Bu haftaki dersimizde; Osmanlı Devleti'ni dağılmaktan kurtarmak amacıyla ortaya atılan Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük ve Batıcılık fikir akımlarını, II. Meşrutiyet'in ilanını, 31 Mart Vakası'nı, Trablusgarp ve Balkan Savaşları'nı, Düyûn-ı Umûmiye'den Millî İktisat'a uzanan ekonomik dönüşümü ve Balkan göçlerinin Osmanlı toplum yapısına etkilerini kavrayacağız.
Devleti Kurtarmaya Yönelik Fikir Akımları
1789 Fransız İhtilali'nin yaydığı milliyetçilik akımı ve Sanayi İnkılabı'nın hızlandırdığı sömürgecilik yarışı, çok uluslu bir imparatorluk olan Osmanlı Devleti'ni 19. yüzyıldan itibaren dağılma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır. Osmanlı aydınları ve devlet adamları, devleti parçalanmaktan kurtarmak için dört temel fikir akımı geliştirmiştir:
Osmanlıcılık: Osmanlı topraklarında yaşayan herkesi din, dil, ırk ve mezhep ayrımı gözetmeksizin kanun önünde eşit kabul ederek ortak bir "Osmanlı Ulusu" oluşturmayı amaçlamıştır. Namık Kemal, Ziya Paşa ve Mithat Paşa (Genç Osmanlılar / Jön Türkler) başlıca temsilcileridir. 1839 Tanzimat Fermanı, 1856 Islahat Fermanı ve 1876 Kanun-ı Esasi (I. Meşrutiyet) bu akımın ürünüdür. Balkan Savaşları (1912–1913) sonucunda Balkan uluslarının Osmanlı'dan tamamen ayrılmasıyla geçerliliğini yitirmiştir.
İslamcılık (Ümmetçilik / Panislamizm): Gayrimüslim tebaanın isyanlarla ayrılması üzerine, devletin kurtuluşunu dünyadaki bütün Müslümanları Osmanlı Halifesi etrafında birleştirmekte gören akımdır. Sultan II. Abdülhamid döneminde devletin resmî politikası hâline gelmiştir; Mehmet Âkif Ersoy, Sait Halim Paşa ve Cemaleddin Afgani önemli temsilcileridir. I. Dünya Savaşı'nda ilan edilen Cihad-ı Ekber çağrısına rağmen bazı Arap kabilelerinin İngilizlerle iş birliği yapması (Şerif Hüseyin İsyanı) bu akımın etkisini zayıflatmıştır.
Türkçülük (Milliyetçilik / Turancılık): Devletin ancak dili, dini, soyu ve ülküsü bir olan Türk milletinin millî bilinç etrafında kenetlenmesiyle kurtulabileceğini savunmuştur. Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Mehmet Emin Yurdakul, Ömer Seyfettin ve İsmail Gaspıralı önde gelen temsilcileridir. II. Meşrutiyet döneminde kurulan Türk Derneği (1908), Türk Yurdu (1911) ve Türk Ocakları (1912) ile teşkilatlanmış; Balkan Savaşları'ndan sonra İttihat ve Terakki yönetiminin temel politikası olmuş ve Millî Mücadele'nin kazanılması ile yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda ana fikrî dayanağı oluşturmuştur.
Batıcılık (Garpçılık): Osmanlı Devleti'nin geri kalmışlıktan kurtulabilmesi için Batı'nın bilim, teknik, yönetim, hukuk ve düşünce yapısının örnek alınması gerektiğini savunan akımdır. Abdullah Cevdet, Tevfik Fikret ve Celal Nuri (İleri) başlıca temsilcileridir. İçtihad dergisi etrafında şekillenen bu düşünceler, Cumhuriyet dönemindeki çağdaşlaşma inkılaplarına zemin hazırlamıştır.
II. Meşrutiyet'in İlanı (1908), 31 Mart Vakası ve 1909 Anayasa Değişikliği
1876'da ilan edilen I. Meşrutiyet sürecinde, 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sırasında Meclis-i Mebusan'ın çalışamaz hâle gelmesi üzerine Sultan II. Abdülhamid anayasanın kendisine verdiği yetkiyle 1878'de meclisi tatil etmiştir. Meşrutiyet'i yeniden ilan ettirmek isteyen aydınlar ve subaylar 1889'da İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni kurarak özellikle Selanik ve Manastır (Makedonya) merkezli olarak örgütlenmişlerdir.
Reval Görüşmeleri (Haziran 1908) ve II. Meşrutiyet'in İlanı (23 Temmuz 1908): İngiltere Kralı VII. Edward ile Rus Çarı II. Nikolay'ın Estonya'nın Reval limanında görüşmesi, İttihatçı subaylar (Resneli Niyazi Bey, Enver Bey) arasında "Makedonya'nın Osmanlı'dan koparılacağı" endişesini doğurmuştur. Makedonya'da başlayan hürriyet ayaklanması üzerine Sultan II. Abdülhamid 23 Temmuz 1908'de II. Meşrutiyet'i yeniden ilan etmiştir.
II. Meşrutiyet Sırasındaki Toprak Kayıpları (1908): Geçiş sürecindeki iç karışıklıklardan yararlanan Bulgaristan bağımsızlığını ilan etmiş, Avusturya-Macaristan 1878 Berlin Antlaşması'ndan beri geçici yönettiği Bosna-Hersek'i topraklarına katmış (ilhak etmiş), Girit Meclisi ise Osmanlı'dan ayrılıp Yunanistan'a katılma kararı almıştır.
31 Mart Vakası (13 Nisan 1909 / Rumi 31 Mart 1325): İttihat ve Terakki karşıtlarının, serbesti gazetesi başyazarı Hasan Fehmi Bey'in öldürülmesi sonrasında İstanbul'daki Avcı Taburlarını kışkırtmasıyla Meşrutiyet rejimine karşı çıkardıkları ayaklanmadır. Türk tarihinde mevcut yönetim düzenine (rejime) karşı çıkan ilk isyan olma özelliğini taşır.
Hareket Ordusu ve İsyanın Bastırılması: Selanik'te hazırlanan, komutanlığını Mahmut Şevket Paşa'nın, kurmay başkanlığını ve isim babalığını ise Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) Mustafa Kemal'in yaptığı Hareket Ordusu İstanbul'a gelerek isyanı bastırmıştır. Meclis kararıyla II. Abdülhamid tahttan indirilmiş, yerine V. Mehmed Reşad geçirilmiştir.
1909 Kanun-ı Esasi Değişiklikleri: Padişahın meclisi feshetme, sansür uygulama ve sürgüne gönderme yetkileri kaldırılmış; hükûmet (Heyet-i Vükela) padişaha değil Meclis-i Mebusan'a karşı sorumlu kılınmış, siyasi parti kurma hakkı anayasal güvenceye kavuşturularak demokratik parlamenter sistem güçlendirilmiştir.
Trablusgarp Savaşı (1911–1912) ve Uşi Antlaşması
1870 yılında siyasi birliğini geç tamamlayan İtalya, gelişen sanayisi için hammadde ve pazar arayışına girmiş; kendisine coğrafi olarak çok yakın ve savunmasız durumda olan Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki son toprağı Trablusgarp'a göz dikmiştir. İngiltere, Fransa ve Rusya'nın (1909 Racconigi Antlaşması) onayını alan İtalya, 29 Eylül 1911'de Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etmiştir.
Osmanlı'nın Asker Gönderememe Nedeni: Mısır İngiliz işgalinde olduğu için karadan, Osmanlı donanması yetersiz olduğu ve İtalyan donanması Akdeniz'i ablukaya aldığı için denizden Trablusgarp'a düzenli ordu gönderilememiştir.
Gönüllü Subayların Direnişi: Aralarında Mustafa Kemal ("Gazeteci Mustafa Şerif" takma adıyla) ve Enver Bey'in ("Tüccar Hamdi" takma adıyla) bulunduğu vatansever subaylar gizlice bölgeye geçerek yerli halkı (Senusileri) örgütleyip İtalyanlara karşı Derne, Tobruk ve Bingazi'de büyük başarılar kazanmışlardır. İtalyanlar kıyı şeridinden iç kesimlere ilerleyememiştir.
Mustafa Kemal Açısından Önemi: Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal'in emperyalizme karşı kazandığı ilk askerî başarıdır. Burada gösterdiği üstün teşkilatçılık ve liderlik yeteneği sayesinde Binbaşı rütbesine terfi etmiş ve kamuoyunda tanınmaya başlamıştır.
Uşi (Ouchy) Antlaşması (18 Ekim 1912): Direnişi kıramayan İtalya'nın Osmanlı'yı barışa zorlamak için On İki Ada'yı işgal etmesi, Çanakkale Boğazı'nı ablukaya alması ve aynı günlerde I. Balkan Savaşı'nın patlak vermesi üzerine Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kalmıştır. İsviçre'nin Uşi kentinde imzalanan antlaşmaya göre:
1. Trablusgarp ve Bingazi İtalya'ya bırakılmıştır (Böylece Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki varlığı ve üç kıtadaki egemenliği sona ermiştir).
2. Trablusgarp halkı dinî ve kültürel bakımdan Osmanlı Halifesine bağlı kalacaktır (Osmanlı, Kırım'ın kaybında olduğu gibi bölge halkıyla kültürel bağlarını korumayı amaçlamıştır).
3. On İki Ada, Balkan Savaşları sona erinceye kadar Yunan işgaline uğramaması için geçici olarak İtalya'ya bırakılmıştır (Ancak İtalya bu adaları bir daha geri vermemiştir).
I. ve II. Balkan Savaşları (1912–1913) ve Bâb-ı Âli Baskını
Rusya'nın Panslavizm politikası doğrultusunda kışkırttığı ve Osmanlı Devleti'ni Balkanlardan tamamen atmak amacıyla birleşen Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ, Osmanlı'nın Trablusgarp Savaşı ile meşgul olmasını fırsat bilerek 8 Ekim 1912'de Karadağ'ın saldırısıyla I. Balkan Savaşı'nı başlatmıştır.
I. Balkan Savaşı'nda Yenilginin Nedenleri: Subaylar arasında siyasi çekişmelerin (İttihatçı - İtilafçı kavgası) yaşanması, savaştan hemen önce Balkanlardaki 65 bin eğitimli askerin terhis edilmesi, ikmal ve haberleşme yetersizliği nedeniyle Osmanlı orduları bütün cephelerde ağır yenilgiye uğramış; Bulgar ordusu Çatalca önlerine kadar gelmiştir.
Arnavutluk'un Bağımsızlığı (28 Kasım 1912): Makedonya'nın işgal edilmesiyle Osmanlı Devleti ile kara bağlantısı kopan Arnavutluk, bağımsızlığını ilan ederek Osmanlı'dan ayrılan son Balkan devleti olmuştur.
Bâb-ı Âli Baskını (23 Ocak 1913): Hükûmetin Edirne'yi Bulgarlara bırakacağı haberleri üzerine Enver Bey öncülüğündeki İttihat ve Terakki mensupları Bâb-ı Âli'yi (hükûmet binasını) basarak Sadrazam Kâmil Paşa'yı istifaya zorlamış, yerine Mahmut Şevket Paşa sadrazam yapılmıştır. Bu olayla İttihat ve Terakki iktidarı tek başına ele geçirmiştir.
Londra Antlaşması (30 Mayıs 1913): I. Balkan Savaşı'nı bitiren bu antlaşmayla Osmanlı Devleti'nin batı sınırı Midye-Enez hattı olarak çizilmiş; Edirne, Kırklareli, Trakya'nın büyük kısmı, Makedonya, Selanik ve Ege Adaları kaybedilmiştir.
II. Balkan Savaşı (Haziran–Eylül 1913): I. Balkan Savaşı sonucunda aslan payını Bulgaristan'ın almasına tepki gösteren Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ'a, I. Balkan Savaşı'na katılmamış olan Romanya'nın da eklenmesiyle Bulgaristan'a karşı II. Balkan Savaşı başlamıştır. Bu fırsatı değerlendiren Osmanlı ordusu (Enver Bey ve Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanı Mustafa Kemal), Midye-Enez hattını aşarak Edirne ve Kırklareli'ni Bulgarlardan geri almıştır.
| Antlaşma | Taraflar | Temel Maddeleri ve Önemi |
|---|---|---|
| Bükreş Antlaşması (10 Ağustos 1913) | Balkan Devletleri (Osmanlı yok) | Bulgaristan; Romanya, Sırbistan ve Yunanistan'a toprak verdi. |
| İstanbul Antlaşması (29 Eylül 1913) | Osmanlı – Bulgaristan | Meriç Nehri sınır kabul edildi; Edirne, Kırklareli ve Dimetoka Osmanlı'da kaldı; Bulgaristan'daki Türklerin azınlık hakları güvenceye alındı. |
| Atina Antlaşması (14 Kasım 1913) | Osmanlı – Yunanistan | Selanik, Yanya ve Girit'in Yunanistan'a ait olduğu kabul edildi; Ege Adaları'nın durumu büyük devletlerin kararına bırakıldı. |
| İstanbul Antlaşması (13 Mart 1914) | Osmanlı – Sırbistan | İki devlet arasında ortak kara sınırı kalmadığı için sınır maddesi yer almadı; Sırbistan'da kalan Türk ve Müslümanların mülkiyet ve din hakları düzenlendi. |
20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Ekonomisi ve Millî İktisat
20. yüzyıl başlarında Osmanlı ekonomisi; kapitülasyonlar, 1838 Baltalimanı Ticaret Antlaşması ve dış borçlar nedeniyle Avrupa sanayisinin açık pazarı ve hammadde kaynağı hâline gelmişti. 1854 Kırım Savaşı'nda alınan ilk dış borcun ödenememesi üzerine 1881'de kurulan Düyûn-ı Umûmiye İdaresi (Genel Borçlar İdaresi), devletin en önemli vergi gelirlerine (tuz, tütün, içki, damga, balık, ipek) el koyarak mali bağımsızlığı büyük ölçüde ortadan kaldırmıştı.
Millî İktisat Politikası (1908–1918): II. Meşrutiyet ve özellikle Balkan Savaşları sonrasında İttihat ve Terakki yönetimi, ticaret ve sanayideki yabancı ve gayrimüslim tekeline son vererek yerli ve millî bir Türk burjuvazisi (girişimci sınıfı) oluşturmak amacıyla Millî İktisat politikasını hayata geçirmiştir.
Atılan Temel Ekonomik Adımlar: 1913'te yerli üreticiyi desteklemek için Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarılmış, 1914'te I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla kapitülasyonlar tek taraflı olarak kaldırılmış, gümrük vergileri yükseltilmiş, yabancı şirketlerde Türkçe kullanımı zorunlu tutulmuş ve 1917'de Osmanlı İtibar-ı Millî Bankası başta olmak üzere millî bankalar ve kooperatifler kurulmuştur.
Balkan Göçleri ve Toplumsal Hayat
93 Harbi (1877–1878) ve özellikle Balkan Savaşları (1912–1913) sonucunda Rumeli'de yüzlerce yıldır Türk yurdu olan toprakların kaybedilmesi, tarihin en büyük zorunlu göç dalgalarından birine yol açmıştır.
Balkan Göçlerinin Demografik ve Sosyal Sonuçları: Balkanlarda azınlık durumuna düşen yüz binlerce Türk ve Müslüman, baskı ve katliamlardan kurtulmak için İstanbul ve Anadolu'ya göç etmiştir (Muhacirler). Bu göçler sonucunda Anadolu'daki Türk ve Müslüman nüfus yoğunluğu artmış, toplumda millî bilinç ve Türkçülük fikri güçlenmiştir. Göçmenlerin barınma, beslenme ve sağlık sorunlarını çözmek amacıyla Muhacirin Komisyonları kurulmuştur.
Kentleşme, Basın ve Kadın Hareketi: İstanbul, Selanik ve İzmir gibi liman şehirlerinde elektrikli tramvay, telefon, sinema ve tiyatro yaygınlaşarak modern kent yaşamı gelişmiştir. II. Meşrutiyet ile basın ve yayın hayatı canlanmış; kadınlar İnas Darülfünunu (1914) ile yükseköğretime, kurdukları dernek ve dergilerle sosyal hayata, 1917 Hukuk-ı Aile Kararnamesi ile de hukuki güvencelere kavuşmaya başlamıştır.
Örnekler
Örnek 1Balkan Savaşları (1912–1913) sonucunda Osmanlı Devleti'ni dağılmaktan kurtarmak amacıyla ortaya atılan hangi fikir akımı tamamen önemini yitirmiş, hangisi ise İttihat ve Terakki yönetiminin temel politikası hâline gelerek güç kazanmıştır?
Cevabı göster
Balkan Savaşları ile gayrimüslim Balkan uluslarının Osmanlı Devleti'nden tamamen kopması ve savaşın kazanılmasıyla, din ve ırk ayrımı gözetmeksizin eşit bir Osmanlı ulusu yaratmayı hedefleyen Osmanlıcılık akımı önemini yitirmiştir. Buna karşılık hem Balkan uluslarının milliyetçi ayaklanmaları hem de Rumeli'den Anadolu'ya yaşanan yoğun Türk göçleri sonucunda Türkçülük (Milliyetçilik) akımı en güçlü fikir hareketi hâline gelmiştir.
Örnek 213 Nisan 1909'da İstanbul'da meydana gelen 31 Mart Vakası'nın Türk siyasi tarihindeki temel özelliği nedir ve bu olayın bastırılmasında Mustafa Kemal hangi görevle yer almıştır?
Cevabı göster
31 Mart Vakası, Türk tarihinde mevcut yönetim biçimine (Meşrutiyet rejimine) karşı çıkarılan ilk isyandır. İsyanı bastırmak üzere Selanik'ten İstanbul'a gelen ve komutanlığını Mahmut Şevket Paşa'nın yaptığı Hareket Ordusu'nun ismini Kolağası Mustafa Kemal koymuş ve ordunun Kurmay Başkanı olarak görev yapmıştır.
Örnek 31911 yılında İtalya'nın Trablusgarp'a saldırması üzerine Osmanlı Devleti'nin bölgeye karadan ve denizden düzenli ordu gönderememesinin nedenlerini açıklayınız.
Cevabı göster
Osmanlı Devleti ile Trablusgarp arasındaki kara bağlantısını sağlayan Mısır, 1882'den beri İngiliz işgali altında olduğu ve İngiltere tarafsızlık ilan ederek Osmanlı ordusunun geçişine izin vermediği için karadan asker gönderilememiştir. Haliç'te bekletilen Osmanlı donanması çok zayıf ve bakımsız olduğu, güçlü İtalyan donanması ise Akdeniz kıyılarını ve Çanakkale Boğazı önlerini ablukaya aldığı için denizden de sevkiyat yapılamamıştır. Bu nedenle Mustafa Kemal ve Enver Bey gibi gönüllü subaylar kılık değiştirerek bölgeye gizlice gitmişlerdir.
Örnek 418 Ekim 1912'de İtalya ile imzalanan Uşi Antlaşması'nda yer alan: I. Trablusgarp ve Bingazi halkının dinî yönden Osmanlı Halifesine bağlı kalması, II. On İki Ada'nın geçici olarak İtalya'ya bırakılması maddelerinin kabul edilme gerekçelerini ayrı ayrı yazınız.
Cevabı göster
I. Maddenin Gerekçesi: Osmanlı Devleti, tıpkı 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım'da yaptığı gibi, siyasi olarak kaybettiği Trablusgarp halkıyla dinî ve kültürel bağlarını koparmamak ve bölgedeki nüfuzunu sürdürmek istemiştir. II. Maddenin Gerekçesi: Uşi Antlaşması imzalandığı sırada I. Balkan Savaşı başlamış ve Yunan donanması Ege Adaları'nı işgal etmeye girişmişti. Deniz gücü yetersiz olan Osmanlı Devleti, On İki Ada'nın Yunanistan tarafından işgal edilmesini önlemek amacıyla Balkan Savaşları bitene kadar adaları geçici olarak İtalya'ya emanet etmiştir.
Örnek 5I. Balkan Savaşı'na katılmadığı hâlde II. Balkan Savaşı'na katılarak Bulgaristan'a karşı cephe açan devlet hangisidir? Bu durumun temel nedenini belirtiniz.
Cevabı göster
I. Balkan Savaşı'na katılmayıp II. Balkan Savaşı'na katılan devlet Romanya'dır. Temel nedeni, I. Balkan Savaşı sonunda imzalanan Londra Antlaşması ile Bulgaristan'ın Ege Denizi'ne kadar uzanan çok geniş topraklar kazanarak Balkanlardaki güç dengesini bozması ve Romanya ile arasındaki Güney Dobruca sınır anlaşmazlığıdır.
Örnek 6I. Balkan Savaşı sırasında Osmanlı ordusunun kendisinden çok daha küçük Balkan devletleri karşısında ağır bir yenilgi almasının en önemli iç siyasi nedeni nedir? Bu durum Mustafa Kemal'in hangi görüşünü haklı çıkarmıştır?
Cevabı göster
Yenilginin en önemli nedeni ordunun siyasete karışması ve subayların İttihatçı – İtilafçı şeklinde partilere bölünerek savaş meydanında bile birbirleriyle rekabet etmesi, emir-komuta zincirinin bozulmasıdır. Bu acı tecrübe, Mustafa Kemal'in 1909 İttihat ve Terakki Kongresi'nde dile getirdiği "Ordunun siyasetten tamamen ayrılması gerektiği" yönündeki ileri görüşlülüğünü haklı çıkarmıştır.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
11909 yılında Kanun-ı Esasi'de yapılan değişikliklerle; I. Hükûmetin padişaha değil Meclis-i Mebusan'a karşı sorumlu olması, II. Padişahın meclisi feshetme ve sürgüne gönderme yetkisinin sınırlandırılması, III. Siyasi fırka (parti) ve cemiyet kurma hakkının tanınması yeniliklerinden hangileri Osmanlı Devleti'nde demokratik ve parlamenter yapıyı güçlendirmiştir?
1909 anayasa değişiklikleriyle yürütmenin (hükûmetin) halkın temsilcisi olan meclise karşı sorumlu kılınması, padişahın mutlak yetkilerinin sınırlandırılması ve çok partili siyasi hayata geçiş hakkının tanınması doğrudan parlamenter demokrasiyi güçlendirmiştir.
2I. Bulgaristan'ın bağımsızlığını ilan etmesi II. Bosna-Hersek'in Avusturya-Macaristan tarafından ilhak edilmesi III. Trablusgarp ve Bingazi'nin İtalya'ya bırakılması Yukarıdaki toprak kayıplarından hangileri 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanı sırasındaki siyasi sarsıntı ve otorite boşluğunda meydana gelmiştir?
1908'de II. Meşrutiyet'in ilanı sırasında yaşanan karışıklıklarda Bulgaristan bağımsız olmuş, Avusturya-Macaristan Bosna-Hersek'i ilhak etmiş ve Girit Yunanistan'a katılma kararı almıştır. Trablusgarp ise 1911-1912 Trablusgarp Savaşı sonunda Uşi Antlaşması ile kaybedilmiştir.
3II. Balkan Savaşı sonunda Osmanlı Devleti ile Sırbistan arasında 13 Mart 1914'te imzalanan İstanbul Antlaşması'nda sınırlarla ilgili herhangi bir maddenin yer almamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Balkan Savaşları sonucunda Makedonya ve Batı Trakya kaybedildiği için Osmanlı Devleti ile Sırbistan arasında ortak sınır kalmamıştır; bu nedenle antlaşmada yalnızca Sırbistan'da kalan Türk ve Müslümanların azınlık hakları düzenlenmiştir.
4İttihat ve Terakki yönetiminin 1908 sonrasında uygulamaya koyduğu 'Millî İktisat' politikasının temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Millî İktisat politikası; Teşvik-i Sanayi Kanunu (1913), kapitülasyonların tek taraflı kaldırılması (1914) ve millî bankaların kurulması yoluyla yerli Türk sermayesini ve üreticisini güçlendirmeyi amaçlamıştır.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru (D) ya da yanlış (Y) olduğunu belirleyiniz.
- Balkan Savaşları sonucunda Osmanlı Devleti'nden ayrılarak bağımsızlığını ilan eden son Balkan devleti Arnavutluk'tur.
Balkan Savaşları sırasında Makedonya'nın işgal edilmesiyle Osmanlı ile kara bağlantısı kalmayan Arnavutluk, 28 Kasım 1912'de bağımsızlığını ilan ederek Osmanlı'dan ayrılan son Balkan ulusu olmuştur.
- 23 Ocak 1913'teki Bâb-ı Âli Baskını, Meşrutiyet rejimini yıkmak isteyen padişah yanlıları tarafından gerçekleştirilmiştir.
Bâb-ı Âli Baskını, I. Balkan Savaşı sırasında Edirne'nin Bulgarlara verileceği iddiasıyla Enver Bey öncülüğündeki İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından Kâmil Paşa Hükûmeti'ne karşı yapılan bir hükûmet darbesidir; rejime karşı değil, mevcut kabineye karşı yapılmıştır.
- Balkan Savaşları sonucunda Osmanlı Devleti'nden ayrılarak bağımsızlığını ilan eden son Balkan devleti Arnavutluk'tur.
6Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Mustafa Kemal, 1911 yılında Trablusgarp'a gizlice geçerken gazeteci takma adını kullanmış ve Derne ile ___ cephelerinde İtalyanlara karşı başarılı savunma savaşları yönetmiştir.
- 1904 yılında yayımladığı 'Üç Tarz-ı Siyaset' adlı makalesinde Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük akımlarını bilimsel olarak karşılaştıran düşünür 'dır.
Önce bütün boşlukları doldurun.
Kısaca
- 1789 Fransız İhtilali'nin yaydığı milliyetçilik akımı ve Sanayi İnkılabı'nın hızlandırdığı sömürgecilik yarışı, çok uluslu bir imparatorluk olan Osmanlı Devleti'ni 19. yüzyıldan itibaren dağılma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır. Osmanlı aydınları ve devlet adamları, devleti parçalanmaktan kurtarmak için dört temel fikir akımı geliştirmiştir:
- 1876'da ilan edilen I. Meşrutiyet sürecinde, 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sırasında Meclis-i Mebusan'ın çalışamaz hâle gelmesi üzerine Sultan II. Abdülhamid anayasanın kendisine verdiği yetkiyle 1878'de meclisi tatil etmiştir. Meşrutiyet'i yeniden ilan ettirmek isteyen aydınlar ve subaylar 1889'da İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni kurarak özellikle Selanik ve Manastır (Makedonya) merkezli olarak örgütlenmişlerdir.
- 1870 yılında siyasi birliğini geç tamamlayan İtalya, gelişen sanayisi için hammadde ve pazar arayışına girmiş; kendisine coğrafi olarak çok yakın ve savunmasız durumda olan Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki son toprağı Trablusgarp'a göz dikmiştir. İngiltere, Fransa ve Rusya'nın (1909 Racconigi Antlaşması) onayını alan İtalya, 29 Eylül 1911'de Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etmiştir.
- Rusya'nın Panslavizm politikası doğrultusunda kışkırttığı ve Osmanlı Devleti'ni Balkanlardan tamamen atmak amacıyla birleşen Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ, Osmanlı'nın Trablusgarp Savaşı ile meşgul olmasını fırsat bilerek 8 Ekim 1912'de Karadağ'ın saldırısıyla I. Balkan Savaşı'nı başlatmıştır.
- 20. yüzyıl başlarında Osmanlı ekonomisi; kapitülasyonlar, 1838 Baltalimanı Ticaret Antlaşması ve dış borçlar nedeniyle Avrupa sanayisinin açık pazarı ve hammadde kaynağı hâline gelmişti. 1854 Kırım Savaşı'nda alınan ilk dış borcun ödenememesi üzerine 1881'de kurulan Düyûn-ı Umûmiye İdaresi (Genel Borçlar İdaresi), devletin en önemli vergi gelirlerine (tuz, tütün, içki, damga, balık, ipek) el koyarak mali bağımsızlığı büyük ölçüde ortadan kaldırmıştı.
- 93 Harbi (1877–1878) ve özellikle Balkan Savaşları (1912–1913) sonucunda Rumeli'de yüzlerce yıldır Türk yurdu olan toprakların kaybedilmesi, tarihin en büyük zorunlu göç dalgalarından birine yol açmıştır.