İçeriğe geç

9. sınıf · Tarih · 3. hafta (28 Eylül - 2 Ekim 2026)

Tarihin Doğası: Tarih Kavramı, Konusu ve Tarihsel Bilginin Özellikleri

1. ÜNİTE: GEÇMİŞİN İNŞA SÜRECİNDE TARİH teması · Konu özeti

Etkinlikler
Bu hafta

Geçmişte yaşanan her şey kendiliğinden 'tarih' olmaz; geçmişin izleri ancak bir tarihçinin soruları, araştırma yöntemi ve kullandığı kanıtlarla anlamlı bir tarihsel bilgiye dönüşür. Bu haftaki dersimizde tarih (historia) kavramının kökenini ve tanımını, Herodot, İbn Haldun, Ranke, Marc Bloch, E. H. Carr ve Halil İnalcık gibi önemli düşünürlerin tarih anlayışlarını, tarihin konusunu, tarihsel olay (vaka) ile tarihsel olgu (vakıa) ayrımını ve tarihsel bilginin fen bilimlerinden ayrılan özgün doğasını (belgelere dayanma, değişebilirlik, dönemin şartlarına göre değerlendirme ve anakronizmden kaçınma) inceleyeceğiz.

1. Tarih Kavramının Kökeni ve Kapsamlı Tanımı

Batı dillerinde tarih karşılığında kullanılan “history / historia” kelimesi, Yunanca “araştırmak, soruşturarak öğrenmek, incelemek ve bildirmek” anlamlarına gelen “istoria” kökünden türemiştir. Türkçede kullandığımız “tarih” kelimesi ise Arapça “erh / te’rih” (aya göre zamanı belirleme, bir olayın vaktini kaydetme ve kronoloji) kökünden gelir.

Kapsamlı bilimsel tanımıyla tarih; insan topluluklarının geçmişteki yaşayışlarını, siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve dinî faaliyetlerini, birbirleriyle olan etkileşimlerini; 1) Yer ve zaman belirterek, 2) Neden-sonuç ilişkisi kurarak, 3) Kaynak ve belgelere dayanarak ve 4) Nesnel (tarafsız) bir yaklaşımla inceleyen beşerî ve sosyal bir bilim dalıdır.

Günlük dilde ve tarih yazımında “geçmiş” ile “tarih” kavramları birbirinden farklıdır: Geçmiş, dün ve daha önce yaşanıp bitmiş olayların tamamıdır; tarih ise bu geçmişin geriye bıraktığı izlerin (belge ve kalıntıların) tarihçi tarafından bilimsel yöntemlerle incelenerek yeniden inşa edilmesidir.

TARİH (HİSTORİA) TANIMININ TEMEL ÖGELERİ 1. İNSAN TOPLULUKLARI Merkezde insan ve toplumların ortaya koyduğu faaliyetler vardır 2. YER VE ZAMAN Olayın gerçekleştiği coğrafya ve kronolojik dönem belirtilir 3. NEDEN-SONUÇ İLİŞKİSİ Olaylar arasındaki sebep ve sonuç bağları kurulur 4. KAYNAK VE BELGELERE DAYANMA Geçmişten kalan yazılı, sözlü, görsel ve arkeolojik kanıtlara (belgelere) dayanır. 5. NESNELLİK (OBJEKTİFLİK) Olaylar kendi döneminin şartları içinde, tarafsız ve anakronizme düşmeden ele alınır.

2. Farklı Düşünür ve Tarihçilerin Gözünden Tarihin Doğası

Tarih biliminin doğası, çağlar boyunca farklı tarihçiler tarafından değişik boyutlarıyla tanımlanmıştır. İlk Çağ’da “Tarihin Babası” unvanıyla anılan Yunan tarihçi Herodot (MÖ 484–425), Historia adlı eserinde tarihi; “insanların yaptıklarının zamanla unutulmaması ve büyük başarıların iz bırakmadan kaybolmaması için yapılan araştırma” olarak tanımlamış, ancak eserinde efsanelere de yer verdiği için hikâyeci (nakilci) tarih anlayışının temsilcisi olmuştur.

14. yüzyılda yaşayan büyük İslam düşünürü İbn Haldun (1332–1406), ünlü eseri Mukaddime’de tarihin yalnızca görünürde savaş ve hanedan haberlerini aktarmak olmadığını; asıl amacının “gerçeği araştırmak, insan toplumlarının doğasını ve olayların derin sebeplerini bulup ortaya koymak” olduğunu belirterek araştırmacı (neden-nasılcı) tarihçiliğin ve sosyolojinin öncüsü olmuştur. Osmanlı tarihçisi Ahmet Cevdet Paşa da tarihi, geçmiş olayların sebeplerini inceleyerek toplumların geleceğine ışık tutan bir bilim olarak değerlendirmiştir.

19. yüzyılda modern bilimsel tarihçiliğin kurucusu Alman tarihçi Leopold von Ranke, “Belge yoksa tarih de yoktur.” ilkesini savunmuş ve tarihçinin görevinin arşiv belgelerine dayanarak geçmişi “aslında nasıl olduysa öyle” aktarmak olduğunu vurgulamıştır. 20. yüzyılda Annales Okulunun kurucularından Marc Bloch tarihi yalnızca siyasi olaylar değil “zaman içinde insanların ilmi” olarak tanımlamış; İngiliz tarihçi Edward Hallett Carr ise “Tarih, tarihçi ile olgular arasında kesintisiz bir karşılıklı etkileşim süreci, bugün ile geçmiş arasında bitmeyen bir diyalogdur.” demiştir. “Şeyhü’l-Müverrihin (Tarihçilerin Kutbu)” unvanlı Türk tarihçi Halil İnalcık ise gerçekçi bir tarih için kaynaklara gitmek ve kaynakları sıkı bir eleştiriden (tenkitten) geçirmek gerektiğini vurgulamıştır.

DÜŞÜNÜR VE TARİHÇİLERİN TARİH BİLİMİNE BAKIŞI HERODOT (MÖ 5. YY) "Tarihin Babası"; insanların yaptıklarını zamanla unutulmasın diye araştırıp kaydetme İBN HALDUN (1332–1406) Mukaddime yazarı; gerçeği araştırmak ve olayların sebeplerini derinlemesine bulmak LEOPOLD VON RANKE Modern tarihçilik; "Belge yoksa tarih de yoktur", geçmişi olduğu gibi (aslına uygun) aktarma MARC BLOCH (1886–1944) Annales Okulu; "Tarih, zaman içindeki insanların ilmidir." (Sosyal ve ekonomik tarih) E. H. CARR (1892–1982) "Tarihçi ile olgular arasında kesintisiz etkileşim, bugün ile geçmiş arasında bitmeyen diyalog" HALİL İNALCIK (1916–2016) "Şeyhü'l-Müverrihin"; arşiv belgelerinin sıkı tenkidiyle gerçekçi tarih yazımı

3. Tarihin Konusu: İnsan Faaliyetleri ve Doğa Olaylarıyla İlişkisi

Tarih biliminin merkezinde insan vardır. İnsanın ve insan topluluklarının zaman içinde meydana getirdiği her türlü siyasi, askerî, sosyal, ekonomik, kültürel, dinî, bilimsel ve mimari faaliyet doğrudan tarihin konusunu oluşturur.

Örneğin devletlerin kurulması ve yıkılması, Cumhuriyet’in ilanı (siyasi); Malazgirt Savaşı (askerî); Kavimler Göçü ve kentleşme (sosyal); tarıma geçiş, İpek Yolu ticareti ve Sanayi İnkılabı (ekonomik); yazının ve matbaanın icadı (kültürel/bilimsel); İslamiyet’in yayılışı (dinî) ve Süleymaniye Camii’nin inşası (mimari) tarihin inceleme alanındadır.

Buna karşılık insan iradesi dışında gerçekleşen doğa olayları (depremlerin oluş mekanizması, volkanik patlamalar, mevsimlerin oluşumu, Güneş tutulması) doğrudan tarihin konusu değil, doğa ve fen bilimlerinin konusudur. Ancak bir doğa olayı insan topluluklarını etkileyerek toplumsal sonuçlar doğurduğunda (örneğin Orta Asya’daki şiddetli kuraklığın Türk göçlerine neden olması, Vezüv Yanardağı’nın Pompeii kentini yok etmesi veya veba salgınının Avrupa nüfusunu ve ekonomisini sarsması) tarihin konusu hâline gelir.

TARİHİN KONUSU: İNSAN FAALİYETLERİ VS. DOĞA OLAYLARI TARİHİN KONUSU İÇİNDEDİR (İNSAN ETKİSİ) • Siyasi ve Askerî: Cumhuriyetin ilanı, Malazgirt Savaşı • Sosyal: Kavimler Göçü, kentleşme hareketleri • Ekonomik: Sanayi İnkılabı, İpek Yolu ticareti • Kültürel ve Bilimsel: Yazının ve matbaanın icadı • Dinî ve Mimari: İslamiyet'in yayılışı, Süleymaniye Camii • Doğa olaylarının topluma etkisi (kuraklık sonucu göç) DOĞRUDAN TARİHİN KONUSU DEĞİLDİR • Fiziki oluşum olarak depremler ve volkanik patlamalar • Güneş ve Ay tutulmalarının astronomik mekanizması • Mevsimlerin oluşumu ve yağış rejimleri Önemli Kural: Doğa olaylarının kendisi fen/coğrafya konusudur; ancak insan toplumlarını etkilediği ölçüde tarihe konu olur.

4. Tarihsel Olay (Vaka) ve Tarihsel Olgu (Vakıa) Ayrımı

Tarihsel süreçte meydana gelen gelişmeler niteliklerine göre olay (vaka) ve olgu (vakıa) olmak üzere iki kavramla ifade edilir. Tarihsel olay (vaka); başlangıç ve bitiş tarihi belli olan, belirli bir coğrafyada ve kısa bir zaman diliminde gerçekleşen, somut, özel ve biricik (tekrarlanamaz) gelişmelerdir.

Tarihsel olgu (vakıa) ise aynı türdeki birçok tarihsel olayın sonucunda ortaya çıkan, başlangıç ve bitiş günü kesin çizgilerle sınırlandırılamayan, uzun süreli, soyut, genel ve süreklilik gösteren tarihsel süreçlerdir.

Örneğin 26 Ağustos 1071 Malazgirt Savaşı yeri, zamanı ve tarafları belli olan somut bir tarihsel olaydır; bu savaşın ardından yüzyıllar boyunca devam eden Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması süreci ise bir tarihsel olgudur. Benzer şekilde 1789 Fransız İhtilali bir olay iken milliyetçilik ve demokrasi düşüncesinin dünyaya yayılması bir olgudur; 3 Kasım 1839 Tanzimat Fermanı’nın ilanı bir olay iken Osmanlı Devleti’nin demokratikleşmesi ve batılılaşması bir olgudur.

TARİHSEL OLAY (VAKA) VE TARİHSEL OLGU (VAKIA) KARŞILAŞTIRMASI TARİHSEL OLAY (VAKA) • Başlangıç ve bitiş tarihi bellidir; kısa sürelidir. • Somuttur; yeri ve kahramanları bellidir. • Biriciktir (özgündür), aynen tekrarlanamaz. Örnekler: • 1071 Malazgirt Savaşı, 1453 İstanbul'un Fethi, • 1789 Fransız İhtilali, 1923 Lozan Antlaşması TARİHSEL OLGU (VAKIA) • Uzun bir zamana yayılır; süreklilik gösterir. • Soyut ve geneldir; kesin bitiş günü yoktur. • Tarihsel olayların sonucunda ortaya çıkan süreçtir. Örnekler: • Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşması, • Milliyetçilik akımının yayılması, Türkiye'nin çağdaşlaşması

5. Tarihsel Bilginin Özellikleri ve Fen Bilimlerinden Farkı

Fizik, kimya ve biyoloji gibi fen (doğa) bilimlerinde incelenen olaylar günümüzde de devam ettiği için laboratuvar ortamında deney ve doğrudan gözlem yapılabilir; aynı koşullar sağlandığında her zaman aynı sonucu veren kesin doğa yasalarına ulaşılabilir.

Oysa tarih biliminde incelenen olaylar geçmişte yaşanıp bittiği ve biricik (tekrarlanamaz) olduğu için tarihte deney ve gözlem yöntemi kullanılamaz; tarih biliminin fen bilimlerindeki gibi değişmez evrensel yasaları yoktur.

Tarihçi, deney yapamadığı için geçmişten günümüze ulaşan belgelere, kalıntılara ve kaynaklara başvurarak kanıt toplar. Tarihsel bilgi dinamik ve değişebilir bir yapıya sahiptir: Arkeolojik kazılarla veya arşiv araştırmalarıyla yeni bilgi ve belgeler ortaya çıktıkça mevcut tarihsel bilgiler tamamlanabilir, güncellenebilir veya tamamen değişebilir (örneğin Şanlıurfa Göbeklitepe kazılarının insanlık ve inanç tarihine ilişkin eski bilgileri değiştirmesi ya da Orhun Abideleri’nin okunmasıyla Türk tarihinin aydınlanması).

TARİH BİLİMİNİN FEN BİLİMLERİNDEN FARKI VE DOĞASI FEN VE DOĞA BİLİMLERİ (FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ) • İncelenen doğa olayı laboratuvarda tekrarlanabilir; DENEY ve GÖZLEM yapılır. • Aynı şartlar sağlandığında her zaman aynı sonucu veren evrensel YASALARA ulaşılır. • Örnek: Deniz seviyesinde suyun 100 °C'de kaynaması TARİH BİLİMİ (BEŞERÎ VE SOSYAL BİLİM) • Geçmişteki olay tekrar yaşanamayacağı için DENEY ve GÖZLEM YAPILAMAZ. • Kanıt olarak geçmişten kalan BELGE ve KAYNAKLAR incelenir; kesin yasaları yoktur. • Yeni belgeler bulundukça tarihsel bilgi güncellenir.

6. Dönemin Şartlarına Göre Değerlendirme ve Anakronizm

Tarihsel araştırmalarda nesnelliği (objektifliği) sağlamanın en temel kuralı, geçmişte yaşanmış bir olayı olayın gerçekleştiği dönemin siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve teknolojik şartlarını dikkate alarak değerlendirmektir. Geçmişte yaşamış insanların kararlarını ve davranışlarını, kendi çağlarının bilgi düzeyi ve değer yargıları çerçevesinde anlamaya çalışmaya tarihsel empati denir.

Geçmişteki bir olayı, kişiyi veya kurumu yaşadığı dönemin koşullarını göz ardı ederek günümüzün değer yargıları, kavramları ve bakış açısıyla yargılamaya ya da farklı tarihsel dönemlere ait olay, kişi ve nesneleri birbiriyle karıştırmaya anakronizm (zaman yanılgısı) adı verilir.

Örneğin “İlk Çağ’daki hükümdarlar neden halk oylaması ve genel seçim yapmadı?” diye eleştirmek veya “Orta Çağ orduları neden telsizle haberleşmedi?” diye sormak birer anakronizmdir. İyi bir tarih okuyucusu ve araştırmacısı, anakronizme düşmeden kaynakları kendi tarihsel bağlamı içinde yorumlar.

Kavram / ÖzellikTarih Bilimindeki Karşılığı ve AnlamıSomut Tarihsel Örnek
Tarihsel Olay (Vaka)Kısa süreli, somut, başlangıç-bitişi belli, biricik gelişme1071 Malazgirt Savaşı, 1789 Fransız İhtilali
Tarihsel Olgu (Vakıa)Olayların sonucunda oluşan uzun süreli, soyut ve genel süreçAnadolu'nun Türkleşmesi, Milliyetçiliğin yayılması
Kanıt / YöntemDeney ve gözlem yapılamaz; kaynak ve belgelere dayanırKadeş Antlaşması tableti, Orhun Yazıtları, arşiv belgeleri
DeğişebilirlikYeni bulunan belge ve buluntularla bilginin güncellenmesiGöbeklitepe kazılarının yerleşik yaşam ve inanç tarihini değiştirmesi
Tarihsel EmpatiOlayı gerçekleştiği dönemin şartları ve anlayışıyla değerlendirmeİstanbul'un fethinde gemilerin karadan yürütülmesini 15. yy şartlarıyla anlamak
AnakronizmGeçmişi bugünün kavram ve değerleriyle yargılama (zaman yanılgısı)İlk Çağ devletlerini günümüz insan hakları sözleşmeleriyle yargılamak
TARİHSEL DEĞERLENDİRME İLKELERİ: TARİHSEL EMPATİ VE ANAKRONİZM DOĞRU YAKLAŞIM: DÖNEMİN ŞARTLARI • Tarihsel bir olay, gerçekleştiği dönemin siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel şartları göz önünde bulundurularak değerlendirilir. • Tarihsel Empati: Geçmişteki insanların kararlarını o günün değer yargıları ve imkânları çerçevesinde anlamaktır. HATALI YAKLAŞIM: ANAKRONİZM (ZAMAN YANILGISI) • Geçmişteki bir olayı günümüzün değer yargıları, kavramları veya teknolojisiyle yargılamak ya da farklı çağlara ait unsurları birbirine karıştırmaktır. • Anakronizm Örneği: "Mete Han neden savaşta barutlu top kullanmadı?" veya İlk Çağ devletlerini bugünkü anayasalarla yargılamak.

Örnekler

  1. Örnek 1İngiliz tarihçi Edward Hallett Carr’ın 'Tarih, tarihçi ile olgular arasında kesintisiz bir karşılıklı etkileşim süreci, bugün ile geçmiş arasında bitmeyen bir diyalogdur.' sözü tarihin doğası hakkında ne anlatmaktadır?

    Cevabı göster

    Bu söz, tarihin sadece geçmişte olup bitmiş kuru olayların listesi olmadığını; bugünün dünyasında yaşayan tarihçinin sorduğu sorularla geçmişten kalan kanıtları (olguları) inceleyip yorumlaması sonucunda tarihsel bilginin sürekli yeniden inşa edildiğini ve günümüzle geçmiş arasında canlı bir bağ kurduğunu anlatmaktadır.

  2. Örnek 2'Orta Asya'da yaşanan şiddetli kuraklık' ile 'Kuraklık sonucunda Türk boylarının ana yurtlarından göç ederek Kavimler Göçü'nü başlatması' ifadelerinden hangisi tarih biliminin doğrudan konusudur? Neden?

    Cevabı göster

    Kuraklığın kendisi bir doğa ve iklim olayı olduğu için doğrudan coğrafya/meteoroloji biliminin konusudur. Ancak kuraklık sonucunda Türk boylarının göç etmesi ve Kavimler Göçü'nün başlaması insan topluluklarının siyasi ve sosyal faaliyetlerini kapsadığı için doğrudan tarih biliminin konusudur.

  3. Örnek 3'29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesi' ve 'Türkiye'nin çağdaşlaşması ve demokratikleşmesi' ifadelerini tarihsel olay ve tarihsel olgu kavramlarıyla eşleştirerek açıklayınız.

    Cevabı göster

    '29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesi' yeri ve tarihi belli, kısa süreli ve somut bir gelişme olduğu için 'tarihsel olay'dır. 'Türkiye'nin çağdaşlaşması ve demokratikleşmesi' ise Cumhuriyet'in ilanıyla hız kazanan, uzun yıllara yayılan, soyut ve süreklilik gösteren bir süreç olduğu için 'tarihsel olgu'dur.

  4. Örnek 4Tarih biliminin araştırma yöntemi fen bilimlerinden (fizik, kimya, biyoloji) hangi temel yönleriyle ayrılır?

    Cevabı göster

    Fen bilimlerinde incelenen doğa olayları tekrarlanabilir olduğu için laboratuvarda deney ve gözlem yapılabilir ve kesin doğa yasalarına ulaşılır. Tarih biliminde ise geçmişteki olaylar biriciktir ve tekrar yaşanamaz; bu nedenle tarihte deney ve gözlem yapılamaz, kesin yasalar yoktur ve araştırmalar geçmişten kalan kaynak/belgelere dayanarak yürütülür.

  5. Örnek 5Anakronizm nedir? Tarih araştırmalarında anakronizme düşmemek için nasıl bir yaklaşım benimsenmelidir?

    Cevabı göster

    Anakronizm (zaman yanılgısı), geçmişte yaşanmış bir olayı veya kişiyi kendi döneminin şartlarını dikkate almadan günümüzün kavramları, teknolojisi veya değer yargılarıyla değerlendirme hatasıdır. Anakronizme düşmemek için olaylar mutlaka gerçekleştiği dönemin siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel şartları içinde (tarihsel empatiyle) ele alınmalıdır.

Etkinlikler

Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.

  1. 1Aşağıdakilerden hangisi başlangıç ve bitiş tarihi kesin olmayan, uzun bir zaman dilimine yayılan, soyut ve süreklilik gösteren bir 'tarihsel olgu (vakıa)' örneğidir?

  2. 2Tarihsel bilginin doğası ve özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

  3. 3Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.

    • Mukaddime adlı eseriyle tanınan İbn Haldun, tarihin sadece olayları nakletmek olmadığını, olayların derin sebeplerini ve toplumsal doğasını araştırmak olduğunu vurgulamıştır.
  4. 4Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.

    • Tarih biliminde bir kez ulaşılan bilgiler mutlak doğrudur ve yeni belgeler bulunsa bile hiçbir zaman değişmez.
  5. 5Aşağıdaki kavram ve düşünürleri ilgili oldukları açıklamalarla eşleştiriniz.

    Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.

  6. 6Cümlelerdeki boşlukları uygun kelimelerle tamamlayınız.

    1. Geçmişte yaşanmış bir olayı kendi döneminin şartlarını göz ardı ederek bugünün kavram ve değer yargılarıyla değerlendirme hatasına (zaman yanılgısı) denir.
  7. 7Cümlelerdeki boşlukları uygun kelimelerle tamamlayınız.

    1. Tarih biliminde deney ve gözlem yapılamadığı için geçmişin aydınlatılmasında geçmişten kalan izlere yani (kaynaklara) dayanılır.
  8. 8Tarihin doğasını; 1) Tarihin tanımı ve konusu, 2) Olay ve olgu ayrımı, 3) Tarihsel bilginin fen bilimlerinden farkı ve değerlendirme ilkeleri olmak üzere üç adımda özetleyiniz.

Kısaca

  • Tarih; insan topluluklarının geçmişteki siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel faaliyetlerini, birbirleriyle ilişkilerini; yer ve zaman göstererek, neden-sonuç ilişkisi içinde, belgelere (kaynaklara) dayalı ve nesnel (objektif) bir biçimde inceleyen sosyal bilimdir.
  • Herodot tarihi insanların yaptıklarının unutulmaması için araştırılması; İbn Haldun olayların derin sebeplerinin incelenmesi; Ranke geçmişin belgelere dayanarak olduğu gibi aktarılması; Marc Bloch 'zaman içinde insanların ilmi'; E. H. Carr ise 'bugün ile geçmiş arasında bitmeyen bir diyalog' olarak tanımlamıştır.
  • Tarihin konusu insan ve insan topluluklarının faaliyetleridir. Doğa olayları (deprem, kuraklık, salgın) kendi başlarına fen/coğrafya biliminin konusudur; ancak insan topluluklarını etkiledikleri ölçüde (göç, kıtlık, yıkım) tarihin konusu içine girer.
  • Tarihsel olay (vaka) başlangıç ve bitişi belli, kısa süreli, somut ve biricik gelişmelerdir (Malazgirt Savaşı, İstanbul'un Fethi); tarihsel olgu (vakıa) ise olayların sonucunda oluşan, uzun süreli, soyut ve genel süreçlerdir (Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşması).
  • Tarih biliminde geçmiş tekrar yaşanamayacağı için fen bilimlerindeki gibi deney ve gözlem yapılamaz; bunun yerine kaynak ve belgelere başvurulur. Yeni belgeler bulundukça mevcut tarihsel bilgiler değişebilir ve güncellenebilir.
  • Tarihsel olaylar değerlendirilirken olayın geçtiği dönemin şartları dikkate alınmalı (tarihsel empati); geçmişi bugünün kavram ve değer yargılarıyla yargılama hatası olan anakronizme (zaman yanılgısına) düşülmemelidir.

Bu dersin öteki kaynakları