Dört yıl boyunca milyonlarca insanın hayatına mal olan Birinci Dünya Savaşı, 1918 yılı sonbaharında İttifak Devletlerinin yenilgisiyle sona ermiştir. ABD Başkanı Wilson'un yayımladığı 'yenilen devletlerden toprak ve tazminat alınmayacağı' ilkesine güvenerek 30 Ekim 1918'de Mondros Ateşkes Antlaşması'nı imzalayan Osmanlı Devleti, gerçekte nasıl bir tabloyla karşılaşmıştır? Mondros'un 7. ve 24. maddeleri Anadolu'nun işgaline nasıl zemin hazırlamıştır? Paris Barış Konferansı'nda İzmir neden İtalya yerine Yunanistan'a verilmiş ve 15 Mayıs 1919'da İzmir'in işgali Türk milletinde nasıl bir uyanışa (Kuva-yı Milliye ve Müdafaa-i Hukuk ruhuna) yol açmıştır? Bu hafta Milli Mücadele'nin hemen öncesindeki bu kritik dönüm noktalarını inceleyeceğiz.
1. Wilson İlkeleri (8 Ocak 1918) ve Birinci Dünya Savaşı'nın Sonu
1917 yılında Rusya'da Bolşevik İhtilali'nin çıkması ve yeni Sovyet yönetiminin savaştan çekilmesi İttifak Devletlerini kısa süreliğine rahatlatsa da, ABD'nin İtilaf Devletleri safında savaşa girmesi güç dengesini tamamen İtilaf Devletleri lehine değiştirmiştir. ABD Başkanı Woodrow Wilson, savaş sonrasında kalıcı dünya barışını sağlamak ve İngiltere ile Fransa'nın aşırı sömürgeci yayılmasını sınırlandırmak amacıyla 8 Ocak 1918'de 14 maddelik 'Wilson İlkeleri'ni (Wilson Prensipleri) ilan etmiştir.
Wilson İlkelerinin en önemli maddeleri şunlardır: • Yenen devletler yenilen devletlerden toprak ve savaş tazminatı almayacaktır. • Devletler arasında gizli diplomasi ve gizli antlaşmalar yapılmayacaktır. • Her ulus, çoğunlukta olduğu bölgede kendi geleceğini (kaderini) kendisi belirleyecektir ('Self-Determinasyon' ilkesi). • Uluslararası anlaşmazlıkları barış yoluyla çözmek üzere 'Cemiyet-i Akvam' (Milletler Cemiyeti) kurulacaktır. • 12. Madde (Osmanlı İle İlgili Madde): Osmanlı Devleti'nin Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerine kesin egemenlik hakkı tanınacak; Türk olmayan milletlere (azınlıklara) ise çoğunlukta oldukları yerlerde özerklik/kendini yönetme imkânı verilecek; Boğazlar bütün devletlerin ticaret gemilerine açık olacaktır.
1918 yılı sonbaharında Suriye-Filistin ve Irak cephelerinde alınan yenilgiler ve özellikle 29 Eylül 1918'de Bulgaristan'ın savaştan çekilmesiyle Osmanlı Devleti ile Almanya arasındaki kara bağlantısının kopması üzerine, İttihat ve Terakki Hükümeti (Talat Paşa kabinesi) istifa etmiştir. Yerine kurulan Ahmet İzzet Paşa Hükümeti, Wilson İlkelerinin 12. maddesine güvenerek ateşkes talebinde bulunmuştur.
2. Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918) ve Önemi
Osmanlı Devleti adına Bahriye Nazırı Rauf (Orbay) Bey başkanlığındaki heyet ile İtilaf Devletleri adına İngiliz Amiral Calthorpe arasında, Ege Denizi'ndeki Limni Adası'nın Mondros Limanı'nda demirli bulunan İngiliz 'Agamemnon' zırhlısında 30 Ekim 1918 tarihinde 25 maddelik 'Mondros Ateşkes Antlaşması' (Mütarekesi) imzalanmıştır. Bu antlaşma bir ateşkes (silah bırakışma) belgesi olmasına rağmen, içerdiği şartlar itibarıyla Osmanlı Devleti'ni kayıtsız şartsız teslim alan ve fiilen sona erdiren çok ağır bir siyasi metindir.
Antlaşmanın en tehlikeli iki maddesi 7. ve 24. maddelerdir: • 7. Madde: 'İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkına sahip olacaktır.' Bu madde, İtilaf Devletlerinin yapacakları işgallere önceden hukuki bir kılıf hazırlamış ve Anadolu'nun her karış toprağını işgale açık hale getirmiştir. • 24. Madde: 'Vilâyât-ı Sitte'de (Altı Doğu İli: Erzurum, Van, Harput/Elazığ, Diyarbakır, Sivas ve Bitlis) herhangi bir karışıklık çıkarsa, İtilaf Devletleri bu vilayetlerin herhangi bir kısmını işgal etme hakkını muhafaza eder.' Bu maddenin temel amacı, Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermeni devleti kurulmasına zemin hazırlamaktır.
Diğer ağır hükümler ise Osmanlı'nın öz savunma gücünü ve haberleşmesini felç etmeye yöneliktir: Sınırların korunması ve iç güvenlik dışındaki tüm Osmanlı ordusu derhal terhis edilecek; ordunun silah, cephane ve donanmasına el konulacak (savunmasız bırakma); Çanakkale ve İstanbul Boğazları İtilaf Devletlerince işgal edilecek (başkent İstanbul ile Anadolu'nun bağlantısını kesme); tüm telsiz, telgraf hatları, demiryolları ve Toros tünelleri İtilaf Devletlerinin denetimine verilecek (işgallere karşı halkın haberdar olup örgütlenmesini engelleme); kömür ve akaryakıt kaynaklarına el konulacaktır.
3. İşgallerin Başlaması, Paris Barış Konferansı ve İzmir'in İşgali
İtilaf Devletleri Mondros Ateşkes Antlaşması'nın mürekkebi kurumadan 7. maddeyi bahane ederek işgallere başlamıştır. Ateşkesten sadece dört gün sonra, 3 Kasım 1918'de İngilizler zengin petrol yataklarına sahip olan MUSUL'u işgal etmiştir (Mondros'tan sonra işgal edilen ilk Osmanlı toprağı Musul'dur). 13 Kasım 1918'de İtilaf donanması İstanbul önüne demirlemiş; aynı gün İstanbul'a gelen Mustafa Kemal Paşa, düşman zırhlılarına bakarak tarihi 'Geldikleri gibi giderler!' sözünü söylemiştir. Ardından İngilizler Urfa, Antep, Maraş, Samsun, Merzifon ve Kars'ı; Fransızlar Adana (Çukurova), Mersin ve Hatay/Dörtyol'u; İtalyanlar ise Antalya, Konya, Bodrum, Fethiye ve Marmaris'i işgal etmiştir.
18 Ocak 1919'da yenilen devletlerle yapılacak barış antlaşmalarının şartlarını belirlemek üzere 'Paris Barış Konferansı' toplanmıştır. Konferansın Osmanlı tarihi açısından en kritik kararı, gizli antlaşmalarla (Saint Jean de Maurienne) daha önce İtalya'ya vaat edilen İZMİR ve çevresinin İtalya'dan alınarak YUNANİSTAN'a verilmesidir. Çünkü İngiltere, Doğu Akdeniz'de ve Boğazlara yakın bir bölgede güçlü bir İtalya görmektense, kendi sözünden çıkmayacak zayıf bir Yunanistan'ın bulunmasını çıkarlarına uygun görmüştür. Yunan Başbakanı Venizelos da sahte nüfus belgeleriyle Batı Anadolu'da Rumların çoğunlukta olduğunu iddia etmiştir. Bu karar, İtilaf Devletleri arasındaki İLK GÖRÜŞ AYRILIĞINA yol açmış ve İtalya küskün bir devlet haline gelmiştir.
Paris Barış Konferansı kararına dayanan Yunan ordusu, İtilaf donanmasının korumasında 15 Mayıs 1919 sabahı İZMİR'i işgal etmiştir. Yunan askerlerinin karaya çıkışı sırasında Hukuk-u Beşer gazetesi başyazarı Hasan Tahsin (Osman Nevres) düşmana İLK KURŞUNU sıkarak şehit düşmüş; Askerlik Şubesi Başkanı Albay Süleyman Fethi Bey ise 'Zito Venizelos!' (Yaşasın Venizelos) demeyi reddettiği için süngülenerek şehit edilmiştir. İlk iki gün içinde iki binden fazla masum Türk katledilmiştir. Ancak İzmir'in işgali, Türk milletinin uyuşukluktan sıyrılıp 'Redd-i İlhak' mitingleriyle (Fatih ve Sultanahmet mitingleri) ve Kuva-yı Milliye birlikleriyle ayağa kalkmasını sağlamıştır.
4. İşgaller Karşısında Tutumlar ve Kuva-yı Milliye Ruhu
Mondros sonrası başlayan işgaller karşısında İstanbul'daki Osmanlı Hükümeti (özellikle Damat Ferit Paşa kabineleri); ordunun dağıtılmış olması ve İtilaf Devletlerinin gücü karşısında silahlı direnişin imkânsız olduğunu düşünerek 'teslimiyetçi ve uzlaşmacı' bir tutum sergilemiştir. İşgallerin geçici olduğu savunulmuş, padişahlık ve halifelik makamının korunması karşılığında İtilaf Devletlerinin isteklerine boyun eğilmiştir.
Buna karşılık Türk milleti ile Mustafa Kemal Paşa ve vatansever komutanlar (Kâzım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Refet Bele, Cafer Tayyar Eğilmez) işgallere boyun eğmeyi reddetmişlerdir. Ordunun terhis edilmesi ve İstanbul Hükümetinin halkı koruyamaması üzerine, Türk halkının vatanını savunmak içgüdüsüyle kurduğu bölgesel, milis (düzensiz) silahlı direniş güçlerine 'Kuva-yı Milliye' (Millî Kuvvetler) adı verilmiştir.
Mondros sonrasında işgallere karşı İLK SİLAHLI DİRENİŞ, Güney Cephesi'nde 19 Aralık 1918'de Hatay'ın Dörtyol ilçesinde (Karakese köyünde) Fransızlara ve içlerindeki Ermeni lejyonerlerine karşı Kara Mehmet Çavuş tarafından başlatılmıştır. Batı Anadolu'da ise İzmir'in işgalinden sonra Ayvalık, Ödemiş, Aydın ve Salihli'de Kuva-yı Milliye cepheleri kurulmuştur. Kuva-yı Milliye birlikleri düşmanı tamamen yurttan atacak güce sahip olmasa da; Yunan ilerleyişini yavaşlatmış, TBMM'ye ve düzenli ordunun kurulmasına zaman kazandırmış, iç ayaklanmaları bastırmış ve ulusal bilinci canlı tutmuştur.
5. Cemiyetler: Zararlı Cemiyetler ve Millî (Yararlı) Cemiyetler
Mondros Mütarekesi sonrasında oluşan otorite boşluğunda Anadolu ve Trakya'da amaçları birbirine taban tabana zıt üç grup cemiyet ortaya çıkmıştır: A) Azınlıkların Kurduğu Zararlı Cemiyetler: Wilson İlkelerinin 12. maddesini ve Mondros'un 7. ve 24. maddelerini fırsat bilen Rum, Ermeni ve Yahudi azınlıklar tarafından Osmanlı topraklarını parçalamak amacıyla kurulmuştur: • Rum Cemiyetleri: 'Mavri Mira' (Kara Gün) ve 'Etnik-i Eterya' cemiyetleri Bizans İmparatorluğu'nu yeniden diriltmeyi (Megali İdea) amaçlamış; 'Pontus Rum Cemiyeti' ise Samsun ve Trabzon merkezli bir Karadeniz Rum devleti kurmak için çetecilik yapmıştır. • Ermeni Cemiyetleri: 'Hınçak' ve 'Taşnak-Sütyun' cemiyetleri Doğu Anadolu ve Çukurova'da bağımsız bir Ermenistan kurmayı hedeflemiştir. • Yahudi Cemiyetleri: 'Alyans İsrailit' ve 'Makabi' cemiyetleri Filistin'de bir İsrail devleti kurmak için çalışmıştır.
B) Millî Varlığa Düşman Cemiyetler: İçimizdeki bazı aydınlar ve devlet adamları tarafından kurulan, bağımsızlığın silahlı mücadeleyle kazanılamayacağına inanan cemiyetlerdir: 'İngiliz Muhipleri Cemiyeti' (İngiliz mandasını savunan ve Damat Ferit'in de desteklediği cemiyet), 'Wilson Prensipleri Cemiyeti' (ABD mandasını savunan cemiyet), 'Sulh ve Selamet-i Osmaniye', 'Teâlî-i İslâm Cemiyeti' (kurtuluşu yalnız halifeye bağlılıkta gören cemiyet) ve 'Kürt Teâlî Cemiyeti' (Doğu'da ayrı devlet kurmayı amaçlayan cemiyet).
C) Millî (Yararlı / Müdafaa-i Hukuk) Cemiyetler: Türk milletinin işgallere ve azınlık faaliyetlerine karşı kendi bölgelerinin Türklüğünü kanıtlamak ve savunmak amacıyla kurduğu vatansever örgütlerdir: • Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (Edirne'de Mavri Mira'ya karşı kurulan ilk yararlı cemiyetlerden), • Şark Vilâyetleri (Doğu Anadolu) Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti (Erzurum Kongresi'ni toplayan, Ermenilere karşı Türkçe 'Albayrak', 'Hadisat' ve Fransızca 'Le Pays' gazetelerini çıkaran cemiyet), • Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti (Pontus Rumlarına karşı), • İzmir Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak Cemiyeti (Balıkesir ve Alaşehir kongrelerini düzenleyen cemiyet), • Kilikyalılar Cemiyeti (İstanbul'da kurulup Adana ve Çukurova'yı Fransız ve Ermenilere karşı savunan cemiyet — ismi eski çağdaki Kilikya bölgesinden gelir, kesinlikle zararlı cemiyet sanılmamalıdır!), • Millî Kongre Cemiyeti (Dr. Esat Işık tarafından İstanbul'da kurulan, tüm yararlı güçleri birleştirip basın-yayın yoluyla dünyaya Türklerin haklılığını anlatan ve 'Kuva-yı Milliye' tabirini ilk kez kullanan ulusal çaplı cemiyet).
6. Cemiyetlerin Genel Özellikleri ve Birleştirilmesi
Millî (yararlı) cemiyetlerin kuruluş ve çalışma biçimleri incelendiğinde şu ortak özellikler görülür: 1) Millî Kongre Cemiyeti hariç tamamı 'bölgesel' niteliklidir; her biri sadece kendi bölgesini kurtarmayı amaçlamıştır. 2) Başlangıçta basın-yayın yoluyla ve mitinglerle Wilson İlkelerine göre kendi bölgelerinde Türk nüfusun çoğunlukta olduğunu dünya kamuoyuna kanıtlamaya çalışmışlar; işgaller başlayınca da Kuva-yı Milliye birliklerini destekleyerek silahlı direnişe geçmişlerdir.
3) Millî bilincin uyanmasında ve kongrelerin (Erzurum, Balıkesir, Alaşehir) toplanmasında çok büyük rol oynamışlardır.
Bölgesel olarak kopuk hareket eden bütün bu yararlı cemiyetler, Mustafa Kemal Paşa liderliğinde 4-11 Eylül 1919'da toplanan SİVAS KONGRESİ'nde 'Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti' (ARMHC) adı altında tek bir çatı altında birleştirilmiş; böylece Kurtuluş Savaşı tek merkezden yönetilen topyekûn bir ulusal mücadeleye dönüşmüştür.
Örnekler
Örnek 1Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. ve 24. maddelerini yazarak İtilaf Devletlerinin bu maddelerle neyi amaçladığını açıklayınız.
Cevabı göster
7. Madde: 'İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durum ortaya çıkarsa herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecektir.' Amaç: Anadolu'da yapacakları işgallere hukuki gerekçe oluşturmak ve tüm Osmanlı topraklarını işgale açık hale getirmektir. 24. Madde: 'Vilâyât-ı Sitte'de (Erzurum, Van, Elazığ, Diyarbakır, Sivas, Bitlis) karışıklık çıkarsa İtilaf Devletleri bu illeri işgal edebilecektir.' Amaç: Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermeni devleti kurulmasına zemin hazırlamaktır.
Örnek 218 Ocak 1919'da toplanan Paris Barış Konferansı'nda İzmir ve çevresinin İtalya yerine Yunanistan'a verilmesinin nedeni ve sonucu nedir?
Cevabı göster
Nedeni: İngiltere'nin sömürge yolları üzerinde bulunan Doğu Akdeniz ve Ege'de güçlü bir İtalya görmektense, kendi güdümünde hareket edecek zayıf bir Yunanistan'ı tercih etmesidir. Sonucu: İtilaf Devletleri arasında İLK GÖRÜŞ AYRILIĞI ortaya çıkmış; 15 Mayıs 1919'da Yunan ordusunun İzmir'i işgal etmesiyle Türk milletinde Kuva-yı Milliye ruhu şahlanmıştır.
Örnek 3Ekim 1919'da yayımlanan 'Amiral Bristol Raporu'nun Milli Mücadele açısından önemi nedir?
Cevabı göster
Amiral Bristol Raporu; İzmir ve Batı Anadolu'da Rumların çoğunlukta olduğu iddiasının yalan olduğunu, bölgede Türklerin çoğunlukta bulunduğunu, katliamlardan Yunan ordusunun sorumlu olduğunu ve Yunan işgalinin haksızlığını ortaya koyan İLK ULUSLARARASI RESMİ BELGEDİR.
Örnek 4Mondros sonrasında kurulan 'Millî (Yararlı) Cemiyetlerin' ortak özellikleri nelerdir ve bu cemiyetler nerede birleştirilmiştir?
Cevabı göster
Millî Kongre Cemiyeti hariç tamamı bölgesel olarak kurulmuş; işgallere ve azınlıkların zararlı faaliyetlerine karşı önce basın-yayın ve kongrelerle, ardından Kuva-yı Milliye'yi destekleyerek silahlı direnişle mücadele etmişlerdir. Tüm yararlı cemiyetler Sivas Kongresi'nde 'Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti' adı altında birleştirilmiştir.
Örnek 5'Kilikyalılar Cemiyeti' ve 'Millî Kongre Cemiyeti' nerede ve hangi amaçlarla kurulmuştur?
Cevabı göster
Kilikyalılar Cemiyeti; Adana ve Çukurova (Kilikya) bölgesini Fransız ve Ermeni işgaline karşı savunmak amacıyla vatansever Türkler tarafından kurulmuş yararlı bir cemiyettir. Millî Kongre Cemiyeti ise Dr. Esat Işık tarafından İstanbul'da kurulmuş, Türklerin haklı davasını basın-yayın yoluyla dünyaya duyurmayı amaçlamış ve 'Kuva-yı Milliye' terimini ilk kez kullanmış ulusal nitelikli yararlı bir cemiyettir.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
Kısaca
- ABD Başkanı Woodrow Wilson'un 8 Ocak 1918'de yayımladığı 14 maddelik 'Wilson İlkeleri'; yenilenlerden toprak ve savaş tazminatı alınmamasını, gizli antlaşmaların iptalini, Cemiyet-i Akvam'ın (Milletler Cemiyeti) kurulmasını ve Osmanlı'da Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerde kesin Türk egemenliğini (12. madde) öngörmüştür.
- Bulgaristan'ın savaştan çekilmesiyle Almanya ile kara bağlantısı kesilen Osmanlı Devleti, Ahmet İzzet Paşa Hükümeti döneminde Bahriye Nazırı Rauf (Orbay) Bey başkanlığındaki heyetle 30 Ekim 1918'de Limni Adası'nın Mondros Limanı'nda Agamemnon zırhlısında Mondros Ateşkes Antlaşması'nı imzalamıştır.
- Mondros'un 7. maddesi ('İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit eden herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecektir') tüm Anadolu'yu işgale açık hale getirmiş; 24. maddesi ise Vilâyât-ı Sitte'de (Erzurum, Van, Harput/Elazığ, Diyarbakır, Sivas, Bitlis) bir Ermeni devleti kurulmasına zemin hazırlamıştır.
- Mondros'tan sonra ilk işgal edilen Osmanlı toprağı Musul (3 Kasım 1918 - İngiltere) olmuş; işgallere karşı ilk silahlı halk direnişi ise Hatay/Dörtyol'da (19 Aralık 1918 - Kara Mehmet Çavuş) Fransızlara karşı başlamıştır.
- 18 Ocak 1919'da toplanan Paris Barış Konferansı'nda İngiltere, Doğu Akdeniz'de güçlü bir İtalya yerine kendi güdümünde zayıf bir Yunanistan'ı tercih ederek İzmir ve çevresinin Yunanistan tarafından işgal edilmesini sağlamış; 15 Mayıs 1919'da İzmir'in işgalinde Gazeteci Hasan Tahsin ilk kurşunu sıkarak milli direnişi ateşlemiştir.
- İşgaller karşısında İstanbul Hükümeti teslimiyetçi bir politika izlerken; Türk milleti 'Kuva-yı Milliye' birliklerini ve bölgesel kurtuluşu amaçlayan 'Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerini' kurarak bağımsızlık mücadelesini başlatmıştır.