Geçen iki hafta karlı günleri, kar uyarılarını ve kış günlüğünü konuştuk. Bu hafta pencereyi açıp güneşi içeri alıyoruz. Önce güneşli ve ılıman hava ifadelerini dinleyip مُمْطِرٌ ve عَاصِفٌ gibi kelimelerden ayıracağız. Ardından كَيْفَ الْجَوُّ الْيَوْمَ؟ ve كَمْ دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ الْآنَ؟ sorularıyla bir diyalog kuracağız. لٰكِنْ, لِأَنَّ ve لِذٰلِكَ ile güneşten korunma önerileri vereceğiz, güneşli bir günü betimleyip bir kartpostal yazacağız. Güneş ile Rüzgâr'ın meşhur yarışını okuyacak, son olarak هُوَ الَّذِي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَاءً ayetiyle gökteki düzeni düşüneceğiz.
Güneşli Hava Sözcükleri: Muşmis, Sahv, Dâfi ve Mu'tedil
Kış boyunca bulutlu, yağmurlu ve karlı günleri konuştuk. Ancak kışın da bulutların dağıldığı ve güneşin parladığı günler olur. Güneşli havayı anlatan en temel kelime مُشْمِسٌ (güneşli) kelimesidir ve الشَّمْسُ (güneş) kelimesinden türemiştir: الْجَوُّ مُشْمِسٌ الْيَوْمَ (Bugün hava güneşli). Bulutsuz ve açık havayı الْجَوُّ صَحْوٌ (Hava açık) ya da السَّمَاءُ صَافِيَةٌ (Gökyüzü berrak) cümleleriyle anlatırız. Havanın sıcaklığını ise üç dereceyle ifade ederiz: دَافِئٌ (ılık), حَارٌّ (sıcak) ve ne sıcak ne soğuk anlamındaki مُعْتَدِلٌ (ılıman, mutedil).
Güneşin hareketini anlatan fiiller de dinlemede sık geçer. أَشْرَقَتِ الشَّمْسُ (Güneş doğdu) cümlesindeki fiil 'doğmak, parlamak' anlamındadır; غَرَبَتِ الشَّمْسُ ise Güneş battı demektir. Güneşten gelen ışığa أَشِعَّةُ الشَّمْسِ (güneş ışınları), güneşin değmediği serin yere الظِّلُّ (gölge) denir. Hava tamamen açık değilse غَائِمٌ جُزْئِيًّا (parçalı bulutlu) ifadesi kullanılır.
Şimdi kısa bir hava durumu bülteni dinleyelim: الْجَوُّ مُشْمِسٌ فِي غَرْبِ الْبِلَادِ وَجَنُوبِهَا، وَالسَّمَاءُ صَافِيَةٌ. دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ فِي أَنْطَالْيَا عِشْرُونَ دَرَجَةً. أَمَّا فِي الشَّرْقِ فَالْجَوُّ غَائِمٌ وَمُمْطِرٌ، وَفِي الشَّمَالِ الْجَوُّ عَاصِفٌ. Türkçesi: Ülkenin batısında ve güneyinde hava güneşli, gökyüzü açık. Antalya'da sıcaklık yirmi derece. Doğuda ise hava bulutlu ve yağmurlu, kuzeyde hava fırtınalı. Bu bültende güneşli havayı مُمْطِرٌ (yağmurlu) ve عَاصِفٌ (fırtınalı) havadan ayırmak için kelimenin kökünü dinlemek işe yarar: شَمْس güneşi, مَطَر yağmuru, عَاصِفَة fırtınayı hatırlatır.
| Arapça İfade | Okunuşu | Türkçe Anlamı |
|---|---|---|
| الْجَوُّ مُشْمِسٌ | El-cevvu muşmisun | Hava güneşli |
| الْجَوُّ صَحْوٌ | El-cevvu sahvun | Hava açık |
| السَّمَاءُ صَافِيَةٌ | Es-semâu sâfiyetun | Gökyüzü berrak |
| الْجَوُّ دَافِئٌ | El-cevvu dâfiun | Hava ılık |
| الْجَوُّ حَارٌّ | El-cevvu hârrun | Hava sıcak |
| الْجَوُّ مُعْتَدِلٌ | El-cevvu mu'tedilun | Hava ılıman |
| أَشْرَقَتِ الشَّمْسُ | Eşraketi'ş-şemsu | Güneş doğdu |
| أَشِعَّةُ الشَّمْسِ | Eşiatu'ş-şemsi | Güneş ışınları |
| غَائِمٌ جُزْئِيًّا | Ğâimun cuz'iyyen | Parçalı bulutlu |
Hava Nasıl, Sıcaklık Kaç?: Güneşli Gün Diyaloğu ve Ilıman Hava
Bir sabah Ahmed ile Zeyneb okul bahçesinde karşılaşır. Diyaloğu okuyalım: أَحْمَدُ: صَبَاحَ الْخَيْرِ يَا زَيْنَبُ، كَيْفَ الْجَوُّ الْيَوْمَ؟ زَيْنَبُ: صَبَاحَ النُّورِ يَا أَحْمَدُ. الْجَوُّ مُشْمِسٌ وَمُعْتَدِلٌ. أَحْمَدُ: كَمْ دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ الْآنَ؟ زَيْنَبُ: دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ الْآنَ عِشْرُونَ دَرَجَةً. أَحْمَدُ: مَا أَجْمَلَ الْجَوَّ! هَيَّا نَذْهَبْ إِلَى الْحَدِيقَةِ بَعْدَ الدَّرْسِ. زَيْنَبُ: فِكْرَةٌ جَمِيلَةٌ، لٰكِنْ لَا تَنْسَ الْقُبَّعَةَ لِأَنَّ الشَّمْسَ قَوِيَّةٌ. Türkçesi: Ahmed: Günaydın Zeyneb, bugün hava nasıl? Zeyneb: Günaydın Ahmed. Hava güneşli ve ılıman. Ahmed: Şu an sıcaklık kaç derece? Zeyneb: Şu an sıcaklık yirmi derece. Ahmed: Hava ne kadar güzel! Dersten sonra haydi parka gidelim. Zeyneb: Güzel fikir ama şapkanı unutma, çünkü güneş güçlü.
Diyalogda iki temel soru kalıbı vardır. كَيْفَ الْجَوُّ الْيَوْمَ؟ (Bugün hava nasıl?) sorusuna bir sıfatla cevap verilir: الْجَوُّ مُشْمِسٌ. كَمْ دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ الْآنَ؟ (Şu an sıcaklık kaç derece?) sorusuna ise bir sayıyla cevap verilir. Burada önemli bir kural vardır: 3 ile 10 arasındaki sayılardan sonra دَرَجَاتٍ çoğul gelir (خَمْسُ دَرَجَاتٍ); 11 ve daha büyük sayılardan sonra ise دَرَجَةً tekil ve üstün okunur: عِشْرُونَ دَرَجَةً (20), خَمْسٌ وَعِشْرُونَ دَرَجَةً (25), ثَلَاثُونَ دَرَجَةً (30).
Diyalogda geçen مُعْتَدِلٌ kelimesi özellikle dikkat çekicidir. Bu kelime ne çok sıcak ne çok soğuk, yani dengeli ve ölçülü hava için kullanılır. Türkçede 'mutedil davranmak' dediğimizde de aynı kelimeyi kullanırız. Konuşurken havanın değişimini de anlatabiliriz: كَانَ الْجَوُّ بَارِدًا فِي الصَّبَاحِ، وَالْآنَ الْجَوُّ دَافِئٌ. (Sabah hava soğuktu, şimdi hava ılık.) Yarınki havayı merak edersek كَيْفَ يَكُونُ الْجَوُّ غَدًا؟ (Yarın hava nasıl olacak?) diye sorarız; cevap سَيَكُونُ الْجَوُّ مُشْمِسًا (Hava güneşli olacak) olabilir.
| Soru | Okunuşu | Örnek Cevap |
|---|---|---|
| كَيْفَ الْجَوُّ الْيَوْمَ؟ | Keyfe'l-cevvu'l-yevme? | الْجَوُّ مُشْمِسٌ وَمُعْتَدِلٌ. (Hava güneşli ve ılıman.) |
| كَمْ دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ الْآنَ؟ | Kem derecetu'l-harâreti'l-âne? | عِشْرُونَ دَرَجَةً. (Yirmi derece.) |
| هَلِ السَّمَاءُ صَافِيَةٌ؟ | Heli's-semâu sâfiyetun? | نَعَمْ، السَّمَاءُ صَافِيَةٌ. (Evet, gökyüzü berrak.) |
| مَتَى تَغْرُبُ الشَّمْسُ؟ | Metâ teğrubu'ş-şemsu? | فِي السَّاعَةِ السَّادِسَةِ. (Saat altıda.) |
| كَيْفَ يَكُونُ الْجَوُّ غَدًا؟ | Keyfe yekûnu'l-cevvu ğaden? | سَيَكُونُ الْجَوُّ مُشْمِسًا. (Hava güneşli olacak.) |
Güneşli Günde Sebep, Sonuç ve Karşıtlık: Güneşten Korunma Önerileri
Güneş, hayat için gereklidir ama sıcak günlerde fazlası zarar verebilir. Uzun süre güneş altında kalmak ضَرْبَةُ شَمْسٍ (güneş çarpması) tehlikesi doğurur. Bu yüzden güneşli bir günde önerilerde bulunurken sebep ve sonuç bildiren bağlaçlar çok işe yarar. لِأَنَّ (çünkü) önce sonucu, ardından sebebi söyler: أَجْلِسُ فِي الظِّلِّ لِأَنَّ الشَّمْسَ قَوِيَّةٌ. (Gölgede oturuyorum çünkü güneş güçlü.) لِذٰلِكَ (bu yüzden) ise önce sebebi, ardından sonucu söyler: الشَّمْسُ قَوِيَّةٌ، لِذٰلِكَ أَجْلِسُ فِي الظِّلِّ. (Güneş güçlü, bu yüzden gölgede oturuyorum.) Gördüğünüz gibi aynı bilgi iki farklı sırayla anlatılabilir.
Güneşten korunmak için gereken eşyaları da öğrenelim: الْقُبَّعَةُ (şapka), النَّظَّارَةُ الشَّمْسِيَّةُ (güneş gözlüğü), كَرِيمُ الشَّمْسِ (güneş kremi) ve زُجَاجَةُ الْمَاءِ (su şişesi). Örnek öneriler: الْجَوُّ حَارٌّ جِدًّا، لِذٰلِكَ يَجِبُ أَنْ نَشْرَبَ الْمَاءَ كَثِيرًا. (Hava çok sıcak, bu yüzden çok su içmeliyiz.) أَلْبَسُ النَّظَّارَةَ الشَّمْسِيَّةَ لِأَنَّ الضَّوْءَ قَوِيٌّ. (Güneş gözlüğü takıyorum çünkü ışık güçlü.) لِأَنَّ kendisinden sonra gelen ismi üstün okutur; zamirle birleşince لِأَنَّنِي (çünkü ben), لِأَنَّهُ (çünkü o) olur: أَشْرَبُ الْمَاءَ لِأَنَّنِي عَطْشَانُ (Su içiyorum çünkü susadım).
لٰكِنْ (ama, fakat) beklenmedik bir durumu anlatır. Kışın güneşli bir gün buna güzel bir örnektir: Güneş parlar ama hava soğuk kalabilir. الشَّمْسُ مُشْرِقَةٌ لٰكِنَّ الْجَوَّ بَارِدٌ. (Güneş parlıyor ama hava soğuk.) لٰكِنْ kelimesinin şeddeli şekli لٰكِنَّ, لِأَنَّ gibi isimden önce gelir ve ismi üstün okutur (الْجَوَّ); sakin şekli لٰكِنْ ise fiilden önce gelir: أُرِيدُ أَنْ أَلْعَبَ فِي الشَّمْسِ، لٰكِنْ لَبِسْتُ قُبَّعَتِي أَوَّلًا. Üç bağlacı tek paragrafta birleştirelim: الْيَوْمَ الْجَوُّ حَارٌّ، لِذٰلِكَ ذَهَبْنَا إِلَى الشَّاطِئِ. سَبَحْنَا كَثِيرًا لٰكِنَّنَا جَلَسْنَا فِي الظِّلِّ لِأَنَّ الشَّمْسَ قَوِيَّةٌ. (Bugün hava sıcak, bu yüzden sahile gittik. Çok yüzdük ama gölgede oturduk çünkü güneş güçlü.)
| Bağlaç | Görevi | Örnek Cümle | Türkçe Anlamı |
|---|---|---|---|
| لِذٰلِكَ | Sonuç (sebep önce) | الشَّمْسُ قَوِيَّةٌ، لِذٰلِكَ أَلْبَسُ الْقُبَّعَةَ. | Güneş güçlü, bu yüzden şapka takıyorum. |
| لِأَنَّ | Sebep (sonuç önce) | أَلْبَسُ الْقُبَّعَةَ لِأَنَّ الشَّمْسَ قَوِيَّةٌ. | Şapka takıyorum çünkü güneş güçlü. |
| لٰكِنَّ | Karşıtlık (isimden önce) | الشَّمْسُ مُشْرِقَةٌ لٰكِنَّ الْجَوَّ بَارِدٌ. | Güneş parlıyor ama hava soğuk. |
| لِأَنَّنِي | Sebep (zamirle) | أَشْرَبُ الْمَاءَ لِأَنَّنِي عَطْشَانُ. | Su içiyorum çünkü susadım. |
| لِذٰلِكَ | Öneri bildirme | الْجَوُّ حَارٌّ، لِذٰلِكَ يَجِبُ أَنْ نَشْرَبَ الْمَاءَ. | Hava sıcak, bu yüzden su içmeliyiz. |
Güneşli Günü Betimlemek ve Kartpostal Yazmak
Güneşli bir günü betimlerken önce renklerden ve ışıktan başlarız. Gökyüzünü السَّمَاءُ زَرْقَاءُ وَصَافِيَةٌ (Gökyüzü mavi ve berrak), güneşi الشَّمْسُ سَاطِعَةٌ (Güneş parlak, ışıl ışıl) diye anlatırız. Işığın rengini ذَهَبِيٌّ (altın renkli) sıfatıyla verebiliriz: أَشِعَّةُ الشَّمْسِ ذَهَبِيَّةٌ. Hafif bir esinti için نَسِيمٌ لَطِيفٌ (hoş bir meltem), serinletici bir şey için مُنْعِشٌ (ferahlatıcı) kelimesini kullanırız: النَّسِيمُ مُنْعِشٌ (Meltem ferahlatıcı).
Duygularımızı anlatırken iki kalıbı kullanırız: أَشْعُرُ بِـ ve أُحِسُّ بِـ (... hissediyorum). Kalıptaki بِـ harfinden sonra gelen isim esre okunur: أَشْعُرُ بِالدِّفْءِ (Sıcaklık hissediyorum), أُحِسُّ بِحَرَارَةِ الشَّمْسِ عَلَى وَجْهِي (Yüzümde güneşin sıcaklığını hissediyorum), أَشْعُرُ بِالسَّعَادَةِ وَالنَّشَاطِ (Mutluluk ve canlılık hissediyorum). Hayranlığı ise مَا أَجْمَلَ (ne güzel) kalıbıyla anlatırız; bu kalıptan sonraki isim üstün okunur: مَا أَجْمَلَ الشَّمْسَ! Aynı kalıbı başka sıfatlarla da kurabiliriz: مَا أَصْفَى السَّمَاءَ! (Gökyüzü ne kadar berrak!), مَا أَدْفَأَ الشَّمْسَ! (Güneş ne kadar ılık!), مَا أَحَرَّ الْجَوَّ! (Hava ne kadar sıcak!).
Bu betimlemeleri bir بِطَاقَةٌ بَرِيدِيَّةٌ (kartpostal) içinde birleştirelim. Kartpostal kısa bir hitapla başlar, yer ve hava bildirilir, betimleme ve duygu eklenir, bir vedayla biter: عَزِيزَتِي فَاطِمَةُ، أَنَا الْآنَ فِي إِزْمِيرَ. الْجَوُّ مُشْمِسٌ، وَدَرَجَةُ الْحَرَارَةِ خَمْسٌ وَعِشْرُونَ دَرَجَةً. السَّمَاءُ زَرْقَاءُ وَالْبَحْرُ هَادِئٌ. أُحِسُّ بِالنَّسِيمِ الْمُنْعِشِ وَأَشْعُرُ بِالسَّعَادَةِ. مَا أَجْمَلَ الشَّاطِئَ! مَعَ السَّلَامَةِ. صَدِيقَتُكِ زَيْنَبُ. Türkçesi: Sevgili Fatma, şu an İzmir'deyim. Hava güneşli, sıcaklık yirmi beş derece. Gökyüzü mavi, deniz sakin. Ferahlatıcı meltemi hissediyorum ve mutluyum. Sahil ne kadar güzel! Hoşça kal. Arkadaşın Zeyneb.
| Kalıp / Sıfat | Örnek Cümle | Türkçe Anlamı |
|---|---|---|
| أَشْعُرُ بِـ | أَشْعُرُ بِالدِّفْءِ. | Sıcaklık (ılıklık) hissediyorum. |
| أُحِسُّ بِـ | أُحِسُّ بِحَرَارَةِ الشَّمْسِ عَلَى وَجْهِي. | Yüzümde güneşin sıcaklığını hissediyorum. |
| مَا أَجْمَلَ | مَا أَجْمَلَ الشَّمْسَ! | Güneş ne kadar güzel! |
| مَا أَصْفَى | مَا أَصْفَى السَّمَاءَ! | Gökyüzü ne kadar berrak! |
| سَاطِعٌ | الشَّمْسُ سَاطِعَةٌ. | Güneş ışıl ışıl. |
| مُنْعِشٌ | النَّسِيمُ مُنْعِشٌ. | Meltem ferahlatıcı. |
| ذَهَبِيٌّ | أَشِعَّةُ الشَّمْسِ ذَهَبِيَّةٌ. | Güneş ışınları altın renkli. |
Okuma Metni: Güneş ile Rüzgârın Yarışı
Metni okumadan önce görseline bakalım: Bir yolda paltolu bir adam yürüyor; bir yanda kuvvetle esen bulutlu bir rüzgâr, öbür yanda gülümseyen bir güneş var. Başlık ise الشَّمْسُ وَالرِّيحُ (Güneş ve Rüzgâr). Görsele bakarak ikisinin adamın paltosu üzerinden bir yarışa girdiğini tahmin edebiliriz. Şimdi metni okuyalım: تَنَافَسَتِ الشَّمْسُ وَالرِّيحُ يَوْمًا: مَنِ الْأَقْوَى؟ رَأَتَا رَجُلًا يَمْشِي فِي الطَّرِيقِ وَعَلَيْهِ مِعْطَفٌ. قَالَتِ الرِّيحُ: مَنْ يَنْزِعُ مِعْطَفَ الرَّجُلِ فَهُوَ الْأَقْوَى. هَبَّتِ الرِّيحُ بِقُوَّةٍ، لٰكِنَّ الرَّجُلَ أَمْسَكَ مِعْطَفَهُ جَيِّدًا لِأَنَّهُ شَعَرَ بِالْبَرْدِ.
ثُمَّ أَشْرَقَتِ الشَّمْسُ بِهُدُوءٍ، فَأَصْبَحَ الْجَوُّ دَافِئًا. أَحَسَّ الرَّجُلُ بِالْحَرَارَةِ، لِذٰلِكَ نَزَعَ مِعْطَفَهُ وَجَلَسَ فِي الظِّلِّ. قَالَتِ الرِّيحُ: أَنْتِ الْأَقْوَى أَيَّتُهَا الشَّمْسُ. قَالَتِ الشَّمْسُ: الْهُدُوءُ وَاللُّطْفُ أَقْوَى مِنَ الشِّدَّةِ. Türkçesi: Bir gün Güneş ile Rüzgâr yarıştı: Hangisi daha güçlü? Yolda yürüyen, üzerinde palto olan bir adam gördüler. Rüzgâr dedi ki: 'Adamın paltosunu kim çıkarırsa en güçlü odur.' Rüzgâr kuvvetle esti, ama adam paltosunu sıkıca tuttu, çünkü üşüdü. Sonra Güneş sakince parladı ve hava ılıdı. Adam sıcaklığı hissetti, bu yüzden paltosunu çıkarıp gölgeye oturdu. Rüzgâr 'Ey Güneş, en güçlü sensin.' dedi. Güneş de 'Sakinlik ve yumuşaklık sertlikten daha güçlüdür.' dedi.
Metindeki bilmediğimiz kelimeleri belirleyelim: تَنَافَسَتْ (yarıştı), الْأَقْوَى (en güçlü), يَنْزِعُ (çıkarır), أَمْسَكَ (tuttu), بِهُدُوءٍ (sakince), اللُّطْفُ (yumuşaklık, nezaket), الشِّدَّةُ (sertlik). Metin, bu hafta pekiştirdiğimiz bağlaçların hepsini kullanır: لٰكِنَّ rüzgârın başarısızlığını, لِأَنَّهُ adamın paltosunu neden tuttuğunu, لِذٰلِكَ ise paltoyu çıkarmanın sonucunu bildirir. Ayrıca ثُمَّ ve فَـ olayları sıralar. Ana fikir: Yumuşaklık ve sakinlik, sertlik ve zorlamadan daha etkilidir. Güneşin aşırıya kaçmadan, ılık bir sıcaklık vermesi de bize ölçülü davranmanın gücünü hatırlatır.
| Metne İlişkin Soru | Okunuşu | Cevap |
|---|---|---|
| مَنْ تَنَافَسَ فِي الْقِصَّةِ؟ | Men tenâfese fi'l-kıssati? | الشَّمْسُ وَالرِّيحُ. (Güneş ve Rüzgâr.) |
| مَاذَا كَانَ عَلَى الرَّجُلِ؟ | Mâzâ kâne ale'r-raculi? | مِعْطَفٌ. (Bir palto.) |
| لِمَاذَا أَمْسَكَ الرَّجُلُ مِعْطَفَهُ؟ | Li-mâzâ emseke'r-raculu mi'tafehu? | لِأَنَّهُ شَعَرَ بِالْبَرْدِ. (Çünkü üşüdü.) |
| كَيْفَ أَصْبَحَ الْجَوُّ بَعْدَ شُرُوقِ الشَّمْسِ؟ | Keyfe asbaha'l-cevvu ba'de şurûkı'ş-şemsi? | أَصْبَحَ الْجَوُّ دَافِئًا. (Hava ılıdı.) |
| مَنِ الْأَقْوَى فِي النِّهَايَةِ؟ | Meni'l-akvâ fi'n-nihâyeti? | الشَّمْسُ. (Güneş.) |
Güneş Işık, Ay Nur: Yunus, Yâsîn, Rahman ve Nebe Surelerinde Düzen
Bu tema boyunca bulutları, yağmuru ve karı yaratılıştaki ölçüyle birlikte düşündük. Bu hafta gözümüzü güneşe çeviriyoruz. Yunus suresi 5. ayette şöyle buyrulur: هُوَ الَّذِي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَاءً وَالْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّنِينَ وَالْحِسَابَ Meali: 'Güneşi bir ışık, ayı da bir nur yapan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için aya konaklar (evreler) belirleyen O'dur.' Ayette güneş için ضِيَاءٌ (parlak ışık), ay için نُورٌ (aydınlık) kelimelerinin seçilmesi dikkat çekicidir. Bugün biliyoruz ki Güneş kendi ışığını üretir, Ay ise Güneş'ten aldığı ışığı yansıtır. Ayın evreleri de takvim ve zaman hesabına yardım eder.
Güneş, gökte rastgele değil bir düzen içinde hareket eder. Rahman suresi 5. ayette الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ buyrulur. Meali: 'Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.' Yâsîn suresi 38. ayette ise وَالشَّمْسُ تَجْرِي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَا ذٰلِكَ تَقْدِيرُ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ buyrulur. Meali: 'Güneş de kendisi için belirlenen yere doğru akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.' Burada geçen تَقْدِيرُ kelimesini geçen hafta Furkan suresinde görmüştük: ölçü verme, düzenleme. Nebe suresi 13. ayette de güneş وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا ifadesiyle anlatılır. Meali: 'Ve (orada) parıl parıl yanan bir kandil yaptık.'
Güneşteki ölçüyü bilimsel bilgilerle de görebiliriz. Dünya, Güneş'ten yaklaşık 150 milyon kilometre uzaktadır ve güneş ışığı bize yaklaşık 8 dakikada ulaşır. Dünya biraz daha yakın olsaydı çok ısınır, biraz daha uzak olsaydı donardı. Bu denge, canlıların yaşayabileceği مُعْتَدِلٌ (ılıman) bir ortam oluşturur. Ra'd suresi 12. ayette bulutların ve şimşeğin bize hem korku hem ümit verdiği bildirildiği gibi, güneş de ölçüsünde kalınca hayat verir, aşırısı ise zarar verir. Bu düzen bize de ölçülü olmayı öğütler: Güneşte ölçülü kalmak, güneş enerjisi gibi temiz kaynakları akıllıca kullanmak ve okuma metnimizdeki güneş gibi sert değil, yumuşak ve dengeli davranmak.
| Ayet | Öne Çıkan Kelime | Temel Mesaj |
|---|---|---|
| Yunus Suresi, 5. Ayet | ضِيَاءً (ışık), نُورًا (nur) | Güneş ve Ay, zamanı ve yılları hesaplamamız için düzenlenmiştir. |
| Rahman Suresi, 5. Ayet | بِحُسْبَانٍ (bir hesapla) | Güneş ve Ay belli bir hesaba göre hareket eder. |
| Yâsîn Suresi, 38. Ayet | تَقْدِيرُ (takdir, ölçü verme) | Güneşin hareketi Allah'ın koyduğu bir ölçüye bağlıdır. |
| Nebe Suresi, 13. Ayet | سِرَاجًا وَهَّاجًا (parıl parıl kandil) | Güneş, dünyayı aydınlatan ve ısıtan bir kandil gibidir. |
| Ra'd Suresi, 12. Ayet | خَوْفًا وَطَمَعًا (korku ve ümit) | Gökteki olaylar insana hem korku hem ümit verir. |
Örnekler
Örnek 1Radyoda şu bülteni dinlediniz: الْجَوُّ مُشْمِسٌ فِي إِزْمِيرَ، وَدَرَجَةُ الْحَرَارَةِ ثَلَاثُونَ دَرَجَةً. أَمَّا فِي طَرَابْزُونَ فَالْجَوُّ مُمْطِرٌ. Bültene göre a) İzmir'de hava nasıldır, b) sıcaklık kaç derecedir, c) Trabzon'da hava nasıldır?
Cevabı göster
1. adım (Kelimeler): مُشْمِسٌ 'güneşli', ثَلَاثُونَ دَرَجَةً 'otuz derece', مُمْطِرٌ 'yağmurlu', أَمَّا... فَـ 'gelince, ise'. 2. adım (Cevaplar): a) İzmir'de hava güneşlidir. b) Sıcaklık otuz derecedir. c) Trabzon'da hava yağmurludur. 3. adım (Kontrol): مُشْمِسٌ kelimesinde 'şems' (güneş), مُمْطِرٌ kelimesinde 'matar' (yağmur) kökü duyulur.
Örnek 2Aşağıdaki sorulara Arapça cevap veriniz: a) كَيْفَ الْجَوُّ الْيَوْمَ؟ (Hava güneşli ve ılıman) b) كَمْ دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ الْآنَ؟ (25 derece)
Cevabı göster
a) الْجَوُّ مُشْمِسٌ وَمُعْتَدِلٌ. 'Hava güneşli ve ılıman.' İki sıfat وَ ile bağlanır; ikisi de الْجَوُّ gibi ötre okunur. b) دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ الْآنَ خَمْسٌ وَعِشْرُونَ دَرَجَةً. '25 derece.' Arapçada önce birler (خَمْسٌ), sonra onlar (عِشْرُونَ) söylenir. 11 ve üzeri sayı olduğu için دَرَجَةً tekil ve üstün gelir.
Örnek 3Aşağıdaki iki bilgiyi önce لِذٰلِكَ, sonra لِأَنَّ ile birleştiriniz: (1) الشَّمْسُ قَوِيَّةٌ. (2) أَلْبَسُ النَّظَّارَةَ الشَّمْسِيَّةَ.
Cevabı göster
1. adım (Sebep-sonuç): Sebep 'Güneş güçlü', sonuç 'Güneş gözlüğü takıyorum' bilgisidir. 2. adım (لِذٰلِكَ ile, sebep önce): الشَّمْسُ قَوِيَّةٌ، لِذٰلِكَ أَلْبَسُ النَّظَّارَةَ الشَّمْسِيَّةَ. 'Güneş güçlü, bu yüzden güneş gözlüğü takıyorum.' 3. adım (لِأَنَّ ile, sonuç önce): أَلْبَسُ النَّظَّارَةَ الشَّمْسِيَّةَ لِأَنَّ الشَّمْسَ قَوِيَّةٌ. 'Güneş gözlüğü takıyorum çünkü güneş güçlü.' لِأَنَّ kelimesinden sonra الشَّمْسَ üstün okunur.
Örnek 4Güneşli bir günü أُحِسُّ بِـ, أَشْعُرُ بِـ ve مَا أَجْمَلَ kalıplarını kullanarak üç cümleyle betimleyiniz.
Cevabı göster
1. adım (أُحِسُّ بِـ): أُحِسُّ بِحَرَارَةِ الشَّمْسِ عَلَى وَجْهِي. 'Yüzümde güneşin sıcaklığını hissediyorum.' بِـ sonrası حَرَارَةِ esre okunur. 2. adım (أَشْعُرُ بِـ): أَشْعُرُ بِالسَّعَادَةِ وَالنَّشَاطِ. 'Mutluluk ve canlılık hissediyorum.' 3. adım (مَا أَجْمَلَ): مَا أَجْمَلَ السَّمَاءَ الزَّرْقَاءَ! 'Mavi gökyüzü ne kadar güzel!' Kalıptan sonra isim ve sıfatı üstün okunur.
Örnek 5Okuma metnindeki أَحَسَّ الرَّجُلُ بِالْحَرَارَةِ، لِذٰلِكَ نَزَعَ مِعْطَفَهُ cümlesini Türkçeye çeviriniz ve metnin ana fikriyle ilişkisini açıklayınız.
Cevabı göster
1. adım (Kelimeler): أَحَسَّ 'hissetti', الْحَرَارَةِ 'sıcaklık', لِذٰلِكَ 'bu yüzden', نَزَعَ 'çıkardı', مِعْطَفَهُ 'paltosunu'. 2. adım (Tercüme): 'Adam sıcaklığı hissetti, bu yüzden paltosunu çıkardı.' 3. adım (Ana fikirle ilişki): Rüzgâr zorla paltoyu çıkaramamıştı; güneş ise sakince ısıtarak adamın paltoyu kendi isteğiyle çıkarmasını sağladı. Bu cümle, ana fikri, yani yumuşaklığın ve sakinliğin sertlikten daha etkili olduğunu gösteren sonuçtur.
Örnek 6Yunus suresi 5. ayetteki جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَاءً وَالْقَمَرَ نُورًا ifadesinin anlamını yazınız; Rahman suresi 5. ayetteki بِحُسْبَانٍ kelimesinin anlamını belirtip güneşle ilgili ölçülü bir davranış örneği veriniz.
Cevabı göster
1. adım (Meal): 'Güneşi bir ışık, ayı da bir nur yaptı.' جَعَلَ 'yaptı, kıldı', ضِيَاءً 'parlak ışık', نُورًا 'aydınlık, nur' demektir. 2. adım (Kelime): بِحُسْبَانٍ 'bir hesapla, hesaba göre' anlamındadır; Güneş ve Ay'ın düzenli bir hesapla hareket ettiğini bildirir. 3. adım (Davranış): Güneşli günlerde öğle saatlerinde uzun süre güneş altında kalmamak, şapka takıp su içmek ölçülü bir davranıştır. Güneş varken lambaları boşuna yakmamak da gökteki düzene uygun, israftan uzak bir davranıştır.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1الْجَوُّ مُشْمِسٌ وَالسَّمَاءُ صَافِيَةٌ cümlesinin Türkçe karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?
مُشْمِسٌ 'güneşli', السَّمَاءُ 'gökyüzü', صَافِيَةٌ 'berrak, açık' anlamındadır.
2كَمْ دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ الْآنَ؟ sorusuna verilebilecek doğru cevap aşağıdakilerden hangisidir?
Soru 'Şu an sıcaklık kaç derece?' anlamındadır ve bir sayıyla cevaplanır: ثَلَاثُونَ دَرَجَةً 'otuz derece'. Diğer seçenekler havayı, yeri ve duyguyu bildirir.
3الشَّمْسُ قَوِيَّةٌ، ___ أَجْلِسُ فِي الظِّلِّ. (Güneş güçlü, bu yüzden gölgede oturuyorum.) cümlesinde boşluğa hangi ifade gelmelidir?
Sebepten (güneşin güçlü olması) sonra sonucu (gölgede oturmak) bildiren ifade لِذٰلِكَ 'bu yüzden' ifadesidir. لِأَنَّ sebep, لٰكِنَّ karşıtlık, أَوْ seçenek bildirir.
4Güneş ile Rüzgâr'ın yarışını anlatan okuma metninin ana fikri aşağıdakilerden hangisidir?
Rüzgâr zorla paltoyu çıkaramaz; güneş sakince ısıtarak başarır. Güneşin son sözü الْهُدُوءُ وَاللُّطْفُ أَقْوَى مِنَ الشِّدَّةِ ana fikri açıkça söyler.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- الْجَوُّ مُعْتَدِلٌ cümlesi havanın ne çok sıcak ne çok soğuk olduğunu anlatır.
مُعْتَدِلٌ 'ılıman, dengeli' demektir; Türkçedeki 'mutedil' kelimesi buradan gelir.
- عَاصِفٌ kelimesi 'güneşli' anlamına gelir.
عَاصِفٌ 'fırtınalı' demektir. 'Güneşli' anlamındaki kelime مُشْمِسٌ kelimesidir.
- مَا أَجْمَلَ الشَّمْسَ! cümlesinde الشَّمْسَ kelimesi üstün okunur.
مَا أَجْمَلَ hayranlık kalıbından sonra gelen isim her zaman üstün okunur.
- 11 ve üzeri sayılardan sonra دَرَجَةٌ kelimesi çoğul olarak دَرَجَاتٍ şeklinde gelir.
11 ve üzeri sayılardan sonra tekil ve üstün دَرَجَةً gelir: عِشْرُونَ دَرَجَةً. Çoğul دَرَجَاتٍ 3-10 arası sayılardan sonra kullanılır.
- Yunus suresi 5. ayette güneş için ضِيَاءً (ışık), ay için نُورًا (nur) kelimesi kullanılmıştır.
Ayette جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَاءً وَالْقَمَرَ نُورًا buyrulur: 'Güneşi bir ışık, ayı bir nur yaptı.'
- الْجَوُّ مُعْتَدِلٌ cümlesi havanın ne çok sıcak ne çok soğuk olduğunu anlatır.
6Aşağıdaki Arapça kelime ve kalıpları Türkçe karşılıklarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Bugün hava güneşli: الْجَوُّ الْيَوْمَ.
- Hava ne çok sıcak ne çok soğuksa الْجَوُّ denir.
- Yüzümde güneşin sıcaklığını hissediyorum: بِحَرَارَةِ الشَّمْسِ عَلَى وَجْهِي.
- Şapka takıyorum çünkü güneş güçlü: أَلْبَسُ الْقُبَّعَةَ الشَّمْسَ قَوِيَّةٌ.
- Rahman suresi 5. ayette güneş ve ayın 'bir hesapla' hareket ettiği kelimesiyle bildirilir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Tatilde güneşli bir şehirden arkadaşınıza beş cümlelik bir kartpostal yazınız. Kartpostalda hitap ve yer, hava ve sıcaklık, أُحِسُّ بِـ veya أَشْعُرُ بِـ ile bir duygu, مَا أَجْمَلَ ile bir hayranlık cümlesi, لِذٰلِكَ veya لِأَنَّ ile bir sebep-sonuç cümlesi ve veda bulunsun.
1. ipucu: 1. adım: عَزِيزِي / عَزِيزَتِي ile hitap ediniz; أَنَا الْآنَ فِي... ile yeri yazınız.
2. ipucu: 2. adım: الْجَوُّ مُشْمِسٌ ve دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ ... دَرَجَةً kalıplarıyla havayı yazınız; 11 ve üzeri sayıdan sonra دَرَجَةً tekil ve üstün gelir.
3. ipucu: 3. adım: أُحِسُّ بِـ, مَا أَجْمَلَ ve لِذٰلِكَ ile betimleme ve sebep-sonuç cümleleri kurup مَعَ السَّلَامَةِ ile bitiriniz.
Cevap: Örnek kartpostal: 1. عَزِيزِي يُوسُفُ، أَنَا الْآنَ فِي أَنْطَالْيَا. (Sevgili Yusuf, şu an Antalya'dayım.) 2. الْجَوُّ مُشْمِسٌ، وَدَرَجَةُ الْحَرَارَةِ ثَلَاثُونَ دَرَجَةً. (Hava güneşli, sıcaklık otuz derece.) 3. أُحِسُّ بِحَرَارَةِ الشَّمْسِ، لِذٰلِكَ أَلْبَسُ الْقُبَّعَةَ وَأَشْرَبُ الْمَاءَ كَثِيرًا. (Güneşin sıcaklığını hissediyorum, bu yüzden şapka takıyor ve çok su içiyorum.) 4. مَا أَجْمَلَ الْبَحْرَ! أَشْعُرُ بِالسَّعَادَةِ. (Deniz ne kadar güzel! Mutluluk hissediyorum.) 5. مَعَ السَّلَامَةِ. صَدِيقُكَ عُمَرُ. (Hoşça kal. Arkadaşın Ömer.) Kontrol: Kartpostalda hitap ve yer, hava (مُشْمِسٌ), sıcaklık (ثَلَاثُونَ دَرَجَةً), duygu (أُحِسُّ بِـ, أَشْعُرُ بِـ), hayranlık (مَا أَجْمَلَ + üstün isim), sebep-sonuç (لِذٰلِكَ) ve veda (مَعَ السَّلَامَةِ) yer almalıdır.
Kısaca
- Güneşli Hava İfadeleri: الْجَوُّ مُشْمِسٌ (Hava güneşli), السَّمَاءُ صَافِيَةٌ (Gökyüzü açık), الْجَوُّ دَافِئٌ (Hava ılık) ve الْجَوُّ حَارٌّ (Hava sıcak) güneşli günün temel cümleleridir; أَشْرَقَتِ الشَّمْسُ ise 'Güneş doğdu' demektir.
- Soru ve Cevap: Havayı كَيْفَ الْجَوُّ الْيَوْمَ؟, sıcaklığı كَمْ دَرَجَةُ الْحَرَارَةِ الْآنَ؟ diye sorarız. 11 ve üzeri sayılardan sonra دَرَجَةً tekil ve üstün gelir: عِشْرُونَ دَرَجَةً (yirmi derece).
- Ilıman Hava: الْجَوُّ مُعْتَدِلٌ cümlesi havanın ne çok sıcak ne çok soğuk, yani ölçülü olduğunu anlatır. مُعْتَدِلٌ kelimesi Türkçedeki 'mutedil' kelimesinin kaynağıdır.
- Bağlaçlarla Öneriler: الشَّمْسُ قَوِيَّةٌ، لِذٰلِكَ أَلْبَسُ الْقُبَّعَةَ (Güneş güçlü, bu yüzden şapka takıyorum) cümlesinde لِذٰلِكَ sonucu bildirir. لِأَنَّ sebebi, لٰكِنْ ise karşıtlığı bildirir.
- Okuma Metni: Güneş ile Rüzgâr'ın yarışını anlatan metnin ana fikri şudur: Yumuşaklık ve sakinlik, sertlik ve zorlamadan daha etkilidir.
- Güneş Işık, Ay Nur: Yunus suresi 5. ayette Güneş'in bir ışık (ضِيَاءً), Ay'ın bir nur (نُورًا) kılındığı bildirilir. Rahman suresi 5. ayette ise Güneş ile Ay'ın bir hesapla (بِحُسْبَانٍ) hareket ettiği haber verilir.
Bu dersin öteki kaynakları
- 7. Sınıf Arapça Yıllık Planı (imam hatip ortaokulu) (2026-2027) Yıllık plan
- 7. Sınıf Arapça Günlük Planları (imam hatip ortaokulu) (2026-2027) Ders planı
- 7. Sınıf Arapça 8. Hafta Çalışma Kâğıdı: 2. Ünite: Alışveriş (التَّسَوُّقُ) — 1. Ders: Bakkalda (فِي الْبَقَّالَةِ) Diyalogları, Miktar ve Fiyat Sorma ile Bağlaçlar Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf Arapça 1. Hafta Çalışma Kâğıdı: 1. Ünite: Meslekler (الْمِهَنُ) — 1. Ders: Mesleğin Nedir? (مَا مِهْنَتُكَ؟ / مَا مِهْنَتُكِ؟) Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf Arapça 2. Hafta Çalışma Kâğıdı: 1. Ünite: Meslekler — Mesleğin Nedir? (Okuma Metni: أَنَا وَأُسْرَتِي, Diyalog: هَيَّا نَلْعَبْ ve Alıştırmalar) Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf Arapça 3. Hafta Çalışma Kâğıdı: 1. Ünite: Meslekler — 2. Ders: Öğretmenim (مُدَرِّسِي) — Branş Öğretmenleri, Okul Mekânları ve Dersler Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf Arapça 4. Hafta Çalışma Kâğıdı: 1. Ünite: Meslekler — Öğretmenim ve Gelecekteki Mesleğim (سَأُصْبِحُ / سَأَكُونُ), Bağlaçlar (وَ - أَوْ - أَمْ - ثُمَّ) ve Değerler Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf Arapça 5. Hafta Çalışma Kâğıdı: 3. Ders: Hayalim (حُلْمِي) — Gelecekteki Meslek Hayalim, Sebep Bildirme (لِأَنَّنِي / لِكَيْ) ve İtkân Değeri Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf Arapça 6. Hafta Çalışma Kâğıdı: 1. Ünite: Meslekler — Meslekler, Çalışma Yerleri (أَيْنَ يَعْمَلُ؟) ve Gelecekteki Meslek Tercihleri Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf Arapça 7. Hafta Çalışma Kâğıdı: 2. Ünite: Alışveriş (التَّسَوُّقُ) — Bakkalda (فِي الْبَقَّالَةِ): Temel Gıda Maddeleri, Fiyat Sorma ve Alışveriş Diyalogları Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf Arapça 9. Hafta Çalışma Kâğıdı: 2. Ünite: Alışveriş (التَّسَوُّقُ) — 2. Ders: Kırtasiyede (فِي الْمَكْتَبَةِ): Kırtasiye Malzemeleri, Fiyat ve Tercih Sorma ile 11-19 Sayıları Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf Arapça 10. Hafta Çalışma Kâğıdı: 2. Ünite: Alışveriş (التَّسَوُّقُ) — 2. Ders: Kırtasiyede (فِي الْمَكْتَبَةِ): Tekil-İkil-Çoğul İsimler (Müfred-Müsenna-Cemi), Kırtasiye Diyalogları ve 10-19 Sayıları Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf Arapça 11. Hafta Çalışma Kâğıdı: 2. Ünite: Alışveriş (التَّسَوُّقُ) — 3. Ders: Fırında, Bakkalda ve Halk Pazarında (فِي الْمَخْبَزِ وَعِنْدَ الْبَقَّالِ وَفِي السُّوقِ): Sebze, Meyve, Unlu Mamuller ve Tartı İfadeleri (ARP.7.2) Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf Arapça 12. Hafta Çalışma Kâğıdı: Kırtasiyede ve Giyim Mağazasında Alışveriş (فِي الْمَكْتَبَةِ وَمَحَلِّ الْمَلَابِسِ), Fiyat Sorma (بِكَمْ هٰذَا؟), Renkler ve 2. Ünite Genel Değerlendirmesi (ARP.7.2) Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf Arapça 13. Hafta Çalışma Kâğıdı: 1. Ders: Mevsimler ve Hava Olayları (الْفُصُولُ وَالطَّقْسُ): Dört Mevsim (الربيع، الصيف، الخريف، الشتاء) ve Hava Durumu İfadeleri (حارّ، بارد، ممطر، مثلج) (ARP.7.3) Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf Arapça 14. Hafta Çalışma Kâğıdı: Hava Yağmurlu: Yağışlı Havalarda Günlük Diyaloglar, Giysiler, Sıcaklık İfadeleri ve Bağlaçlar Çalışma kâğıdı