّاجَةَ | Nerkebu ez-zellâcete | Kızağa biniyoruz |
| نَجْلِسُ بِجَانِبِ الْمِدْفَأَةِ | Necsilu bi-cânibi el-midfeeti | Sobanın yanında oturuyoruz |
| نَشْرَبُ الشَّايَ السَّاخِنَ | Neşrabu eş-şâye es-sâhine | Sıcak çay içiyoruz |
Betimleme Kalıpları: Mâ Ecmele, Uhissu Bi ve Kış Manzarası Sıfatları
Bir manzaraya duyduğumuz hayranlığı anlatmak için Arapçada taaccüp (şaşırma, hayranlık) kalıbı kullanılır. Bu kalıp مَا + أَفْعَلَ + üstün (mansub) isim şeklindedir: مَا أَجْمَلَ الثَّلْجَ! (Kar ne güzel!), مَا أَجْمَلَ مَنْظَرَ الْجِبَالِ! (Dağların manzarası ne güzel!), مَا أَبْرَدَ الْجَوَّ! (Hava ne kadar soğuk!). Kalıptan sonra gelen ismin sonunun üstün (fetha) okunduğuna dikkat ediniz: الثَّلْجَ, الْجَوَّ.
Duygu ve bedensel hisler أُحِسُّ بِـ (...hissediyorum) ve أَشْعُرُ بِـ (...hissediyorum) kalıplarıyla anlatılır. Karlı bir günde أُحِسُّ بِالْبَرْدِ (Üşüyorum) diyebiliriz; sobanın yanına geçince أُحِسُّ بِالدِّفْءِ (Sıcaklık / ılıklık hissediyorum) deriz. Kar yağışını görmek bizi sevindiriyorsa أَشْعُرُ بِالسَّعَادَةِ (Mutluluk hissediyorum) cümlesini kurarız. Bu iki fiilin her ikisi de daima بِـ harfiyle kullanılır.
Betimleme yaparken sıfatların ismine uyması gerekir. Erkek tekil isimler أَبْيَضُ (beyaz) alır: الْجَبَلُ أَبْيَضُ (Dağ beyazdır). Dişil tekil isimler بَيْضَاءُ alır: الشَّجَرَةُ بَيْضَاءُ (Ağaç beyazdır). İnsan dışındaki varlıkların çoğulları da dişil tekil gibi davranır: الْجِبَالُ بَيْضَاءُ (Dağlar beyazdır), الْأَشْجَارُ مُغَطَّاةٌ بِالثَّلْجِ (Ağaçlar karla kaplıdır), الْبُحَيْرَةُ مُتَجَمِّدَةٌ (Göl donmuştur).
| Betimleme Cümlesi | Okunuşu | Türkçe Anlamı |
|---|---|---|
| مَا أَجْمَلَ الثَّلْجَ! | Mâ ecmele es-selce! | Kar ne güzel! |
| مَا أَبْرَدَ الْجَوَّ! | Mâ ebrede el-cevve! | Hava ne kadar soğuk! |
| أُحِسُّ بِالْبَرْدِ | Uhissu bi'l-berdi | Üşüyorum |
| أُحِسُّ بِالدِّفْءِ | Uhissu bi'd-dif'i | Sıcaklık hissediyorum |
| أَشْعُرُ بِالسَّعَادَةِ | Eş'uru bi's-saâdeti | Mutluluk hissediyorum |
| الْجِبَالُ بَيْضَاءُ | El-cibâlu beydâu | Dağlar beyazdır |
| الْأَشْجَارُ مُغَطَّاةٌ بِالثَّلْجِ | El-eşcâru muğattâtun bi's-selci | Ağaçlar karla kaplıdır |
Okuma Metni: Karlı Bir Kış Günü ve Ana Fikir
Bir metni okumadan önce başlığına ve varsa görseline bakmak, metnin konusunu tahmin etmemizi sağlar. Başlığı يَوْمٌ ثَلْجِيٌّ (Karlı Bir Gün) olan ve bembeyaz bir bahçede kardan adam yapan iki çocuğun resmiyle verilen bir metnin kar ve kış oyunlarını anlatacağını önceden kestirebiliriz. Şimdi metni okuyalım: اِسْتَيْقَظَ يُوسُفُ صَبَاحًا وَنَظَرَ مِنَ النَّافِذَةِ. كَانَ الثَّلْجُ يَنْزِلُ بِكَثْرَةٍ، وَكَانَتِ الشَّوَارِعُ وَالْأَشْجَارُ بَيْضَاءَ. قَالَ يُوسُفُ: مَا أَجْمَلَ الثَّلْجَ! سَأَلَ أُمَّهُ: كَمْ دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ الْآنَ؟ قَالَتِ الْأُمُّ: خَمْسُ دَرَجَاتٍ تَحْتَ الصِّفْرِ، لِذٰلِكَ اِلْبَسْ مِعْطَفَكَ وَقُفَّازَكَ.
خَرَجَ يُوسُفُ مَعَ أُخْتِهِ زَيْنَبَ إِلَى الْحَدِيقَةِ. لَعِبَا بِكُرَاتِ الثَّلْجِ، ثُمَّ صَنَعَا رَجُلَ ثَلْجٍ كَبِيرًا. كَانَ الْجَوُّ بَارِدًا جِدًّا، وَلٰكِنَّهُمَا أَحَسَّا بِالسَّعَادَةِ. فِي الْمَسَاءِ عَادَا إِلَى الْبَيْتِ وَجَلَسَا بِجَانِبِ الْمِدْفَأَةِ، وَشَرِبَا الشَّايَ السَّاخِنَ لِأَنَّهُمَا أَحَسَّا بِالْبَرْدِ. قَالَ يُوسُفُ: مَا أَجْمَلَ الشِّتَاءَ! Türkçesi: Yusuf sabah uyandı ve pencereden baktı. Kar çok yağıyordu; sokaklar ve ağaçlar bembeyazdı. Yusuf 'Kar ne güzel!' dedi. Annesine 'Şu an sıcaklık kaç derece?' diye sordu. Annesi 'Sıfırın altında beş derece, bu yüzden paltonu ve eldivenini giy.' dedi. Yusuf kız kardeşi Zeynep ile bahçeye çıktı. Kartopu oynadılar, sonra büyük bir kardan adam yaptılar. Hava çok soğuktu fakat mutluluk hissettiler. Akşam eve döndüler, sobanın yanına oturdular ve üşüdükleri için sıcak çay içtiler. Yusuf 'Kış ne güzel!' dedi.
Metni anladığımızı göstermek için önce bilmediğimiz kelimeleri belirleyip anlamlarını buluruz: اِسْتَيْقَظَ (uyandı), النَّافِذَةِ (pencere), بِكَثْرَةٍ (çokça), قُفَّازَكَ (eldivenini), الْمِدْفَأَةِ (soba). Ardından metne ilişkin soruları cevaplarız ve son olarak ana fikri tek cümleyle ifade ederiz: Kar yağışı soğuk olsa da güzeldir; uygun giyinirsek kış günlerinin tadını sevinçle çıkarabiliriz. Metinde لِذٰلِكَ (sonuç), وَلٰكِنَّ (karşıtlık) ve لِأَنَّ (sebep) bağlaçlarının cümleleri nasıl birbirine bağladığına da dikkat ediniz.
| Metne İlişkin Soru | Okunuşu | Cevap |
|---|---|---|
| مَاذَا رَأَى يُوسُفُ مِنَ النَّافِذَةِ؟ | Mâzâ reâ Yûsufu mine'n-nâfizeti? | رَأَى الثَّلْجَ (Karı gördü); sokaklar ve ağaçlar beyazdı. |
| كَمْ دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ؟ | Kem derecetu'l-harârati? | خَمْسُ دَرَجَاتٍ تَحْتَ الصِّفْرِ (Sıfırın altında beş derece) |
| مَاذَا صَنَعَ يُوسُفُ وَزَيْنَبُ؟ | Mâzâ sanea Yûsufu ve Zeynebu? | صَنَعَا رَجُلَ ثَلْجٍ كَبِيرًا (Büyük bir kardan adam yaptılar) |
| لِمَاذَا شَرِبَا الشَّايَ السَّاخِنَ؟ | Li-mâzâ şeribâ eş-şâye es-sâhine? | لِأَنَّهُمَا أَحَسَّا بِالْبَرْدِ (Çünkü üşümüşlerdi) |
Kısa Metin ve Diyalog Yazma: Karlı Gün Mesajı
Kısa bir hava durumu metni yazarken belirli bir sıra izlemek, anlatımı düzenli ve anlaşılır kılar. Birinci adımda hitap ve selam yazılır: عَزِيزِي أَحْمَدُ، السَّلَامُ عَلَيْكُمْ. İkinci adımda bulunulan yer ve hava durumu bildirilir: أَنَا الْآنَ فِي أَرْضُرُومَ. الْجَوُّ مُثْلِجٌ الْيَوْمَ. Üçüncü adımda sıcaklık derecesi eklenir: دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ عَشْرُ دَرَجَاتٍ تَحْتَ الصِّفْرِ.
Dördüncü adımda betimleme ve duygu yazılır: مَا أَجْمَلَ الْجِبَالَ الْبَيْضَاءَ! (Beyaz dağlar ne güzel!) أُحِسُّ بِالْبَرْدِ، لِذٰلِكَ أَلْبَسُ مِعْطَفًا وَقُفَّازًا. (Üşüyorum, bu yüzden palto ve eldiven giyiyorum.) Beşinci adımda bir plan ve veda cümlesiyle metin bitirilir: غَدًا سَأَتَزَلَّجُ مَعَ أَبِي. مَعَ السَّلَامَةِ. (Yarın babamla kayak yapacağım. Hoşça kal.) Böylece hava, sıcaklık, duygu, bağlaç ve gelecek planı içeren beş cümlelik bir mesaj ortaya çıkar.
Duyduğumuz ifadeleri doğru yazabilmek için benzer sesli harflere dikkat etmeliyiz. ثَلْجٌ kelimesindeki se harfi dil ucunun dişler arasına konmasıyla çıkar; sin harfiyle karıştırılırsa kelime yanlış yazılır. Ayrıca الثَّلْجُ, الشِّتَاءُ, الصِّفْرِ kelimelerinde 'el' takısının okunmayıp sonraki harfin şeddeli okunduğunu (şemsî harfler) unutmamak gerekir. Dikte çalışmasında önce kelimeyi heceleyerek dinlemek, sonra yazıp harekelerini kontrol etmek en güvenli yoldur.
| Yazma Adımı | Örnek Arapça Cümle | Türkçe Anlamı |
|---|---|---|
| 1. Hitap ve selam | عَزِيزِي أَحْمَدُ، السَّلَامُ عَلَيْكُمْ. | Sevgili Ahmet, selamün aleyküm. |
| 2. Yer ve hava | أَنَا فِي أَرْضُرُومَ. الْجَوُّ مُثْلِجٌ الْيَوْمَ. | Erzurum'dayım. Bugün hava karlı. |
| 3. Sıcaklık | دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ عَشْرُ دَرَجَاتٍ تَحْتَ الصِّفْرِ. | Sıcaklık sıfırın altında on derece. |
| 4. Betimleme ve duygu | مَا أَجْمَلَ الْجِبَالَ! أُحِسُّ بِالْبَرْدِ، لِذٰلِكَ أَلْبَسُ مِعْطَفًا. | Dağlar ne güzel! Üşüyorum, bu yüzden palto giyiyorum. |
| 5. Plan ve veda | غَدًا سَأَتَزَلَّجُ. مَعَ السَّلَامَةِ. | Yarın kayak yapacağım. Hoşça kal. |
Kâinattaki Ölçü ve Denge: Nur, Zuhruf ve Rahman Sureleri
Kar, yağmur ve dolu gibi yağışlar gelişigüzel değil, belirli bir ölçü ve düzen içinde gerçekleşir. Nur suresi 43. ayette bulutların bir araya getirilip üst üste yığıldığı anlatıldıktan sonra وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَاءِ مِنْ جِبَالٍ فِيهَا مِنْ بَرَدٍ buyrulur. Meali: 'Gökten, içinde dolu bulunan dağlardan (dağ gibi bulutlardan) dolu indirir.' Ayette geçen بَرَدٍ kelimesinin bu haftanın kelimesi olan dolu anlamına geldiğine dikkat ediniz.
Zuhruf suresi 11. ayette ise وَالَّذِي نَزَّلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً بِقَدَرٍ فَأَنْشَرْنَا بِهِ بَلْدَةً مَيْتًا buyrulur. Meali: 'O, gökten belli bir ölçüyle su indirendir. Biz onunla ölü bir memleketi dirilttik.' Burada بِقَدَرٍ (belli bir ölçüyle) ifadesi, yağışın canlılara zarar verecek kadar çok ya da onları susuz bırakacak kadar az olmadığını, tam ihtiyaç kadar indirildiğini anlatır. Kışın yağan kar da toprağı korur, eriyince yeraltı sularını ve kaynakları besler.
Rahman suresi 7-8. ayetlerde وَالسَّمَاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْمِيزَانَ أَلَّا تَطْغَوْا فِي الْمِيزَانِ buyrulur. Meali: 'Göğü yükseltti ve dengeyi (mizanı) koydu; ölçüde haddi aşmayasınız diye.' Bu ayetler, kâinatta kurulan dengenin insana da bir görev yüklediğini hatırlatır: suyu israf etmemek, doğayı kirletmemek ve her işte ölçülü olmak. Geçen hafta tanıdığımız Ra'd suresi 12. ayetteki ağır bulutlar (السَّحَابَ الثِّقَالَ) da bu ilahi düzenin bir parçasıdır.
| Ayet | Öne Çıkan Kelime | Temel Mesaj |
|---|---|---|
| Nur Suresi, 43. Ayet | بَرَدٌ (dolu), السَّمَاءِ (gök) | Dolu ve yağış Allah'ın kudretiyle, düzen içinde iner. |
| Zuhruf Suresi, 11. Ayet | بِقَدَرٍ (belli bir ölçüyle), مَاءً (su) | Yağış tam ihtiyaç kadar indirilir ve toprağı diriltir. |
| Rahman Suresi, 7-8. Ayetler | الْمِيزَانَ (denge, ölçü) | Kâinatta denge vardır; insan da ölçüyü aşmamalıdır. |
Örnekler
Örnek 1Telefonda konuştuğunuz arkadaşınız كَيْفَ الْجَوُّ الْيَوْمَ عِنْدَكُمْ؟ (Bugün sizde hava nasıl?) diye soruyor. Dışarıda sabahtan beri kar yağıyorsa iki farklı Arapça cevap yazınız.
Cevabı göster
1. adım: Soru havanın durumunu sorduğu için cevapta الْجَوُّ ile başlayan bir isim cümlesi kurulabilir: الْجَوُّ مُثْلِجٌ الْيَوْمَ. (Bugün hava karlıdır.) 2. adım: Aynı durum fiil cümlesiyle de anlatılabilir: يَنْزِلُ الثَّلْجُ مُنْذُ الصَّبَاحِ. veya يَتَسَاقَطُ الثَّلْجُ مُنْذُ الصَّبَاحِ. (Sabahtan beri kar yağıyor.) Sonuç: Her iki cevap da doğrudur; birincisi sıfatla, ikincisi fiille kurulmuştur.
Örnek 2مَا أَجْمَلَ الْجِبَالَ الْبَيْضَاءَ! cümlesini Türkçeye çeviriniz ve cümlenin hangi kalıpla kurulduğunu açıklayınız.
Cevabı göster
1. adım: Kelimeler: مَا أَجْمَلَ 'ne güzel', الْجِبَالَ 'dağlar', الْبَيْضَاءَ 'beyaz'. 2. adım: Tercüme: 'Beyaz dağlar ne güzel!' 3. adım: Cümle مَا + أَفْعَلَ + üstün isim şeklindeki taaccüp (hayranlık) kalıbıyla kurulmuştur. Bu yüzden الْجِبَالَ kelimesinin sonu üstün okunur; sıfatı الْبَيْضَاءَ da ona uyarak üstün okunur.
Örnek 3Aşağıdaki cümlelerdeki boşluğa 'beyaz' anlamındaki uygun sıfatı yazınız: a) الثَّلْجُ ___ b) الشَّجَرَةُ ___ c) الْأَشْجَارُ ___
Cevabı göster
a) الثَّلْجُ أَبْيَضُ (Kar beyazdır): ثَلْجٌ erkek tekil olduğu için أَبْيَضُ gelir. b) الشَّجَرَةُ بَيْضَاءُ (Ağaç beyazdır): شَجَرَةٌ sonundaki yuvarlak te nedeniyle dişildir; بَيْضَاءُ gelir. c) الْأَشْجَارُ بَيْضَاءُ (Ağaçlar beyazdır): أَشْجَارٌ insan dışı çoğul olduğu için dişil tekil sıfat alır; yine بَيْضَاءُ gelir.
Örnek 4Okuma metnindeki قَالَتِ الْأُمُّ: خَمْسُ دَرَجَاتٍ تَحْتَ الصِّفْرِ، لِذٰلِكَ اِلْبَسْ مِعْطَفَكَ وَقُفَّازَكَ. cümlesinde bilinmeyen kelimeleri belirleyip anlamlarını yazınız; ardından cümlede hangi bağlacın kullanıldığını ve görevini açıklayınız.
Cevabı göster
1. adım (Bilinmeyen kelimeler): قَالَتْ 'dedi (kadın için)', اِلْبَسْ 'giy (emir)', مِعْطَفَكَ 'paltonu', قُفَّازَكَ 'eldivenini'. 2. adım (Tercüme): 'Anne dedi ki: Sıfırın altında beş derece, bu yüzden paltonu ve eldivenini giy.' 3. adım (Bağlaç): لِذٰلِكَ (bu yüzden) sonuç bildirir; havanın çok soğuk olmasının sonucu olarak palto ve eldiven giyme önerisini bağlar.
Örnek 5أُحِسُّ بِالْبَرْدِ ve يَنْزِلُ الْبَرَدُ cümlelerinin anlamlarını yazınız ve iki cümle arasındaki farkın nereden kaynaklandığını açıklayınız.
Cevabı göster
1. adım: أُحِسُّ بِالْبَرْدِ 'Üşüyorum / Soğuk hissediyorum' demektir; buradaki الْبَرْدِ (el-berd) 'soğuk' anlamındadır. 2. adım: يَنْزِلُ الْبَرَدُ 'Dolu yağıyor' demektir; buradaki الْبَرَدُ (el-berad) 'dolu' anlamındadır. 3. adım: İki kelime aynı harflerle yazılır; fark ortadaki ra harfinin harekesindedir. بَرْدٌ'de ra sakin (cezimli), بَرَدٌ'de ise üstünlüdür.
Örnek 6Zuhruf suresi 11. ayette geçen بِقَدَرٍ ifadesinin anlamını yazınız ve bu ifadeyi karlı bir günde yapabileceğimiz ölçülü bir davranışla ilişkilendiriniz.
Cevabı göster
1. adım: بِقَدَرٍ 'belli bir ölçüyle, ihtiyaç kadar' demektir. Ayette gökten suyun belli bir ölçüyle indirildiği bildirilir. 2. adım: Bu, yağışın ne zarar verecek kadar çok ne de yetersiz kalacak kadar az olduğunu, kâinatta bir denge bulunduğunu gösterir. 3. adım: İnsan da bu dengeye uymalıdır. Örneğin karlı bir günde evi gereğinden fazla ısıtmayıp yakıtı israf etmemek veya kar suyunu ve musluk suyunu boşa akıtmamak ölçülü davranışlardır.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1الْجَوُّ مُثْلِجٌ وَدَرَجَةُ الْحَرَارَةِ ثَلَاثُ دَرَجَاتٍ تَحْتَ الصِّفْرِ. cümlesinin Türkçe karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?
مُثْلِجٌ 'karlı', ثَلَاثُ دَرَجَاتٍ 'üç derece', تَحْتَ الصِّفْرِ ise 'sıfırın altında' anlamına gelir.
2Karla kaplı dağları gören bir öğrenci hayranlığını ifade etmek için aşağıdakilerden hangisini söyler?
مَا أَجْمَلَ + üstün isim kalıbı hayranlık bildirir: 'Dağlar ne güzel!' Diğer seçenekler soru veya olumsuz cümledir.
3Okuma metnine göre Yusuf ile Zeynep akşam sobanın yanında neden sıcak çay içmiştir?
Metindeki لِأَنَّهُمَا أَحَسَّا بِالْبَرْدِ ifadesi 'çünkü üşümüşlerdi' anlamına gelir; لِأَنَّ sebebi açıklar.
4Aşağıdaki cümlelerden hangisinde sıfat, nitelediği isme doğru şekilde uymuştur?
الْجِبَالُ insan dışı çoğul olduğu için dişil tekil sıfat بَيْضَاءُ alır. الشَّجَرَةُ dişil olduğundan بَيْضَاءُ, الثَّلْجُ eril olduğundan أَبْيَضُ almalıydı.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- بَرَدٌ (beradun) kelimesi 'soğuk' anlamına gelir.
بَرَدٌ 'dolu' demektir; 'soğuk' anlamındaki kelime ortası sakin okunan بَرْدٌ (berdun) kelimesidir.
- رَجُلُ الثَّلْجِ tamlaması 'kardan adam' anlamındadır.
رَجُلٌ 'adam', الثَّلْجِ 'kar' demektir; tamlama kardan adamı ifade eder.
- يَتَسَاقَطُ الثَّلْجُ cümlesi 'Kar eriyor' anlamına gelir.
يَتَسَاقَطُ الثَّلْجُ 'Kar (tane tane) yağıyor' demektir. 'Kar eriyor' ise يَذُوبُ الثَّلْجُ şeklinde söylenir.
- مَا أَبْرَدَ الْجَوَّ! cümlesi 'Hava ne kadar soğuk!' anlamındadır.
بَارِدٌ sıfatından taaccüp kalıbıyla مَا أَبْرَدَ yapılmıştır; ardından gelen الْجَوَّ üstün okunur.
- Zuhruf suresi 11. ayette geçen بِقَدَرٍ ifadesi 'belli bir ölçüyle' anlamına gelir.
Ayette gökten suyun belli bir ölçüyle indirildiği bildirilir; bu, kâinattaki dengeyi gösterir.
- بَرَدٌ (beradun) kelimesi 'soğuk' anlamına gelir.
6Aşağıdaki Arapça kelime ve kalıpları Türkçe karşılıklarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Çocuklar bahçede büyük bir رَجُلَ yaptılar. (kardan adam)
- Karlı dağları gören Yusuf مَا الْجِبَالَ! diyerek hayranlığını belirtti. (ne güzel)
- Soğukta dışarıda kalan biri 'Üşüyorum' demek için أُحِسُّ der.
- Yollar buz tuttuğunda 'Yol kaygandır' anlamında الطَّرِيقُ uyarısı yapılır.
- Rahman suresi 7. ayette Allah'ın kâinata koyduğu 'denge, ölçü' kelimesiyle ifade edilir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Kış tatilinde karlı bir şehirde bulunduğunuzu düşününüz. Arkadaşınız Zeynep'e havanın durumunu, sıcaklığı, hayranlığınızı, ne hissettiğinizi ve bunun sonucunda ne yaptığınızı anlatan beş cümlelik kısa bir Arapça mesaj yazınız.
1. ipucu: 1. adım: Hitap ve selamla başlayıp havanın karlı olduğunu الْجَوُّ مُثْلِجٌ الْيَوْمَ kalıbıyla bildiriniz.
2. ipucu: 2. adım: Sıcaklığı دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ ... تَحْتَ الصِّفْرِ kalıbıyla yazınız ve مَا أَجْمَلَ ile bir hayranlık cümlesi ekleyiniz.
3. ipucu: 3. adım: أُحِسُّ بِالْبَرْدِ ile hissinizi yazıp لِذٰلِكَ bağlacıyla sonucu (ne giydiğinizi veya ne yaptığınızı) bağlayınız; veda cümlesiyle bitiriniz.
Cevap: Örnek mesaj: 1. عَزِيزَتِي زَيْنَبُ، السَّلَامُ عَلَيْكُمْ. الْجَوُّ مُثْلِجٌ الْيَوْمَ. (Sevgili Zeynep, selamün aleyküm. Bugün hava karlı.) 2. دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ خَمْسُ دَرَجَاتٍ تَحْتَ الصِّفْرِ. (Sıcaklık sıfırın altında beş derece.) 3. مَا أَجْمَلَ الْأَشْجَارَ الْبَيْضَاءَ! (Beyaz ağaçlar ne güzel!) 4. أُحِسُّ بِالْبَرْدِ، لِذٰلِكَ أَلْبَسُ مِعْطَفًا وَقُفَّازًا، وَلٰكِنِّي سَعِيدٌ جِدًّا. (Üşüyorum, bu yüzden palto ve eldiven giyiyorum ama çok mutluyum.) 5. غَدًا سَنَصْنَعُ رَجُلَ الثَّلْجِ. مَعَ السَّلَامَةِ. (Yarın kardan adam yapacağız. Hoşça kal.) Kontrol: Mesajda hava (مُثْلِجٌ), sıcaklık (تَحْتَ الصِّفْرِ), hayranlık (مَا أَجْمَلَ), his (أُحِسُّ بِـ) ve bağlaçlar (لِذٰلِكَ, وَلٰكِنْ) yer almalıdır; kız arkadaşa hitap edildiği için عَزِيزَتِي dişil biçimde yazılır.
Kısaca
- Karlı Hava İfadeleri: الْجَوُّ مُثْلِجٌ (Hava karlıdır), يَنْزِلُ الثَّلْجُ ve يَتَسَاقَطُ الثَّلْجُ (Kar yağıyor) temel kalıplardır; kar tanesine نُدْفَةُ الثَّلْجِ, buza جَلِيدٌ, doluya بَرَدٌ denir.
- Kış Etkinlikleri: Karlı günlerde نَصْنَعُ رَجُلَ الثَّلْجِ (kardan adam yaparız), نَلْعَبُ بِكُرَاتِ الثَّلْجِ (kartopu oynarız) ve نَرْكَبُ الزَّلَّاجَةَ (kızağa bineriz) cümleleri kurulur.
- Betimleme Kalıpları: Hayranlık مَا أَجْمَلَ + mansub isim kalıbıyla (مَا أَجْمَلَ الثَّلْجَ!), duygu ve hisler ise أُحِسُّ بِـ ve أَشْعُرُ بِـ kalıplarıyla (أُحِسُّ بِالْبَرْدِ) anlatılır.
- Sıfat Uyumu: İnsan dışı çoğullar dişil tekil sıfat alır: الْجَبَلُ أَبْيَضُ (Dağ beyazdır) ama الْجِبَالُ بَيْضَاءُ (Dağlar beyazdır).
- Okuma ve Yazma: Metin okurken önce görsel ve başlık incelenir, bilinmeyen kelimeler belirlenir, sorular cevaplanır ve ana fikir tek cümleyle ifade edilir; kısa mesaj yazarken hava, sıcaklık, duygu ve bağlaç sırası izlenir.
- Kâinattaki Denge: Nur suresi 43. ayet doluyu, Zuhruf suresi 11. ayet gökten بِقَدَرٍ (belli bir ölçüyle) inen suyu, Rahman suresi 7-8. ayetler ise الْمِيزَانَ (denge, ölçü) kavramını vurgular.