Geçen hafta Göbeklitepe, Çatalhöyük, Çayönü, Aşıklı Höyük ve Hacılar’ı tanıdık, yerleşik hayata geçişin büyük değişimini gördük. Bu hafta aynı toplulukların gündelik yaşamının içine giriyoruz. Ne yiyorlardı, yemeklerini nasıl pişirip saklıyorlardı, ne giyip nasıl süsleniyorlardı? Ölülerini nasıl uğurluyorlardı, ailede ve köyde birlikte nasıl yaşıyorlardı? Bu soruların cevaplarını ararken doğal koşulları da hesaba katacak, Körtiktepe ve Nevalı Çori gibi yeni yerleşimlerle tanışacağız. Son olarak kaynakları sorgulamayı öğrenecek ve kanıtlara dayanan, gerekçeli bir bakış açısı yazacağız.
Sosyal Hayatı Şekillendiren Koşullar: İklim, Su ve Doğal Kaynaklar
Bir topluluğun nasıl yaşadığını anlamak için önce hangi çevrede yaşadığını bilmemiz gerekir. Yaklaşık 11.700 yıl önce dünyada son buzul dönemi sona erdi. İklim yavaş yavaş ısındı, yağışlar arttı. Anadolu’nun dağ eteklerinde ve ovalarında yabani buğday ve arpa tarlaları, meşe, badem ve yabani antep fıstığı ağaçları yayıldı. Bu bitki örtüsünde ceylan, yaban keçisi, yaban koyunu, yaban sığırı ve yaban domuzu gibi hayvanlar yaşıyordu. İşte Göbeklitepe’nin inşası, ilk köylerin kurulması ve tarımın başlaması bu iklim değişikliğinin hemen ardından gelir. Geçen hafta öğrendiğimiz büyük dönüşümü bu çevresel arka plana yerleştirdiğimizde tarihsel bağlamı daha iyi kurmuş oluruz.
İlk yerleşimlerin neredeyse hepsi bir su kaynağının yakınına kurulmuştur. Diyarbakır’daki Körtiktepe Dicle Nehri’nin, Çayönü Boğazçay’ın, Aksaray’daki Aşıklı Höyük Melendiz Çayı’nın kıyısındadır. Çatalhöyük ise Çarşamba Çayı’nın beslediği, o dönemde sulak ve bataklık alanları bulunan Konya Ovası’nda yer alır. Su, yalnızca içmek için değil; kerpiç yapmak, tarlaları beslemek, balık ve su kuşu avlamak, çatı ve sepet için kamış toplamak için de gerekliydi. Göbeklitepe ise ilginç bir istisnadır: Yakınında sürekli akan bir akarsu yoktur. Kazılarda kayaya oyulmuş su toplama kanalları ve çukurları bulunmuştur. Bu durum, insanların su sorununu ortak emekle çözdüğünü düşündürmektedir. Suyun ortak kullanılması, komşular arasında paylaşma kurallarının doğmasına da yol açmış olabilir.
Hammaddeler de sosyal hayatı yönlendirmiştir. Evler için kil, aletler için çakmaktaşı ve özellikle obsidyen gerekiyordu. Anadolu’nun önemli obsidyen kaynakları Kapadokya’daki Göllüdağ ve Nenezi Dağı ile Doğu Anadolu’daki Bingöl ve Nemrut Dağı çevresidir. Göllüdağ’a yakın kurulan Aşıklı Höyük’te çok sayıda obsidyen alet ve yontma artığı bulunmuştur. Çatalhöyük ise obsidyenini yaklaşık 200 kilometre ötedeki Kapadokya’dan getirmek zorundaydı. Bu da uzun mesafeli takas ağlarının kurulduğunu gösterir. Ancak doğa her şeyi belirlemez: İnsanlar yerleşecekleri yeri seçmiş, ağaç kesip tarla açmış, sürüleriyle çevreyi değiştirmiştir. İlk toplulukların sosyal hayatını, insan ile çevrenin karşılıklı etkileşimi olarak görmek dengeli bir bakış açısı sağlar.
| Yerleşim | Yakındaki Su Kaynağı | Yararlanılan Doğal Kaynaklar | Sosyal Hayata Olası Etkisi |
|---|---|---|---|
| Körtiktepe (Diyarbakır) | Dicle Nehri | Balık, su kuşu, yabani bitkiler, taş | Nehir kenarında erken yerleşik yaşam, zengin mezar gelenekleri |
| Göbeklitepe (Şanlıurfa) | Sürekli akarsu yok; su toplama kanalları | Kireçtaşı, yabani tahıl, ceylan ve yaban sığırı | Suyu ve besini ortak emekle sağlama, toplu buluşmalar |
| Çayönü (Diyarbakır) | Boğazçay | Ergani’deki doğal bakır, taş, verimli toprak | Madenle erken tanışma, planlı yapılar |
| Aşıklı Höyük (Aksaray) | Melendiz Çayı | Göllüdağ obsidyeni, kil, otlaklar | Obsidyen alet üretimi, koyun-keçi besleme |
| Çatalhöyük (Konya) | Çarşamba Çayı ve sulak ova | Kil, kamış, verimli toprak; uzaktan gelen obsidyen | Kalabalık köy, kerpiç evler, uzak bölgelerle takas |
Sofradan Depoya: İlk Köylerde Beslenme, Yemek Hazırlama ve Saklama
Arkeologlar ilk toplulukların ne yediğini kömürleşmiş tohumlardan, hayvan kemiklerinden, ocak çevresindeki küllerden ve hatta çanak çömleklerin içine sinmiş yağ izlerinden öğrenir. Bu kanıtlara göre ilk köylerin sofrasında siyez ve gernik buğdayı, arpa, mercimek, bezelye ve burçak bulunuyordu. Toplanan yabani ürünler de önemliydi: Çatalhöyük’te çitlembik, badem ve yabani antep fıstığı kalıntılarına rastlanmıştır. Et için koyun ve keçi beslenmiş, ceylan, yaban sığırı ve yaban domuzu avlanmış, nehir kenarındaki köylerde balık tutulmuştur. Göbeklitepe’de bulunan binlerce ceylan kemiği, avcı-toplayıcıların burada büyük av ve yemek buluşmaları yaptığını düşündürmektedir.
Tarladan sofraya giden yol uzun ve emek isteyen bir süreçti. Ekinler, ağaç ya da kemik sapa dizilmiş çakmaktaşı ve obsidyen dişlerden yapılan oraklarla biçiliyordu. Bu dişlerin kenarında, sap keserken oluşan parlak aşınma izleri görülür. Taneler, düz ya da çukur bir alt taşın üzerinde elde tutulan bir üst taşla ezilerek öğütme taşlarında un hâline getiriliyordu. Bu iş saatler sürerdi. Çanak çömlek yaygınlaşmadan önce yemekler doğrudan ateşte, sıcak küllerin içinde ya da ateşte kızdırılmış taş ve kil toplar sepet veya deri kaplara atılarak pişiriliyordu. Çatalhöyük’ün alt tabakalarında bu pişirme toplarından çok sayıda bulunmuştur. Evlerin içindeki fırın ve ocaklar ise ekmek pişirmek, yemek yapmak ve ısınmak için kullanılıyordu.
Yerleşik hayatın en önemli yeniliklerinden biri depolamaydı. Çatalhöyük evlerinin arka bölümlerinde kerpiçten yapılmış küçük ambarlar ve depo bölmeleri bulunmuştur. Tahıllar sepetlerde, deri torbalarda ve sonraki dönemlerde çanak çömleklerde saklanıyordu. Depolama, kıtlık yıllarına hazırlıklı olmayı sağlıyordu, ama yeni soruları da beraberinde getiriyordu: Bu ürün kime aittir? Komşu zor durumdayken ne kadarı paylaşılır? Bu sorular, aileler arasında paylaşma ve dayanışma kurallarının gelişmesine yol açmış olabilir. Göbeklitepe’de olduğu gibi kalabalık grupların birlikte yemek yediği ortak şölenler ise insanları birbirine bağlayan önemli toplanmalar olarak yorumlanmaktadır.
| Aşama | Kullanılan Araç ya da Yöntem | Arkeolojik Kanıt | Sosyal Hayata Etkisi |
|---|---|---|---|
| Toplama ve hasat | Çakmaktaşı ve obsidyen dişli oraklar | Kenarında parlak aşınma izi olan taş dişler | Hasat dönemlerinde ortak çalışma |
| Öğütme | Alt taş ve elde tutulan üst taş | Evlerde bulunan aşınmış öğütme taşları | Günlük, uzun süren ve düzenli bir ev işi |
| Pişirme | Ocak, fırın, kızdırılmış pişirme topları | Ocak kalıntıları, kül, kil toplar | Ev, ailenin yemek etrafında toplandığı merkez |
| Saklama | Kerpiç ambar, sepet, deri torba, çanak çömlek | Depo bölmeleri ve içlerindeki kömürleşmiş tohumlar | Kıtlığa hazırlık, paylaşma kuralları |
| Ortak tüketim | Kalabalık grupların birlikte yemesi | Göbeklitepe’deki çok sayıda hayvan kemiği | Dayanışma ve topluluk bağlarının güçlenmesi |
Giyim, Dokuma ve Süslenme: İlk Toplulukların Gündelik Görünümü
Avcı-toplayıcılar soğuktan korunmak için daha çok hayvan derisi ve kürk giyiyordu. Deriler taş kazıyıcılarla temizleniyor, kemikten yapılmış bızlarla delinip kemik iğnelerle dikiliyordu. Yerleşik hayata geçen topluluklar ise bitki liflerinden iplik yapmayı ve kumaş dokumayı geliştirdi. Çatalhöyük’te ağaç kabuğu liflerinden dokunmuş kumaş parçaları bulunmuştur. Çayönü’nde de bir alet sapına sarılmış hâlde ele geçen çok eski bir dokuma parçası bilinmektedir. Koyunun evcilleştirilmesinden sonraki dönemlerde yün de giderek önem kazanmıştır.
İplik yapmak için lifler bükülerek eğiriliyordu. Bu iş için kullanılan çubuğa iğ, iğin ucuna takılıp dönmesini kolaylaştıran ortası delik küçük ağırlığa ise ağırşak denir. Ağırşaklar taştan ya da pişmiş topraktan yapıldığı için binlerce yıl dayanmış ve kazılarda sıkça bulunmuştur. Dokuma tezgâhları ise ağaçtan yapıldığı için çoğunlukla çürüyüp yok olmuştur. Bir giysi için önce lifi hazırlamak, sonra eğirmek, dokumak ve dikmek gerekir. Bu uzun süreç sabır, beceri ve zaman isteyen bir işti. Dokumacılığın bilgisi büyük olasılıkla büyüklerden küçüklere, bakarak ve birlikte çalışarak aktarılıyordu.
İlk toplulukların insanları süslenmeyi de seviyordu. Mezarlarda ve evlerde taştan, kemikten, hayvan dişinden ve deniz kabuklarından yapılmış boncuklar, kolyeler ve bilezikler bulunmuştur. Çatalhöyük’te Akdeniz kıyılarından getirilmiş kabuklar, Çayönü’nde ise doğal bakırdan dövülmüş boncuklar ele geçmiştir. Kırmızı renkli toprak boyası olan aşı boyası hem duvarları boyamak hem de büyük olasılıkla vücudu ve eşyaları süslemek için kullanılıyordu. Çatalhöyük’ün parlatılmış obsidyen aynaları ise insanların görünüşüne önem verdiğini düşündürür. Süs eşyaları yalnızca güzellik için değildi: Kişinin hangi aileye ya da gruba ait olduğunu, yaşını veya toplumdaki özel bir rolünü göstermiş olabilir. Uzak yerlerden gelen boncuk malzemeleri ise takas ilişkilerinin ne kadar geniş olduğunu gösterir.
| Ürün | Malzeme | Kanıt | Sosyal Hayata Dair Yorum |
|---|---|---|---|
| Deri giysi | Hayvan derisi, kürk | Taş kazıyıcılar, kemik bız ve iğneler | Av ürünlerinden en iyi biçimde yararlanılıyordu. |
| Dokuma kumaş | Ağaç kabuğu ve bitki lifleri, sonra yün | Çatalhöyük ve Çayönü’nde kumaş parçaları, ağırşaklar | Zaman ve beceri isteyen bir üretim; erken uzmanlaşma |
| Boncuk ve kolye | Taş, kemik, diş, deniz kabuğu, bakır | Mezarlardaki süs eşyaları | Kişisel ya da grup kimliği; uzak bölgelerle takas |
| Renk ve boya | Aşı boyası (kırmızı toprak) | Boyalı duvarlar, boya kalıntıları | Renkler inanç ve süslenme açısından önemliydi. |
| Ayna | Parlatılmış obsidyen | Çatalhöyük’te bulunan obsidyen aynalar | Görünüşe önem verme ve usta işçilik |
İnanç Dünyası ve Ölü Gömme Gelenekleri: Körtiktepe, Nevalı Çori ve Çayönü
Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde, Dicle Nehri kıyısındaki Körtiktepe, yaklaşık 12.000 yıl önce yaşanmış, Göbeklitepe ile aynı dönemlere uzanan bir yerleşimdir. Burada insanlar yuvarlak planlı evlerde yaşamış ve ölülerini çoğunlukla evlerin tabanının altına gömmüştür. Ölüler genellikle dizleri karnına çekilmiş biçimde, yani hoker durumunda yatırılmıştır. Mezarlardan çok sayıda taş kap çıkmıştır. Bu kapların üzerine yılan, akrep, kuş ve geometrik desenler özenle kazınmıştır. Mezarlarda boncuklar ve başka süs eşyaları da bulunmuştur. Ölülerin yanına böyle emek verilmiş eşyalar konması, onlara saygı gösterildiğini ve ölümden sonra bir yaşama inanılmış olabileceğini düşündürmektedir.
Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesi yakınlarındaki Nevalı Çori, yaklaşık 10.000-10.500 yıl önce yaşanmış bir köy yerleşimidir. Alman arkeolog Harald Hauptmann yönetiminde 1983-1991 yılları arasında kazılmıştır. Köyün evlerinden farklı olarak, içinde Göbeklitepe’dekilere benzeyen T biçimli dikilitaşlar ve taş heykeller bulunan özel bir yapı ortaya çıkarılmıştır. Bu yapı, köy halkının bir araya geldiği bir tören ya da toplantı yeri olarak yorumlanır. Diyarbakır’daki Çayönü’nde ise içinde yüzlerce insana ait kafatası ve kemiklerin saklandığı, arkeologların Kafataslı Yapı adını verdiği özel bir bina bulunmuştur. Çatalhöyük’te de bazı kafataslarının sıvanıp boyandığı görülmüştür. Bu buluntular, ölülerle ve atalarla ilgili özel törenler yapıldığını düşündürmektedir.
Bu kanıtları bir araya getirdiğimizde ilk toplulukların inanç dünyası hakkında bazı ortak yorumlara ulaşırız: Ölüler genellikle yaşayanların yakınında, çoğu zaman evlerin altında tutulmuştur. Bu durum aile ve ata bağlarının güçlü olduğunu düşündürür. Göbeklitepe, Nevalı Çori ve Çayönü’ndeki özel yapılar, insanların ortak törenlerde buluştuğunu ve inancın topluluğu bir arada tutan bir bağ olduğunu gösteriyor olabilir. Hayvan motifleri, doğanın ve hayvanların inanç dünyasında önemli bir yer tuttuğunu düşündürür. Ancak bu insanlar inançlarını yazıya geçirmedikleri için sembollerin tam anlamını kesin olarak bilemeyiz. Bu yüzden onları bugünkü inanç kavramlarıyla açıklamaktan kaçınmalı, yorumlarımızı temkinli bir dille ifade etmeliyiz.
| Yerleşim | Yaklaşık Zaman | İnançla İlgili Kanıt | Olası Yorum |
|---|---|---|---|
| Körtiktepe (Diyarbakır) | 12.000 yıl önce | Ev tabanı altındaki hoker gömüler, motifli taş kaplar, boncuklar | Ölülere saygı, ölüm sonrası yaşama inanç |
| Göbeklitepe (Şanlıurfa) | 12.000 yıl önce | Hayvan kabartmalı T biçimli dikilitaşlar | Geniş bir bölgenin ortak inanç ve buluşma alanı |
| Nevalı Çori (Şanlıurfa) | 10.000-10.500 yıl önce | Köy içinde dikilitaşlı ve heykelli özel yapı | Köy halkının ortak tören ya da toplantı yeri |
| Çayönü (Diyarbakır) | 10.000 yıl önce | Yüzlerce kafatası ve kemiğin saklandığı Kafataslı Yapı | Ölüler ve atalarla ilgili özel törenler |
| Çatalhöyük (Konya) | 9.000 yıl önce | Seki altı mezarlar, sıvanıp boyanmış kafatası | Ölüler evde, aileyle birlikte anılıyordu. |
Aile, Çocuklar ve Toplum Düzeni: Ortak Kurallar, Dayanışma ve Eşitlik
İlk köylerde sosyal hayatın temel birimi aile ve onun yaşadığı ev idi. Çatalhöyük’teki bir evde birkaç kişiden oluşan bir ailenin yaşadığı tahmin edilmektedir. Ev; yemek pişirilen, ürün saklanan, alet ve eşya üretilen, ölülerin gömüldüğü ve törenlerin yapıldığı çok yönlü bir mekândı. İlginç bir kanıt da şudur: Çatalhöyük’te eskiyen bir ev yıkıldığında, yenisi çoğu kez tam aynı yere ve aynı plana göre yeniden yapılmıştır. Bu durum, evin ve orada yaşamış ataların aile için büyük anlam taşıdığını düşündürür. Mezarlarda çok sayıda bebek ve çocuk iskeleti bulunması ise o dönemde çocuk ölümlerinin sık yaşandığını gösterir. Çocukların büyük olasılıkla küçük yaşlardan itibaren su taşıma, tohum toplama ya da hayvan otlatma gibi işlerde ailelerine yardım ettiği, bilgiyi büyüklerini izleyerek öğrendiği düşünülmektedir. Kazılarda bulunan bazı küçük kil figürlerin oyuncak olabileceği de ileri sürülmüştür.
İlk yerleşimlerde saray, büyük tapınak, sur ya da kral mezarı gibi bir yöneticiyi gösteren kanıtlara rastlanmamıştır. Evlerin büyüklükleri ve eşyaları birbirine yakındır. Çatalhöyük’teki iskeletler üzerinde yapılan incelemeler, kadınların ve erkeklerin benzer besinlerle beslendiğini ve benzer ağırlıkta işler yaptığını düşündürmektedir. Bu kanıtlar, araştırmacılara eşitlikçi bir toplum düzenini akla getirmektedir. Peki böyle bir köyde kararlar nasıl alınıyordu? Büyük olasılıkla aileler, deneyimli yaşlılar ve ustalar birlikte konuşarak karar veriyordu. Dam yollarının kullanımı, suyun ve otlakların paylaşılması, takasın nasıl yapılacağı gibi konularda herkesin uyduğu ortak kurallar bulunmalıydı. Kurallar yazılı değildi; gelenek olarak kuşaktan kuşağa aktarılıyordu.
Dayanışma, bu toplulukların ayakta kalmasının anahtarıydı. Bir damı örtmek, hasadı zamanında kaldırmak ya da Göbeklitepe’deki dev taşları dikmek ancak birlikte çalışarak mümkündü. Bugün Anadolu köylerinde ortak işleri birlikte yapma geleneği olan imece, bu yardımlaşma kültürünü hatırlatır. Yine de geçmişi kusursuz bir dünya gibi düşünmemeliyiz. Her toplumda olduğu gibi bu köylerde de anlaşmazlıklar yaşanmış olabilir. Çatalhöyük’teki bazı iskeletlerde görülen iyileşmiş yaralar, zaman zaman kavgalar ya da kazalar yaşandığını gösterir. Kıtlık, hastalık ve zor hava koşulları da gündelik yaşamın parçasıydı. İlk toplulukların sosyal hayatına dengeli bir bakış açısıyla bakmak, hem başarılarını hem de karşılaştıkları güçlükleri birlikte görmek demektir.
| Sosyal Alan | Kanıt | Olası Yorum | Temkin Notu |
|---|---|---|---|
| Aile ve ev | Aynı yere aynı planla yeniden yapılan evler | Ev ve atalar aile için çok değerliydi. | Ailede kaç kişinin yaşadığı kesin bilinmez. |
| Çocuklar | Çok sayıda çocuk mezarı, küçük kil figürler | Çocuk ölümleri sıktı; çocuklar işlere yardım ediyordu. | Figürlerin oyuncak mı inanç nesnesi mi olduğu tartışmalıdır. |
| Yönetim | Saray, sur ve kral mezarı olmaması | Kararlar aileler ve yaşlılar arasında ortak alınıyordu. | Yönetim biçimi doğrudan gözlenemez, çıkarım yapılır. |
| Eşitlik | Benzer evler; kadın ve erkeklerde benzer beslenme izleri | Belirgin zengin-yoksul ve kadın-erkek ayrımı yoktu. | Her yerleşim için aynı sonuç geçerli olmayabilir. |
| Dayanışma ve sorunlar | Ortak yapılar; bazı iskeletlerde iyileşmiş yaralar | Yardımlaşma güçlüydü; ama anlaşmazlık ve kazalar da vardı. | Yaraların nedeni kavga da kaza da olabilir. |
Kaynakları Sorgulamak ve Bakış Açımızı Yapılandırmak: Kanıt, Canlandırma ve Farklı Yorumlar
İlk yerleşimler hakkında bilgi edinirken farklı türde kaynaklarla karşılaşırız. Kazıdan çıkan öğütme taşı, mezar, duvar resmi ya da ev kalıntısı gibi o dönemden kalan kanıtlara birincil kaynak denir. Bu buluntular hakkında sonradan hazırlanan arkeolog raporları, bilimsel makaleler, müze levhaları, belgeseller, maketler ve canlandırma resimleri ise ikincil kaynaktır. İkincil kaynaklar birincil kaynakları anlamamızı kolaylaştırır, ama içlerinde onları hazırlayanların yorumlarını da taşır. Örneğin Çatalhöyük’ün renkli bir canlandırma resmindeki insanların giysileri, saçları ve yüz ifadeleri çoğunlukla çizerin tahminidir. Bu yüzden ikincil kaynakları okurken hangi bilginin kanıta, hangisinin tahmine dayandığını ayırt etmeye çalışmalıyız.
Arkeologlar bazı soruları cevaplamak için geçmişteki teknikleri bugün yeniden deneyerek sınar. Buna deneysel arkeoloji denir. Çatalhöyük ve Aşıklı Höyük’te kazı alanlarının yanında, ilk köylerdekiyle aynı malzemeler ve yöntemlerle kerpiç canlandırma evleri yapılmıştır. Böylece bir evin kaç kişiyle ve ne kadar sürede yapılabileceği, ocağın dumanının içeride nasıl dolaştığı, damdan girilen bir evin kışın ne kadar sıcak kaldığı gibi sorulara cevap aranır. Obsidyenden alet yontma ve öğütme taşıyla un yapma denemeleri de ilk toplulukların gündelik emeğini anlamamıza yardım eder. Yine de bir deneyin başarılı olması, geçmişte her şeyin tam olarak böyle yapıldığını kanıtlamaz; yalnızca bir yorumun mümkün olduğunu gösterir.
Bakış açısı yapılandırmak, ‘Bence…’ diye başlayıp aklımıza geleni söylemek değildir. Önce bir iddia ortaya koyarız, sonra onu destekleyen kanıtları sıralar, kanıtın iddiayı neden desteklediğini gerekçe olarak açıklarız. Ardından farklı düşünenlerin karşı yorumunu dikkate alır ve görüşümüzü temkinli bir dille bitiririz. Ayrıca süreklilik ve değişime bakarız: Siyez buğdayı, kerpiç ev, tandır ve imece gibi bazı ögeler Anadolu’da bugün de görülürken yazı, maden aletler ve kentler gibi pek çok şey sonradan ortaya çıkmıştır. Son olarak, geçmişteki insanları kendi koşulları içinde anlamaya çalışırız. Elektriği ve metal aleti olmayan bir dünyada nasıl yaşadıklarını düşünmek, onlara karşı empati kurmamızı ve sağlam bir bakış açısı geliştirmemizi sağlar.
| Kaynak | Türü | Güçlü Yanı | Dikkat Edilmesi Gereken |
|---|---|---|---|
| Kazıdan çıkan öğütme taşı | Birincil | O dönemden kalan doğrudan kanıttır. | Tek başına kimin, ne sıklıkla kullandığını söylemez. |
| Arkeoloğun kazı raporu | İkincil | Buluntunun yerini, tabakasını ve yaşını bildirir. | Raporun yorum bölümünü kanıttan ayırmak gerekir. |
| Müzedeki canlandırma resmi | İkincil | Geçmişi gözümüzde canlandırmayı kolaylaştırır. | Giysi, yüz ve renk gibi ayrıntılar çoğunlukla tahmindir. |
| Kazı alanındaki canlandırma evi | İkincil (deneysel) | Yapım tekniğinin uygulanabilirliğini gösterir. | Geçmişte tam olarak böyle yapıldığını kanıtlamaz. |
| Kaynağı belirtilmemiş internet yazısı | Güvenilirliği belirsiz | Merak uyandırabilir. | Başka güvenilir kaynaklarla doğrulanmadan kullanılmamalıdır. |
Örnekler
Örnek 1Aşıklı Höyük, Melendiz Çayı’nın kıyısında ve obsidyen kaynağı Göllüdağ’a yakın bir yerde kurulmuştur. Kazılarda çok sayıda obsidyen alet ve yontma artığı bulunmuştur. Bu yer seçimi Aşıklı Höyük’teki sosyal hayatı nasıl etkilemiş olabilir?
Cevabı göster
1. adım (koşulları belirleme): Yerleşimin iki önemli doğal avantajı vardır: Akarsu kenarında olması ve obsidyen kaynağına yakınlığı. 2. adım (suyun etkisi): Çay; içme suyu, kerpiç yapımı için çamur, hayvanlar için su ve çevredeki otlaklar sağlamıştır. Bu durum koyun ve keçi beslemeyi ve kalıcı köy yaşamını kolaylaştırmış olabilir. 3. adım (obsidyenin etkisi): Yontma artıklarının çok olması, aletlerin köyün içinde üretildiğini gösterir. Bu da obsidyen işçiliğinde ustalaşmış kişilerin, yani bir iş bölümünün bulunduğunu düşündürür. Fazla üretilen aletler başka topluluklarla takas edilmiş olabilir. 4. adım (temkin): Doğal koşullar bu yaşamı kolaylaştırmıştır; ancak yer seçimini yapan, kaynakları işleyen ve takas ilişkileri kuran insanların kendisidir. Sonuç: Su ve obsidyen kaynağına yakınlık, Aşıklı Höyük’te yerleşik hayatı, alet üretimini ve takası destekleyen önemli bir etken olmuştur.
Örnek 2Körtiktepe yerleşiminin yaklaşık MÖ 10.000’de, Çatalhöyük yerleşiminin ise yaklaşık MÖ 7400’de başladığı kabul edilmektedir. a) 2027 yılından bakıldığında her biri yaklaşık kaç yıl önce başlamıştır? b) İki yerleşimin başlangıcı arasında yaklaşık kaç yıl vardır? c) Bu iki yerleşimi bir zaman çizelgesine yerleştirirken hangisini daha sola (geçmişe) koymalıyız?
Cevabı göster
1. adım (a şıkkı): MÖ tarihine içinde bulunduğumuz yıl eklenir. Körtiktepe: 10.000 + 2027 = 12.027, yani yaklaşık 12.000 yıl önce. Çatalhöyük: 7400 + 2027 = 9427, yani yaklaşık 9.400 yıl önce. 2. adım (b şıkkı): İki tarih de MÖ olduğu için büyük sayıdan küçük sayı çıkarılır: 10.000 − 7400 = 2600 yıl. 3. adım (c şıkkı): MÖ tarihlerde sayı büyüdükçe olay geçmişe uzaklaşır. 10.000 sayısı 7400’den büyük olduğu için Körtiktepe daha eskidir ve çizelgede daha sola konur. Sonuç: Körtiktepe, Çatalhöyük’ten yaklaşık 2600 yıl önce kurulmuştur. Körtiktepe Göbeklitepe ile aynı dönemlere, Çatalhöyük ise daha sonraki köy yaşamı dönemine aittir.
Örnek 3Aşağıdaki kaynakları birincil ve ikincil kaynak olarak sınıflandırınız: A) Çayönü’nde bulunan bakır boncuk B) Çatalhöyük hakkında çekilmiş bir belgesel C) Körtiktepe’de bir mezardan çıkan motifli taş kap D) Müzede Göbeklitepe’nin yapımını gösteren bir canlandırma resmi E) Bir arkeoloğun Aşıklı Höyük kazısı üzerine yazdığı makale
Cevabı göster
1. adım (ölçütü belirleme): O dönemden kalan ve doğrudan incelediğimiz nesneler birincil, o dönem hakkında sonradan hazırlanan anlatımlar ikincil kaynaktır. 2. adım (birincil kaynaklar): A ve C birincil kaynaktır. Bakır boncuk ve taş kap, ilk yerleşimlerde yaşayan insanların kendi elleriyle yaptığı nesnelerdir. 3. adım (ikincil kaynaklar): B, D ve E ikincil kaynaktır. Belgesel, canlandırma resmi ve makale günümüzde, buluntulara dayanılarak hazırlanmıştır ve hazırlayanların yorumlarını içerir. 4. adım (değerlendirme): İkincil kaynaklar değersiz değildir; birincil kaynakları anlamamızı kolaylaştırır. Ancak onları okurken kanıtı ve yorumu ayırmamız gerekir. Sonuç: Birincil: A ve C. İkincil: B, D ve E.
Örnek 4Çatalhöyük’ün alt (eski) tabakalarında çok sayıda kil pişirme topu bulunmuştur. Üst (yeni) tabakalara doğru çanak çömlek parçaları artarken pişirme toplarının sayısı azalmaktadır. Bu kanıta dayanarak yemek hazırlama alışkanlıklarındaki değişimi yorumlayınız.
Cevabı göster
1. adım (tabakaları sıralama): Höyükte alttaki tabaka daha eski, üstteki daha yenidir. Bu nedenle değişim, alttan üste doğru izlenir. 2. adım (eski dönem): Alt tabakalarda pişirme topları çoktur. Demek ki bu dönemde yemekler, ateşte kızdırılan topların sepet, deri ya da tahta kaplara atılmasıyla ısıtılıyordu. 3. adım (yeni dönem): Üst tabakalarda çanak çömlek artmaktadır. Ateşe dayanıklı kaplar yaygınlaştıkça yemekler doğrudan kapta pişirilmeye başlanmış ve pişirme toplarına daha az ihtiyaç duyulmuştur. 4. adım (sosyal yorum): Yeni yöntem, pişirmeyi kolaylaştırmış ve ürünlerin saklanmasını da iyileştirmiş olabilir. Bu, gündelik ev işlerinin zaman içinde değiştiğini gösterir. Sonuç: Çatalhöyük halkı zamanla pişirme toplarından çanak çömlekte pişirmeye geçmiştir. Bu örnek, aynı yerleşimde bile sosyal hayatın zamanla değiştiğini gösterir.
Örnek 5Çayönü’nde içinde yüzlerce insana ait kafatası ve kemiğin bulunduğu özel bir yapı ortaya çıkarılmıştır. Bir öğrenci bu kanıt için «Çayönü halkı ölülerini hiç önemsemiyordu, kemikleri bir yere yığmışlardı.» demiştir. Bu yorumu kanıtlara göre değerlendiriniz ve daha uygun bir yorum öneriniz.
Cevabı göster
1. adım (kanıtı belirleme): Kafataslarının ve kemiklerin özel bir binada, bir arada saklandığı bilinmektedir. Bu bina köyün sıradan evlerinden farklıdır. 2. adım (öğrencinin yorumunu sınama): Kemikler rastgele bir çukura atılmamış, bu iş için ayrılmış özel bir yapıda tutulmuştur. Özel bir bina yapmak emek ve özen ister. Bu nedenle ‘hiç önemsemiyorlardı’ yorumu kanıtla uyuşmaz. 3. adım (bağlamla karşılaştırma): Körtiktepe ve Çatalhöyük’te de ölüler yaşayanların yakınında tutulmuş, bazı kafataslarına özel işlemler yapılmıştır. Bu da ölülere ve atalara önem verilen bir dönemi gösterir. 4. adım (yeni yorum): ‘Kafataslı Yapı, Çayönü halkının ölüleri ve atalarıyla ilgili özel törenler yaptığını düşündürmektedir. Ancak bu törenlerin tam olarak nasıl yapıldığını kesin olarak bilemeyiz.’ Sonuç: Öğrencinin yorumu kanıta dayanmamaktadır; daha uygun yorum, ölülere ve atalara özel bir önem verildiği yönündedir.
Örnek 6«Çatalhöyük’te kadınlar ve erkekler toplumda eşit bir yere sahipti.» iddiasını iddia, kanıt, gerekçe, karşı görüş ve temkin basamaklarını kullanarak bir bakış açısı paragrafına dönüştürünüz.
Cevabı göster
1. adım (iddia): Çatalhöyük’te kadınlar ve erkekler arasında belirgin bir eşitsizlik olmadığı düşünülebilir. 2. adım (kanıt): İskeletler üzerindeki incelemeler, kadın ve erkeklerin benzer besinlerle beslendiğini ve benzer ağırlıkta işler yaptığını düşündürmektedir. Evler ve mezarlar da birbirine benzemektedir. 3. adım (gerekçe): Bir toplumda bir grup daha ayrıcalıklı olsaydı, daha iyi beslenmesi ya da daha zengin mezarlarla gömülmesi beklenirdi. Bu farkların görülmemesi eşitlik yorumunu destekler. 4. adım (karşı görüş): Bazı araştırmacılar, toplumda farklı görevlerin ve saygınlıkların bulunabileceğini; eşit beslenmenin her konuda eşitlik anlamına gelmeyebileceğini hatırlatır. 5. adım (temkin ve paragraf): «Bana göre Çatalhöyük’te kadınlar ve erkekler büyük olasılıkla eşite yakın bir konumdaydı. Benzer beslenme izleri, benzer iş yükü ve birbirine benzeyen evler bu görüşü destekliyor. Yine de görevlerin ve saygınlığın tam olarak nasıl paylaşıldığını bilemiyoruz. Yeni kazılar bu görüşü güçlendirebilir ya da değiştirebilir.» Sonuç: Kanıta dayanan, karşı görüşü dikkate alan ve temkinli biten bir paragraf sağlam bir bakış açısı oluşturur.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Aşağıdakilerden hangisi Anadolu’daki ilk yerleşim yerlerinin seçiminde etkili olan doğal koşullardan biri değildir?
İlk yerleşimler kurulduğunda henüz kentler ve kent pazarları yoktu. Su, verimli toprak ve hammadde kaynakları ise yer seçimini etkileyen doğal koşullardır.
2Çanak çömlek yaygınlaşmadan önce Çatalhöyük’te kullanılan kil pişirme toplarının işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Pişirme topları ateşte ısıtılıp su ya da yiyecek dolu kaplara atılır, böylece yemek ısınırdı. Tahılı un yapmak öğütme taşının, iğin dönmesini kolaylaştırmak ağırşağın işidir.
3Aşağıdakilerden hangisi ilk yerleşimlerin sosyal hayatına ait birincil kaynaktır?
Motifli taş kap, o dönemin insanlarının yaptığı ve kazıdan çıkan bir nesne olduğu için birincil kaynaktır. Belgesel, canlandırma resmi ve makale sonradan hazırlandığı için ikincil kaynaktır.
4Çatalhöyük’teki bazı küçük kil figürler hakkında yazılmış aşağıdaki ifadelerden hangisi kanıta dayalı ve temkinli bir yorumdur?
Figürlerin anlamı kesin olarak bilinmez. ‘Olabileceği düşünülmektedir’ ifadesi farklı yorumlara açık ve temkinlidir. ‘Kesinlikle’ ve ‘hiçbir anlamı yoktur’ ifadeleri kanıtın ötesine geçer; tüccar iddiasını destekleyen bir kanıt da yoktur.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Göbeklitepe’nin yakınında sürekli akan bir akarsu bulunmaz; kazılarda kayaya oyulmuş su toplama kanalları bulunmuştur.
Bu durum, insanların su ihtiyacını ortak emekle çözdüğünü düşündürür.
- Kazılarda kumaş ve sepet kalıntılarının az bulunması, ilk köylerde dokuma ve sepetçiliğin hiç yapılmadığını kanıtlar.
Kumaş ve sepet gibi organik malzemeler toprakta kolayca çürür. Az bulunmaları, az kullanıldıkları anlamına gelmez; ağırşaklar dokumacılığın yapıldığını gösterir.
- Körtiktepe’de ölüler genellikle evlerin tabanı altına, hoker durumunda gömülmüştür.
Mezarlardan motifli taş kaplar ve boncuklar da çıkmıştır.
- İlk yerleşimlerde sarayların ve kral mezarlarının bulunması, bu toplulukların güçlü krallar tarafından yönetildiğini gösterir.
İlk yerleşimlerde saray, sur ya da kral mezarı gibi yöneticiyi gösteren kanıtlara rastlanmamıştır. Bu durum eşitlikçi bir düzeni düşündürür.
- Deneysel arkeolojide geçmişteki teknikler aynı malzeme ve yöntemlerle bugün yeniden denenir.
Çatalhöyük ve Aşıklı Höyük’teki kerpiç canlandırma evleri bunun örneğidir.
- Göbeklitepe’nin yakınında sürekli akan bir akarsu bulunmaz; kazılarda kayaya oyulmuş su toplama kanalları bulunmuştur.
6Aşağıdaki kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Yaklaşık 12.000 yıl önce yaşanmış olan Körtiktepe yerleşimi Nehri’nin kıyısında kurulmuştur.
- Çanak çömlek yaygınlaşmadan önce yiyecekleri ısıtmak için ateşte kızdırılan kil toplara topu denir.
- Kazılarda bulunan , o yerde iplik eğirildiğinin önemli bir kanıtıdır.
- Kazıdan çıkan ve o dönemin insanlarının yaptığı bir nesne, kaynak olarak kabul edilir.
- Bir damı örtmek ya da hasadı kaldırmak gibi işlerin birlikte yapılması, ilk köylerdeki kültürünü gösterir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Sınıfınız ‘İlk Köylerde Bir Gün’ başlıklı bir sergi panosu hazırlıyor. Elinizde şu dört kaynak var: A) Çatalhöyük kazısından çıkmış, yüzeyi aşınmış bir öğütme taşı B) Bir arkeoloğun bu taşın bulunduğu ev ve tabaka hakkında yazdığı kazı raporu C) Çatalhöyük’te bir aileyi damda ekmek yaparken gösteren renkli bir canlandırma resmi D) Kaynağı belirtilmemiş bir internet sitesinde yer alan «Çatalhöyük’te büyük bir sarayda yaşayan bir kral vardı.» cümlesi Bu kaynakları değerlendirerek panoya hangilerini, nasıl koyacağınızı belirleyiniz; Çatalhöyük’te günlük yaşam hakkında kanıta dayalı bir bakış açısı paragrafı yazınız.
1. ipucu: 1. adım: Her kaynağın birincil mi ikincil mi olduğunu ve güvenilirliğini belirleyiniz.
2. ipucu: 2. adım: Kaynak sorgulamanın dört sorusunu (ne zaman, kim, destekleyen var mı, kesinlik dili) özellikle D kaynağına uygulayınız.
3. ipucu: 3. adım: Çatalhöyük’ü zaman ve mekân bakımından bağlamına yerleştiriniz.
4. ipucu: 4. adım: Güvenilir kaynaklardan iddia, kanıt, gerekçe ve temkin içeren bir paragraf yazınız.
Cevap: 1) Kaynak türleri: A birincil kaynaktır; dokuz bin yıl önceki insanların bizzat kullandığı bir nesnedir. B ikincil kaynaktır; ancak taşın bulunduğu yeri ve tabakayı bildiren, kanıta dayalı ve güvenilir bir anlatımdır. C ikincil kaynaktır; ev düzeni gibi bazı ayrıntılar kanıta dayansa da giysiler, yüzler ve renkler büyük ölçüde çizerin tahminidir. D ise güvenilirliği belirsiz bir kaynaktır. 2) D kaynağını sorgulama: Kim yazdığı ve hangi kanıta dayandığı belli değildir. Çatalhöyük’te saray ya da kral mezarı bulunmamıştır; evlerin birbirine benzemesi tam tersine eşitlikçi bir düzeni düşündürür. İfade ‘vardı’ diyerek kesin bir dil kullanır. Bu nedenle D kaynağı panoya bilgi olarak konmamalıdır; istenirse ‘Yanlış bilgiye dikkat!’ başlığıyla, neden hatalı olduğu açıklanarak örnek gösterilebilir. 3) Pano düzeni: Ortaya A’nın fotoğrafı konur ve ‘Birincil kaynak’ etiketi yazılır. Yanına B’den alınan kısa bilgi eklenir. C, altına ‘Canlandırma resmidir; bazı ayrıntılar tahmindir.’ notu düşülerek kullanılır. 4) Tarihsel bağlam: Çatalhöyük yaklaşık 9.000 yıl önce, Cilalı Taş Çağı’nda, Çarşamba Çayı’nın beslediği verimli Konya Ovası’nda kurulmuştur. Henüz yazı ve metal alet yoktur; insanlar taş, kil, kemik ve bitki lifleriyle çalışır. 5) Bakış açısı paragrafı: «Bana göre Çatalhöyük’te günlük yaşam büyük ölçüde evin içinde ve damlarda, aile ve komşularla birlikte geçiyordu. Evden çıkan aşınmış öğütme taşı, tahılın her gün evde un hâline getirildiğini gösteriyor; taşın aşınması uzun süre kullanıldığını düşündürüyor. Kazı raporu taşın bir evin içinde bulunduğunu bildirdiği için bu işin ailenin günlük işlerinden biri olduğunu söyleyebilirim. Saray ya da kral olduğuna dair bir kanıt bulunmaması ve evlerin birbirine benzemesi ise eşitlikçi bir köy düzenini akla getiriyor. Bazı araştırmacılar ekmeğin damda değil evin içindeki fırında yapıldığını düşünebilir; canlandırma resmindeki her ayrıntının kesin olmadığını unutmamalıyım. Yeni kazılar bu görüşümü geliştirebilir.»
Kısaca
- Doğal koşullar: Buzul Çağı’nın sona ermesiyle ısınan iklim, su kaynakları, verimli topraklar, yabani bitki ve hayvanlar ile obsidyen gibi hammaddeler ilk yerleşimlerin nerede kurulacağını ve sosyal hayatın nasıl şekilleneceğini etkilemiştir.
- Beslenme: İlk köylerde siyez ve gernik buğdayı, arpa, mercimek, badem ve çitlembik tüketilmiş; tahıllar öğütme taşlarında un hâline getirilmiş, yemekler fırın, ocak ve kızdırılmış pişirme toplarıyla hazırlanmış, ürünler ambarlarda saklanmıştır.
- Giyim ve süslenme: Deri giysilerin yanında bitki liflerinden ve yünden dokunan kumaşlar kullanılmış; taş, kemik, deniz kabuğu ve bakırdan boncuklar, aşı boyası ve obsidyen aynalar süslenmenin ve takasın kanıtı olmuştur.
- İnanç: Körtiktepe’deki süslü taş kaplı mezarlar, Nevalı Çori’deki dikilitaşlı özel yapı ve Çayönü’ndeki Kafataslı Yapı, ölüm sonrasına inancı, atalara saygıyı ve topluluğu birleştiren törenleri düşündürür.
- Toplum düzeni: Saray, sur ya da kral izine rastlanmaması ve evlerin birbirine benzemesi, ailelerin ve komşuların dayanışmasına dayanan, ortak kurallarla yönetilen eşitlikçi bir düzen bulunduğunu düşündürür.
- Bakış açısı: Buluntular birincil, onlar hakkında sonradan hazırlanan yazı, çizim ve belgeseller ikincil kaynaktır. Kanıtı bulup bağlama yerleştirmek, farklı yorumları dinlemek ve görüşü gerekçeli ve temkinli yazmak sağlam bir bakış açısı oluşturur.
Bu dersin öteki kaynakları
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler Yıllık Planı (2026-2027) Yıllık plan
- Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı (ortaokul) Öğretim programı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- Sosyal Bilgiler 5.Sınıf Ders Kitabı (1.Kitap) Ders kitabı
- Sosyal Bilgiler 5.Sınıf Ders Kitabı (2.Kitap) Ders kitabı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler Günlük Planları (2026-2027) Ders planı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler 1. Hafta Çalışma Kâğıdı: Gruplar ve Rollerimiz Çalışma kâğıdı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler 2. Hafta Çalışma Kâğıdı: Kültürel Zenginlik: Tanıyalım, Saygıyla Birlikte Yaşayalım Çalışma kâğıdı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler 4. Hafta Çalışma Kâğıdı: Yardımlaşma ve Dayanışma Faaliyetlerinin Toplumsal Birliğe Etkisi Çalışma kâğıdı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler 3. Hafta Çalışma Kâğıdı: Kültürel Özelliklere Saygı ve Birlikte Yaşama Kültürü Çalışma kâğıdı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler 7. Hafta Çalışma Kâğıdı: Yaşadığımız İlin Göreceli Konumu: Yeryüzü Şekilleri, İklim, Ulaşım ve Nüfus Özellikleri Çalışma kâğıdı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler 8. Hafta Çalışma Kâğıdı: Yaşadığımız İlde Doğal ve Beşerî Çevredeki Değişimin Neden ve Sonuçları Çalışma kâğıdı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler 5. Hafta Çalışma Kâğıdı: Yardımlaşma ve Dayanışma Faaliyetleri: Yardım Projesini Planlama ve Uygulama Çalışma kâğıdı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler 6. Hafta Çalışma Kâğıdı: Yardımlaşma ve Dayanışmanın Toplumsal Birliğe Etkisi & Yaşadığımız İlin Göreceli Konumu Çalışma kâğıdı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler 9. Hafta Çalışma Kâğıdı: Yaşadığımız İlde Doğal ve Beşerî Çevredeki Değişimin Neden ve Sonuçlarını Yorumlama, Sürdürülebilir Çevre Çözümleri Çalışma kâğıdı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler 10. Hafta Çalışma Kâğıdı: Yaşadığımız İlde Meydana Gelebilecek Afetlerin (Deprem, Sel, Heyelan, Orman Yangını, Çığ) Etkilerini Azaltmaya Yönelik Önlemler ve Afet Bilinci Çalışma kâğıdı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler 11. Hafta Çalışma Kâğıdı: Afet Öncesi, Afet Sırası ve Afet Sonrasında Yapılması Gerekenler, Afet ve Acil Durum Çantası Hazırlama ve 2. Öğrenme Alanı Değerlendirmesi Çalışma kâğıdı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler 12. Hafta Çalışma Kâğıdı: Ülkemize Kara Sınırı Olan Komşu Devletler (Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, Ermenistan, Nahçıvan/Azerbaycan, İran, Irak, Suriye), Sınır Kapıları ve Komşuluk İlişkileri (SB.5.2.4) Çalışma kâğıdı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler 13. Hafta Çalışma Kâğıdı: Ülkemizin Komşularıyla Ekonomik ve Kültürel İlişkileri ve 3. Öğrenme Alanına Giriş: Yaşadığımız İldeki Ortak Miras Ögeleri (SB.5.2.4 & SB.5.3.1) Çalışma kâğıdı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler 14. Hafta Çalışma Kâğıdı: Ortak Miras Ögeleri: Somut ve Somut Olmayan Kültürel Mirasımız ve Yaşadığımız İldeki Miras Ögeleri Çalışma kâğıdı