Yeni bir derse başlıyoruz: Okulum (مَدْرَسَتِي). Geçen haftalarda sınıfımızın içini, eşyalarını, renklerini ve sayılarını anlatmıştık; bu hafta kapıdan çıkıp okulun bütün mekânlarını geziyoruz. Kütüphane, laboratuvar, mescit, kantin ve bahçe gibi mekânların adlarını öğrenecek, okulda yaptığımız işleri أَذْهَبُ, أَقْرَأُ, أُصَلِّي gibi fiillerle anlatacak, أَيْنَ الْمُدَرِّسُ؟ diye sorup cevaplayacak ve günümüzü صَبَاحًا, ظُهْرًا, مَسَاءً gibi zaman zarflarıyla sıralayacağız. Haftayı اَلْمَدْرَسَةُ مِفْتَاحُ النَّجَاحِ (Okul başarının anahtarıdır) sözüyle taçlandıracağız.
Okulumun Mekânları ve Mekân İsmi Kalıbı
Okulumuzu anlatmaya önce adından başlayalım: مَدْرَسَةٌ 'okul' demektir; sonuna 'benim' anlamındaki ـِي zamiri eklenince yuvarlak te açılır ve مَدْرَسَتِي (okulum) olur. Lise öğrencisi olduğumuz için okulumuzun türünü ثَانَوِيَّةٌ (lise) kelimesiyle de söyleyebiliriz: أَنَا طَالِبٌ فِي الثَّانَوِيَّةِ (Ben lisede öğrenciyim). Okulun içinde birçok mekân vardır: kitap okuduğumuz مَكْتَبَةٌ (kütüphane), deney yaptığımız مُخْتَبَرٌ (laboratuvar), namaz kıldığımız مَسْجِدٌ (mescit), teneffüste bir şeyler yediğimiz مَقْصِفٌ (kantin), dinlendiğimiz حَدِيقَةٌ (bahçe) ve spor yaptığımız مَلْعَبٌ (spor sahası). Binanın parçaları olan بَابٌ (kapı) ve نَافِذَةٌ (pencere) kelimeleri de hem sınıfı hem okulu anlatırken sık kullanılır.
Bu kelimelerin birçoğu ortak bir kalıba sahiptir. Arapçada bir işin yapıldığı yeri bildiren kelimelere mekân ismi (ism-i mekân) denir ve çoğunlukla مَفْعَلٌ, مَفْعِلٌ ya da مَفْعَلَةٌ kalıbında gelir. دَرَسَ (ders çalıştı) kökünden مَدْرَسَةٌ 'ders çalışılan yer', كَتَبَ (yazdı) kökünden مَكْتَبَةٌ 'kitapların bulunduğu yer', سَجَدَ (secde etti) kökünden مَسْجِدٌ 'secde edilen yer', لَعِبَ (oynadı) kökünden مَلْعَبٌ 'oynanan yer' anlamını kazanır. مُخْتَبَرٌ kelimesi ise 'denemek, sınamak' anlamındaki اِخْتَبَرَ fiilinden türemiştir ve 'deneylerin yapıldığı yer' demektir. Kalıbı tanıyan öğrenci, kökünü bildiği yeni bir mekân kelimesinin anlamını kolayca tahmin edebilir.
Mekân adlarını cümlede kullanırken cinsiyetlerine ve çoğullarına dikkat ederiz. Sonunda yuvarlak te bulunan مَدْرَسَةٌ, مَكْتَبَةٌ, حَدِيقَةٌ, نَافِذَةٌ, ثَانَوِيَّةٌ dişildir ve هَذِهِ ile gösterilir; مَسْجِدٌ, مُخْتَبَرٌ, مَقْصِفٌ, بَابٌ, مَلْعَبٌ ise erildir ve هَذَا ile gösterilir: هَذِهِ مَكْتَبَةُ الْمَدْرَسَةِ (Bu okulun kütüphanesidir), هَذَا مَسْجِدُ الْمَدْرَسَةِ (Bu okulun mescididir). Okulda neler bulunduğunu söylemek için daha önce öğrendiğimiz varlık yapısını kullanırız: فِي مَدْرَسَتِي مَكْتَبَةٌ وَمُخْتَبَرٌ وَمَسْجِدٌ (Okulumda bir kütüphane, bir laboratuvar ve bir mescit vardır).
| Arapça | Okunuşu | Anlamı | Çoğulu |
|---|---|---|---|
| ثَانَوِيَّةٌ | sâneviyye | lise | ثَانَوِيَّاتٌ |
| مَدْرَسَةٌ | medrese | okul | مَدَارِسُ |
| مَكْتَبَةٌ | mektebe | kütüphane | مَكْتَبَاتٌ |
| مُخْتَبَرٌ | muhteber | laboratuvar | مُخْتَبَرَاتٌ |
| مَسْجِدٌ | mescid | mescit, cami | مَسَاجِدُ |
| مَقْصِفٌ | maksif | kantin | مَقَاصِفُ |
| حَدِيقَةٌ | hadîka | bahçe | حَدَائِقُ |
| مَلْعَبٌ | mel'ab | spor sahası, oyun alanı | مَلَاعِبُ |
| نَافِذَةٌ | nâfize | pencere | نَوَافِذُ |
| بَابٌ | bâb | kapı | أَبْوَابٌ |
Okulda Ne Yaparım? Birinci Tekil Şahıs Fiiller
Okulda geçen bir günü anlatmak için 'yaparım, yapıyorum' anlamı veren fiillere ihtiyaç duyarız. Arapçada bu anlamı muzâri fiil (geniş-şimdiki zaman) taşır. Fiilin başına gelen أ harfi işi yapanın 'ben' olduğunu gösterir; bu yüzden ayrıca أَنَا demek gerekmez. Bu dersin hedef fiilleri şunlardır: أَكْتُبُ (yazarım), أَدْرُسُ (ders çalışırım), أَذْهَبُ (giderim), أُسَلِّمُ (selam veririm), أُصَلِّي (namaz kılarım), أَقْرَأُ (okurum), أَخْرُجُ (çıkarım), أَدْخُلُ (girerim), أَرْجِعُ (dönerim), أُحِبُّ (severim). Bu fiiller bağlama göre hem 'yazarım' hem de 'yazıyorum' şeklinde çevrilebilir: أَكْتُبُ الدَّرْسَ الْآنَ (Şimdi dersi yazıyorum), أَكْتُبُ كُلَّ يَوْمٍ (Her gün yazarım).
Baştaki أ harfinin harekesi, fiilin geçmiş zaman hâlindeki harf sayısına bağlıdır. Geçmiş zamanı üç harfli olan fiillerde أ üstünle okunur: كَتَبَ → أَكْتُبُ, ذَهَبَ → أَذْهَبُ, قَرَأَ → أَقْرَأُ, خَرَجَ → أَخْرُجُ, دَخَلَ → أَدْخُلُ, رَجَعَ → أَرْجِعُ. Geçmiş zamanı dört harfli olan fiillerde ise أ ötreyle okunur: سَلَّمَ → أُسَلِّمُ, صَلَّى → أُصَلِّي, أَحَبَّ → أُحِبُّ. Şeddeli harfler iki harf sayıldığı için سَلَّمَ ve صَلَّى dört harflidir. Üç harfli fiillerde orta harfin harekesi (u, a, i) kelimeden kelimeye değiştiği için أَكْتُبُ, أَذْهَبُ, أَرْجِعُ gibi biçimleri dinleyerek ve tekrar ederek öğrenmek gerekir.
Bu fiillerin bir kısmı belirli harf-i cerlerle birlikte kullanılır ve bu harf-i cerden sonraki isim esreli okunur. Gitmek ve dönmek 'yönelme' bildirdiği için إِلَى alır: أَذْهَبُ إِلَى الْمَدْرَسَةِ (Okula giderim), أَرْجِعُ إِلَى الْبَيْتِ (Eve dönerim). Çıkmak 'ayrılma' bildirdiği için مِنْ alır: أَخْرُجُ مِنَ الصَّفِّ (Sınıftan çıkarım). Selam vermek عَلَى ile kurulur: أُسَلِّمُ عَلَى الْمُدَرِّسِ (Öğretmene selam veririm). أَدْخُلُ, أَقْرَأُ, أَكْتُبُ, أُحِبُّ fiilleri ise doğrudan üstünlü nesne alabilir: أَدْخُلُ الصَّفَّ, أَقْرَأُ الْكِتَابَ, أُحِبُّ مَدْرَسَتِي. Olumsuz yapmak için fiilin başına لَا getirmek yeterlidir: لَا أَخْرُجُ مِنَ الصَّفِّ (Sınıftan çıkmam).
| Geçmiş Zaman (O yaptı) | Muzâri (Ben yaparım) | Anlamı | Okul Bağlamında Örnek |
|---|---|---|---|
| كَتَبَ | أَكْتُبُ | yazarım | أَكْتُبُ الدَّرْسَ فِي الدَّفْتَرِ (Dersi deftere yazarım.) |
| دَرَسَ | أَدْرُسُ | ders çalışırım | أَدْرُسُ فِي الْمَكْتَبَةِ (Kütüphanede ders çalışırım.) |
| ذَهَبَ | أَذْهَبُ | giderim | أَذْهَبُ إِلَى الْمَقْصِفِ (Kantine giderim.) |
| سَلَّمَ | أُسَلِّمُ | selam veririm | أُسَلِّمُ عَلَى زُمَلَائِي (Arkadaşlarıma selam veririm.) |
| صَلَّى | أُصَلِّي | namaz kılarım | أُصَلِّي فِي الْمَسْجِدِ (Mescitte namaz kılarım.) |
| قَرَأَ | أَقْرَأُ | okurum | أَقْرَأُ قِصَّةً (Bir hikâye okurum.) |
| خَرَجَ | أَخْرُجُ | çıkarım | أَخْرُجُ مِنَ الْبَيْتِ (Evden çıkarım.) |
| دَخَلَ | أَدْخُلُ | girerim | أَدْخُلُ الْمُخْتَبَرَ (Laboratuvara girerim.) |
| رَجَعَ | أَرْجِعُ | dönerim | أَرْجِعُ إِلَى الْبَيْتِ (Eve dönerim.) |
| أَحَبَّ | أُحِبُّ | severim | أُحِبُّ مَدْرَسَتِي (Okulumu severim.) |
Eyne...? Fî...: Kişileri ve Mekânları Sormak
Okulda birini aradığımızda أَيْنَ (nerede?) soru kelimesini kullanırız. Kalıp çok basittir: أَيْنَ + ötreli belirli isim + ؟. Örneğin أَيْنَ الْمُدَرِّسُ؟ (Öğretmen nerede?), أَيْنَ الطَّالِبُ؟ (Öğrenci nerede?), أَيْنَ الْمُدِيرُ؟ (Müdür nerede?). Cevapta bulunulan yer فِي harf-i ceriyle verilir ve فِي kendisinden sonraki ismi esreli yapar: الْمُدَرِّسُ فِي الْمُخْتَبَرِ (Öğretmen laboratuvardadır), الطَّالِبُ فِي الْمَكْتَبَةِ (Öğrenci kütüphanededir). Türkçedeki '-de, -da' bulunma ekinin Arapçadaki karşılığı bu فِي harfidir.
Cevabı üç farklı uzunlukta verebiliriz. Tam cevapta isim tekrar edilir: الْمُدَرِّسُ فِي الصَّفِّ. Zamirli cevapta isim yerine zamir kullanılır; erkek için هُوَ, kız için هِيَ, topluluk için هُمْ: أَيْنَ الطَّالِبَةُ؟ هِيَ فِي الْمَسْجِدِ, أَيْنَ الطُّلَّابُ؟ هُمْ فِي الْحَدِيقَةِ. Kısa cevapta ise yalnızca yer söylenir: فِي الْمَقْصِفِ (Kantinde). Yer bir isim tamlamasıyla anlatılırsa فِي'den sonraki ilk kelime esreli ve tenvinsiz, ikinci kelime de esreli olur: فِي غُرْفَةِ الْمُدَرِّسِينَ (öğretmenler odasında), فِي مَسْجِدِ الْمَدْرَسَةِ (okulun mescidinde), فِي مَلْعَبِ الْمَدْرَسَةِ (okulun spor sahasında).
أَيْنَ yalnızca kişilerin değil, eşyaların ve mekânların yerini sormak için de kullanılır: أَيْنَ الْمَكْتَبَةُ؟ الْمَكْتَبَةُ فِي الطَّابِقِ الثَّانِي (Kütüphane nerede? Kütüphane ikinci kattadır). Bir yere gidilen yönü sormak için إِلَى أَيْنَ؟ (nereye?) kalıbı kullanılır: إِلَى أَيْنَ تَذْهَبُ؟ (Nereye gidiyorsun? - erkeğe), إِلَى أَيْنَ تَذْهَبِينَ؟ (Nereye gidiyorsun? - kıza). Cevap, öğrendiğimiz birinci tekil fiille verilir: أَذْهَبُ إِلَى الْمَكْتَبَةِ (Kütüphaneye gidiyorum). Kısa bir diyalog: Ali: يَا عُمَرُ، أَيْنَ الْمُدَرِّسُ؟ Ömer: هُوَ فِي الْمُخْتَبَرِ. Ali: وَأَيْنَ زَيْنَبُ؟ Ömer: هِيَ فِي الْمَكْتَبَةِ. (Ömer, öğretmen nerede? - O laboratuvarda. - Ya Zeynep nerede? - O kütüphanede.)
| Soru | Tam / Zamirli Cevap | Kısa Cevap | Türkçesi |
|---|---|---|---|
| أَيْنَ الْمُدَرِّسُ؟ | هُوَ فِي الْمُخْتَبَرِ | فِي الْمُخْتَبَرِ | Öğretmen nerede? - Laboratuvarda. |
| أَيْنَ الطَّالِبَةُ؟ | هِيَ فِي الْمَكْتَبَةِ | فِي الْمَكْتَبَةِ | Kız öğrenci nerede? - Kütüphanede. |
| أَيْنَ الطُّلَّابُ؟ | هُمْ فِي الْحَدِيقَةِ | فِي الْحَدِيقَةِ | Öğrenciler nerede? - Bahçede. |
| أَيْنَ الْمُدِيرُ؟ | الْمُدِيرُ فِي غُرْفَتِهِ | فِي غُرْفَتِهِ | Müdür nerede? - Odasında. |
| أَيْنَ الْمَقْصِفُ؟ | الْمَقْصِفُ قَرِيبٌ مِنَ الْحَدِيقَةِ | قَرِيبٌ مِنَ الْحَدِيقَةِ | Kantin nerede? - Bahçeye yakın. |
| إِلَى أَيْنَ تَذْهَبُ؟ | أَذْهَبُ إِلَى الْمَسْجِدِ | إِلَى الْمَسْجِدِ | Nereye gidiyorsun? - Mescide. |
Okulumu Niteliyorum: Vâsi' ve Kebîr Sıfatları
Okulumuzu anlatırken yalnızca mekânları saymak yetmez; o mekânların nasıl olduğunu da söylemek isteriz. Bu derste iki temel sıfat öne çıkar: كَبِيرٌ / كَبِيرَةٌ (büyük) ve وَاسِعٌ / وَاسِعَةٌ (geniş, ferah). كَبِيرٌ bir şeyin boyutunun büyüklüğünü anlatır: مَدْرَسَتِي كَبِيرَةٌ (Okulum büyüktür), الْبَابُ كَبِيرٌ (Kapı büyüktür). وَاسِعٌ ise bir yerin içinin geniş ve ferah olduğunu, insanların rahatça hareket edebildiğini anlatır: الْحَدِيقَةُ وَاسِعَةٌ (Bahçe geniştir), الْمَلْعَبُ وَاسِعٌ (Spor sahası geniştir). Bu iki sıfat birlikte de kullanılabilir: الْمَكْتَبَةُ كَبِيرَةٌ وَوَاسِعَةٌ (Kütüphane büyük ve geniştir).
Sıfatlar zıtlarıyla birlikte öğrenildiğinde daha kalıcı olur: كَبِيرٌ (büyük) ↔ صَغِيرٌ (küçük), وَاسِعٌ (geniş) ↔ ضَيِّقٌ (dar). Geçen derste öğrendiğimiz ayrım burada da geçerlidir. Sıfat, belirsiz bir ismin ardından belirsiz gelirse sıfat tamlaması olur: مَكْتَبَةٌ كَبِيرَةٌ (büyük bir kütüphane). Belirli bir ismin ardından belirsiz gelirse isim cümlesi kurulur: الْمَكْتَبَةُ كَبِيرَةٌ (Kütüphane büyüktür). İyelik zamiri alan isim belirli sayılır; bu yüzden مَدْرَسَتِي كَبِيرَةٌ bir cümledir (Okulum büyüktür), مَدْرَسَتِي الْكَبِيرَةُ ise bir tamlamadır (benim büyük okulum).
Sıfatlar akılsız çoğullarla kullanıldığında yine tekil dişil gelir: النَّوَافِذُ كَبِيرَةٌ (Pencereler büyüktür), الْمُخْتَبَرَاتُ وَاسِعَةٌ (Laboratuvarlar geniştir), فِي مَدْرَسَتِي حَدَائِقُ وَاسِعَةٌ (Okulumda geniş bahçeler vardır). Bir isme birden fazla nitelik vermek için sıfatlar وَ ile bağlanır: الْمُخْتَبَرُ كَبِيرٌ وَنَظِيفٌ (Laboratuvar büyük ve temizdir). Anlamı güçlendirmek için sıfattan sonra جِدًّا (çok) eklenebilir: الْمَلْعَبُ وَاسِعٌ جِدًّا (Spor sahası çok geniştir). Böylece مَدْرَسَتِي جَمِيلَةٌ، وَحَدِيقَتُهَا وَاسِعَةٌ جِدًّا gibi zengin tasvirler kurabiliriz.
| Eril | Dişil | Anlamı | Zıddı | Örnek Cümle |
|---|---|---|---|---|
| كَبِيرٌ | كَبِيرَةٌ | büyük | صَغِيرٌ / صَغِيرَةٌ | مَدْرَسَتِي كَبِيرَةٌ (Okulum büyüktür.) |
| وَاسِعٌ | وَاسِعَةٌ | geniş, ferah | ضَيِّقٌ / ضَيِّقَةٌ | الْحَدِيقَةُ وَاسِعَةٌ (Bahçe geniştir.) |
| جَدِيدٌ | جَدِيدَةٌ | yeni | قَدِيمٌ / قَدِيمَةٌ | الْمُخْتَبَرُ جَدِيدٌ (Laboratuvar yenidir.) |
| نَظِيفٌ | نَظِيفَةٌ | temiz | وَسِخٌ / وَسِخَةٌ | الْمَقْصِفُ نَظِيفٌ (Kantin temizdir.) |
| جَمِيلٌ | جَمِيلَةٌ | güzel | قَبِيحٌ / قَبِيحَةٌ | الْمَسْجِدُ جَمِيلٌ (Mescit güzeldir.) |
Günün Vakitleri: Sabâhan, Zuhran, Mesâen, Mubekkiran
Okulda yaptığımız işleri anlatırken 'ne zaman' yaptığımızı da söyleriz. Arapçada bazı zaman isimleri sonlarına tenvinli üstün alarak zarf görevine geçer ve Türkçedeki '-leyin, -de' anlamını kazanır: صَبَاحٌ (sabah) → صَبَاحًا (sabahleyin), ظُهْرٌ (öğle) → ظُهْرًا (öğleyin), مَسَاءٌ (akşam) → مَسَاءً (akşamleyin). Bunlara 'erken' anlamındaki مُبَكِّرًا zarfı da eklenir; bu kelime 'erken davrandı' anlamındaki بَكَّرَ fiilinden gelir. Yazımda bir inceliğe dikkat edelim: tenvinli üstün genellikle sona bir elif ekler (صَبَاحًا, ظُهْرًا), fakat kelime hemzeyle bitiyorsa elif yazılmaz: مَسَاءً.
Zaman zarfları cümlede genellikle fiilden ve tümleçlerden sonra, cümlenin sonunda yer alır: أَخْرُجُ مِنَ الْبَيْتِ صَبَاحًا (Sabahleyin evden çıkarım), أُصَلِّي فِي مَسْجِدِ الْمَدْرَسَةِ ظُهْرًا (Öğleyin okulun mescidinde namaz kılarım), أَدْرُسُ دُرُوسِي مَسَاءً (Akşamleyin derslerime çalışırım). Vurgu yapmak istediğimizde zarf cümlenin başına da alınabilir: صَبَاحًا أَذْهَبُ إِلَى الْمَدْرَسَةِ. İki zarf bir arada da kullanılabilir: أَذْهَبُ إِلَى الْمَدْرَسَةِ صَبَاحًا مُبَكِّرًا (Sabah erkenden okula giderim). مُبَكِّرًا zarfının zıddı 'geç' anlamındaki مُتَأَخِّرًا zarfıdır: لَا أَدْخُلُ الصَّفَّ مُتَأَخِّرًا (Sınıfa geç girmem).
Aynı anlamı فِي harf-i ceriyle de verebiliriz: فِي الصَّبَاحِ (sabahleyin), فِي الْمَسَاءِ (akşamleyin). Bu kelimeleri aslında daha önce selamlaşırken kullanmıştık: صَبَاحَ الْخَيْرِ (Günaydın) ve مَسَاءَ الْخَيْرِ (İyi akşamlar) ifadelerindeki صَبَاحَ ve مَسَاءَ aynı köklerdendir. Bir işin zamanını sormak için مَتَى (ne zaman?) soru kelimesi kullanılır: مَتَى تَذْهَبُ إِلَى الْمَكْتَبَةِ؟ (Kütüphaneye ne zaman gidiyorsun?) - أَذْهَبُ إِلَى الْمَكْتَبَةِ ظُهْرًا (Öğleyin kütüphaneye giderim). Böylece أَيْنَ ile yeri, مَتَى ile zamanı sorarak okul günümüzü eksiksiz anlatabiliriz.
| Zarf | Okunuşu | Anlamı | Okul Gününden Örnek |
|---|---|---|---|
| صَبَاحًا | sabâhan | sabahleyin | أَذْهَبُ إِلَى الْمَدْرَسَةِ صَبَاحًا (Sabahleyin okula giderim.) |
| ظُهْرًا | zuhran | öğleyin | آكُلُ فِي الْمَقْصِفِ ظُهْرًا (Öğleyin kantinde yemek yerim.) |
| مَسَاءً | mesâen | akşamleyin | أَكْتُبُ وَاجِبَاتِي مَسَاءً (Akşamleyin ödevlerimi yazarım.) |
| مُبَكِّرًا | mubekkiran | erken, erkenden | أَدْخُلُ الصَّفَّ مُبَكِّرًا (Sınıfa erken girerim.) |
| مُتَأَخِّرًا | mute'ahhiran | geç | لَا أَرْجِعُ إِلَى الْبَيْتِ مُتَأَخِّرًا (Eve geç dönmem.) |
Okuma Metni ve Veciz Söz: el-Medresetu Miftâhu'n-Necâh
Bu hafta öğrendiğimiz mekânları, fiilleri, sıfatları ve zamanları bir araya getiren okuma metnimiz şöyledir: مَدْرَسَتِي. اِسْمِي أَحْمَدُ. أَنَا طَالِبٌ فِي الثَّانَوِيَّةِ. مَدْرَسَتِي كَبِيرَةٌ وَجَمِيلَةٌ. فِي مَدْرَسَتِي مَكْتَبَةٌ وَمُخْتَبَرٌ وَمَسْجِدٌ وَمَقْصِفٌ. حَدِيقَةُ الْمَدْرَسَةِ وَاسِعَةٌ. أَخْرُجُ مِنَ الْبَيْتِ صَبَاحًا مُبَكِّرًا وَأَذْهَبُ إِلَى الْمَدْرَسَةِ. أَدْخُلُ الصَّفَّ وَأُسَلِّمُ عَلَى الْمُدَرِّسِ. أَقْرَأُ فِي الْمَكْتَبَةِ وَأُصَلِّي فِي الْمَسْجِدِ ظُهْرًا. أَرْجِعُ إِلَى الْبَيْتِ وَأَكْتُبُ وَاجِبَاتِي مَسَاءً. أُحِبُّ مَدْرَسَتِي كَثِيرًا. Türkçesi: 'Okulum. Adım Ahmet. Ben lisede öğrenciyim. Okulum büyük ve güzeldir. Okulumda bir kütüphane, bir laboratuvar, bir mescit ve bir kantin vardır. Okulun bahçesi geniştir. Sabah erkenden evden çıkar ve okula giderim. Sınıfa girer ve öğretmene selam veririm. Kütüphanede okur, öğleyin mescitte namaz kılarım. Eve döner ve akşamleyin ödevlerimi yazarım. Okulumu çok severim.'
Metni anlamlandırmak için bilgileri gruplara ayırırız. Mekânlar: مَكْتَبَةٌ, مُخْتَبَرٌ, مَسْجِدٌ, مَقْصِفٌ, حَدِيقَةٌ. Fiiller: أَخْرُجُ, أَذْهَبُ, أَدْخُلُ, أُسَلِّمُ, أَقْرَأُ, أُصَلِّي, أَرْجِعُ, أَكْتُبُ, أُحِبُّ. Zamanlar: صَبَاحًا مُبَكِّرًا, ظُهْرًا, مَسَاءً. Nitelikler: كَبِيرَةٌ, جَمِيلَةٌ, وَاسِعَةٌ. Ardından metne dayalı sorulara cevap veririz: هَلْ مَدْرَسَةُ أَحْمَدَ كَبِيرَةٌ؟ → نَعَمْ، هِيَ كَبِيرَةٌ وَجَمِيلَةٌ; أَيْنَ يُصَلِّي أَحْمَدُ؟ → يُصَلِّي فِي الْمَسْجِدِ. Bu son sorudaki يُصَلِّي fiili 'o kılar' anlamındadır; başındaki ي harfi 'o (erkek)' bildirir. Ahmet'ten söz ederken أُصَلِّي yerine يُصَلِّي kullanılır.
Haftamızın veciz sözü اَلْمَدْرَسَةُ مِفْتَاحُ النَّجَاحِ 'Okul başarının anahtarıdır' anlamına gelir. Söz bir isim cümlesidir: الْمَدْرَسَةُ belirli ve ötreli olduğu için mübteda (özne), مِفْتَاحُ النَّجَاحِ ise haberdir. Haber kısmı bir isim tamlamasıdır: مِفْتَاحُ (anahtarı) tamlanan, النَّجَاحِ (başarının) tamlayandır ve esreli okunur. مِفْتَاحٌ kelimesi 'açmak' anlamındaki فَتَحَ kökünden gelir; tıpkı bir anahtarın kapıyı açması gibi, okulda edinilen bilgi de insanın önündeki başarı kapılarını açar. Bu düşünce Kur'an-ı Kerim'deki وَقُلْ رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا 'De ki: Rabbim, ilmimi artır.' (Tâhâ Suresi, 114) ayetinde öğretilen bilgi talebiyle de örtüşür: öğrenci, okulunu sevip düzenli çalıştıkça bu anahtarı kullanmayı öğrenir.
| Kelime | Anlamı | Cümledeki Görevi |
|---|---|---|
| اَلْمَدْرَسَةُ | okul | Mübteda (özne); belirli ve ötreli |
| مِفْتَاحُ | anahtarı | Haber; isim tamlamasının tamlananı, tenvinsiz |
| النَّجَاحِ | başarının | Tamlayan; esreli |
| مَدْرَسَتِي كَبِيرَةٌ | Okulum büyüktür. | Metinden isim cümlesi örneği |
| أَذْهَبُ إِلَى الْمَدْرَسَةِ | Okula giderim. | Metinden fiil + harf-i cer örneği |
Örnekler
Örnek 1'Okulumda büyük bir kütüphane ve geniş bir bahçe vardır.' cümlesini Arapçaya çeviriniz.
Cevabı göster
1. adım: Varlık bildirmek için yer ifadesi başa alınır. 'Okulumda' = فِي + مَدْرَسَتِي; yuvarlak te iyelik zamiri alınca açılır: فِي مَدْرَسَتِي. 2. adım: 'Büyük bir kütüphane' belirsiz bir sıfat tamlamasıdır; مَكْتَبَةٌ dişil olduğu için sıfat da dişil gelir: مَكْتَبَةٌ كَبِيرَةٌ. 3. adım: 'Geniş bir bahçe' için حَدِيقَةٌ dişil olduğundan حَدِيقَةٌ وَاسِعَةٌ denir. 4. adım: İki tamlama وَ ile bağlanır. Sonuç: فِي مَدْرَسَتِي مَكْتَبَةٌ كَبِيرَةٌ وَحَدِيقَةٌ وَاسِعَةٌ.
Örnek 2ذَهَبَ, سَلَّمَ, قَرَأَ ve صَلَّى fiillerini 'ben' anlamı verecek şekilde muzâriye çeviriniz ve baştaki harekenin nedenini açıklayınız.
Cevabı göster
1. adım: Harf sayısını belirleyin. ذَهَبَ ve قَرَأَ üç harflidir; سَلَّمَ ve صَلَّى şeddeli harf iki sayıldığı için dört harflidir. 2. adım: Üç harfli fiillerde baştaki أ üstünle okunur: أَذْهَبُ (giderim), أَقْرَأُ (okurum). 3. adım: Dört harfli fiillerde أ ötreyle okunur: أُسَلِّمُ (selam veririm), أُصَلِّي (namaz kılarım). 4. adım: Son harf ötrelidir; أُصَلِّي ise ye harfiyle bittiği için sonundaki ötre okunuşta görünmez.
Örnek 3Şu bilgilere göre أَيْنَ sorularına zamirli cevap veriniz: Öğretmen laboratuvarda, Zeynep kütüphanede, öğrenciler bahçede. Sorular: أَيْنَ الْمُدَرِّسُ؟, أَيْنَ زَيْنَبُ؟, أَيْنَ الطُّلَّابُ؟
Cevabı göster
1. adım: الْمُدَرِّسُ erkek olduğu için هُوَ kullanılır; فِي sonraki ismi esreli yapar: هُوَ فِي الْمُخْتَبَرِ (O laboratuvardadır). 2. adım: Zeynep kız olduğu için هِيَ kullanılır: هِيَ فِي الْمَكْتَبَةِ (O kütüphanededir). 3. adım: الطُّلَّابُ akıllı çoğul olduğu için هُمْ kullanılır: هُمْ فِي الْحَدِيقَةِ (Onlar bahçededir).
Örnek 4Boşluklara uygun harf-i cerleri yazınız: أَخْرُجُ ___ الْبَيْتِ, أَذْهَبُ ___ الْمَدْرَسَةِ, أُسَلِّمُ ___ الْمُدَرِّسِ, أُصَلِّي ___ الْمَسْجِدِ.
Cevabı göster
1. adım: Çıkmak ayrılma bildirir: أَخْرُجُ مِنَ الْبَيْتِ (Evden çıkarım); مِنْ harfi ال ile birleşince مِنَ okunur. 2. adım: Gitmek yönelme bildirir: أَذْهَبُ إِلَى الْمَدْرَسَةِ (Okula giderim). 3. adım: Selam vermek عَلَى ile kurulur: أُسَلِّمُ عَلَى الْمُدَرِّسِ (Öğretmene selam veririm). 4. adım: Bulunulan yer فِي ile anlatılır: أُصَلِّي فِي الْمَسْجِدِ (Mescitte namaz kılarım). Her dört cümlede de harf-i cerden sonraki isim esrelidir.
Örnek 5'Sabah erkenden evden çıkarım, öğleyin okulun mescidinde namaz kılarım ve akşamleyin ders çalışırım.' cümlesini Arapçaya çeviriniz.
Cevabı göster
1. adım: 'Evden çıkarım' = أَخْرُجُ مِنَ الْبَيْتِ; 'sabah erkenden' iki zarfla verilir: صَبَاحًا مُبَكِّرًا. 2. adım: 'Okulun mescidinde' bir isim tamlamasıdır; فِي'den sonra ilk kelime esreli-tenvinsiz olur: فِي مَسْجِدِ الْمَدْرَسَةِ. Fiil أُصَلِّي, zarf ظُهْرًا. 3. adım: 'Akşamleyin ders çalışırım' = أَدْرُسُ مَسَاءً; hemzeyle biten مَسَاءً kelimesinde elif yazılmaz. Sonuç: أَخْرُجُ مِنَ الْبَيْتِ صَبَاحًا مُبَكِّرًا، وَأُصَلِّي فِي مَسْجِدِ الْمَدْرَسَةِ ظُهْرًا، وَأَدْرُسُ مَسَاءً.
Örnek 6اَلْمَدْرَسَةُ مِفْتَاحُ النَّجَاحِ veciz sözünü kelime kelime inceleyiniz; cümle yapısını ve mesajını açıklayınız.
Cevabı göster
1. adım: Kelimeler: الْمَدْرَسَةُ okul, مِفْتَاحُ anahtarı, النَّجَاحِ başarının. 2. adım: الْمَدْرَسَةُ belirli ve ötreli olduğu için mübtedadır; مِفْتَاحُ النَّجَاحِ haberdir. 3. adım: Haber bir isim tamlamasıdır; tamlanan مِفْتَاحُ tenvin almaz, tamlayan النَّجَاحِ esreli okunur. 4. adım: Anlam: 'Okul başarının anahtarıdır.' 5. adım: Mesaj: Anahtar kapıyı açtığı gibi okulda edinilen bilgi ve alışkanlıklar da başarıya giden yolu açar; ancak anahtar ancak kullanıldığında işe yarar, yani öğrencinin düzenli çalışması gerekir.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1'Kütüphane' anlamına gelen kelime aşağıdakilerden hangisidir?
مَكْتَبَةٌ kütüphane demektir. مَكْتَبٌ çalışma masası ya da büro, مَقْصِفٌ kantin, مُخْتَبَرٌ laboratuvar anlamına gelir.
2Aşağıdaki birinci tekil şahıs fiillerden hangisinin baş harfi doğru harekelenmiştir?
صَلَّى dört harfli olduğu için أُصَلِّي ötreyle okunur. سَلَّمَ de dört harfli olduğundan أُسَلِّمُ olmalıydı; كَتَبَ ve ذَهَبَ üç harfli olduğundan أَكْتُبُ ve أَذْهَبُ üstünle okunmalıydı.
3أَيْنَ الطَّالِبَةُ؟ sorusunun doğru cevabı aşağıdakilerden hangisidir?
Soru kız öğrenciyle ilgili olduğu için هِيَ kullanılır; bulunulan yer فِي ile verilir ve ardından gelen isim esreli okunur: هِيَ فِي الْمَكْتَبَةِ. A'da zamir eril, B'de isim ötreli, D'de ise yönelme bildiren إِلَى yanlış kullanılmıştır.
4'Akşamleyin ders çalışırım.' cümlesinin Arapça karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?
أَدْرُسُ 'ders çalışırım', مَسَاءً 'akşamleyin' demektir. صَبَاحًا sabahleyin, ظُهْرًا öğleyin, مُبَكِّرًا erken anlamındadır.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- مَسْجِدٌ kelimesi سَجَدَ kökünden türemiş bir mekân ismidir.
مَسْجِدٌ مَفْعِلٌ kalıbında 'secde edilen yer' anlamında bir mekân ismidir.
- أَذْهَبُ إِلَى الْمَدْرَسَةِ cümlesi 'O okula gider.' anlamındadır.
Baştaki أ 'ben' bildirir; cümle 'Okula giderim.' anlamındadır. 'O gider' için يَذْهَبُ kullanılır.
- فِي harf-i cerinden sonra gelen isim esreli okunur.
فِي الْمُخْتَبَرِ, فِي الْحَدِيقَةِ örneklerinde olduğu gibi harf-i cerden sonraki isim esrelidir.
- 'Pencereler büyüktür.' cümlesi النَّوَافِذُ كَبِيرٌ şeklinde kurulur.
نَوَافِذُ akılsız çoğul olduğu için sıfat tekil dişil gelir: النَّوَافِذُ كَبِيرَةٌ.
- مَسَاءً kelimesinde tenvinli üstün bulunduğu hâlde sonuna elif yazılmaz.
Hemzeyle biten kelimelerde tenvinli üstün için ayrıca elif yazılmaz; صَبَاحًا ve ظُهْرًا ise elifle yazılır.
- مَسْجِدٌ kelimesi سَجَدَ kökünden türemiş bir mekân ismidir.
6Aşağıdaki Arapça ifadeleri Türkçe karşılıklarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Okulun kantini Arapçada kelimesiyle ifade edilir.
- 'Namaz kılarım' anlamındaki fiil dört harfli olduğu için ötreyle başlar ve şeklinde okunur.
- Bir kişinin nerede olduğunu sormak için soru kelimesi kullanılır.
- Öğleyin yapılan bir işi anlatırken cümleye zarfı eklenir.
- Dişil bir isim olan الْحَدِيقَةُ geniş ise sıfatıyla nitelenir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Okulunuzla ilgili şu bilgiler veriliyor: Okulunuz büyük ve güzel; okulda bir kütüphane, bir laboratuvar ve bir mescit var; bahçe geniş. Sabah erkenden okula gidiyor, sınıfa girip öğretmene selam veriyorsunuz; öğleyin mescitte namaz kılıyor, akşamleyin ödevlerinizi yazıyorsunuz. Önce bu bilgilerle altı cümlelik Arapça bir paragraf yazınız. Ardından bir arkadaşınızın أَيْنَ الْمُدَرِّسُ؟ sorusuna 'O laboratuvarda.' cevabını Arapça olarak veriniz.
1. ipucu: 1. adım: Paragrafa مَدْرَسَتِي ile başlayın; okul dişil olduğu için كَبِيرَةٌ ve جَمِيلَةٌ sıfatlarını kullanın. Mekânları فِي مَدْرَسَتِي... yapısıyla sayın; bahçe için وَاسِعَةٌ deyin.
2. ipucu: 2. adım: Fiilleri birinci tekil şahısla ve doğru harf-i cerle kurun: أَذْهَبُ إِلَى, أَدْخُلُ الصَّفَّ, أُسَلِّمُ عَلَى, أُصَلِّي فِي, أَكْتُبُ.
3. ipucu: 3. adım: Zaman zarflarını (صَبَاحًا مُبَكِّرًا, ظُهْرًا, مَسَاءً) cümle sonuna ekleyin; soruya erkek öğretmen için هُوَ + فِي + esreli mekân ismiyle cevap verin.
Cevap: Paragraf: مَدْرَسَتِي كَبِيرَةٌ وَجَمِيلَةٌ. فِي مَدْرَسَتِي مَكْتَبَةٌ وَمُخْتَبَرٌ وَمَسْجِدٌ. حَدِيقَةُ الْمَدْرَسَةِ وَاسِعَةٌ. أَذْهَبُ إِلَى الْمَدْرَسَةِ صَبَاحًا مُبَكِّرًا. أَدْخُلُ الصَّفَّ وَأُسَلِّمُ عَلَى الْمُدَرِّسِ. أُصَلِّي فِي الْمَسْجِدِ ظُهْرًا، وَأَكْتُبُ وَاجِبَاتِي مَسَاءً. (Okulum büyük ve güzeldir. Okulumda bir kütüphane, bir laboratuvar ve bir mescit vardır. Okulun bahçesi geniştir. Sabah erkenden okula giderim. Sınıfa girer ve öğretmene selam veririm. Öğleyin mescitte namaz kılar, akşamleyin ödevlerimi yazarım.) Soru-cevap: أَيْنَ الْمُدَرِّسُ؟ → هُوَ فِي الْمُخْتَبَرِ. (O laboratuvardadır.) Kısa cevap olarak yalnızca فِي الْمُخْتَبَرِ de söylenebilir. Not: مُخْتَبَرٌ erildir ve فِي'den sonra esreli okunur; okul ve bahçe dişil olduğu için sıfatlar ة alır.
Kısaca
- Mekân adları: Okulda مَكْتَبَةٌ (kütüphane), مُخْتَبَرٌ (laboratuvar), مَسْجِدٌ (mescit), مَقْصِفٌ (kantin), حَدِيقَةٌ (bahçe) gibi mekânlar bulunur; bu kelimelerin birçoğu mef'al/mef'ale kalıbındaki mekân isimleridir.
- Birinci tekil fiiller: Fiilin başındaki أ harfi 'ben' anlamı katar; üç harfli fiillerde üstünle (أَكْتُبُ), dört harfli fiillerde ötreyle (أُسَلِّمُ, أُصَلِّي, أُحِبُّ) okunur.
- Fiil ve harf-i cer: أَذْهَبُ إِلَى, أَرْجِعُ إِلَى, أَخْرُجُ مِنْ, أُسَلِّمُ عَلَى kalıpları birlikte öğrenilir; أَدْخُلُ ise çoğunlukla doğrudan nesne alır: أَدْخُلُ الصَّفَّ.
- Yer sorma: أَيْنَ ...؟ sorusuna فِي + esreli isimle cevap verilir: أَيْنَ الْمُدَرِّسُ؟ هُوَ فِي الْمُخْتَبَرِ.
- Nitelik: كَبِيرٌ/كَبِيرَةٌ (büyük) ve وَاسِعٌ/وَاسِعَةٌ (geniş) sıfatları nitelediği isme cinsiyet ve belirlilik bakımından uyar; akılsız çoğullarda tekil dişil gelir.
- Zaman ve veciz söz: صَبَاحًا, ظُهْرًا, مَسَاءً, مُبَكِّرًا zarfları tenvinli üstünle zaman bildirir; اَلْمَدْرَسَةُ مِفْتَاحُ النَّجَاحِ sözü okulun başarıya açılan kapı olduğunu anlatır.