Ailemizi tanıdıktan sonra şimdi de ailemizle birlikte yaşadığımız sıcak yuvamızı, yani evimizi (بَيْتِي) ve öğrenim gördüğümüz sınıfımızı (صَفِّي) Arapça olarak tanıtmaya geçiyoruz. Bir evin odalarını, içindeki mobilyaları ve hangi eşyanın nerede durduğunu anlatırken Arapçada harf-i cerler, mekân zarfları ve öne geçmiş haberli isim cümleleri büyük bir kolaylık sağlar. Bu özetimizde evimizin bölümlerini, temel eşyaları ve yer bildiren cümle kalıplarını adım adım öğreneceğiz.
Evin Bölümleri (أَقْسَامُ الْبَيْتِ) ve Mobilyalar (الْأَثَاثُ)
Arapçada 'ev' kelimesi بَيْتٌ (beytun) veya مَنْزِلٌ (menzilun) sözcükleriyle ifade edilir. 'Benim evim' demek için kelimenin sonuna birinci tekil şahıs iyelik zamiri (ـي) eklenerek بَيْتِي (beytî) denir. Evin içindeki her bir odaya غُرْفَةٌ (ğurfetun - müennes) adı verilir: غُرْفَةُ الْجُلُوسِ (oturma odası), غُرْفَةُ النَّوْمِ (yatak odası), غُرْفَةُ الْأَطْفَالِ (çocuk odası) ve غُرْفَةُ الدِّرَاسَةِ (çalışma odası).
Evin diğer temel bölümleri ise الْمَطْبَخُ (mutfak - müzekker), الْحَمَّامُ (banyo - müzekker), الْمَدْخَلُ (giriş/antre - müzekker), الشُّرْفَةُ (balkon - müennes) ve الْحَدِيقَةُ (bahçe - müennes) kelimeleridir. Ayrıca evin ve okulun mimari unsurları arasında بَابٌ (kapı), نَافِذَةٌ (pencere), جِدَارٌ (duvar) ve سَقْفٌ (tavan/çatı) yer alır.
Odaların içinde bulunan başlıca eşya ve mobilyalar (الْأَثَاثُ) şunlardır: Oturma odasında أَرِيكَةٌ (koltuk/kanepe), تِلْفَازٌ (televizyon), سَجَّادَةٌ (halı), سِتَارَةٌ (perde); yatak odasında سَرِيرٌ (yatak), خِزَانَةٌ (elbise dolabı), وِسَادَةٌ (yastık), مِرْآةٌ (ayna); çalışma odasında ve sınıfta (الصَّفُّ) طَاوِلَةٌ (masa), كُرْسِيٌّ (sandalye), مَكْتَبٌ (çalışma masası/sıra), سَبُّورَةٌ (yazı tahtası), حَاسُوبٌ (bilgisayar); mutfakta ise ثَلَّاجَةٌ (buzdolabı), فُرْنٌ (fırın) ve غَسَّالَةٌ (çamaşır/bulaşık makinesi) bulunur.
Harf-i Cerler ve Mekân Zarfları (حُرُوفُ الْجَرِّ وَظُرُوفُ الْمَكَانِ)
Bir kişinin veya eşyanın nerede bulunduğunu sormak için أَيْنَ ...؟ (Eyne ...? — Nerede?) soru edatı kullanılır. Örneğin أَيْنَ الْكِتَابُ؟ (Kitap nerededir?) veya أَيْنَ غُرْفَةُ الْجُلُوسِ؟ (Oturma odası nerededir?) sorularına cevap verirken harf-i cerler ve mekân zarfları kullanılır.
En sık kullanılan yer bildiren yapılar şunlardır: فِي (içinde / -de, -da), عَلَى (üzerinde - temas hâlinde), فَوْقَ (üstünde), تَحْتَ (altında), أَمَامَ (önünde), خَلْفَ veya وَرَاءَ (arkasında), بِجَانِبِ (yanında), قَرِيبٌ مِنْ (...-e yakın) ve بَعِيدٌ عَنْ (...-den uzak).
Arapça dil bilgisinde harf-i cerlerden ve mekân zarflarından hemen sonra gelen isim mecrur olur, yani son harekesi kesra (-i) olarak okunur. Örneğin الْمَطْبَخُ (mutfak) kelimesinin başına فِي geldiğinde فِي الْمَطْبَخِ (fi'l-matbahi — mutfakta) şeklinde; الطَّاوِلَةُ (masa) kelimesinin başına عَلَى veya تَحْتَ geldiğinde عَلَى الطَّاوِلَةِ (masanın üzerinde) ve تَحْتَ الطَّاوِلَةِ (masanın altında) şeklinde harekelenir.
Şibih Cümleli Haberî İsim Cümleleri ve Sahiplik Kalıpları
Arapçada isimle başlayan cümlelere isim cümlesi (الْجُمْلَةُ الِاسْمِيَّةُ) denir ve bu cümleler mübteda (özne) ile haber (yüklem) olmak üzere iki temel ögeden oluşur. Eğer cümle belirli (ال takılı) bir isimle başlıyorsa, önce eşyanın adı sonra yeri söylenir: السَّرِيرُ فِي غُرْفَةِ النَّوْمِ (Yatak, yatak odasındadır) cümlesinde السَّرِيرُ mübteda, فِي غُرْفَةِ النَّوْمِ ise şibih cümle (yer tamlayıcısı) biçimindeki haberdir.
Bir mekânda belirsiz (nekre) bir nesnenin varlığını ('Evde bir bahçe vardır', 'Sınıfta bir tahta vardır' gibi) anlatmak istediğimizde ise şibih cümle olan haber cümlenin başına geçer (mukaddem haber), belirsiz özne ise sona kalır (muahhar mübteda): فِي الْبَيْتِ حَدِيقَةٌ (Evde bir bahçe vardır), فِي الصَّفِّ سَبُّورَةٌ (Sınıfta bir yazı tahtası vardır), عَلَى الطَّاوِلَةِ كِتَابٌ وَقَلَمٌ (Masanın üzerinde bir kitap ve bir kalem vardır).
Ayrıca bir kimsenin sahip olduğu oda veya eşyayı sormak için هَلْ عِنْدَكَ / عِنْدَكِ ...؟ (Senin ...-n var mı?) kalıbı kullanılır. Olumlu cevapta نَعَمْ، عِنْدِي غُرْفَةٌ خَاصَّةٌ (Evet, kendime ait bir odam var), olumsuz cevapta ise لَا، مَا عِنْدِي حَاسُوبٌ (Hayır, bilgisayarım yok) denir. Eşyaların rengini sormak için de مَا لَوْنُ الْأَرِيكَةِ؟ (Koltuğun rengi nedir?) sorusu yöneltilir.
Örnekler
Örnek 1Aşağıdaki Arapça ev bölümlerinin Türkçe karşılıklarını yazınız: «غُرْفَةُ الْجُلُوسِ — غُرْفَةُ النَّوْمِ — الْمَطْبَخُ — الْحَمَّامُ — الْحَدِيقَةُ — الشُّرْفَةُ»
Cevabı göster
غُرْفَةُ الْجُلُوسِ: Oturma odası, غُرْفَةُ النَّوْمِ: Yatak odası, الْمَطْبَخُ: Mutfak, الْحَمَّامُ: Banyo, الْحَدِيقَةُ: Bahçe, الشُّرْفَةُ: Balkon.
Örnek 2«أَيْنَ الثَّلَّاجَةُ وَالْفُرْنُ؟» (Buzdolabı ve fırın nerededir?) sorusuna «الْمَطْبَخُ» kelimesini kullanarak tam bir Arapça cümleyle cevap veriniz.
Cevabı göster
«الثَّلَّاجَةُ وَالْفُرْنُ فِي الْمَطْبَخِ.» (Buzdolabı ve fırın mutfaktadır.) — 'فِي' harf-i cerinden dolayı 'الْمَطْبَخِ' kelimesinin sonu kesralı okunur.
Örnek 3«التِّلْفَازُ فِي غُرْفَةِ الْجُلُوسِ.» cümlesi ile «فِي غُرْفَةِ الْجُلُوسِ تِلْفَازٌ.» cümlesi arasındaki yapı ve anlam farkını açıklayınız.
Cevabı göster
Birinci cümle belirli bir mübteda (التِّلْفَازُ) ile başlamıştır ve 'Televizyon oturma odasındadır.' anlamına gelir. İkinci cümlede ise yer bildiren haber (فِي غُرْفَةِ الْجُلُوسِ) başa geçmiş, belirsiz mübteda (تِلْفَازٌ) sona kalmıştır; anlamı 'Oturma odasında bir televizyon vardır.' şeklindedir.
Örnek 4«الْحَقِيبَةُ تَحْتَ الطَّاوِلَةِ وَالْكِتَابُ فَوْقَ الْمَكْتَبِ.» cümlesini Türkçeye çeviriniz ve cümledeki mekân zarflarını gösteriniz.
Cevabı göster
Çevirisi: 'Çanta masanın altındadır ve kitap çalışma masasının (sıranın) üstündedir.' Cümledeki mekân zarfları 'تَحْتَ' (altında) ve 'فَوْقَ' (üstünde) kelimeleridir.
Örnek 5«هَلْ عِنْدَكَ غُرْفَةٌ خَاصَّةٌ فِي الْبَيْتِ؟» sorusunun anlamını yazarak bu soruya olumlu bir Arapça cevap veriniz.
Cevabı göster
Sorunun anlamı: 'Evde kendine ait (özel) bir odan var mı?' Olumlu cevabı: «نَعَمْ، عِنْدِي غُرْفَةٌ خَاصَّةٌ فِي الْبَيْتِ.» (Evet, evde kendime ait bir odam var.)
Örnek 6Aşağıdaki eşyaların evin hangi bölümünde bulunduğunu Arapça olarak eşleştiriniz: «السَّرِيرُ وَالْخِزَانَةُ» — «الْأَرِيكَةُ وَالتِّلْفَازُ» — «الْمِغْسَلَةُ وَالصَّابُونُ»
Cevabı göster
السَّرِيرُ وَالْخِزَانَةُ (Yatak ve dolap) → فِي غُرْفَةِ النَّوْمِ (yatak odasında); الْأَرِيكَةُ وَالتِّلْفَازُ (Koltuk ve televizyon) → فِي غُرْفَةِ الْجُلُوسِ (oturma odasında); الْمِغْسَلَةُ وَالصَّابُونُ (Lavabo ve sabun) → فِي الْحَمَّامِ (banyoda).
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1«أَيْنَ السَّرِيرُ وَالْخِزَانَةُ؟» (Yatak ve elbise dolabı nerededir?) sorusuna verilebilecek en uygun cevap aşağıdakilerden hangisidir?
سَرِيرٌ (yatak) ve خِزَانَةٌ (elbise dolabı) yatak odasında (فِي غُرْفَةِ النَّوْمِ) bulunan temel mobilyalardır.
2«Oturma odasında büyük bir koltuk ve güzel bir halı vardır.» cümlesinin Arapça doğru karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?
غُرْفَةُ الْجُلُوسِ oturma odası, أَرِيكَةٌ كَبِيرَةٌ büyük bir koltuk, سَجَّادَةٌ جَمِيلَةٌ ise güzel bir halı demektir.
3«الْحَدِيقَةُ أَمَامَ الْبَيْتِ.» cümlesindeki altı çizili «أَمَامَ» zarfının zıt anlamlısı aşağıdakilerden hangisidir?
«أَمَامَ» 'önünde' demektir; zıt anlamlısı 'arkasında' anlamına gelen «خَلْفَ» (veya وَرَاءَ) zarfıdır.
4«بَيْتِي قَرِيبٌ ___ الْمَدْرَسَةِ وَبَعِيدٌ ___ السُّوقِ.» cümlesindeki boşluklara gelmesi gereken doğru harf-i cer ikilisi aşağıdakilerden hangisidir?
Arapçada قَرِيبٌ (yakın) kelimesi مِنْ ile, بَعِيدٌ (uzak) kelimesi ise عَنْ harf-i ceriyle kullanılır.
5
- Arapçada «الْمَطْبَخُ» kelimesi 'mutfak', «الثَّلَّاجَةُ» kelimesi ise 'buzdolabı' anlamına gelir.
الْمَطْبَخُ mutfak, الثَّلَّاجَةُ ise mutfakta bulunan buzdolabıdır.
- «فِي» ve «عَلَى» gibi harf-i cerlerden sonra gelen ismin son harekesi ötre (damme) olarak okunur.
Harf-i cerlerden ve mekân zarflarından sonra gelen isim mecrur olur ve son harekesi kesra (-i) ile okunur.
- «فِي الصَّفِّ سَبُّورَةٌ.» cümlesinde haber başa geçmiş olup cümlenin anlamı 'Sınıfta bir yazı tahtası vardır.' şeklindedir.
Şibih cümle (فِي الصَّفِّ) başa geçtiğinde '...-de ... vardır' anlamı verir.
- «تَحْتَ» mekân zarfı 'üzerinde/üstünde' anlamına gelirken, «فَوْقَ» zarfı 'altında' anlamına gelir.
Tam tersine; تَحْتَ 'altında', فَوْقَ ise 'üstünde' demektir.
- «هَلْ عِنْدَكَ حَاسُوبٌ؟» sorusu karşımızdaki erkek muhataba 'Senin bilgisayarın var mı?' diye sormak için kullanılır.
عِنْدَكَ erkek muhatap için 'senin var', حَاسُوبٌ ise 'bilgisayar' demektir.
- Arapçada «الْمَطْبَخُ» kelimesi 'mutfak', «الثَّلَّاجَةُ» kelimesi ise 'buzdolabı' anlamına gelir.
6
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7
- Ailenin bir araya gelip sohbet ettiği ve televizyon (تِلْفَازٌ) izlediği odaya Arapçada denir.
- Yemeklerin pişirildiği, buzdolabı (ثَلَّاجَةٌ) ve fırının (فُرْنٌ) bulunduğu bölüme adı verilir.
- Bir eşyanın veya odanın nerede olduğunu sormak için cümlenin başında soru edatı kullanılır.
- Çantanın masanın altında olduğunu belirtirken cümlede 'altında' anlamını veren mekân zarfı kelimesidir.
- Oturma odasının zeminine serilen 'halı' kelimesinin Arapça karşılığı sözcüğüdür.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Arapça bir diyalogda arkadaşınıza evinizi tanıtırken; birinci olarak evinizin büyük ve bahçeli olduğunu, ikinci olarak evde dört oda ve bir mutfak bulunduğunu, üçüncü olarak oturma odasında koltuk ve televizyon olduğunu Arapça cümlelerle nasıl ifade edeceğinizi Türkçe anlamlarıyla birlikte yazınız.
1. ipucu: Birinci cümlede 'بَيْتِي' (evim) mübtedasını 'كَبِيرٌ' (büyük) sıfatıyla ve 'أَمَامَ الْبَيْتِ حَدِيقَةٌ' (evin önünde bahçe vardır) yapısıyla kurunuz.
2. ipucu: İkinci cümlede 'فِي بَيْتِي...' (Evimde ... vardır) mukaddem haber kalıbını kullanınız.
3. ipucu: Üçüncü cümlede 'فِي غُرْفَةِ الْجُلُوسِ أَرِيكَةٌ وَتِلْفَازٌ' şibih cümle yapısını oluşturunuz.
Cevap: Birinci cümle: «هٰذَا بَيْتِي. بَيْتِي كَبِيرٌ وَجَمِيلٌ، وَأَمَامَ الْبَيْتِ حَدِيقَةٌ وَاسِعَةٌ.» (Bu benim evimdir. Evim büyük ve güzeldir, evin önünde geniş bir bahçe vardır.) İkinci cümle: «فِي بَيْتِي أَرْبَعُ غُرَفٍ وَمَطْبَخٌ وَحَمَّامٌ.» (Evimde dört oda, bir mutfak ve bir banyo vardır.) Üçüncü cümle: «فِي غُرْفَةِ الْجُلُوسِ أَرِيكَةٌ مُرِيحَةٌ وَتِلْفَازٌ وَسَجَّادَةٌ.» (Oturma odasında rahat bir koltuk, bir televizyon ve bir halı vardır.)
Kısaca
- Evin Bölümleri: Arapçada ev بَيْتٌ (veya مَنْزِلٌ), oda ise غُرْفَةٌ demektir; غُرْفَةُ الْجُلُوسِ (oturma odası), غُرْفَةُ النَّوْمِ (yatak odası), الْمَطْبَخُ (mutfak), الْحَمَّامُ (banyo), الْحَدِيقَةُ (bahçe) ve الشُّرْفَةُ (balkon) evin temel kısımlarıdır.
- Ev ve Sınıf Eşyaları: أَرِيكَةٌ (koltuk), سَرِيرٌ (yatak), خِزَانَةٌ (dolap), طَاوِلَةٌ (masa), كُرْسِيٌّ (sandalye), سَجَّادَةٌ (halı), ثَلَّاجَةٌ (buzdolabı), تِلْفَازٌ (televizyon) ve سَبُّورَةٌ (yazı tahtası) başlıca eşyalardır.
- Harf-i Cerler ve Mekân Zarfları: أَيْنَ؟ (Nerede?) sorusuna فِي (içinde), عَلَى / فَوْقَ (üstünde), تَحْتَ (altında), أَمَامَ (önünde), خَلْفَ (arkasında) ve بِجَانِبِ (yanında) ile cevap verilir; bu kelimelerden sonra gelen isim kesralı (-i) okunur.
- Şibih Cümleli Haber (Vardır Kalıbı): Yer bildiren ifade cümlenin başına geçtiğinde (فِي الْبَيْتِ حَدِيقَةٌ — Evde bir bahçe vardır) mukaddem haber olur ve belirsiz özne (muahhar mübteda) cümlenin sonuna gelir.
- Sahiplik ve Yakınlık İfadeleri: Sahiplik عِنْدِي / عِنْدَكَ (benim var / senin var) kalıbıyla; yakınlık ve uzaklık ise قَرِيبٌ مِنْ (...-e yakın) ve بَعِيدٌ عَنْ (...-den uzak) ifadeleriyle anlatılır.