Geçen hafta insanın ilmi, iradesi ve sorumluluğu ile kader arasındaki ilişkiyi kurdun. Bu hafta ömür, ecel, rızık, tevekkül, başarı, başarısızlık, sağlık ve hastalık kavramlarını tanıyacak ve her birini kaderle ilişkilendireceksin.
Ömür ve ecel
Kader inancının doğru oturması için ömür ve ecel, rızık, tevekkül, başarı ile başarısızlık, sağlık ile hastalık gibi kavramların anlamını bilmek ve aralarındaki ilişkiyi yerinde kurmak gerekir. Bu kavramlardan ilki yaşamın süresiyle ilgili olan ömür ve eceldir.
Ömür, bir canlının doğduğu andan öldüğü ana kadar yaşadığı süredir; ecel ise bu sürenin bittiği andır. Bir kum saatinde akan kumların tamamı ömre, son kum tanesinin düştüğü an da ecele benzetilebilir.
Her canlının ömrü sınırlıdır ve her canlı eceli geldiğinde son bulur. Toprağa düşen tohum filizlenip gelişerek ağaca dönüşür; ağaç da yıllar geçtikçe yaşlanır ve sonunda ömrünü tamamlar. Çok uzun yaşayan ağaç türlerinin ve bazı balina türlerinin de ömrü sonludur. Evren de sonsuz değildir: Dünya, Güneş, gezegenler ve yıldızlar bir gün sona erecektir.
Bir insanın hangi zamanda doğacağı, ömrünün uzunluğu ve ölüm vakti Allah’ın takdirine bağlıdır. Canlıların ömrü ve ecel vakti, Allah’ın evren için belirlediği yasalara göre şekillenir. Bu bilgi, insana ömrünü değerlendirme sorumluluğu yükler: kötülüklerden uzak durmak, yararlı işler yapmak ve insanlığa fayda sağlamak.
Rızık
Allah, canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için çeşitli nimetler yaratmıştır; bu nimetlere rızık denir. Yenilen ve içilen şeyler, giyilen giysiler, solunan hava, bilgi ve hikmet; kısacası maddi ya da manevi her ihtiyaç rızık kapsamına girer.
Rızkın asıl kaynağı Allah’tır; yine de rızka kavuşmak için çalışmak gerekir. Kuşların uzak ülkelere göç etmesi, balinaların okyanusları aşması, arıların çok uzaktaki çiçekleri bulması bu çabanın doğadaki örnekleridir. İnsan da rızkına kavuşmak için gayret göstermelidir.
İslam, rızkın helal yoldan kazanılmasını ister. Başkasının malını çalmak, zorla almak, kumar ve şans oyunlarıyla para kazanmak, haksız gelir elde etmek haramdır; dilenerek yaşamak da İslam’ın hoş görmediği bir yoldur. Bu nedenle emek veren ve alın teriyle kazanan kişi takdir edilir; tembellik ve başkasına yük olmak kınanır.
Hiçbir çaba göstermeden “Rızkımı Allah verir.” diyerek beklemek, kader inancının doğru anlaşıldığını göstermez. Kader inancı, insanın Allah’ın koyduğu düzen içinde elinden geleni yapmasını ve sonucu Allah’tan beklemesini ister.
Tevekkül
Tevekkül, sözlükte bir şeye güvenip dayanmak anlamına gelir. Dinî bir terim olarak, kişinin elinden gelen işi yapması ve gereken önlemleri almasının ardından Allah’a güvenmesi, sonucu O’ndan ummasıdır.
Derslerine çalışıp başarı için dua eden bir öğrenci, tohumu ektikten sonra gereğini yapıp bol ürün bekleyen bir çiftçi ve aracının bakımını yaptırıp yola çıkan bir şoför, doğru tevekkülü gösterir. Buna karşılık çalışmadan “Zaten tevekkül ediyorum.” diyerek başarı beklemek, gereğini yapmadan ürün ummak ya da bakımsız araçla yola çıkmak tevekkülle bağdaşmaz. Bu davranışların ortak yanı, kişinin görevini yapmadan sonucu Allah’a bırakmasıdır.
Tevekkülün en güzel örneği Hz. Muhammed’dir (sav). Hicret yolculuğuna çıkarken tedbirli davrandı: arkadaşı Hz. Ebu Bekir ile Mekke’den ayrılınca güvenlik gerekçesiyle Mekke’nin güneyindeki Sevr Mağarası’na gitti. Müşrikler, alınan önlemlere rağmen izlerini buldu ve mağaranın yakınına geldi; bunu gören Hz. Ebu Bekir, Allah’ın elçisine bir zarar gelmesinden endişelendi. Allah’ın yardımı sayesinde müşriklerin eline geçmeden Medine yolculuğunu sürdürdüler. Bu olayda önce önlem alınmış, ardından Allah’a güvenilmiştir; tevekkülün sırası böyledir.
Tedbirsiz tevekkül anlayışı İslam’ın genel ilkelerine uymaz. Kur’an’da da önlem almak öğütlenir; Nisa suresi 71. ayet buna örnektir. Devesini bağlayıp mı yoksa bağlamadan mı Allah’a tevekkül edeceğini soran bir sahabeye Hz. Peygamber, önce devesini bağlamasını, sonra Allah’a güvenmesini söylemiştir (Tirmizi, “Sıfatü’l-Kıyâme”, 60).
Başarı ve başarısızlık
Başarı, bir çalışmanın iyi ve yararlı bir sonuca ulaşmasıdır; amaçladığı sonuca varan kişi kendini başarılı sayar. Fakat başarı, kendi kendine ortaya çıkan bir sonuç değildir. Sporcunun düzenli antrenman yapması, esnafın işine özen göstermesi, bilim insanının araştırmayı sürdürmesi bu çalışmaya örnektir. Başarının yolu, düzenli ve planlı çalışmaktır.
Hedefe giden yolda engellerle karşılaşılabilir. Böyle bir durumda hemen vazgeçmek ve sorumluluktan kaçmak doğru olmaz. Hz. Muhammed (sav), insanları dine çağırmaya başladığında yakınlarının bile karşı çıkmasıyla karşılaştı; yine de vazgeçmeyip anlatmayı sürdürdü. Allah’ın yardımı sayesinde İslam, kısa bir süre içinde Arap Yarımadası’nda yayıldı.
Düzenli ve planlı çalışmanın çağdaş bir örneği, okçu Mete Gazoz’dur. Gazoz, Tokyo’da yapılan 2020 Olimpiyatları’nda bireysel erkekler yarışmasını kazanarak Türkiye’ye okçulukta ilk olimpiyat altın madalyasını getirmiştir.
Zorluklarla dolu bir yolda “Talihim kötüymüş.” gibi kalıp sözlere sığınıp gayreti bırakmamak gerekir. Başarıya ulaşan kimse kibre kapılmamalı, başarısını Allah’ın lütfu olarak görmelidir. Başkasının hakkını çiğneyerek kazanılan sonuç gerçek bir başarı değildir. Çalışmamaktan doğan bir başarısızlığın sorumlusu da kader gösterilemez.
Sağlık ve hastalık
Sağlık, Allah’ın insana verdiği nimetlerin başında gelir; kişinin bedeni, toplumsal ilişkileri ve ruh dünyası bakımından eksiksiz bir iyilik içinde olması demektir. Hastalık, sağlığın bozulduğu durumdur; hasta kişide bedeni ya da zihni rahatsız eden olağan dışı belirtiler görülür. Halk arasında buna dert de denir.
Hastalıktan tamamen kaçınarak yaşamak neredeyse imkânsız olduğundan önlem almak gerekir. Korunmanın ilk adımı günlük alışkanlıklara dikkat etmektir: kişi ne yediğine ve içtiğine, nasıl bir ortamda yaşadığına özen göstermelidir. Uyku düzeni, dinlenme ve hareket de sağlığı korumanın parçalarıdır. Dinin öğüt verdiği helal ve temiz olanı seçmek, haramdan kaçınmak ise bedenin yanında ruhun sağlığına da katkı sağlar.
Bütün önlemler alınsa da insan hastalanabilir. Bu durumda yapılacak ilk iş tedavi olmaktır; insanın sağlığını koruma sorumluluğu vardır. “Başıma ne gelecekse gelir, tedaviye gerek yok.” diyerek tedaviden vazgeçmek doğru kader anlayışına uymaz. Hz. Muhammed (sav) hastalığa çare aranmasını öğütlemiş, her hastalığın şifasını Allah’ın yarattığını bildirmiştir (Ebu Davud, “Tıb”, 1).
İnsana düşen, sorumluluğunu yerine getirmektir: bedenini ve ruhunu korumak için doğru ve yararlı olanı seçmek. Buna rağmen hastalanan kişi, nedenini “Talihim kötüymüş.” gibi sözlerle açıklayıp sorumluluktan sıyrılmaya çalışmamalı; dua etmeli, tedaviyi sürdürmeli ve iyileşmenin yollarını aramalıdır.
Veba olayı: bir kaderden diğerine
Hz. Ömer’in yaşadığı bir olay, kader ile seçim arasındaki bağı göstermesi açısından öğreticidir. Hicret’in on yedinci yılında Şam yönüne gelen Hz. Ömer, İslam ordusunun komutanı Ebu Ubeyde bin Cerrah ile Serğ Köyü’nde bir araya geldi. Ebu Ubeyde, Şam çevresinde veba salgını çıktığını bildirdi.
Hz. Ömer, muhacirleri ve ensarı toplayıp onlarla istişare etti ama bir sonuca varılamadı. Kimisi görev için yola çıkan halifenin geri dönmesini uygun bulmadı, kimisi de insanları tehlikeye atmanın doğru olmadığını söyledi. Hz. Ömer danışmaya devam etti; Mekke’nin fethinde bulunan muhacirleri ve Kureyş’in ileri gelen isimlerini de topladı. Sonunda ittifakla geri dönülmesi ve insanların veba tehlikesine sokulmaması kararı çıktı; Hz. Ömer de Medine’ye dönülmesini emretti.
Bunun üzerine Ebu Ubeyde, bu dönüşün Allah’ın kaderinden kaçmak anlamına gelip gelmediğini sordu. Hz. Ömer, kaçtıklarını ama Allah’ın bir kaderinden başka bir kaderine kaçtıklarını söyledi. Ardından verimli ve kıraç diye ikiye ayrılan yamaçların bulunduğu bir vadide develerini otlatan kişiyi örnek verdi: o kişi hangi yamaçta otlatırsa otlatsın develerini yine Allah’ın kaderi içinde otlatmış olacaktı.
Bu sırada, daha önce başka bir görevle yanlarından ayrılan Abdurrahman bin Avf çıkageldi ve konuyla ilgili bir hadis bildiğini söyledi: Hz. Peygamber, veba çıktığı duyulan yere gidilmemesini, orada bulunanların da vebadan kaçmak için oradan çıkmamasını öğütlemişti (Müslim, “Selâm”, 98). Kararının hadisle de doğrulandığını gören Hz. Ömer, Allah’a hamdetti, orduyu geri çekti ve Medine’ye döndü.
Örnekler
Örnek 1Bir öğrenci “Ecel, bir canlının bütün yaşamı boyunca süren zamandır.” diyor. Ömür ve ecel kavramlarını kullanarak bu cümleyi düzelt.
Cevabı göster
Bir canlının doğumdan ölüme kadar yaşadığı süre ömürdür. Ecel ise bu sürenin bittiği andır. Kum saati benzetmesinde kumların tamamı ömre, son kum tanesinin düştüğü an ecele karşılık gelir.
Örnek 2Bir öğrenci rızkın yalnız yiyecek ve içecekten oluştuğunu düşünüyor. Bu düşünceyi dört örnekle nasıl düzeltirsin?
Cevabı göster
Rızık, canlıların yaşamlarını sürdürmesi için yaratılan maddi ve manevi bütün nimetleri kapsar. Solunan hava, giyilen giysiler, bilgi ve hikmet de rızıktır; yiyecek ve içecek bunların yalnız iki örneğidir.
Örnek 3Üç kişi şöyle davranıyor: Elif, sınavdan önce çalışıp dua ediyor. Burak, hiç çalışmadan “Allah’a tevekkül ediyorum.” deyip sınava giriyor. Cem, tohumunu ektikten sonra tarlasının bakımını yapıyor ve bol ürün bekliyor. Hangi kişilerin davranışı doğru tevekkül örneğidir? Gerekçesini açıkla.
Cevabı göster
Elif ile Cem. İkisi de önce kendisine düşen görevi yapmış, ardından sonucu Allah’tan beklemiştir. Burak ise görevini yapmadan sonucu Allah’a bırakmaktadır; bu davranış tevekkülle bağdaşmaz.
Örnek 4Hedefine ulaşmaya çalışan bir öğrenci, ilk denemesinde başarısız olunca “Benim talihim yokmuş.” diyerek çalışmayı bırakıyor. Hz. Muhammed’in (sav) insanları dine çağırırken gösterdiği tutum bu öğrenciye nasıl örnek olur?
Cevabı göster
Hz. Muhammed, yakınları bile karşı çıktığı hâlde anlatmaktan vazgeçmedi. Engelle karşılaşınca çalışmayı bırakmak yerine kararlılıkla sürdürmek gerektiğini gösterir; kalıp sözlerle gayreti bırakmak doğru değildir.
Örnek 5Ateşi çıkan ve halsizleşen bir kişi “Başıma ne gelecekse gelir.” diyerek doktora gitmiyor. Bu tutumun hatası nedir?
Cevabı göster
İnsan sağlığını korumakla yükümlüdür; hastalanınca öncelikle tedavi olmalıdır. Tedaviyi bırakmak doğru kader anlayışına uymaz. Hz. Peygamber de hastalığa çare aranmasını öğütlemiş, her hastalığın şifasını Allah’ın yarattığını bildirmiştir.
Örnek 6Hz. Ömer, verimli ve kıraç yamaçları olan bir vadide develerini otlatan kişiyi örnek verirken ne anlatmak istemiştir?
Cevabı göster
Kişi hangi yamacı seçerse seçsin, develerini Allah’ın kaderi içinde otlatmış olur. Hz. Ömer bu örnekle, veba bölgesinden dönme seçiminin de Allah’ın bir kaderinden başka bir kaderine geçmek olduğunu anlatmak istemiştir.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Hicret yolculuğunda Sevr Mağarası’na giden Hz. Muhammed’in (sav) davranışı tevekkül açısından nasıl yorumlanır?
Hz. Muhammed önce tedbir almış, ardından Allah’a güvenmiştir; tevekkül tedbirle birlikte düşünülür.
2Aşağıdakilerden hangisi İslam’ın rızık kazanma yolu olarak uygun gördüğü davranıştır?
Şans oyunlarıyla kazanç ve dilenerek geçinme uygun görülmez; emekle kazanılan gelir ise övülür.
3Sağlıklı kalmak isteyen bir öğrenci için aşağıdaki davranışlardan hangisi önlem niteliğindedir?
Uyku, dinlenme ve hareket sağlığı korumanın parçalarıdır; öteki davranışlar önlem sayılmaz.
4Her ifadeyi oku ve doğru mu yanlış mı olduğunu belirle.
- Ağaçlar da ömürlerini tamamladığında eceli gelmiş olur.
Bitkiler ve hayvanlar dahil her canlının ömrü ve eceli vardır.
- Başkasının hakkını çiğneyerek elde edilen sonuç gerçek başarı sayılır.
Haksızlıkla elde edilen sonuç gerçek bir başarı değildir.
- Doğadaki canlıların rızık için gayret göstermesi, insanın çalışmadan rızka kavuşabileceğini gösterir.
Doğadaki canlılar rızıklarına kavuşmak için çaba gösterir; insanın da rızkına kavuşmak için emek vermesi gerekir.
- Helal ve temiz olana yönelmek, hem beden hem de ruh sağlığına katkı sağlar.
Dinin öğüt verdiği helal ve temiz olanı seçmek ve haramdan kaçınmak, bedenin yanında ruhun sağlığına da katkı sağlar.
- Ağaçlar da ömürlerini tamamladığında eceli gelmiş olur.
5Hz. Peygamber’in beş şeyin kıymetini bilmeyi öğütlediği hadiste her duruma karşılık gelen değeri eşleştir.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
6Boşlukları uygun sözcüklerle doldur; bir sözcük artacak.
- Bir çalışmanın iyi ve yararlı bir sonuca ulaşmasına denir.
- Sağlık, bedensel, toplumsal ve ruhsal yönden eksiksiz bir hâlidir.
- Allah’ın canlılar için yarattığı maddi ve manevi nimetlere denir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
7Sınıf birincisi olan Deniz, “Bu başarı yalnızca benim zekâmın ürünü; Allah’ın bunda bir payı yok.” diyor. Başarının Allah ile ilişkisini düşünerek Deniz’e nasıl yanıt verirsin?
1. ipucu: Başarıya ulaşan kişide hangi tutumun bulunmaması gerektiğini düşün.
2. ipucu: Çabayı göstermekle başarıyı değerlendirmek arasındaki farkı düşün.
Cevap: Başarıya çalışarak ulaşılır; ancak başarıya ulaşan kişi kibirlenmemeli, başarısını Allah’ın lütfu olarak görmelidir. Deniz çalışmasının karşılığını almıştır, fakat sonucu yalnız kendi zekâsına bağlaması kibre yol açar. Doğru tutum, çabayı gösterip başarıyı da Allah’ın bir lütfu saymaktır.
8Bir şehirde veba hastalığı çıktığı duyuluyor. Hz. Peygamber’in bildirdiği hadise göre, şehrin dışındaki biri ile şehrin içinde bulunan biri nasıl davranmalıdır?
1. ipucu: Dışarıdaki kişi için hadisteki ilk uyarıyı düşün.
2. ipucu: İçeridekinin vebadan kaçarak oradan çıkması hakkında söylenenleri hatırla.
Cevap: Şehrin dışındaki kişi, veba çıkan yere gitmemelidir. İçerideki kişi ise vebadan kaçmak amacıyla oradan ayrılmamalıdır. Hz. Ömer’in ordusuyla geri dönmesi bu bildirime uygundur.
Kısaca
- Ömür, canlının doğumdan ölüme kadar yaşadığı süredir; ecel bu sürenin bittiği andır ve ikisi de Allah’ın takdirine bağlıdır.
- Rızık, maddi ve manevi bütün nimetleri kapsar; kaynağı Allah’tır, ancak helal yoldan çalışmak gerekir.
- Tevekkül, önce görevi yapıp tedbiri almak, sonra Allah’a güvenip sonucu O’ndan beklemektir.
- Başarı, düzenli ve planlı çalışmanın sonucudur; çalışmamaktan doğan başarısızlık kadere yüklenemez.
- Sağlığı korumak ve hastalanınca tedavi olmak insanın sorumluluğudur; Hz. Ömer’in veba kararı kader ile seçim ilişkisini gösterir.
Bu dersin öteki kaynakları
- 8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Yıllık Planı (2026-2027) Yıllık plan
- Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Öğretim Programı (ortaokul) Öğretim programı
- 8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- 8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Günlük Planları (2026-2027) Ders planı