İçeriğe geç

8. sınıf · T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük · 17. hafta (11-15 Ocak 2027)

Maarif Kongresi ve Millî Eğitim Anlayışı; Başkomutanlık Kanunu ve Tekalif-i Millîye Emirleriyle Millî Dayanışma

3. Ünite: Millî Bir Destan: Ya İstiklal ya Ölüm! teması · Konu özeti

🃏 Kavram kartlarıEtkinlikler
Bu hafta

Geçen haftalarda cephede savaşan orduyu ve onu ayakta tutan halkı inceledik. Bu hafta 1921 yazının en zor günlerine dönüyoruz: Yunan ordusu Kütahya ve Eskişehir'i ele geçirip Ankara'ya yaklaşırken Mustafa Kemal Paşa Ankara'da Maarif Kongresi'ni açıyor. Birkaç hafta sonra da Başkomutan olarak ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için Tekalif-i Millîye Emirleri'ni yayımlıyor. Bir yanda geleceğin okulları, öbür yanda bugünün cephesi var. İki konu da bize aynı şeyi anlatıyor: Millî Mücadele, bütün bir milletin sorumluluk aldığı ve geleceğini birlikte kurduğu bir mücadeledir.

Savaşın En Zor Günlerinde Ankara: Temmuz-Ağustos 1921

1921 yazı Ankara için kaygı dolu günlerle başladı. 10-24 Temmuz 1921 tarihleri arasında yapılan Kütahya-Eskişehir Muharebelerinde Yunan ordusu, sayı ve silah üstünlüğüyle Afyon, Kütahya ve Eskişehir'i ele geçirdi. Mustafa Kemal Paşa, ordunun yok olmasını önlemek için Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilme kararı verdi. Düşman artık Ankara'ya birkaç günlük mesafedeydi; Meclis'te bazı milletvekilleri Meclis'in Kayseri'ye taşınmasını bile konuşuyordu.

Tam bu günlerde, 15 Temmuz 1921'de Ankara'da Anadolu'nun dört bir yanından gelen öğretmen ve eğitimcilerin katıldığı Maarif Kongresi toplandı. Savaşın sürdüğü, cephenin çöktüğü bir anda eğitim kongresi yapmak birçok kişiye anlamsız geldi; kongrenin ertelenmesi önerildi. Mustafa Kemal Paşa ise bu öneriyi kabul etmedi, cepheden Ankara'ya gelerek kongreyi bizzat açtı. Bu davranış, onun gözünde eğitimin savaş kadar hayati bir mesele olduğunu gösterir.

Kongrenin ardından gelişmeler hızlandı. Yenilginin yarattığı bunalımı aşmak için TBMM, 5 Ağustos 1921'de Başkomutanlık Kanunu'nu çıkardı ve kendi yetkilerini geçici olarak Mustafa Kemal Paşa'ya verdi. Mustafa Kemal Paşa da bu yetkiye dayanarak 7-8 Ağustos 1921'de Tekalif-i Millîye Emirleri'ni yayımladı. Bu hafta işleyeceğimiz iki konu, yani Maarif Kongresi ile Tekalif-i Millîye, aynı birkaç haftanın içine sığar. Biri milletin geleceğini, diğeri milletin bugününü kurtarmaya yönelikti.

TarihGelişmeAnlamı
10-24 Temmuz 1921Kütahya-Eskişehir MuharebeleriYunan ordusu üstün geldi; Türk ordusu geri çekildi.
15 Temmuz 1921Maarif Kongresi Ankara'da toplandı.Savaşın ortasında bile eğitime öncelik verildi.
Temmuz 1921 sonuSakarya Nehri'nin doğusuna çekilmeOrdu korunarak toparlanma zamanı kazanıldı.
5 Ağustos 1921Başkomutanlık KanunuMeclis'in yetkileri geçici olarak Mustafa Kemal Paşa'ya verildi.
7-8 Ağustos 1921Tekalif-i Millîye EmirleriHalkın imkânları ordunun hizmetine sunuldu.
1921 Yazı: Cephe ve Ankara Aynı Zaman Çizgisinde10-24 TemmuzKütahya-EskişehirMuharebeleri15 TemmuzMaarif KongresiAnkara'da açıldıTemmuz sonuSakarya'nın doğusunaçekilme5 AğustosBaşkomutanlıkKanunu7-8 AğustosTekalif-i MillîyeEmirleriYaklaşık bir ay içinde hem eğitim hem savunma için tarihî kararlar
🔍 Büyütmek için dokunun

Maarif Kongresi'nde Mustafa Kemal Paşa'nın Açılış Konuşması

Mustafa Kemal Paşa, kongrenin açılış konuşmasında Osmanlı Devleti'nin son dönemlerindeki geri kalmışlığın önemli bir nedenini eğitimde görüyordu. Ona göre o güne kadar izlenen öğretim ve yetiştirme yöntemleri, milletin tarihî gerileyişinde en önemli etkenlerden biri olmuştu. Bu nedenle yeni devletin, eğitime de yeni ve millî bir temel üzerinde başlaması gerekiyordu.

Konuşmanın en çok bilinen bölümünde Mustafa Kemal Paşa, millî bir eğitim programından söz ederken neyi kastettiğini açıkça anlatır. Bugünkü dille söylersek: Eski devrin hurafelerinden ve yaratılıştan gelen özelliklerimizle hiçbir ilgisi olmayan yabancı fikirlerden, Doğu'dan ve Batı'dan gelebilecek bütün etkilerden tamamen uzak, millî karakterimize ve tarihimize uygun bir kültür istemektedir. Bu sözler, eğitimin taklitçi değil, milletin kendi değerlerinden beslenen bir yapıda olması gerektiğini vurgular.

Ancak bu millî anlayış, dünyaya kapalı olmak anlamına gelmez. Mustafa Kemal Paşa'nın 'yabancı etkiler'den kastettiği, milletin kişiliğini silen kör taklitçiliktir; bilim ve teknik ise bütün insanlığın ortak birikimidir. Bu yüzden onun eğitim anlayışında millî olmak ile çağdaş olmak birbirini tamamlar: Çocuklar kendi tarihini, dilini ve kültürünü tanıyarak yetişmeli; aynı zamanda akla, bilime ve gözleme dayanan, hayata hazırlayan bir öğretim görmelidir. Kongre, savaşın içinde bile bu ilkelerin konuşulduğu ilk büyük eğitim toplantısıdır.

Konuşmadaki VurguAnlamıEğitime Yansıması
Hurafelerden uzak olmakAkla ve bilime aykırı inanışları reddetmekBilimsel ve akılcı eğitim
Yabancı fikirlerden uzak olmakMilletin kişiliğine uymayan düşünceleri körü körüne almamakBağımsız ve özgün bir eğitim anlayışı
Doğu'dan ve Batı'dan gelen etkilerden bağımsız olmakHiçbir tarafı taklit etmemekKendi ihtiyaçlarına göre hazırlanan programlar
Millî karaktere ve tarihe uygun olmakTürk milletinin değerlerine dayanmakMillî tarih, dil ve kültürün öğretilmesi
Atatürk'ün Millî Eğitim AnlayışıMİLLÎ VE ÇAĞDAŞEĞİTİMHurafelerden uzakAkla ve bilime dayalıYabancı etkilerden bağımsızDoğu ve Batı taklitçiliği yokMillî karaktere uygunTarih, dil ve kültüre dayalıHayata hazırlayanUygulamalı ve yaygınMillî olmak ile çağdaş olmak birbirini tamamlar
🔍 Büyütmek için dokunun

Eğitim Neden Ertelenemezdi? Kongrenin Önemi ve Uzun Vadeli Etkileri

Millî Mücadele yıllarında Anadolu'da eğitim büyük sıkıntı içindeydi. Uzun savaş yılları boyunca birçok öğretmen askere alınmış, okulların bir kısmı kapanmış ya da harap olmuştu; kitap, defter ve araç gereç bulmak zordu. Halkın büyük çoğunluğu okuma yazma bilmiyordu. Ayrıca eğitim tek bir çatı altında değildi: Medreseler, mahalle mektepleri, devlet okulları ve yabancı okullar birbirinden çok farklı programlarla öğretim yapıyordu. Bu dağınıklık, aynı ülkede farklı düşüncelerde yetişen nesiller anlamına geliyordu.

Mustafa Kemal Paşa'ya göre askerî zafer ancak bir başlangıçtı. Kurtarılan vatanı yaşatacak, kalkındıracak ve koruyacak olan, iyi yetişmiş nesillerdi. Bu yüzden eğitim, savaş bitince ele alınacak bir ayrıntı değil, savaşla birlikte planlanması gereken bir beka meselesiydi. Maarif Kongresi'nin cephenin en zor anında toplanması, millete ve öğretmenlere şu mesajı veriyordu: Ankara geleceğinden emindir ve geleceğini şimdiden hazırlamaktadır. Bu durum, cephe gerisinde moral kaynağı oldu.

Kongrede eğitime millî bir nitelik kazandırılması, öğretim programlarının milletin ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi ve öğretmenlerin yetiştirilmesi gibi konular görüşüldü. Burada ortaya konan ilkeler, Cumhuriyet'in ilanından sonra gerçekleştirilecek eğitim inkılaplarının fikrî temelini oluşturdu. 1924'te bütün okulları tek çatı altında toplayan Tevhid-i Tedrisat Kanunu, 1928'de kabul edilen yeni Türk harfleri ve ardından açılan Millet Mektepleri, 1921'de dile getirilen millî ve çağdaş eğitim düşüncesinin uygulamaya geçmiş hâlleridir. Bu inkılapları ilerleyen dönemlerde ayrıntılı olarak öğreneceğiz.

Dönemin Eğitim SorunuKongredeki YaklaşımSonraki Uygulama
Eğitimde dağınıklık ve farklı okul türleriMillî ve tek yönlü bir eğitim programıTevhid-i Tedrisat Kanunu (1924)
Okuma yazma oranının düşüklüğüEğitimin bütün millete yayılmasıYeni Türk harfleri ve Millet Mektepleri (1928 ve sonrası)
Ezbere ve hayattan kopuk öğretimBilimsel, uygulamalı ve hayata hazırlayan eğitimÇağdaş öğretim programları
Öğretmen eksikliğiÖğretmen yetiştirmenin önemsenmesiÖğretmen okullarının güçlendirilmesi
Fikirden Uygulamaya: Eğitimde Atılan Adımlar1921Maarif KongresiFikrin doğuşu1924Tevhid-i TedrisatEğitimde birlik1928Yeni Türk HarfleriKolay okuma yazmaSonrasıMillet MektepleriHalk eğitimiOrtak hedef: Millî, bilimsel, çağdaş ve bütün millete yaygın eğitimAskerî zaferi kalıcı kılacak olan, iyi yetişmiş nesillerdir.
🔍 Büyütmek için dokunun

Başkomutanlık Kanunu: Tekalif-i Millîye'nin Hukuki Zemini

Kütahya-Eskişehir yenilgisi ve Sakarya'nın doğusuna çekilme, Meclis'te büyük tartışmalara yol açtı. Bazı milletvekilleri yenilginin sorumlularını arıyor, cephenin yönetiminin değişmesini istiyordu. Mustafa Kemal Paşa'ya karşı olan milletvekillerinden bir kısmı, onun ordunun başına geçmesini istedi; böylece olası bir yenilgide bütün sorumluluğun ona yükleneceğini düşünüyorlardı. Mustafa Kemal Paşa'yı destekleyen milletvekilleri ise ordunun ancak onun yönetiminde toparlanabileceğine inanıyordu.

Mustafa Kemal Paşa bu görevi kabul etti; ancak kararları hızla alabilmek için bir şart koştu: Meclis'in yetkilerini geçici olarak kendisine devretmesi. Böylece 5 Ağustos 1921'de Başkomutanlık Kanunu kabul edildi. Kanuna göre Mustafa Kemal Paşa, ordunun maddi ve manevi gücünü artırmak, ordunun sevk ve idaresini güçlendirmek amacıyla TBMM'nin yetkilerini Meclis adına kullanacaktı. Bu yetki üç ay süreyle verilmişti; gerektiğinde Meclis bu yetkiyi geri alabilecekti.

Bu kanunun önemi şudur: Savaş ortamında her kararın uzun Meclis tartışmalarıyla alınması zaman kaybettiriyordu. Başkomutanlık Kanunu ile hızlı karar alma imkânı doğdu; ama yetki yine de Meclis'ten geliyordu ve süreliydi. Yani millî egemenlik ilkesi korunmuş, olağanüstü bir durum için olağanüstü ama denetlenebilir bir çözüm bulunmuştu. Mustafa Kemal Paşa'nın bu yetkiye dayanarak yaptığı ilk ve en önemli iş, ordunun eksiklerini milletin katkısıyla gidermek için Tekalif-i Millîye Emirleri'ni yayımlamak oldu.

SoruBaşkomutanlık Kanunu'ndaki Cevap
Ne zaman kabul edildi?5 Ağustos 1921
Neden çıkarıldı?Kütahya-Eskişehir yenilgisinden sonra orduyu toparlamak ve hızlı karar almak için
Kime yetki verildi?Mustafa Kemal Paşa'ya (Başkomutan)
Hangi yetki verildi?TBMM'nin orduyla ilgili yetkilerini Meclis adına kullanma
Süresi ne kadardı?Üç ay; Meclis gerektiğinde geri alabilirdi
İlk önemli uygulaması nedir?Tekalif-i Millîye Emirleri (7-8 Ağustos 1921)
Yetkinin Yolculuğu: Millet → Meclis → Başkomutan → EmirlerMilletEgemenliğin sahibiTBMMYetkiyi devrederBaşkomutanMustafa Kemal Paşa5 Ağustos 1921Tekalif-i Millîye10 emir7-8 Ağustos 1921Şartlar: 3 ay süreli, Meclis adınaMeclis gerektiğinde yetkiyi geri alabilir.
🔍 Büyütmek için dokunun

Tekalif-i Millîye Emirleri: On Emrin İçeriği

Tekalif-i Millîye, 'millî yükümlülükler' ya da 'millî vergiler' anlamına gelir. Sakarya Nehri'nin doğusunda toparlanan ordunun giyecek, yiyecek, silah, cephane ve ulaşım ihtiyaçları çok büyüktü; devletin hazinesi ise bu ihtiyaçları karşılayacak güçte değildi. Mustafa Kemal Paşa, Başkomutanlık yetkisine dayanarak 7-8 Ağustos 1921'de on maddelik emirler yayımladı. Amaç, milletin elindeki imkânları düzenli ve adil bir biçimde orduya aktarmaktı.

Emirlerin ilki, uygulamayı yürütecek örgütü kuruyordu: Her ilçede bir Tekalif-i Millîye Komisyonu oluşturulacaktı. Diğer emirlerle her aileden bir kat çamaşır, bir çift çorap ve bir çift çarık istendi; tüccarın ve halkın elindeki kumaş, bez, kösele gibi malların, yiyecek maddelerinin ve benzin, gaz yağı gibi malzemelerin yüzde kırkına el konuldu. Halkın elindeki silah ve cephane üç gün içinde orduya teslim edilecek, binek ve yük hayvanlarının yüzde yirmisi ordunun hizmetine verilecekti.

Ulaşım ve iş gücü de unutulmadı: Halkın elindeki taşıt araçları ayda bir kez yüz kilometreye kadar ücretsiz askerî taşıma yapacak, demirci, marangoz, saraç gibi zanaatkârlar belirlenerek ordunun ihtiyacı için çalıştırılacaktı. Sahibi bulunmayan mallar da orduya ayrılacaktı. Emirlerde dikkat çeken nokta, alınanların bedelinin sonradan ödenmek üzere kayda geçirilmesi ve halka makbuz verilmesidir. Bu, uygulamanın bir el koyma ya da yağma değil, devletin düzenli olarak yürüttüğü ve sonradan hesabını vereceği bir millî yükümlülük olduğunu gösterir.

Emir AlanıİstenenOran / Ölçü
ÖrgütlenmeHer ilçede Tekalif-i Millîye Komisyonu kurulmasıHer ilçede bir komisyon
GiyecekHer aileden bir kat çamaşır, bir çift çorap, bir çift çarıkAile başına birer adet
Kumaş, bez, kösele vb.Tüccarın ve halkın elindeki mallardan pay alınması%40
Yiyecek maddeleriBuğday, un, şeker, yağ, sabun gibi ürünler%40
Benzin, gaz yağı, makine yağı vb.Sanayi ve ulaşım malzemeleri%40
Taşıt araçlarıÜcretsiz askerî taşımacılıkAyda bir kez, 100 km'ye kadar
Silah ve cephaneHalkın elindekilerin orduya teslimiÜç gün içinde
Binek ve yük hayvanlarıAt, katır, deve, öküz gibi hayvanların orduya verilmesi%20
Sahipsiz mallarOrduya ayrılmasıTamamı
ZanaatkârlarDemirci, marangoz, saraç gibi ustaların ordu için çalışmasıBelirlenen ustalar
Tekalif-i Millîye: On Emir (7-8 Ağustos 1921)1. Her ilçede Tekalif-i Millîye Komisyonu2. Aile başı 1 kat çamaşır, 1 çorap, 1 çarık3. Kumaş, bez, kösele vb. mallardan %404. Yiyecek maddelerinden %405. Benzin, gaz yağı, makine yağından %406. Taşıtlar ayda 1 kez 100 km ücretsiz taşıma7. Silah ve cephane 3 gün içinde teslim8. Binek ve yük hayvanlarından %209. Sahipsiz mallar orduya ayrılır10. Demirci, marangoz, saraç ordu için çalışır
🔍 Büyütmek için dokunun

Bir Milletin Ortak Seferberliği: Uygulamalar, Sonuçlar ve Sorumluluk Bilinci

Emirler yayımlandıktan sonra ilçelerdeki komisyonlar hızla çalışmaya başladı. Köylerden ve kasabalardan toplanan çarıklar, çoraplar, buğday çuvalları, kağnılar ve hayvanlar cepheye doğru yola çıktı. Birçok aile, kendisi için ayırdığı son erzaktan bile pay verdi. İstenenden fazlasını getirenler, elindeki tek atını ya da öküzünü gözünü kırpmadan teslim edenler oldu. Kadınlar evlerinde çamaşır diktiler, çorap ördüler; zanaatkârlar dükkânlarını ordunun atölyesine çevirdiler. Böylece savaşın yükü, yalnız cephedeki askerin değil, bütün milletin omzuna paylaştırıldı.

Tekalif-i Millîye'nin sonuçları çok yönlüdür. Askerî açıdan ordunun giyecek, yiyecek, cephane ve ulaşım eksikleri büyük ölçüde giderildi; ordu kısa sürede toparlanarak yaklaşan büyük savaşa hazır hâle geldi. Toplumsal açıdan millet, savaşı kendi davası olarak sahiplendi; zengin-yoksul, köylü-kentli herkes gücü oranında katkı yaptı. Siyasi açıdan ise halkın Meclis'e ve Başkomutan'a güveni pekişti; milletin ordusuyla bütünleştiği görüldü. Bu yönüyle Tekalif-i Millîye, Türk tarihinde topyekûn savaş anlayışının en güzel örneklerinden biridir.

Bu uygulamalar bize bugün de önemli bir ders verir: Millî birlik ve beraberlik, yalnız güzel sözlerle değil, herkesin kendi payına düşen sorumluluğu üstlenmesiyle sağlanır. 1921'de bir çift çorap ören kadın, kağnısıyla cephane taşıyan köylü ya da ordu için çalışan bir usta, en az cephedeki asker kadar vatanın kurtuluşuna katkı sağlamıştır. Günümüzde de doğal afetlerde yardıma koşmak, kamu malını korumak, okulda ve mahallede ortak işlere gönüllü katılmak, aynı dayanışma ruhunun yaşatılmasıdır. Maarif Kongresi ile Tekalif-i Millîye'yi birlikte düşündüğümüzde şu sonuca ulaşırız: Millet, bir yandan bugünü kurtarmak için her şeyini ortaya koymuş, öbür yandan yarını kurmak için eğitime yatırım yapmıştır.

Sonuç AlanıTekalif-i Millîye'nin Etkisi
AskerîOrdunun giyecek, yiyecek, silah ve ulaşım ihtiyaçları büyük ölçüde karşılandı; ordu büyük savaşa hazırlandı.
ToplumsalHalkın bütün kesimleri gücü oranında katkı yaptı; millî birlik ve dayanışma güçlendi.
SiyasiHalkın TBMM'ye ve Başkomutan'a güveni pekişti.
EkonomikHazinenin yetersizliği, milletin imkânları düzenli biçimde kullanılarak aşıldı; bedeller sonradan ödenmek üzere kayda geçirildi.
ManeviSavaş, milletin ortak davası hâline geldi; topyekûn mücadele ruhu doğdu.
Tekalif-i Millîye'de İstenen Oranlar%0%20%40%40Kumaş, bez%40Yiyecek%40Benzin, yağ%20HayvanlarOran Dışı EmirlerSilah: 3 gün içindeTaşıt: ayda 1 kez 100 kmAile başı: çamaşır,çorap, çarıkUstalar: ordu için işBedel: sonra ödenecekHerkes gücü oranında: millî birlik, beraberlik ve dayanışma
🔍 Büyütmek için dokunun

Örnekler

  1. Örnek 1Maarif Kongresi'nin Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sürerken toplanması ve Mustafa Kemal Paşa'nın kongrenin ertelenmesine izin vermemesi neyi gösterir?

    Cevabı göster

    1. adım: Tarihlere bakalım: Kütahya-Eskişehir Muharebeleri 10-24 Temmuz 1921, Maarif Kongresi ise 15 Temmuz 1921'dir. Kongre, cephedeki en kritik günlerde toplanmıştır. 2. adım: Böyle bir ortamda kongrenin ertelenmesi önerilmiş, Mustafa Kemal Paşa ise cepheden gelerek kongreyi bizzat açmıştır. 3. adım: Bu davranış, eğitimi savaş bitince düşünülecek bir konu değil, milletin geleceğini belirleyen ertelenemez bir mesele olarak gördüğünü ortaya koyar. Sonuç: Mustafa Kemal Paşa eğitime büyük önem vermiş, askerî zaferin ancak iyi yetişmiş nesillerle kalıcı olacağına inanmıştır. Kongre aynı zamanda halka ve öğretmenlere geleceğe güven mesajı vermiştir.

  2. Örnek 2Mustafa Kemal Paşa'nın Maarif Kongresi'nde dile getirdiği 'millî kültür' anlayışının temel özelliklerini açıklayınız.

    Cevabı göster

    1. adım: Eski devrin hurafelerinden uzak olmalıdır; yani akla ve bilime dayanmalıdır. 2. adım: Milletin yaratılıştan gelen özellikleriyle ilgisi olmayan yabancı fikirlerden ve Doğu'dan ya da Batı'dan gelen etkilerden bağımsız olmalıdır; taklitçi olmamalıdır. 3. adım: Millî karakterimize ve tarihimize uygun olmalıdır; Türk milletinin dilini, tarihini ve değerlerini temel almalıdır. Sonuç: Bu anlayış, eğitimin hem millî hem de akla ve bilime dayandığı için çağdaş olmasını ifade eder.

  3. Örnek 3Başkomutanlık Kanunu ile Tekalif-i Millîye Emirleri arasındaki ilişkiyi sebep-sonuç bağlamında açıklayınız.

    Cevabı göster

    1. adım (Sebep): Kütahya-Eskişehir yenilgisinden sonra ordunun hızla toparlanması ve kararların hızlı alınması gerekiyordu. 2. adım (Çözüm): 5 Ağustos 1921'de Başkomutanlık Kanunu ile TBMM, kendi yetkilerini üç ay süreyle ve Meclis adına kullanılmak üzere Mustafa Kemal Paşa'ya verdi. 3. adım (Sonuç): Mustafa Kemal Paşa bu yetkiye dayanarak 7-8 Ağustos 1921'de Tekalif-i Millîye Emirleri'ni yayımladı. Sonuç: Başkomutanlık Kanunu, Tekalif-i Millîye Emirleri'nin hukuki dayanağıdır; emirler ise bu yetkinin ilk önemli uygulamasıdır.

  4. Örnek 4Bir kasabada 120 hane bulunmaktadır. Kasabanın tüccarlarının deposunda 900 metre bez, ambarlarda 5.000 kg buğday ve kasaba halkının elinde 150 binek ve yük hayvanı vardır. Tekalif-i Millîye Emirleri'ne göre bu kasabadan orduya ne kadar destek alınır?

    Cevabı göster

    1. adım (Giyecek): Her aile bir kat çamaşır, bir çift çorap, bir çift çarık verir. 120 hane → 120 kat çamaşır, 120 çift çorap, 120 çift çarık. 2. adım (Bez): Kumaş ve bezin %40'ı alınır. 900 × 40100 = 900 × 0,4 = 360 metre bez. 3. adım (Buğday): Yiyecek maddelerinin %40'ı alınır. 5.000 × 0,4 = 2.000 kg buğday. 4. adım (Hayvan): Binek ve yük hayvanlarının %20'si alınır. 150 × 20100 = 150 × 0,2 = 30 hayvan. Sonuç: Kasaba orduya 120'şer kat çamaşır, çift çorap ve çift çarık; 360 metre bez, 2.000 kg buğday ve 30 hayvan verir. Alınanların bedeli sonradan ödenmek üzere komisyonca kayda geçirilir ve sahiplerine makbuz verilir.

  5. Örnek 5Tekalif-i Millîye uygulamalarında komisyonların kurulması ve alınan malların bedelinin sonradan ödenmek üzere kayda geçirilmesi neden önemlidir?

    Cevabı göster

    1. adım: Komisyonlar, toplama işinin her ilçede belli kurallara göre, düzenli ve denetimli yürütülmesini sağladı. 2. adım: Oranların herkese aynı uygulanması, yükün halk arasında adil biçimde paylaşılmasını sağladı. 3. adım: Alınanların kaydedilip makbuz verilmesi ve bedelin sonradan ödeneceğinin belirtilmesi, uygulamanın bir yağma ya da keyfî el koyma olmadığını gösterdi. Sonuç: Bu düzen, halkın devlete olan güvenini korudu; halk, verdiği katkının kaybolmayacağını bilerek fedakârlığa daha istekli katıldı.

  6. Örnek 6Tekalif-i Millîye uygulamalarını 'millî birlik, beraberlik ve dayanışma için sorumluluk alma' açısından değerlendiriniz ve günümüzden bir örnekle ilişkilendiriniz.

    Cevabı göster

    1. adım: Tekalif-i Millîye'de her aile, her tüccar, her usta ve her köylü kendi imkânı ölçüsünde orduya katkı yaptı; kimse savaşın dışında kalmadı. 2. adım: Bu katkılar sayesinde ordunun eksikleri giderildi ve ordu yaklaşan büyük savaşa hazırlandı. Yani bireylerin küçük sorumlulukları birleşerek büyük bir güç oluşturdu. 3. adım: Günümüzde deprem ya da sel gibi afetlerde yardım kampanyalarına katılmak, kan bağışı yapmak, okulda ortak işlere gönüllü olmak aynı ruhun örnekleridir. Sonuç: Millî birlik, herkesin kendi payına düşen sorumluluğu üstlenmesiyle sağlanır; Tekalif-i Millîye bunun tarihimizdeki en güçlü örneklerinden biridir.

Kavram Kartları

1 / 8

Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.

Etkinlikler

Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.

  1. 1Maarif Kongresi aşağıdaki gelişmelerden hangisi devam ederken toplanmıştır?

  2. 2Mustafa Kemal Paşa, Tekalif-i Millîye Emirleri'ni yayımlama yetkisini aşağıdakilerden hangisine dayanarak kullanmıştır?

  3. 3Aşağıdakilerden hangisi Tekalif-i Millîye Emirleri arasında yer almaz?

  4. 4Mustafa Kemal Paşa'nın Maarif Kongresi'nde 'millî karakterimize ve tarihimize uygun' bir kültürden söz etmesi aşağıdakilerden hangisini amaçladığını gösterir?

  5. 5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.

    • Maarif Kongresi'nin ertelenmesi önerilmiş, ancak Mustafa Kemal Paşa kongreyi bizzat açmıştır.
    • Başkomutanlık Kanunu ile TBMM'nin yetkileri süresiz olarak Mustafa Kemal Paşa'ya verilmiştir.
    • Tekalif-i Millîye Emirleri'ne göre yiyecek maddelerinin yüzde kırkına el konulmuştur.
    • Tekalif-i Millîye'de halktan alınan mallar için hiçbir kayıt tutulmamış ve bedel ödenmesi düşünülmemiştir.
    • Tekalif-i Millîye uygulamaları, Millî Mücadele'nin topyekûn bir millet mücadelesi olduğunu gösterir.
  6. 6Aşağıdaki kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

    Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.

  7. 7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.

    1. 15 Temmuz 1921'de Ankara'da toplanan Kongresi'ni Mustafa Kemal Paşa bizzat açmıştır.
    2. 5 Ağustos 1921'de çıkarılan Kanunu ile Meclis'in yetkileri Mustafa Kemal Paşa'ya verilmiştir.
    3. Tekalif-i Millîye'ye göre her aile bir kat çamaşır, bir çift çorap ve bir çift verecekti.
    4. Emirlerin uygulanması için her ilçede bir Tekalif-i Millîye kurulmuştur.
    5. Halkın elindeki ve cephane üç gün içinde orduya teslim edilecekti.
  8. 8Ağustos 1921'de bir ilçedeki Tekalif-i Millîye Komisyonu şu tespitleri yapmıştır: İlçede 400 hane vardır; tüccarların deposunda 1.500 metre bez ve 600 kg sabun bulunmaktadır; ambarlarda 20.000 kg buğday, halkın elinde 250 binek ve yük hayvanı ile 40 kağnı vardır. Komisyonun orduya göndereceği desteği hesaplayınız, kağnıların nasıl kullanılacağını belirtiniz ve bu uygulamanın millî birlik ve dayanışma açısından anlamını değerlendiriniz.

Kısaca

  • Maarif Kongresi: 15 Temmuz 1921'de, Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sürerken Ankara'da toplanmış; ertelenmesi önerildiği hâlde Mustafa Kemal Paşa kongreyi bizzat açmıştır.
  • Millî Eğitim: Mustafa Kemal Paşa açılış konuşmasında hurafelerden ve Doğu'dan ya da Batı'dan gelen yabancı etkilerden uzak, millî karakterimize ve tarihimize uygun bir eğitim ve kültür anlayışını savunmuştur.
  • Çağdaş Eğitim: Kongre, eğitimin bilimsel, uygulamaya dönük ve bütün millete yaygın olması gerektiği düşüncesiyle Cumhuriyet dönemi eğitim inkılaplarının ilk işaretlerinden biri olmuştur.
  • Başkomutanlık Kanunu: 5 Ağustos 1921'de TBMM, ordunun güçlendirilmesi için kendi yetkilerini üç ay süreyle Mustafa Kemal Paşa'ya devretmiştir.
  • Tekalif-i Millîye: 7-8 Ağustos 1921'de yayımlanan on emirle ilçelerde komisyonlar kurulmuş; halktan giyecek, yiyecek, silah, taşıt ve hayvan desteği alınmış, el konulan malların bedeli sonradan ödenmek üzere kayda geçirilmiştir.
  • Dayanışma: Tekalif-i Millîye uygulamaları, ordunun Sakarya'ya hazırlanmasını sağlamış; savaşın yükünü bütün milletin paylaştığı topyekûn bir mücadelenin örneği olmuştur.

Bu dersin öteki kaynakları