Yeryüzündeki canlılar arasında yalnızca insan; düşünen, araştıran, iyi ile kötüyü birbirinden ayıran ve kendi kararlarını verebilen özel bir donanımla yaratılmıştır. Yüce Allah, insana akıl ve seçme hürriyeti bahşettiği gibi peygamberler ve ilahi kitaplar aracılığıyla doğru yolu da göstermiştir. Bu derste insanı diğer varlıklardan ayıran temel nitelikleri, insanın tercih alanını ifade eden cüzî irade ile Allah'ın mutlak iradesini ifade eden küllî irade arasındaki farkı ve özgür seçimlerimizin doğurduğu sorumluluk bilincini öğreneceğiz.
1. İnsanı Diğer Varlıklardan Ayıran Özellikler: Akıl ve Düşünme
Evrendeki bütün varlıklar Yüce Allah'ın koyduğu yasalara boyun eğerek varlıklarını sürdürür. Cansız nesneler fiziksel yasalara göre hareket ederken, bitkiler ve hayvanlar kendilerine verilen doğal eğilim ve içgüdülerle yaşamlarını devam ettirir. İnsan ise biyolojik yönüyle diğer canlılara benzese de sahip olduğu üstün manevi donanımlarla onlardan tamamen ayrılır.
İnsanı ayrıcalıklı kılan en temel özellik akıl ve düşünme yeteneğidir. Akıl; insanın çevresinde olup bitenleri anlamasını, olaylar arasında neden-sonuç bağı kurmasını, faydalı ile zararlıyı, güzel ile çirkini ve doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etmesini sağlayan manevi bir güçtür. Kur'an-ı Kerim'de insanın bu yönüne sıkça dikkat çekilir; İbrahim suresi 52. ayette Kur'an'ın "akıl sahipleri öğüt alsınlar" diye gönderildiği, Mü'minûn suresi 80. ve Sâffât suresi 155. ayetlerde ise "Hâlâ düşünmez misiniz?" buyrularak tefekkürün önemi vurgulanır.
İnsanın özellikleri bir bütün olarak incelendiğinde beş temel unsur öne çıkar: (1) Akıllı ve irade sahibi olması, (2) Düşünme yeteneğinin bulunması, (3) Vahiyle kendisine doğru yolun gösterilmesi, (4) Seçimlerinde özgür bırakılması ve (5) Yaptığı davranışlardan sorumlu tutulması. Bu özellikler birbirini tamamlar; akıl ve özgürlük olmadan sorumluluktan söz edilemez.
2. İrade Kavramı ve Cüzî İrade (İnsanın Tercih Alanı)
Akıl, insana hangi davranışın iyi veya kötü olduğunu gösterir; ancak o davranışı yapıp yapmamaya karar veren güç iradedir. Sözlükte dilemek, istemek, tercih etmek ve bir şeye yönelip karar vermek anlamlarına gelen irade, insanın eylemlerini kendi seçimiyle gerçekleştirmesini sağlar.
Yüce Allah'ın insana bahşettiği sınırlı özgürlük ve tercih etme kabiliyetine cüzî irade adı verilir. İnsan, günlük hayatında sayısız seçenekle karşılaşır ve cüzî iradesini kullanarak bunlardan birini tercih eder. Örneğin; yürümek, konuşmak, oturmak, derslerine planlı çalışmak, namaz kılmak, ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, doğru söylemek ya da yalan konuşmak tamamen insanın cüzî iradesiyle karar verdiği davranışlardır.
Cüzî irade insana verilmiş bir seçme hürriyetidir. İnsan iyiliği de kötülüğü de seçebilecek bir yapıda yaratılmıştır. Eğer insana bu seçme özgürlüğü verilmeseydi, tıpkı melekler veya diğer canlılar gibi yalnızca tek bir yönde hareket eder, dolayısıyla imtihan edilmesinin ve ödül ya da ceza almasının bir anlamı kalmazdı.
3. Küllî İrade (Allah'ın Mutlak ve Sınırsız İradesi)
İnsanın iradesi sınırlı iken, evrenin yaratıcısı olan Yüce Allah'ın iradesi sınırsız, mutlak ve her şeye hâkimdir. Allah'ın hiçbir engele takılmayan bu sonsuz dileme gücüne küllî irade denir. Allah bir şeyin olmasını dilediğinde onun için hiçbir zorluk yoktur; Yâsîn suresi 82. ayette buyrulduğu gibi O, bir şeyin olmasını istediğinde yalnızca "Ol!" der ve o şey derhâl meydana gelir.
İnsan hayatında kendi seçimine bırakılmayan, doğrudan Allah'ın küllî iradesiyle takdir edilen pek çok durum vardır. Hangi çağda ve hangi coğrafyada dünyaya geleceğimiz, anne ve babamızın kim olacağı, ırkımız, cinsiyetimiz, ten rengimiz, göz ve saç rengimiz, boyumuz ve kalıtsal özelliklerimiz bizim tercihimizle belirlenmemiştir.
Aynı şekilde kalbimizin atışı, midemizin besinleri sindirmesi, hücrelerimizin yenilenmesi ve nefes alıp verme sistemimizin işleyişi gibi biyolojik süreçler de küllî iradenin koyduğu yasalar çerçevesinde gerçekleşir. İslam adaletinin bir gereği olarak insan, kendi iradesi ve seçimi dışında gerçekleşen bu özelliklerden dolayı asla sorumlu tutulmaz; üstünlük ırkta veya dış görünüşte değil, cüzî iradeyle kazanılan güzel ahlak ve takvadadır.
4. Vahyin Rehberliği ve İki Yol: Hak ile Batılı Ayırt Etme
Yüce Allah, insanı akıl ve cüzî iradeyle donatmakla yetinmemiş; aklın tek başına kavrayamayacağı hakikatleri bildirmek üzere peygamberler ve ilahi kitaplar (vahiy) göndermiştir. Böylece insana dünyada ve ahirette huzura kavuşmanın yolları açıkça öğretilmiş, iyilik ile kötülük arasındaki sınırlar netleştirilmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de insana iki yolun gösterildiği ve seçimin kendi iradesine bırakıldığı pek çok ayette ifade edilir. İnsan suresi 3. ayette: "Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör." buyrulur. Beled suresi 10. ayette ise: "Ona iki yolu (iyi ve kötüyü) gösterdik." ifadesiyle insanın hem hayır hem de şer yolunu tanıyacak donanıma ve rehberliğe sahip olduğu vurgulanır.
Aklımız bir pusula gibidir; vahiy ise önümüzü aydınlatan bir ışıktır. Peygamberlerin örnekliği ve ilahi kitapların öğütleri sayesinde insan hangi davranışın kendisini yücelteceğini, hangi davranışın ise hem kendine hem de topluma zarar vereceğini bilir ve cüzî iradesiyle tercihini yapar.
5. Özgür Tercih, Fiilin Yaratılması ve Sorumluluk Bilinci
Bir davranışın meydana gelmesinde insanın cüzî iradesi ile Allah'ın küllî iradesi bir arada işler. İnsan önce aklıyla düşünür, seçenekleri değerlendirir ve cüzî iradesiyle bir eylemi yapmaya karar verir (tercih eder). Yüce Allah da kulunun bu özgür tercihine bağlı olarak küllî iradesi ve kudretiyle o fiili yaratır. Yani seçmek ve yönelmek insana, o eylemi varlık alanına çıkarmak ise Allah'a aittir.
İnsanın akıl ve irade sahibi olması beraberinde sorumluluğu getirir. Sorumluluk; kişinin kendi özgür iradesiyle yaptığı davranışların veya yetki alanında bulunduğu hâlde yapması gerekirken terk ettiği görevlerin sonuçlarını üstlenmesidir. Nahl suresi 93. ayette "...Yaptıklarınızdan mutlaka sorumlu tutulacaksınız." buyrularak her tercihin bir karşılığı olduğu hatırlatılır.
Kur'an'da sorumluluğun bireysel olduğu ve herkesin kendi seçiminin karşılığını göreceği açıkça belirtilir. Fussilet suresi 46. ayette "Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir..." buyrulurken, İsrâ suresi 15. ayette "...Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez..." ilkesiyle suç ve sorumluluğun şahsiliği vurgulanır.
6. Sorumluluğun Güçle Sınırlı Olması ve Kadere Bahane Bulmama
Yüce Allah sonsuz merhamet ve adalet sahibidir; bu nedenle insana taşıyamayacağı hiçbir yükümlülük yüklememiştir. Bakara suresi 286. ayette bu ilke şöyle ifade edilir: "Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemez. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır..." Örneğin; maddi imkânı olmayan birinden zekât vermesi veya hacca gitmesi beklenmez, hasta olan birine oruç konusunda kolaylık tanınır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de müminlere hem sorumluluk bilincini hem de Allah'ın takdirine güvenmeyi öğretmiştir. Abdullah bin Abbas'a (r.a.) hitaben buyurduğu hadis-i şerifte: "Allah'ı gözet ki Allah da seni gözetsin. Allah'ı gözet ki Allah'ı daima yanında bulasın... Bil ki bütün insanlar sana fayda vermek için toplansa Allah'ın takdiri dışında sana hiçbir fayda veremezler. Ve yine bil ki bütün insanlar sana zarar vermek için toplansa Allah'ın takdiri dışında sana hiçbir zarar veremezler." (Tirmizî, Sıfatü'l-kıyâme, 59) diyerek kulun görevini yapıp yalnızca Allah'a dayanması gerektiğini vurgulamıştır.
Tüm bu ilkeler ışığında insan, kendi ihmali, tembelliği veya yanlış tercihi yüzünden karşılaştığı olumsuz sonuçları kadere yükleyemez. Toplumda bazen duyulan "Alın yazım buymuş, kaderim böyleymiş, elimden ne gelir, talihim karaymış" gibi söylemlerle sorumluluktan kaçmaya çalışmak İslam'ın kader anlayışıyla bağdaşmaz. Mümin; üzerine düşen çabayı gösterir, hatalarından ders çıkarır ve sonuçlarını olgunlukla üstlenir.
Örnekler
Örnek 1İnsanı diğer canlılardan ayıran ve onu dini emirlerden sorumlu (mükellef) kılan temel özellikler nelerdir?
Cevabı göster
İnsanı diğer canlılardan ayıran temel özellikler akıl ve düşünme yeteneği ile cüzî iradeye (seçme özgürlüğüne) sahip olmasıdır. Akıl doğru ile yanlışı ayırt etmeyi, irade ise özgürce tercih yapmayı sağlar; bu iki özellik insanı davranışlarından sorumlu kılar.
Örnek 2Küllî irade ile cüzî irade arasındaki farkı birer örnekle açıklayınız.
Cevabı göster
Küllî irade, Yüce Allah'ın sınırsız ve mutlak iradesidir; insanın nerede doğacağı, anne-babası ve göz rengi bu kapsamdadır. Cüzî irade ise Allah'ın insana verdiği sınırlı seçme özgürlüğüdür; kişinin dürüst davranması, ders çalışması veya ibadet etmesi cüzî iradeye örnektir.
Örnek 3İnsan neden göz renginden, ırkından veya doğduğu coğrafyadan dolayı ahirette hesaba çekilmez?
Cevabı göster
Çünkü sorumluluk yalnızca insanın özgür iradesiyle seçtiği davranışlar için geçerlidir. Göz rengi, ırk veya doğum yeri insanın cüzî iradesiyle değil, doğrudan Allah'ın küllî iradesiyle belirlendiği için kişi bunlardan sorumlu tutulmaz.
Örnek 4İnsan suresi 3. ayetteki "Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör." buyruğu kader ve irade açısından neyi ifade eder?
Cevabı göster
Bu ayet, Yüce Allah'ın insana akıl ve vahiy (peygamberler ve kitaplar) aracılığıyla doğru yolu açıkça gösterdiğini, ancak iman edip şükretme ya da inkâr edip nankörlük etme tercihini tamamen insanın cüzî iradesine (özgür seçimine) bıraktığını ifade eder.
Örnek 5Bakara suresi 286. ayette yer alan "Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemez." ilkesinin insan sorumluluğuyla ilişkisini açıklayınız.
Cevabı göster
İslam'da sorumluluk insanın gücü ve imkânlarıyla sınırlıdır. Yüce Allah adalet ve merhametinin gereği olarak kuluna gücünün yetmeyeceği hiçbir görevi zorunlu kılmaz; kişi yalnızca yapabilme gücüne sahip olduğu işlerden hesaba çekilir.
Örnek 6Kendi dikkatsizliği ve ihmali yüzünden zarara uğrayan bir kimsenin "Ne yapayım, alın yazım buymuş!" demesi neden yanlıştır?
Cevabı göster
Çünkü bu kişi cüzî iradesini yanlış kullanmış ve üzerine düşen tedbirleri almamıştır. Kendi hatasının faturasını kadere yükleyerek sorumluluktan kaçmaya çalışması, İslam'ın irade ve sorumluluk anlayışına aykırıdır.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Aşağıdakilerden hangisi insanın 'cüzî iradesi' kapsamında değerlendirilemez?
İnsanın ırkı, anne-babası ve doğduğu yer kendi seçimiyle değil, Allah'ın mutlak iradesi (küllî irade) ile belirlenir; diğer seçenekler ise insanın cüzî iradesiyle yaptığı tercihlerdir.
2"Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir..." (Fussilet suresi, 46. ayet) Bu ayette vurgulanan temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Ayette kişinin kendi iradesiyle yaptığı iyilik ve kötülüklerin sonuçlarının yine kendisine döneceği, yani bireysel sorumluluk bilinci vurgulanmaktadır.
3İslam'ın kader ve irade anlayışına göre aşağıdakilerden hangisi insanı davranışlarından sorumlu kılan unsurlardan biri değildir?
Kalp atışı ve sindirim gibi iç organların istemsiz çalışması küllî irade kapsamındadır ve insanın dini sorumluluğunun sebebi değildir.
4Trafik kurallarına uymayıp aşırı hız yaptığı için kaza geçiren bir sürücünün "Kaderimde kaza yapmak varmış, benim bir suçum yok." demesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Hız yapmak ve kuralları ihlal etmek kişinin kendi cüzî iradesiyle yaptığı bir tercihtir; sonucunu kadere yükleyerek suçtan kaçmak yanlış kader anlayışıdır.
5Aşağıdaki ifadelerin İslam'ın irade ve sorumluluk anlayışına göre Doğru (D) mu yoksa Yanlış (Y) mı olduğunu belirleyiniz.
- Allah'ın sınırsız, mutlak ve her şeye hâkim olan iradesine küllî irade denir.
Küllî irade, Yüce Allah'ın hiçbir sınır tanımayan mutlak dileme gücüdür.
- İnsan; saç rengi, boyu ve doğduğu coğrafya gibi özelliklerden ahirette hesaba çekilecektir.
İnsan kendi seçimi dışında (küllî irade ile) gerçekleşen fiziksel ve doğuştan gelen özelliklerinden sorumlu tutulmaz.
- Yüce Allah peygamberler ve ilahi kitaplar göndererek insana doğru ile yanlış yolu açıklamıştır.
İnsan suresi 3. ve Beled suresi 10. ayetlerde belirtildiği gibi Allah vahiyle insana doğru yolu göstermiştir.
- Sorumluluk yalnızca yaptığımız davranışları kapsar; yapmamız gerekirken terk ettiğimiz görevlerden sorumlu olmayız.
Sorumluluk hem yapılan fiilleri hem de gücümüz yettiği hâlde ihmal ettiğimiz görevleri kapsar.
- Bakara suresi 286. ayete göre Yüce Allah hiç kimseye gücünün yetmeyeceği bir sorumluluk yüklemez.
İslam'da teklif ve sorumluluk insanın gücüyle sınırlıdır.
- Allah'ın sınırsız, mutlak ve her şeye hâkim olan iradesine küllî irade denir.
6Aşağıdaki kavram ve ilkeleri ilgili oldukları açıklamalarla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Sözlükte dilemek, tercih etmek ve karar vermek anlamına gelen kavrama denir.
- İnsanın ders çalışmak, ibadet etmek veya doğru söylemek gibi kendi seçimiyle yaptığı davranışlar irade kapsamındadır.
- Kalp atışımız, anne-babamız ve dünyaya geldiğimiz zaman Allah'ın iradesiyle belirlenir.
- İnsanı diğer canlılardan ayıran ve dini emirlerden muhatap kılan en temel özellik sahibi olmasıdır.
- Kişinin cüzî iradesiyle yaptığı tercihlerin sonuçlarını üstlenmesine adı verilir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8İnsanın bir davranışı gerçekleştirmesinde akıl, vahiy, cüzî irade, küllî irade ve sorumluluk kavramlarının nasıl bir sıra ve uyum içinde işlediğini adım adım açıklayınız.
1. ipucu: 1. adım: İnsanın doğru ile yanlışı tanımasını sağlayan iki rehberi (içsel yeti ve ilahi bildirim) belirtiniz.
2. ipucu: 2. adım: İnsanın seçenekler arasından birine yönelmesi (cüzî irade) ile o fiilin yaratılması (küllî irade) arasındaki bağı açıklayınız.
3. ipucu: 3. adım: Özgürce yapılan bu tercihin insana hangi sonucu (sorumluluk) yüklediğini ifade ediniz.
Cevap: 1. İnsan önce sahip olduğu akıl yeteneği ve peygamberler aracılığıyla gelen vahyin rehberliği sayesinde hangi davranışın iyi, hangisinin kötü olduğunu kavrar. 2. Ardından cüzî iradesini kullanarak alternatifler arasından birini özgürce seçer ve Yüce Allah da küllî iradesiyle kulunun bu tercihini yaratır. 3. Seçimini hiçbir baskı altında kalmadan kendi hür iradesiyle yaptığı için, ortaya çıkan davranışın dünyadaki ve ahiretteki sorumluluğu tamamen insana ait olur.
Kısaca
- İnsanın Ayırt Edici Özellikleri: İnsan; akıl ve düşünme yeteneğine sahip olan, iradesiyle özgürce seçim yapabilen, vahiyle kendisine doğru yol gösterilen ve bu nedenle yaptığı davranışlardan sorumlu tutulan bir varlıktır.
- Akıl ve Düşünme: Kur'an-ı Kerim'de pek çok ayette (İbrahim 52, Mü'minûn 80, Sâffât 155) insanın öğüt alması, düşünmesi ve aklını kullanması öğütlenir; dini sorumluluğun temel şartı akıl sağlığıdır.
- İrade Kavramı: Sözlükte dileme, tercih etme ve karar verme gücü anlamına gelen irade; İslam düşüncesinde Allah'ın sınırsız iradesi (küllî irade) ve insanın sınırlı iradesi (cüzî irade) olmak üzere iki boyutta ele alınır.
- Küllî İrade: Yüce Allah'ın her şeye hâkim olan, hiçbir sınır tanımayan mutlak dilemesidir; doğacağımız zaman, anne-babamız, ırkımız, saç ve göz rengimiz ile iç organlarımızın çalışması küllî irade kapsamındadır ve bunlardan sorumlu tutulmayız.
- Cüzî İrade: Allah tarafından insana bahşedilen sınırlı özgürlük ve tercih kabiliyetidir; çalışmak, ibadet etmek, dürüst davranmak, iyiliği veya kötülüğü seçmek insanın cüzî iradesiyle verdiği kararlardır.
- Vahyin Rehberliği ve İki Yol: Yüce Allah insana hem iyiyi kötüden ayırt edebilecek akıl vermiş hem de peygamberler ve ilahi kitaplar göndererek hak ile batıl yolu açıkça bildirmiştir (İnsan suresi 3. ayet, Beled suresi 10. ayet).
- Sorumluluk ve Güç Dengesi: Kişi cüzî iradesiyle yaptığı veya yapması gerekirken terk ettiği davranışların sonuçlarını üstlenir (Nahl 93, Fussilet 46); ancak Allah hiç kimseye gücünün yetmeyeceği bir yükümlülük yüklemez (Bakara 286).